forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BEKİR COŞKUN’A 'BİR ÇİFT' SÖZÜM VAR…

Aktif .

umit_otan_120ÜMİT OTAN - EGE'DEN  

Farkında mısınız, çok tanınmış, çok para kazanan, çok popüler köşe yazarlarımız, yalnızca işlerinden oldukları zamanlarda medyanın ne denli kötü günler yaşadığından yakınıyorlar. Oysa o kötülükler hep vardı. İçimden, Bekir Coşkun’la biraz sohbet etmek geldi…

Sayın Coşkun,

İHA mahreçli yayınlanan açıklamalarınızı okuyunca, yüzümde bir tebessüm oluşmadı desem yalan olur.

"Neden medyanın sorunları ülkenin başına bela oluyor? Nedir bu kaypaklık? Nedir bu iki yüzlülük? Nedir bu korkaklık?" diye sormuşsuz ve bir an önce de kendine gelmesini istemişsiniz.

Sayın Coşkun, siz Günaydın’da iken de, Hürriyet’te iken de, Habertürk’te iken de  kaypaklık, iki yüzlülük, vurdumduymazlık, görmezden gelme yaşanıyordu. Yaşanmıyor muydu yoksa?

Neden medyamızdaki tüm çarpıklıklar “içindeyken” akla gelmiyor sayın Coşkun?  Onca güçlü ve varsıl yazarlarımız, “Kovulduk Ey Halkım”ların hiç olmazsa birkaç ayrıntısını neden “içerideyken”  yazmayı akıl edemediler?

Size bir-kaç sorum var, Sayın Coşkun,

Hürriyet’te  “sendikadan çık emri” geldiğinde, siz ne yaptınız?

Genel müdürünüz, “Sendika aleyhimize oluyor” dediğinde nasıl bir tepki gösterdiniz?

Çalıştığınız yıllar boyunca örgütsüz bırakılmış “genç çocuklar” kapı önüne konurken  bir şeyler yazdınız da biz mi görmedik.

Açıklamanızda gençler için kaygı duyduğunuzu belirtmişsiniz, bu kaygıları “içerideyken” de dile getirdiniz de biz mi farkında olamadık.

Sayın Coşkun, eğri oturup, doğru konuşalım.

Ne siz ne de sizin durumunuzda olan, gelecek kaygısı taşımayan, aç kalma, kirayı ödeyememe, çocuğuna süt alamama korkusu olmayan “güzide” yazarlarımız hiçbir zaman “babayiğitlik” gösteremediniz.

“Nedir bu korkaklık” diye sormuşsunuz…

Ecirler nasıl korkmasın?

Sendikası yok, örgütü yok, şöhreti yok. Zar zor geçindiği parasını kazandığı işini kaybedince aç kalacağını, sürüneceğini biliyor.

Bugünlere “tuzu kuruların”, “yukarıdakilerin” vurdumduymazlığıyla gelindi sayın Coşkun.

Ayvalık’taki yazlığınızda iyi bir tatil yapmayı düşündüğünüzü, sonra salim kafayla birçok medya kuruluşundan gelen teklifleri değerlendireceğinizi söylemişsiniz.

Yıllardır deste deste kapı önüne konan gençlerin ne kafasını dinleme olanağı oldu ne de kapılarında sıraya giren yeni iş teklifleri…

Sayın Coşkun,

Popüler yazarlarımızın işten çıkarılmalarının ardından “mağduru oynamaları” neredeyse moda oldu.

Maddi sıkıtı var mı?

Yok.

İşsiz kalma korkusu var mı?

Yok.

Bir kişi için koparılan fırtına neden o zaman?

Asıl ikiyüzlülük  bu değil mi?

İşin özü şu:

Ne yapılacaksa “içindeyken” yapılacak.

Yıllarca içinde olup, bir çok şeyi sineye çekip, terk etmeyip, ancak kapı önüne konulduktan sonra “kovulduk ey halkım”lara sığınmak, ne ala…

Bizde Eğitmenler adıyla bilinen The Educators  filmini bilmem izleme olanağını bulabildiniz mi Sayın Coşkun?

Milyonlar açlıktan kırılırken, açgözlülüğün, savurganlığın, şımarıklığın, fütursuzluğun, vurdumduymazlığın, vardığı boyuta isyan eden üç pırıl pırıl gencin öyküsüydü. Bir sahnede, o gençlerden biri sevgilisine şöyle diyordu:

“Eğer görüyorsan, içinde yaşayamazsın…”

Bilmem meramımı anlatabildim mi Sayın Coşkun…

umitotan@gmail.com


DKM ARŞİVİ