forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Ben Polisin Senaryo Yazanını Severim

Aktif .

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Zengin aile tarafından evlat edinilen fakir çocuğun yeni çevresine ve çevresinin ona uyum sağlarken başından geçenler bizim yoğunluğu olan bir toplumsal  meselemiz mi bilemiyorum!

Ülkemizde kaç zengin aile fakir kimsesiz çocuk evlat edinmekte  ve bu bağlamda  sorunlar yaşanmakta  bunu cevaplayacak ciddi bir  rakkamsal veri yok elimde, ama herhalde böyle bir sorun var ki  azim azim dizisi yapılıyor .

Çünkü uygar dünyada diziler günlük yaşamlarımızdaki sosyolojik meseleleri yansıtan   hayali ilişkiler imalatından sorumludurlar, buna ‘kamu yayıncılığı diyorlar.

Bu dizilerin yazarlarının , yönetmenlerinin  ideolojik ve moral açıdan bu nedenle  mesuliyetleri vardır.

Bu  bağlamda Orange County (OC) Med Cezir dizimiz yeni sezonda  milletimize hayırlı olsun.

Dizinin Genç Jönü  Hülya  Avşar’dan takdir kazanmış bulunuyor, bu onayda  milletimize hayırlı olsun.

Bende kendisine başarılar dilerim, hem Çağatay hem Ulusoy olup Amerikan dizisinde oynamak zaten başlıbaşına orijinal bir durum. 

Tutmazsa da sorun yok, ‘Yaman’ın Yolu’ diye devam eder....dizilerimiz gece hayatı gibidir, devamlılık ister biliyorsunuz. 

İzleyici olarak öyle arıza çıkartıp tutturmazsanız onlar bir yolunu bulup yola devam ederler. Ben bunu kabul ettiğimden beri çok rahatladım .

Diziler  ve filimlerde  oyunculuklar  içinde kabulleniş içindeyim, kimileri buna ‘pes etme’ diyebilir . 

Oyunculuk benim için artık mankenlik ön deneyim ve yarışmasından neşet eden bir artistik  defermasyon , bunu kabul ettim rahat ettim. 

Bu ruh halim milletime hayırlı olsun.

Artık  televizyon hayatımızın yeni mankenlerini bekliyorum .

Medya tahakkümü bizler farkında olmadan  ve doğalmış gibi yenilenen tekrarlarla terbiye ediyor , ben epey terbiye oldum. 

Özellikle diziler  kadının nasıl olması gerektiğini de öğretti ve kabul ettirdi. 

Asıl bu meseleyi kayda geçirelim. 

Eril , erkek  medyanın esas başarısı budur. 

Özkök’ün kadından yana görünüp tam aksi kaleye golü budur  hala boş vakitlerinde çakmaktadır.

Medya dünyasının, dizilerin, filimlerin oyuncularına gelince ;

Bu medya düzeni içinde dizi oyuncuları zaten medya aklına göre olmaları gereken ‘şey’e dönüşeceklerinden oyunculuğun gereği , veya sanat okullarının varlığı bile artık tartışmalıdır .   

Devlet konservatuarı yerine Devlet Cast Ajansları , veya Yarışmalardan Sorumlu Devlet Bakanlığı kurulması dahi düşünülebilir, şaşmam.

Oyunculuk , sanat falan filan bu noktada  düşünülecek şeyler değil aslında buna gelene kadar medyanın tahakkümü meselesi var halledilecek.

Medyanın  korkunç tahakküm alanını yok edebilmenin yolu  bu sembolik iktidarın, ve şiddetin güç alanlarını yani sosyal ve sembolik sermayenin  modunu değiştirme .

Buna  bilinçli olmak filan yetmez  ahlak, kararlılık, cesaret, yüksek amaçlar ,toplumsal ve siyasi  bir mutabakat , bu medyanın gurusu kurucusu Özkök’ün onayı ve kimbilir daha neler lazım. 

Bunun gerisinde  olanlar  kayıkçı kavgaları , o kovulmuş, bu kovulmuş, özgürlükmüş filan laf, bir günlük nafakası olmadan kapı önüne konulanlar değil kovulma kahramanları , köşe kapmacada açıkta kalanlar. 

Bu güne kadar kapsamlı medya eleştirisi yapanları tenzih ederim.

Çok da umutsuz bir tablo çizmek istemem , çünkü  ilginçtir bu medya  ;  şiddet ve iktidarına maruz kalan bizlerin  katkısı ve onayı olmadan düzenini kuramaz ve devam ettiremezdi.....

Biz nasıl razı geldik, ya da fark etmedik kayda geçsin.

Başımıza gelenlerden sorumluyuz kayda geçsin.

Hala aklımız başımıza gelmiş değil kayda geçsin.

Bu medya ve sinema düzeninde anlamamız ve  bilmemiz gereken ;  düzeneğin  en önemli ayağı ‘kadın’ın kendisine uygulanan  sembolik şiddeti çoğu zaman fark etmeden kabullenip onayladığıdır.

Kadınlığımıza af edersiniz yuh olsun bu da kayda geçsin. 

Moda, kozmetik  bedeni üzerinden duyduğu kaygıyı kullanırken kadının , gene kadını kullanır , bu kadın üzerinden oynan ama kadının başrolde olduğunu zannettiği fakat  figüran olduğu bir büyük oyundur. 

Para kazanır , ve her sene  sırayla saçlarını sallarlar,  şampuan aynıdır, kızlar değişir değişim neye göre diye sorarsanız ‘güvenilirlik’ derler, anlaşılması zordur 

Sabun alırken kim kime niye güvensin , varsa böyle bir  güven, üründür.

Diyelim ki gıcık olduğum bir artist kullandığım marka şampuanın reklamını yaptı  , kızıp vaz mı geçeceğim  o markadan , bu manyaklık  çok geyik kaldırır, ürünle güven tazeleyene kadar bu sefer reklamını beğendiğim artistin yaptığı markaya mı geçeceğim? 

Şampuan reklamıyla aramda güven bunalımı var deyip farklı marka mı deneyeceğim ?

Ben kafamı yıkamak için kullandığım sabuna niteliklerine bakıp karar veremiyecek kadar değersiz, başkalarının aklıyla hareket eden salak mıyım ?

Hadi diyelim güvendiğim artist reklamını yapıyor aldım ürünü, sonra kadın sapıttı evli bir erkeği ayarttı mesela , şahsen ben sevmem öyle şeyleri haydaa güvendiğimiz kadın şey çıktı diye gene şampuan markası  mı değiştireceğiz ?

Kadın öyle değil işte böyle değersizleştirilir.

Kadınların   medya tarafından  değersizleştirilirken  kurtuluşu gene erkek medyada ve aktörlerinde aramaları çok hazindir. 

Rasyonel gibi görünür  iktidar oyununun  güçlü sahibi erkeklere  sığınmak   , ayı inine girmek gibi bir şeydir aslında  ve razıdırlar !

Sembolik iktidar gücü için ayı inine girmek....dilim tutuldu kayda geçsin.

Bazıları da sonra güzel intikam alırlar, ‘Kafa Kopartma’ sözleri kayda geçsin.

Bu yüzden magazini önemserim, belgeler, bilgiler onlardadır, çağın antolojisini arşivlemişlerdir.  Yere göğe sığdırılmayan, medyanın  iş, şöhret, itibar sahibi kadınlarının bazılarının gerçeği oralarda saklıdır ve bir gün eril toplum araştırmalarında mutlaka kullanılacaktır.

Medyanın erkekler tarafından koyulan yasalarına uymayan dışlanır, değiştirmek istemeniz filan gerekmez, uymazsan  en hafifinden dışlanırsın yok farzederler seni.  

Gerekçeler iftira , yalan içerirse ayrıca kafanda çömlek patlar. 

Kadınlar için medyada var olmak  zor seçimdir, siyahlar için derilerinin rengi neyse, medyada kadınlar için cinsiyetleri  odur .

Bu ağır sözler kayda geçsin.

Beyaz Türk’ler arasında kadın  cinsiyeti yoktur. 

Beyaz Türk’ ler erkektir.

Beyaz Türk’lerin esas sırrı budur.

Bu gerçeği  duyun istedim , benim  feminist olmak gibi iddialarım  yok   ama açıklamak bana kaldı benim diyen feminist açıklayamadı  kayda geçsin.

Bütün erkekler  mi beyazdır , hayır. 

Medyanın  bu hakimiyetine kahrolan çok erkek var  tanıdığım ; yayıncılar, yönetmenler, oyuncular, artistik  , teknik alanda görev yapanlar, hatta elimden bir şey gelmiyor diyen üsdüzey yöneticiler ......ama unutmayalım eril medya iktidarının  bir grup erkeğinin  diğer erkekler üzerindeki hakimiyetini de düşünmemiz gerekir .

Ekranlara yansıyan medya tartışmalarının bakışı gene eril medyanın sınırları içinde olduğundan hiç birini   ciddiye almıyorum .

Medyamızda, televizyonlarımızda samimiyetle ciddiye aldığım tek tartışma şu aralar  Bülent Ersoy Ajda Pekkan kavgasıdır. 

Bu bir dönüşümün müjdesidir, Ajda’ya kafa tutmak kimsenin harcı değilken Bülent Ersoy bu cesareti göstermiştir. 

Ajda Pekkan vesayetine son vermiştir.

Hoş o her zaman cesur bir insan olmuştur, yaşadıkları, sosyal meseleler üzerine daha kimse cesaret edemezken söyledikleri ortada.

Medyamızın son yıllarda en cesur, en ciddi, en siyasi içerikli kavgası her ne kadar magazinel özellikte görünsede, şüphesiz Ajda Pekkan Bülent Ersoy kavgasıdır.

Milletimize Hayırlı Olsun .

Bu kavgada  magazinel özelliğin içinde pek çok şey saklıdır. 

Keşke dava televizyonlardan naklen yayınlansa, yakın tarihimize ışık tutar . 

Bülent Ersoy adalet tecelli ettiğinde  beraat ederse nerede olursam olayım ‘Yaşasın Adalet’ diye ayağa kalkacağım , ama barışacaklarını düşünüyorum , birileri mutlaka barıştıracaktır aksi büyük bir zihniyet değişikliği demektir.

Medyamızda bir  başka  olumlu gelişme de aslen polis olan  Kanal D üstdüzey yöneticisi İrfan  Şahin’in  dizi senaryosu yazması , Kayıp dizisi onun hikayesiymiş , geçen senede Amerikalı’lar bizimkilerden daha önce ‘Missing’ olarak bir dizi çektiler  o hikayede ( kadın ve kaçırılan oğlu )  İrfan Bey’in mi bilmiyorum , eğer öyle ise  bu büyük başarıdır. 

Buradaki hikayede bazı değişiklikler var tabii  tekrar tebrik ederim, ama asıl söylemek istediğim  ben polisin gaz sıkanını kafa yaranını  değil İrfan Bey gibi senaryo yazanını severim.

Diğer polislerimizinde   İrfan Bey’i örnek alarak  onun  izinde gitmelerini umuyorum.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN