forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

N.Ç. OLAYINDA ODAKLANMA SORUNU

Aktif .

necef ugurlu_300NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN 

Çocuklara musallat sapıklarla mücadele kolay bir iş değil. Ve henüz biz bu mücadelenin başında bile değiliz ne yazık ki...

İnsan değerini birinci plana çıkaran bir düzene, değişim sürecine geçmeliyiz. Burada sanırım herkes hemfikir.

 İyileri muhafaza eden kötüleri ortadan kaldıran bir değişim olacak bu, lakin çok zorlanıyoruz.

Çünkü değişim stratejimizdeki eksiklikler, çelişkiler bir yana bu değişim sürecinde itici, öncü  görevi üstlenecek olan medya ne yazık ki kamu yayıncılığı bilincini yitirmiş haliyle işi kendi çıkarlarına uygun hale getiren gazeteci diyemeyeceğim ‘ekran personeli’ yle daha da karmaşık hale getiriyor.

İşi kendi çıkarlarına uygun hale sokma çabaları  derken maksadım elbette sapıklardan yana tavır koymaları değil, asla.

Medya  işlenmiş ve 10 yıldır mahkemesi devam eden bir suçun cezai sonuçlarını beğenmiyor ve hemen herkesin üzerinde hemfikir olduğu suçu kınama ve sadece cezayı az bulma noktasına odaklanıyor.

Sapıklar için idam cezası getirse meclis onları yok edebilecek miyiz, hayır öldür öldür bitmezler.

Demek ki esas konulması ve çeki düzen verilmesi gereken nokta ÖNLEMLER ve ÇOCUKLARI NASIL KORUYACAĞIMIZ. Bir an evvel  bu noktaya odaklanırsak  daha iyi olur.

 Elbette bu korkunç fiilin hukuki boyutu çok önemli  önlemler açısından da  ama unutmayalım ki ‘Kanunların çokluğu çok zaman ahlaksızlıklara özür teşkil eder. Halbuki sayısı pek az fakat pek sıkı tatbik olunan kanunlara sahip bir devletin teşkilatı daha muntazamdır’.(Descartes ) Bu nedenle akademia’nın yapacağı Hukuki  teknik tartışmaları ekrana taşımanın anlamı yok, ekranlarda konuşan hukukçularımız  bu tartışmalarla bir hukuk mücadelesi filan vermiş olmuyorlar , tam aksi izleyicinin dikkatini dağıtıyorlar.

N.Ç Olayını tartışırken focus bozukluğu, bulanıklığa neden olan meselenin temelinde yatan  medyanın kendi içinde ki  hesaplaşma  dili, bu sürecin bitememesi .

Bu çatışmalar ideolojik olsa saygı duyacağım, ama ne yazık ki medyanın okunamayan alt yazısı kamu yararlarından çok uzaktır ve  şudur ;

‘Aslında ben kendi çıkarlarımı , yetkilerimi korumak istiyorum  konuşmalarımı ben merkezli  yapmak, arkama destekçi bulmak içinde referanslar koymak durumundayım, bunu yaparken alakasız saptırmalarım olacaktır şimdiden dost ve müşterilerimden özür dilerim.'

Altyazı budur, aynı altyazı ne yazık ki siyaset ve bürokraside de var. Fikri anlamda ciddi bir ortak suç paylaşıyorlar. Son popüler  teşhis toplumun ikiyüzlülüğüne gelene kadar bu umursamazlık, vurdumduymazlığı, ortak suçu  sorgulamak gerekiyor.

Örnek verecek olursak  Zeki Müren eşcinselmiş, fakat bunu saklarmış, toplumda bu oyunu bozmamış. Bu iki yüzlülükmüş. Rahmetlinin cinsel tercihini açıklayıp açıklamaması, veya kamu önünde  olduğundan farklı görünmesi ve toplumun onun sanatına hürmeten bu konuda üzerine gitmemiş olmasının neresi iki yüzlülük ?  Saniyen N.Ç olayı ile Zeki Müren örneği ne alaka ?

Retorik sıkıntıları yok, N.Ç olayı özelinde odaklanmamız gereken Çocuk Tacizi, İstismarı noktasını  Zeki Müren’in eşcinselliğini açıklamamış olmasından toplumun ikiyüzlülüğüne dayandıran zihniyetle, Yargıtay benim vicdanımın yerine karar veremez noktasına (dini referansla ) gelen  arasında hiçbir fark yok. Hepsi esas konuya  odaklanmayı önleyen yukarıda anlatmaya çalıştığım halı altına süpürülen ortak suçları bastırma çabası haline getiriyor  tartışmaları , belki  maksatları bu olmasa da.

N.Ç olayı özelinde bu tür saptırmalara kaybedecek zamanımız yok , kızlara tecavüz ediliyor, kadınlar öldürülüyor.  Halının altında fare var , pis kokular her tarafa yayılıyor. Bunu çok değer  verdiğim  bir hukukçunun (İstanbul Baro Başkanı Sayın Ümit  Kocasakal ) toplumun değerlerini kaybetmiş olmasına  yorması elbette tartışılabilir, ama değer kaybına delil olarak sunduğu , toplumun eski Türk filimlerine ilgisini kaybetmesi ise, orada kendisine katılmak mümkün değil, o filimler teyze kızına aşık mecnunlarla doludur, yapmayın Allah Aşkına ! İstanbul Baro Başkanı yanlış delil sunarsa ne yaparız !

Elbette Gülden Aydın gibi konuya odaklanmış , focus bozukluğuna geçit vermeyen  bize doğruları aktaran cesur gazeteciler var, Medine Olayında olup  biteni anlatması ciddi bir fikri takip, gazeteciliktir. N.Ç’nin   Av. Reyhan Yalçındağ Baydemir’i de meseleyi doğru ekseninde tutmaya çalışıyor , odaklanmış vaziyette ve focus bulanıklığına geçit vermiyor. Meselelere çözüm getirmesi umutla beklenen , ve böyle bir ağır sorumluluğun altında olan  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı  Fatma Şahin bu çetin yolda başarılı olsun isterim, umarım bu büyük avda onun yanında olması gereken avcı, şahin kadınları tespit ediyordur.

Üzülerek söyleyeyim Ertuğrul Özkök’ün Sitcom Medyasına alternatif olması düşünülen yeni medya N.Ç. olayında başarılı olamadı.

Meselenin üzerine gidemedi, Siirt Olayında sus pus, 80 yaşında torunun torunu yaşındaki kıza sarkıntılık eden adama dokunaklı yazılar yazan, yaşına hürmet isteyen ama N.Ç olayında sus pus kalan  kadın yazarlar N.Ç kadar kendilerini ve gelecek nesilleri  kurban ettiklerinin ya  farkında değiller, ya da korkuyorlar.

Alternatif yeni medya yapılanmaları medyanın mevcut durumunu ele almak yerine Ertuğrul Özkök’le didişiyor. Ertuğrul Özkök belki de zihinlerinde farkında olmadıkları bir saplantı haline gelmiş durumda ,  iyi bir ruh doktoruna görüneceklerine adamı konuk edip duruyorlar.

O da bir memnun bir memnun, önce moderatörlerin  kendisi hakkında övgülerle dolu  açılış konuşmalarını dinliyor zevkle, 20 yıldır kuralları koyan’ power broker’  olarak hakkıdır, kendisini doğramak üzere davet edenlerin gücünü baştan kabullenmelerinden  memnun olmak ! Sonra başlıyor en sevdiği işi yapmaya, kendisini anlatmaya, karşısındakiler Ertuğrul’u doğrayayım derken kendi parmaklarını doğruyor ve kan revan içinde kalıyorlar.

Beyler, Ertuğrul’un kurallarıyla oynamaya devam ederek  Özkök zihniyetini yenmeniz mümkün değil, 4 silah arkadaşıyla  ‘en etkili 10’ listesi yapmış,  Time Magazine’de  dünyada en etkili 100 listesi yaptı, hiçbir aklı selim sahibi insanda   listede  Saad Mohseni  Tom Ford’dan niye daha önce yer alıyor diye sormadı yahu, o listede Seyfülislam KAddafi de var mesela , Özkök ve Dava arkadaşlarının listelerine takacağınıza Time’ın listesinde neden linç edilen Kaddafi’nin oğlu var,  Amerikan Senaryolarında  bu durumun Libya’nın geleceğinde nelere gebe olabileceği ihtimali üzerine düşünseniz helal olsun diyeceğim, hayır siz ne yapıyorsunuz, listede  Sayın Gülen neden Öcalan’dan sonra diye sitem ediyorsunuz , Sayın Gülen bence sizin bu halinize ağlıyor diye düşünüyorum artık.

Özkök  her devrin adamı, öyle olmayı seçmiş,  başarmış, şimdi de sizin sayenizde yeniden yeni  pozisyonunu  ayarlıyor.

 Artık size ‘çocuklar’ filan diye hitap ediyor.

 Model onun modelleri, listeler , seçmelere meraklıdır, dar çevreyi başkaca nasıl ayakta tutabilir , ‘ Altın Kelebek’ ödül alanların  dışında artık kimsenin rağbet etmediği bir dar çevre resepsiyonu olunca bu listeler başladı.

Siz ne yapıyorsunuz alternatif medya, gene Özkök modeli üzerinden mülaj  çıkarıp gelmiş geçmiş en iyi 100 Türk filmini seçiyorsunuz, ama önce 350 tane kendiniz  belirleyip arasından diyorsunuz , internet ortamında demokrasi hiç de zor değil,   ver gelmiş geçmiş bütün filimleri bırak halk seçsin, belirlesin  sende gerçeği gör. Belki sosyolojik anlamda önemli sonuçlar çıkar, belki o zaman seksen dizinin 70’ini kaldırmak zorunda kalmazsınız.Ha siz kaldırılmak üzere dizi imalathaneleri açtıysanız o ayrı tabii.

Ne var ki eleştirdiğiniz  Özkök modeli içinize işlemiş , nasıl ki en iyiyi 100 ‘ü senin belirlediklerin arasından seçiyorsun  Ertuğrul Bey’de  kendi belirledikleri arasından yapıyor bu işi. Gayet de dürüst, ben böyle düşünüyorum diyor.

Siz ne diyorsunuz ,niye, neye karşı çıktığınız belli değil.

 Bu ortamda  26 kişinin sistemli bir şekilde tecavüzüne uğrayan , hemde imaretten yemek almaya muhtaç bir yavrunun hakkını nasıl koruyacaksınız. Alın Siirt Dosyasını, daha beter 100 kişiden bahsediliyor , çok eleştirdiğiniz Fatih Altaylı o listeyi yayınlarsa yayınlar, sizden ümidim yok.

Altaylı’ya fotoğraf olayında kızdınız özel hayatıyla vurmaya kalktınız ama mesleki ahlakı varmış ki bu olayların örtbas edilmesine gönlü razı olmadı, halıyı kaldırıverdi  adam. Evlat, hele kız çocuk sahibi bir babanın vicdanıyla hareket etti , utançlarımızla yüzleşmeye davet etti, ben bu daveti aldım, onun utancı varsa hesaplaşmayacak bir adam değil. Affediciliğine sığındığımız bizi Yaratan Büyük Allah seyirci kalanları, susanları affedecek mi ?

Özkök’le didişmeye devam eden arkadaşlar, bu yol  çıkmaz sokak, değersizlikten şikayet ediyorsanız değerlerinizi koyun ortaya. İşte N.Ç , işte Siirt olayları. Biliyoruz bunlar ortaya çıkanlar daha neler var neler, ama bir yerden başlamak lazım.

 Özkök Allah ömür versin öldükten sonra bile kendisine hesap verecekmiş gibi duruyor , size hiç vermez.

Ve ondan  bir şey öğrenin, gücünün tek dayanağı,’yok saymak’  bakın bunu çözememişsiniz yok farz edin adamı yenilmeye doymayan pehlivanlara döndünüz karşısında, çünkü meseleniz ya kişisel bir saplantı düzeyinde ya da sitcom medyasının ülkeye verdiği hasar hakkında en ufak bilginiz yok. Aslında Ertuğrul Beyin de yok , bilse yapmazdı bu kadarını.

N.Ç  olayı benzeri çocuk taciz, istismarlarını gündem olarak kullanan medyayla mı uğraşacağız, olup biteni  görmezden gelip Özkök sabit fikrine saplanıp kalanlarla mı.

Biz ne çilekeş insanlarmışız.

Bu çileyi kayda geçiriyoruz efendim.

Sevgiyle...

necefugurlu@gmail.com 

DKM ARŞİVİ