forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

KÖŞE YAZARLARININ REFERANDUM YORUMLARI...

Aktif .


referandum_kose_yazarlariReferandum sonuçları köşe yazarlarının da bir numaralı gündem maddesi oldu. Köşe yazarlarının çoğu, referandum sonuçlarını Başbakan Erdoğan'ın başarısı olarak değerlendirirken, Türkiye'nin yeni bir döneme girdiğinin altı çizildi... İşte köşe yazılarından seçmeler...



MEHMET BARLAS
SABAH


Demokratikleşme ve sivilleşmeye "evet" dedik...


Referandum sonucunu nasıl yorumlarsak yorumlayalım, yoğun kampanya süreci ertesinde bende oluşan en yoğunluklu duygu "Demokratik siyasete saygı"dır.


Bu kampanya sürecinde 70 milyon insan birbirinden farklı görüşleri seslendiren ve bizleri savlarına inandırmaya çalışan siyasetçileri, bazen televizyonlardan, bazen gazetelerden, bazen de miting meydanlarından izledik.


İşin büyüsü işte bu "İnandırmak" kavramında kilitleniyordu.

"Evet"i savunanlar seçmeni söylediklerine inandırdılar ki, çoğunluk "Evet" dedi dün.

EKREM DUMANLI
ZAMAN


Ders olsun!


26 maddeden oluşan anayasa değişikliği paketinin içeriği unutuldu, mesele siyasî polemiklere boğuldu. Oysa bu bir genel seçim değildi.

Hele güven oylaması hiç değil. Bunu bazıları ya anlamadı ya da anlamazdan gelerek siyasî rant elde etmeye kalkıştı. Maalesef bir kere daha görüldü ki bizde partizanlık iflahı çok zor, müzmin bir hastalık. Her konuya 'parti politikaları' çerçevesinde bakmak siyasete de zarar veriyor toplumsal barışa da.


HASAN CEMAL
MİLLİYET


Evet, demokrasi kazandı ama daha çok şey var demokrasi konusunda yapılacak!


Yüzde 42 hayır oyuna karşılık yüzde 58 evet... Bu sonuca sevindim.

Çünkü referandum sürecinin başından beri ben de ‘evet’i savunuyordum.
Evet’lerin Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından bir fırsat kapısını aralamasını daha yakın bir ihtimal gördüğüm için evet’ten yanaydım.
Bu ülkede darbeciliğin ürünü olmayan yeni bir anayasal düzene giden yolun açılabileceğini düşündüğüm için evet diyordum.
‘Bürokratik vesayet’in geriletilmesi, yüksek yargıda geçerli, kendi içine kapalı ‘kast sistemi’nin sona ermesine zemin hazırlayabileceği için evet diyordum.
Peki ya hayır diyenler...
Boykot diyenler...
Bu tercihler de hiç kuşkusuz ‘demokrasi oyunu’nun dışında değil, içindeler.
Nitekim, Başbakan Erdoğan da referandum sonrası yapmış olduğu konuşmada, “Tüm tercihler de saygındır, makbuldür, kıymetlidir” diyerek bu noktaya işaret etmiştir.

GÜNERİ CİVAOĞLU
MİLLİYET


Sandığın kestiği parmak

Sandıklardan çıkan “EVET” oyları, “yüzde 55-45 bandında olur” diyen Başbakan Erdoğan’ın tahminini bile aştı.

En yakın tahmini ise Tarhan Erdem üstat yaptı. Kutlarım...
Referandum sonucu “net...”
Dün sandıklardan çıkan “EVET” -resmi olarak- anayasa değişikliği içindir.
Ama “AKP’ye güvenoyu” yorumuna da kapıları açmıştır.
“Savaşın başında yapılan bir hata, o hatayı yapanı sonuna kadar kovalar” diye bir kurmay söylemi vardır.
CHP ve MHP anayasa değişikliği sürecinin daha başında “önemli hata” yapmışlardır.
Değişiklik maddelerinin tümüne karşı çıkmışlardır.
Belki “AKP ile diyalog zemininde bir uzlaşma metni” oluşturmak imkânsızdı ama dünkü sandık manzaralarını önleyecek yollar denenebilirdi.

YAVUZ DONAT
SABAH


Artık seçim konuşulur


Sandıklar açıldı, oylar sayıldı, referandum defteri kapandı. Sürpriz yok.

Kamuoyu bugünden itibaren "farklı gündemler" beklentisine girse de...
"Ekonominin, işsizliğin, gelir dağılımının masaya yatırılmasını" istese de...
Hepsi "nafile."
Artık "seçim konuşulur."


FİKRET BİLA
MİLLİYET


Erdoğan'ın başarısı

Referandumdan “evet” çıkması bekleniyordu ama aradaki farkın 16 puan olacağı tahmin edilmiyordu. Hayır oylarının 45’in üzerinde, evet oylarının da 55’in altında çıkacağı tahmini yaygındı. Ancak sonuç öyle olmadı. Evet ile hayır arasında fark beklenenden yüksek oldu.

Kuşkusuz bu sonuç Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısını gösteriyor. Bu gerçeği teslim etmek gerekir. Anayasa değişikliğinin oylamaya bir bütün olarak sunulması, tartışmalı maddelerin eveti teşvik edecek diğer maddelerle sarmalanmış olması, iktidar olanakları gibi faktörlerin etkisinden söz edilecek olsa bile, sonucun Başbakan Erdoğan açısından güç ve güven tazeleme anlamına geldiği açıktır.

Erdoğan, referandum kampanyasında, “12 Eylül’le hesaplaşma, darbeleri tarihe gömme, vesayetten kurtulma” eksenine oturtan söyleminin başarılı sonuç verdiği söylenebilir.

MURAT YETKİN
RADİKAL

Karar 'EVET' ama yetmez

Halkın kararı ‘evet’ çıktı. Ama bu yetmiyor. Bu kararın daha fazla demokrasi ve özgürlükler yönünde geliştirilmesi, tek tip sisteme gidiş yönünde istismar edileceği endişelerinin giderilmesi gerekiyor. Sorumluluk artık neredeyse tek başına, ciddi bir destek bulan Başbakan Erdoğan’ın omuzlarında.

MEHMET Y. YILMAZ
HÜRRİYET


Artık önünde bir güç kalmadı
Refarandum sonucunu aldık. Başbakan’ın istediği oldu. Artık önünde durabilecek hiçbir güç yok. Şimdi kafasının içindekileri hayata geçirmesinin zamanıdır.

Artık “yargı” ona ayak bağı olmayacak. Ayak bağı olmak ne kelime, artık orayı da istediği gibi yönlendirecek, istediği kararları çıkaracak, istediği davalara istediği yargıç ve savcıları atayabilecek.

Bugüne kadar iktidar gücü elinde değilmiş gibi yapamadığı her şey için birilerini suçluyordu.

Şimdi önünde engel kalmadı. Ne biliyorsa yapmasının zamanıdır.

FEHMİ KORU
YENİ ŞAFAK


Halkımız ve ülkemiz kazandı

Namuslu bir halkoylaması kampanyası olsaydı, itirazlarınızı oylanan paketin içeriğiyle sınırlı tutsaydınız, yalana dolana başvurmasaydınız, gerçekleri çarpıtmasaydınız, Türkiye'nin daha demokratik hale dönüşmesi, hukuk devleti ilkelerinin yerleşmesi çabalarına sizler de katılsaydınız, dün ortaya çıkan tablo çok daha farklı olurdu.

Öyle bir tablodan CHP de, MHP de, BDP de, kaderini onlarla bütünleştiren medya da kazançlı çıkardı.

Fırsat kaçmış sayılmaz. Halkın verdiği mesajı doğru değerlendirip o istikamet doğrultusunda tavır alınırsa, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın değerlendirme konuşmasında dün ifade ettiği gibi, sandıkta 'Hayır' oyu kullananlar da, 'Hayır' oyları çok çıksın diye halkı yanıltmaya çaba gösterenler de bundan yararlanabilir.

GÜNGÖR MENGİ
VATAN


Onarım zamanı

Tarihi referandum beklenenin üzerinde bir halk desteğine erişerek Tayyip Erdoğan’a yedinci başarısını kazandırdı.

İktidar partisinden ziyade liderinin elde ettiği bir galibiyettir bu.
Çünkü Başbakan Erdoğan, ağırlıklı olarak teknik ve bilimsel bir zeminde yapılması gereken bir tartışmayı tamamiyle siyasileştirmiştir.
Bunu yapmak için çeşitli toplum katmanları ile çatışmayı, ilişkilerini bozmayı, imajının zarar görmesini göze almıştır.

Bu siyasi bir lider için kumar sayılabilirdi. Erdoğan oynamış ve kazanmıştır.

ENGİN ARDIÇ
SABAH


Çantaya bak!

Hep böyle oluyor anasını satayım... Erken yazıyorum, erken yazmak zorundayım, sayfa erken bağlanıyor... Seçimlerde de böyle oluyor.
Ne referandumun sonucu belli şu anda, ne de basket maçının sonucu!
Evet mi çıktı, hayır mı çıktı, biz mi şampiyon olduk Amerika mı, şu anda bilmiyorum.
Tahmin edebiliyorum ikisini de, ama yazamazsın, tersi çıkarsa madara olursun.
Birtakım "futbol uzmanı" hergeleler, sayfaya yetiştirmek için, maç daha bitmeden yazılarını "üç ihtimalli" yazarlar, şu takım kazanırsa, bu takım kazanırsa, maç berabere biterse... Sayfa sekreteri alır, sonuca göre ikisini çöpe atar, birini yayınlar. Ben de öyle mi yapsam?
Hayır, yapamam, onların düzeyine düşemem.
Ama, referandum sonucu da basket maçının sonucu da ne olursa olsun, bir tek şeyi iyi biliyorum. Bundan eminim:
Türkiye artık geri kalmış bir ülke değildir!

ALİ BULAÇ
ZAMAN


'12 Eylül'e hayır!'

Dün yapılan referandumda "Evet diyenlerin oranı yüzde 58, hayır diyenlerin oranı yüzde 42" olarak belirlendi. Referandumu çeşitli açılardan yorumlamak mümkün. Ancak sonuç tamamıyla paradoksaldır.


"Hayır" diyenlerin tamamı değil, ama bir bölümü, özellikle kitleleri yanlış ve maksatlı olarak manipüle ederek "hayır deme" yönünde mobilize eden belli gruplar bundan 30 yıl önce gerçekleştirilen kanlı 12 Eylül askerî darbesinin anayasasına ve elbette zımnen askerî darbeye "evet" demiş oldular. "Evet" diyenler de askerî rejime ve anayasasına "hayır" dediler. Kısaca bu referandumun paradoksu, zahirde evet diyenlerin aslında hayır, hayır diyenlerin de gerçekte evet demiş olmalarıydı.

NURAY MERT
HÜRRİYET


Referandumun gösterdikleri

Pazartesi yazısını, ilk referandum sonuçlarını bekleyip, son dakika izni alıp yazmaya hiç niyetlenmedim.

Niyetlensem ne olurdu onu da bilmiyorum. Referandum sonuçlarını nasılsa uzun süre konuşacağız, hem de çoğunuzun düşündüğünden “daha uzun” bir süre.

Bugünden itibaren sonuçlar bin bir türlü yorumlanacak. Ben sonuçlar ne çıkarsa çıksın, Türkiye’nin düze çıkma yoluna girmiş olmayacağını düşünenlerdenim.

Bunun karamsarlıkla hiçbir alakası yok, sadece, siyaset izlemenin, sirkteki çocuk gibi her sahne değişiminde bir öncekini unutup, en ufak atraksiyonla yerinden fırlayan çocuk gibi davranmakla mümkün olmadığını düşünüyorum, o kadar.

HAŞMET BABAOĞLU
SABAH


Toplum ilk kez bir bütün olarak kendine bakıyor!

Herkes biliyor ki...
Karşı çıksan da, savunsan da, anlayışla karşılayıp biraz uzaktan baksan da artık başörtülüler yokmuş gibi yaşayamazsın!
Terör yüzünden ciğerin yanıyor olsa da, öfkeden kırılsan da, artık Kürt Sorunu yokmuş gibi yapamazsın! Cumhuriyet tarihinde yaralar açmış yirmi sekiz isyanı yok sayıp "eskiden ne güzel barış içinde yaşıyorduk, ah bu dış mihraklar" diyerek kendini avutamazsın!
Yakın tarihi nasıl yorumluyorsan yorumla, devletin laiklik uygulamasını ister eleştir, ister savun! Ama Türk modernleşme projesinin özünde toplumun hücrelerine nüfuz ettiğini görmezden gelemezsin!
Yani...
Aslında güzel bir merdivenin ilk basamaklarındayız!
Toplum, nihayet kendine bakıyor!
En seçkinci kesimler, en burnu büyük çevreler, en kör mahalleler bile "ötekileri" yok sayamıyor!
"Demokraside birleşmek" için önce nerede ayrıldığımızı bilmek gerekirdi! Şimdi işte o noktadayız!

ASLI AYDINTAŞBAŞ
MİLLİYET


Derin Ak Parti’de zafer gecesi

Yaz ortasında AK Parti’nin kamuoyu araştırmalarını yapan Pollmark şirketi yüzde 57 “Evet”i işaret eden seçim tahminlerini yazınca Milliyet okurundan bol tepki almış, birkaç hafta sonra bir başka araştırmacı Adil Gür’ün Evet-Hayır oylarını “başa baş” gösteren analizinden söz edince övgü almıştım. Doğrusu ben de Gür gibi sonucun yakın olacağını sanıyordum.
Oysa Pollmark’ın tahmini doğru, Adil Gür’ünkü yanlış çıktı.
Referandum sonuçları açıklanmaya başlayınca, oturup uzun uzun düşündüm. Ben mi körleşmiştim konforlu hayatımın koridorlarında, okurlar mı keskinleşmişti? Nasıl oldu da anketler kafamı bu kadar karıştırdı?
Dün akşam, “%57 Evet” tahminiyle turnayı gözünden vuran Pollmark kurucusu Ertan Aydın’ı aradım. Pollmark, tam anlamıyla “derin AKP.” Erdoğan’a en kritik anlarda stratejik destek veren kurum... Harvardlı Aydın, 9 Temmuz’da Milliyet’e “Muhalefetin bu referandumu Erdoğan için bir güvenoyuna dönüştürmesi riskli bir strateji çünkü AK Parti bunu lehine çevirip bir ‘Erdoğan koalisyonu’ oluşabilir. Erdoğan’a bakış % 58 olumlu” demişti. Haklı çıktı.


DKM ARŞİVİ