forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

KÖŞE YAZARLIĞINDA 'MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ' DEVRİ!

Aktif .

FERRUH ALTUN / MARKETİNG TÜRKİYE
musteri_memnuniyetiKöşe yazılarında cümleler eksiliyor, yazılar kısalıyor… Ciddiyet yerini mizaha, ağır başlılık yerini “fırlamalığa” bırakıyor. Bu köşeler sahibini medyanın yeni kuşak starı, gazetelerinin de “en çok okunan yazarı” yaparken onları birde “Büyük yazar” sıfatıyla taçlandırıyor.  
 
 
 İyi de köşe yazarlarına neler oluyor böyle? Yoksa sonunda köşe yazarları da “arz-talep” dengesinin büyüsüne kapılıp “müşteri memnuniyeti”ne göre mi köşe yazıyor?

Gazetelerin haber açısından her geçen gün birbirine biraz daha benzediği, aynı haberin nerdeyse tüm gazetelerde hemen hemen aynı cümlelerle yer aldı artık aşikar. Her gazetede farklı olayların manşete çıkarıldığı devirler çok gerilerde artık… Aynı haber kaynaklarından ve aynı ajanslardan beslenen, muhabir çalıştırmayı gereksiz gören gazeteler artık sahip oldukları köşe yazarı kadrosuyla farklılaşma arayışında.
 
Son yılarda “köşe yazarı pazarına nur yağması” da bundan kaynaklanıyor elbet. Ancak bu köşe yazarı bolluğunda, yazarların profili ve köşe yazılarının içerikleri de ciddi bir değişim sürecinde. Büyük gazetelerin köşelerinde derin analiz yapan köşe yazarlının yerini artık daha soft, nüktedan, kısa ve magazinel yazılar yazan yazarlar almaya başladı. Gazeteler yeni nesil yazarlarıyla mizah dünyasındaki söylemle “Güldürürken, eğlendirirken, düşündürmek” istiyor okuyucusunu.
 
DERİN ANALİZ YAPAN KÖŞE YAZARLARI İTİBAR GÖRMÜYOR
 
Amiral gemisi olarak adlandırılan Hürriyet Gazetesi’nin bile büyük yazarları olarak artık Ayşe Arman, Ahmet Hakan ve Yılmaz Özdil, Bekir Çoşkun  gibi isimler gösteriliyor.  Hatta bu isimlerden bazıları yine “büyük yazar” sıfatıyla ciddi rakamlarla bir gazeteden diğerine transfer oluyor. Eskinin o “derin analiz yapan” köşe yazarları mı? Onlar artık pek itibar görmüyor. Okuma oranı açısından yazısını toplam 10-15 cümleyle tamamlayan, fıkra anlatır gibi gündemi yorumlayan köşe yazarlarının yanında “eski model” yazarın esamesi bile okunmuyor...
 
MEDYA SİTELERİ ONLARI 'BÜYÜK YAZAR' YAPIYOR
 
Ancak hakkını teslim etmek lazım ki bu “yeni model” yazarlar medyada kendilerini pazarlamayı da çok iyi biliyor. Hepsi birbirinin boş anını kolluyor ve çoğunlukla da birbirlerinin yazılarına “sataşarak” polemikler yaratıp gündem oluşturuyorlar. Yazarlar karşılıklı atışmaya başlayınca da “tadına doyulmaz” bir tartışma alevleniyor. Tabii bu durumdan en çok polemiğe adı karışan yazarlar nemalanıyor. Medya sitelerinin de desteğiyle iki günde “büyük yazar” olup çıkıyorlar karşımıza.
 
Görüşünü sorduğumuz kimi yazarlar “Yeni bir şey yok. Medyada hep hafif yazılar ilgi görmüştür” diyor kimi ise “Bu değişimi görmezden gelmek mümkün değil” deyip köşe yazılardaki dönüşümü kendince açıklamaya çalışıyor. Ancak görüş almak istediğimiz yazarların birçoğu “Beni bu konuya hiç karıştırmayın” deyip kestirip atıyor. Ne ilginçtir ki bunu diyen yazarların birçoğu en çokta bu konuda yazan yazarlar...
 
Şüphesiz ki bu değişimde en çok okuyucunun payı var. Haber bombardımanı altındaki okur o karmaşık gündemi üç satır yazıyla yorumlayan yazarlar kelimenin tam anlamıyla “bayılıyor.” Türk okuyucusunun şifrelerini çözen köşe yazarları da “müşteri velinimetimizdir” deyip daha öz daha nüktedan yazmak, daha bir magazine bulanmak için ellerinden geleni yapıyor.
 
Bu durumda ise başka sorular çıkıyor ortaya: Acaba bu yeni nesil yazarların yazdıklarını okuyucu ne kadar ciddiye alıyor? Daha da önemlisi medyanın dev markalarını temsil etmesi gereken büyük yazarlar onlar mı? Tabii birde şu konu var: Acaba bu yeni yazar tipolojisi toplumda saygı ve güven etkisine sahip mi? Yoksa fıkra okur gibi ciddiye almadan mı okunuyorlar?
 
ALPER GÖRMÜŞ: Alper Görmüş'e “Son yıllarda köşe yazarların profili ve yazıların içeriğinin değiştiği gözlemine katılıyor musunuz?” diye soruyoruz.  Görmüş ise sorumuza soruyla karşılık veriyor:  “Bu soruya ‘hayır, değişmedi’ diye cevap vermek mümkün mü?”  ardından devem ediyor sözlerine “Sanıyorum böyle birini bulamayacaksınız. Sorunun cevabı kolay da, iş ‘Neden?’ sorusuna dayandığında mesele çetrefilleşiyor. Ben, birinci sıraya ‘televizyonun rolü’nü koyuyorum. Televizyon, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de ‘algı’ problemlerine yol açıyor. Kişiler artık bilgiye, hatta eğlenceye daha zahmetsiz yollarla, ‘hap’larla ulaşmak istiyor. Türk halkı en fazla televizyon izleyen ülkelerden biri, galiba ikinciyiz. Bunun nedenlerinden birini, bizim ‘yazı’dan çok ‘söz’e meyleden bir kültürün çocukları olmamızda aramalıyız.  Yeni tipte köşe yazıları ‘yazı’dan çok ‘söz’e yakın. Bu tarzın bu kadar çok tutmasının altında bizim bu ‘kültürel’ özelliğimizin ciddi bir rol oynadığına inanıyorum.”
 
MEHMET KAMIŞ: Zaman Gazetesi Yazarı Mehmet Kamış ise konuya biraz daha sert bir üslupla yaklaşıyor. Dijital dönemle birlikte yazarların dengesinin bozulduğunu, artık yazarların fikir üretmek gibi bir kaygısının olmadığını vurgulayan Kamış “Kim nerede ne yedi, kim kiminle çıkıyor? Kim rüküş kim iyi giyiniyor? Bu ve bunun gibi eskiden magazin dünyasının konuştuğu konuları artık köşe yazarları diğer meslektaşları hakkında yazıyor.  Başka bir köşede isminin geçmesi diğer yazarların gururunu okşuyor. Aleyhlerinde yazılmış olsa da onu mutlu ediyor” diyor. Köşe yazarlığında şöhret olmanın çok önemli bir hale geldiğini ve yazarların film yıldızı gibi ortalıkta dolaştığını dile getiren Kamış, yazarların bundan büyük keyif aldığını belirtiyor.
 
SERDAR TURGUT: Onlara göre “Yazılar da yazarlar da hep böyleydi.” Bu görüşü savunan isimlerden biri de Akşam Gazetesi Köşe Yazarı Serdar Turgut. “Ben zamanında her gayri ciddi konuda ciddi yazılar yazılabileceğini gösterdim. Bugün öne çıkan yazarlar bizim yeni kuşağımız. Ben hâlâ bunu yapmaya devam ediyorum” diyen Turgut, “derin analiz yapan gazeteciler” söyleminin de bir olduğunu düşünüyor. Böyle adlandırılan gazetecilerin ağır ve anlaşılmaz yazılar yazdıkları için “derin” olarak adlandırıldığını ifade eden Turgut, insanların gazetelerde derin düşünce yazıları yerine mutluluk veren eğlenceli yazılar görmek istediğine de vurgu yapıyor. Turgut, bunu başaranların da yeni dönemin starları olacağını ifade ediyor.
 
MUTLU TÖNBEKİCİ: Vatan Gazetesinin köşe yazarlarından Mutlu Tönbekici de Serdar Turgut’la aynı görüşte. Gazetelerde hafif, kolay okunur köşe yazılarının her zaman var olduğunu söyleyen Tönbekici, bu düşüncesini şöyle destekliyor: “Üniversitede iken bir ödev için 1933-1939 arası Cumhuriyet ve Ulus gazetelerini okumuştum tek tek. O asık suratlı Cumhuriyet gazetesi tıpkı şimdinin Hürriyet'i gibi. Gayet eğlenceli, gayet hafif, gayet de hükümetin temsilcisi. Hanımlara mahsus köşeler, cemiyet haberleri, tefrika romanlar, karikatürler...  70'lerde, 80'lerde ciddileşti gazete. Ben gazete okumaya başladığımda da Hasan Pulur, şimdinin Yılmaz Özdil'ydi. "Siyaset Rasim" fıkralarından başka bir şey aklımda kalmış değil.  Az cümle, bol üç yıldız, ne demeye geldiği tam anlaşılmayan birtakım meseller, belirsiz fikirler. Yalçın Pekşen de hiç ciddi yazmazdı. Kısa kısa, eğlencelik... Onu de severek okurdum ki 30 yıl öncesinden söz ediyoruz.”
 
Dosyanın devamını Marketing Türkiye Dergisi'nin son sayısında okuyabilirsiniz... 
 

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN