Yazdır

Kulplu Demokrasi... Ve Kokus (Caucus )

Aktif .

ETİKETLER:Necef Uğurlu

NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN

Taksim Direnişi sayesinde öğrendik ki bizim iktidarın demokrasi anlayışı kulplu hemde çok kulplu bir demokrasi, ne var ki  hangi kulpu tutsak elimizde kalıyor.

Çok laf sığdırmak , her argümana bir kulp takabilmek için at yarışı anlatan spikerlere dönen iktidarın ‘kokus’ u yani kliği olmayı kabullenmiş bazı  kalemler , aydınlar  ve ekran gazetecilerinin Gezi Direnişine  taktıkları  kulp listesi hayli uzun.

Gezi direnişiyle ilgili olanlar  şöyle gidiyor , parantez içleri cevabımdır ;

‘Askeri vesayet kalktı ama  şimdi sivil vesayet deneniyor.’

(Telaşa gerek yok esas mevzuu zaten sivil vesayettir , ona dokunamadınsa biz ne yapalım, ama Gezi Direnişi tam da bu noktada bütün vesayetlere baş kaldırmıştır , bunu anlamamakta ve birleşmemekte , düşmanca tavır ,ısrar niye  ? )

‘Gezidekilerin ağaç sevgisi tamam ama bunlar aslında  darbe yapmak istiyor.’

(Neyle, nasıl  yapacaklar darbe,  ağaçların üstüne tüneyerek mi  ? Bunlar dalları da kırmaya kıyamazlar  sopa yapmak için )

‘Gezi’dekiler daha önce düzenlenen  Bayrak mitinglerin devamıdır.’

(Yani Gezi  Direnişini hapisten Tuncay Özkan, emekli Paşalar mı mobilize etti, siz çok yaşayın emi.)

‘Başından beri polisin şiddetini savunmuyoruz, zaten Gezi’deki şiddeti belediye zabıtaları yapmış.’

(Çok rahatladım, yaramaz belediye zabıtalarıymış meğer memleketi bir aydır karıştıran )

‘Masum olarak başlayan Gezi Direnişi aylar öncesi planlanmış.’

(Ne ayları , yıllardır susuyorlar internette içlerini birbirlerine döke döke hal oldular, ee artık bir yerde buluşalım tanışalım  dediler )

‘Zaten Mehmet Ali Alabora direnişin oyununu sahnelemiş , direnişin başı odur.’

( Bravo , bingo !  Shakespeare’de  zaten babası ölünce amcasıyla evlenen annesine takıp kafayı sıyıran Hamlet’i yazarken doğudaki bu tür evliliklere zemin hazırlamıştı, onunda yakalanması lazım.)

‘Biz  üç ay önce birşeyler olacağını biliyorduk , ama ağaçtan çıkacağını tahmin etmedik.

Paris cinayeti gibi bir şey bekliyorduk.

İktidarı yıkmaya yönelik sivil darbe girişimi aklımıza gelmedi.’

(Bakın bu lafları böyle sıralayınca  Orta Doğu’lular size bir tarafıyla  gülüyor , sonra orantısız zeka kullanıyoruz dediklerinde  kızıyorsunuz. Üç ay önce umduğunuzu bulamadıysanız , Paris Cinayeti gibi bir şey olmadıysa , size direniş bir sürpriz yaptıysa  kızıp saçmalamak zorunda mısınız ?  Halbuki Amerikan İstihbaratı bile şu dar dünyada kaç sürprizle karşılaştı  , olgunlukla karşılıyorlar , yanılmışız arkadaş diyorlar.  )

‘Direniş çözüm sürecini sabote etmek içindir.’

(Yahu her cümlede madara olmak için  topluca ant mı içtiniz . 

Gezi direnişi Lice’de ki şiddete karşı destek verdi, insani boyutuna bakıyor gerisi devletin görevi diyor , uyuşturucu barolarıysa sorun ,  yakalasın devlet .   Gezi direnişi uyuşturucu baronları yakalandılar da hayır mı dedi ?)

‘Dindarlara karşı düşmanlar.’

(Dininde diyanetinde, çalmayan çırpmayan, haksızlıklara karşı çıkan, paraya tenezzül edip kafa sallamayan , dünya nimetlerinden yararlanmak yerine insani değerler, ahlaka önem veren  dindar insanlara mı  bu direniş ?  Yapmayın din kardeşiyiz )

‘Murat Belge’ye hanımı Hale Soygazi baskı yapmış , ondan akillikten ayrıldı içerden duyum  emin yerden )

(Şahane bir gazetecilik, evlerini mi dinlediniz ? 

Hale Soygazi ‘Murat akillik yaptığını duymayacağım fena yaparım’  mı dedi , varsa ses görüntü kaydı dinletin ....neşemizi bulalım. 

Kaldı ki  Murat Belge eşini dinlemeyip  kimi dinleyecek , Kezban’ı mı ? 

Sayın Başbakanımızın konuşmalarında  daima eşi Hanımefendi Başbakanımızın arkasında ,   kafasını sallayarak kendisine onay veriyor  ,  milyonlarca insan yıllardır izliyoruz .

Demek Başbakanımız  da eşini dinliyor , Başbakanımız eşinin tasvip etmediği bir konuşma yapsında görelim ! 

Hanımefendi ‘Beşik Sallayan eller dünyayı sallar’ sözünü etmiş bir insan, ben bunu yazdıktan  kısa bir süre sonra kovulmuştum Star Gazetesinden . 

Şimdi Murat Belge eşini dinledi diye niye kabahat oluyor, bu memlekette eşinin sözünden çıkana erkek denmez  ! 

Sadece Başbakan eşinin sözünü dinler diye bir şeyi demokrasimiz kabul edemez. )

‘Kemalist Darbe provokasyonu var.’

(Daima olmuştur  kardeşler, ne fenalık var bunda ? Ama bu sefer Gezi Direnişine sahip çıkmak için kuyruğa girmeleri lazım, sırada  çekilişe katılmak isteyen çok müşteri var. )

‘İstanbul sermaye gurubu  istikrardan memnundu, çıkarları açısından onlar kazanıyordu, daha zengin oldular ,  demek bizi sevmemişler.’

(Kıyamam ben sana şaşkın Elif Çakır , böyle boynu bükük durursan ağlarım. Teknede Doğum günleri, şiirler, sonra sevmediler beni demek arabeski içime dokundu....

Elif Çakır (TV 8 Gökmen Karadağ 8. Gece ) önemli bir şeyi burada açıklamış. 

Fakat  sitemini iktidara yapması lazım, İstanbul sermayesini  zengin etmek için mi iktidar oldunuz  ? 

Elif Hanım samimiyetle anlamaya çalışıyor  , ha   gayret meydanda ki kalabalığa yaklaşıyorsun Elif Çakır biraz daha zorlarsan katılacaksın.

Evet hem daha da zengin oldular hemde başımıza akil kesildiler, nasıl inmeyelim meydanlara, nasıl çoğalmayalım, kendi ağzınla söylüyorsun.

Sana en güzel cevabı Kızılırmak Şiiri verir Hasan Hüseyin’in. Sabah akşam kahvaltıdan ve akşam yemeklerinden sonra durmadan oku derim. .....

.................Bir karanfil takmak yakaya

      Belkide bir orkide

                 bir baloya gitmek

                             gitmemek

                  Bir kumar partisi belki de

                  onlarca hep birdir a benim gülüm,

                  onlarca hep aynı değerde

                  afrika’da kaplan ve zenci avıyla

                  bir atom savaşı ve toptan ölüm.........

 

‘Direnişçiler  tuzu kurular, Etiler Bebek tarafından.’

 

(  Duyanda Gezi Direnişi insanları  Lucca’dan boşaldı geldi zanneder, o kadar kişiyi alan sosyete lokantası  kafesi daha yapılmadı, geriye gazetelerin 2. Sahifelerindeki ‘sosyete’ güzelleri kalıyor , kardeşim onlarında Taksim Gezide ellerinde ‘geren krem’ torbalarıyla  gaz yemeği göze alacaklarını mı düşünüyorsunuz . Mesela güzeller güzeli, şıklar şıkı  Feryal Gülman’ı Gezi Direnişinde düşünebiliyor musunuz birbirinden marka  kıyafetleri çadırının askısında bu gün tomalara karşı ne giyeyim  bunalımı geçirirken, kuaför yan çadırda, ve elbette etkinliklerde verdikleri pozları çekmeye hazır fotoğrafçıları  .....offf )

‘Amaçları ideolojik.’

(Kardeşim sizin hesabınıza göre Bebek, Etilerden ideoloji çıkıyor, keşke yahu keşke, memleket cennet olur. )

‘İşin içinde sol örgütler var, sol partiler var.’

(Varsa var, ne mahsuru var, sağ serbest minibüsü mü memleket !)

‘Serdar Erener direnişin arkasındaki isimdir.

Reklamcılar direnişin planlayıcısıdır. Zaten ‘ Kart Solcular’  bunlar ve işçi partisine oy verirler.  Az  kazanayım ama bunlar gitsinler diyorlar. 

( Durum böyle  ise,  beğenmediğiniz ‘Kart solcular’ sizin ‘Genç Sağcılar’dan daha etkili ve akıllı demek . Kendi medyası tarafından karizması çizilen ilk iktidar partisi olarak dünya tarihine geçtiniz . Nitekim Sayın Nabi Avcı , ‘Muhalefetin 5 yılda yapamadığını biz 5 günde yaptık’ demedi mi ? Bari kendinizden olana inanın ! Nil Karaibrahimgil’i unuttunuz , her yeni açılan televizyonun tanıtım , jingle müziği ,  ne varsa o söyler, hatta öyle ki biz yeni bir eski televizyon açılıyor, hiç bir şey değişmiyor  sinyalini onun sesinden anlarız !  )

Bu sözleri yandaş , candaş televizyonlardan  işittik, hepsi kayda geçti, kimler olduğu nerelerde söylendiği kayıtlarda.

Ekranları bir siyasi hareketin , partinin destekçilerinin propoganda ve müzakere toplantılarına çevirdiler.

Bunlar ‘Caucus’  (Kokus okunur ) grubu korosudur, yaptıklarının  gazetecilik, aydın olma , siyasetçi ahlakıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur.  .  

Eski Yunan Trajedilerinde ki koro gibi Sayın Başbakan’ın sözlerini koro halinde tekrar etmektedirler. 

Fark,  söz  koronun  bir Yunan Trajedisi Korosu  değil bir ‘Türk Komedi Korosu’ olmasıdır.

Politika belirlemek gibi bir yetkileri de yoktur, acı olan aralarında çok değerli insanların da olduğu gerçeğidir , dinledikçe içim yanmaktadır.  

Ama pek çok  gazeteci, akillerin iktidar kliği (caukus ) haline geldiği açıktır.

Son zamanlarda tartışmalarda  ayrışmayı ‘Biz’ kelimesini kullanarak pekiştirmektedirler.

Siyasi baskı yapmaktadırlar.

Gazetecilerin durumu budur, ancak ABD’de alt komisyonda tanıklık ifadesiyle  Kadri Gürsel 

medyamızın namusunu tek başına kurtarmaya çalışmıştır, ve başarmıştır , meslek sınırları içinde gerekeni konuşmuştur önemle kayda geçsin mümkünse izleyiniz.

Gürsel gerçekleri bir gazeteci sorumluluğuyla dile getirmekten korkmamıştır. Hele 2008‘den beri Türk Basınında tek bir ‘corruption’ (Çürüme, yolsuzluk) haberi yapılmamış olduğu olgusu üzerine ifadesi dinleyenleri bu kadarı da olmaz dercesine güldürmüştür.

Kadri Gürsel yandaş, candaşlar arasında ‘Kokus’un parçası olmayı reddetmiştir, daha ne yapsın kayda geçiriyoruz.

Akillerin  durumu  da  gazetecilerden pek farklı değil, ‘kokus’ olmaya  karşı çıkanlarda var aralarında , kimsenin hakkını yemeyelim. 

Sıkıntılı bir durum açıkça ortada gerek gazeteciler, gerek aydınlar, gerek akillerle ilgili.

Akil mi olmak , gazeteci mi  olmak yoksa  Kokus’un parçası mı olmak ?

Soru budur kayda geçiriyoruz.

‘Akiller Kokus’u olduğunu da  inkar edemeyiz, Baskın Oran ve Murat Belge’nin yol ayrımını böyle yorumluyor ve kayda geçiriyorum , gönülleri razı gelmedi.

Demokratik yollardan gelen bir iktidarı kimsenin inkar ettiği yok, ama seçim sisteminin ziyan ettiği oylarımızda az buz değil , üstelik  demokratik yollardan gelen iktidarların ülkeyi demokratik bir biçimde idare etmesi gerektiğini kabul etmiyorlar.  

Kılıçdaroğlu bunu hatırlatıyor , her deyişinde kabahatli oluyor.

O,  demokrasiye sahip çıkıyor, şimdi Kılıçdaroğluna sahip çıkmak bir görev oldu.

Kayda geçiriyoruz. 

Kadir İnanır Başbakan’a  genel üslubunun kalabalıklar huzurunda   neden akil toplantılardaki gibi olmadığını sormuş, Başbakanımız da sen filimlerindeki Kadir misin mealinde cevap vermiş.

Kadir İnanır  ‘Sayın Başbakanım   ben  burada filim  çevirmiyorum  ama siz hangisinde  oynuyorsunuz  onu merak ettim diyememiş’  , devlet büyüklerine saygısındandır yoksa taşı cebindedir.

Başbakanımız nerede  hangi rolü oynuyor, ve senaryo nedir sorusu Başbakanımızın Kadir İnanır’a  verdiği , daha doğrusu şakaya vurduğu ,vermediği  bu yanıtta saklı.

Bir gün  yaşadığımız son 10 yılın  nereden nereye geldiğimizin  veya dönüp dolaşıp aynı yere nasıl geldiğimizin  filmi yapılırsa bir oyuncuyla, bir başbakanın karşılıklı geldiği bu sahneyle filme başlamak isterim .

Siyaseti rol yapmak , oyun oynamak olarak kabul eden pek çok siyasetçi geldi geçti , Başbakan onlardan biri değildir diye düşünmüş olmalı ki seçmen  2002 de oyların sadece %35 ile meclisin %60 sandelye sayısıyla başlayan siyasi serüveni  2007 de %47, 2011 de  %50 ye varan oylarla yükseldi.

Şimdi yasaklar yoğunlaştıkça meydanlar kalabalıklaşıyor, baskı arttıkça görünen o ki meydanlar daha da kalabalıklaşacak. 

Bu millet klakson  yasağını ihlal edenlerin belkemiğinden su aldırdığı efsanesi ve fakat bal gibi gerçek olan , arkasında  kendi adına  kurduğu vakfına 630 tapu bırakan ,hatta  tükürük yasağı koyan vali belediye başkanları da gördü.

Velhasıl siyasi hayatımızdan çok tuhaf adamlar geldi bizi buldu . 

Bunların hizmetleri de olmadı değil ama yasakçıydılar.

Bazılarının adları caddelere verildi, üstünden geçtikçe  tüylerim ürperir. 

Bir tanesinin adı pek teveccüh gösterdiği Fenerbahçe Plajına verilse uygun olurdu , ama caddeyi tercih ettiler , bunu  da pek anlamlı bulurum üstünden her gün geçmeyen kalmadı, ruhu şad oluyor mu bilemem .

Yasaksız, silbaştan demokrasi istemenin kabahat olmadığı bir ülke istemeye devam edeceğiz , gelecek böyle istiyor. 

Akil mi olmak , gazeteci mi  olmak , sorumlu yurttaşlar mı olmak , yoksa  Kokus’un parçası mı olmak ? 

Gölgede oynanan oyunlar demokrasimizi karartırken, Başbakanımızın sır dolu dünyasını güvendiği, akil yaptığı bir oyuncu bile açamıyor.

Türk demokrasisi  Ak Partinin 10 yıllık iktidarın sonunda hala sırların iktidarlardan iktidarlara   aktarıldığı bir sırlar dünyası,  ama heyhat dünya artık sır tutmuyor açıldıkça açılıyor.

Demokrasiye bu kadar çok kulp takmak yaramıyor, yakışmıyor.

Sevgi ve bıkkınlıkla   kayda geçiriyoruz.

necefugurlu@gmail.com