forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

RADİKAL'DE VEDA ZAMANI...

Aktif .

radikal_vedaEylül ayı itibariyle Referans'la birleşerek ismi değişecek olan Radikal'de vedalar başladı... Yerini Eyüp Can'a devredecek olan Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan'ın ardından Hakkı Devrim ve Haluk Şahin de Radikal okurlarına veda etti...

İSMET BERKAN'IN VEDA YAZISI

Radikal'e veda ve teşekkür


Elinizde tuttuğunuz Radikal’in 5 bin 71’inci nüshası. Yani 5 bin 71 gündür yayımlanıyor bu gazete. Bundan sadece 43 gün sonra 15. yaşına basacak Radikal.
İlk gününden itibaren burada çalışıyorum, bu köşede yazıyorum, neredeyse tamı tamına on yıldır da yönetiyorum bu gazeteyi. Bu yazı ise Radikal’de son yazım. Bir veda yazısı.
***
15 yıl önce Mehmet Yılmaz’ın liderliğinde Radikal’i çıkarmaya hazırlanırken bize sorulan ‘Nasıl bir gazete yapacaksınız’ sorusuna ‘Gazete gibi gazete’ cevabını veriyorduk.
Bu gazete, gazete gibi gazete olmaya çalıştı hep. Bundan sonra da eminim öyle olacak.
***
1978 yılının son aylarından beri, yani neredeyse 32 yıldır gazetecilik yapıyorum. Son onbeş yılım Radikal’de geçti. Bu onbeş yılın onunda da genel yayın yönetmenliği yaptım.
İşin gazetecilik kısmı değil ama yöneticilik kısmı yordu, yıprattı. On yıl da, bence kısa bir süre değil yöneticilik için.
***
Gazeteciler zor insanlardır, hepimizin egosu olması gerekenden bir hayli fazla şişiktir. Bunca şişik egolu insanı yönetmeye çalışmak, onlardan ortak bir hedef için maksimum kapasiteyle çalışmalarını istemek, inanın bana, dünyanın en yıpratıcı işlerinden biri.
Bir yanıyla çok zevkli, çok tatmin edici, bir yanıyla cehennem azabı gibi.
Şimdi ben de, yıllardır her fırsatta dalgasını geçtiğim ‘Düşmüş Genel Yayın Yönetmenleri Kulübü’nün üyesiyim.
***
Gazete nedir, gazeteci kimdir, gazeteci okuyucusuna bir görüşü, bir haberi, bir önceliği bildirirken ehliyetini nereden alır?
Bu sorular mesleğe başladığım ilk günden beri kafamda olan sorular. Cevaplarını bulabilmiş değilim, bulunacağını da sanmıyorum ama bu soruları kendime sormadan tek bir günüm bile geçmedi.
Soruları soruyor olmanın kendisi bence cevaplardan daha önemli. Çünkü bu soruları sık sık kendinize sormazsanız, o zaman gazetenizi ve köşenizi sadece sizin egonuzun veya kişiselliklerinizin hizmetçisi sanmaya başlayabilirsiniz.
***
Hergün bir gazete yapmak demek, onlarca yüzlerce belki binlerce karar vermek demektir.
Elbette bu kararların hepsini genel yayın yönetmeni vermez, veremez ama en önemli, en kritik kararlar sonunda yayın yönetmenince verilen kararlardır.
Bu kararlarınızı verirken elinizde bir terazinizin olması gerekir. Bu terazi, sizin aklınızdır, ahlakınızdır, doğruluk anlayışınızdır.
Bunca yıl hergün gazete yapınca, ister istemez hatalar da yapar insan. Bu hataların hepsi benimdir, hepsinin sorumluluğu bana aittir.
Bu gazetede çok komik, hatırladıkça kahkahalarla güldüğüm hatalar da yaptık, çok vahim, insanların hayatlarını bire bir etkileyen hatalar da.
Hatalarımızın hiçbiri kasıtlı değildi, sırf kötülük olsun diye yapılmamıştı. Hata yaptığımızı gördüğümüz anda çıkıp özür diledik, kendimizi saçma sapan biçimlerde savunmaya kalkmadık, kibirlilik yapıp hatamızı görmezden gelmeye yeltenmedik.
Hatalarımızın sayısını onlarca, yüzlerce defa katlayan olağanüstü iyi gazetecilik işleri de yaptık Radikal’de.
Oradaki başarı da, bu gazeteyi gazete yapmak için gece gündüz çalışan iyi gazetecilerindir. Benim bu başarılardaki olsa olsa tek rolüm, o iyi gazetecilerle aynı anda aynı gazetede çalışma onuruna sahip olmaktır.
Radikal, bu ülkenin tarihinin akışında önemli dönemeç noktalarında çok önemli, çok radikal roller üstlendi. Bu ülkede insan haklarının ve demokrasinin yücelmesinde minicik bir rolümüz olduysa bile bu bana yeter.
Onbeş yıl önce insan haklarından söz etmek sizin komünist, yıkıcı, bozguncu, bölücü olarak algılanmanız için yeterliydi. Bugün bu algı değiştiyse, Radikal’in bu değişimde ciddi bir rolü olduğu içindir, hiç tevazuya gerek yok.
***
Radikal, bundan sonra yoluna bensiz devam edecek. Görevimi Eyüp Can’a devrederken, onun bu gazeteyi bugün bulunduğu yerden alıp çok daha yukarılara taşıyacağına inanıyorum.

HAKKI DEVRİM'İN YAZISI...

Biz sana teşekkür borçluyuz

Dünkü yazısıyla İsmet Berkan, 15 yıllık gazetesi Radikal’le helalleşti. Meslektaşlarına örnek olmasını dilediğim efendi üslûbundan santim şaşmamacasına. Genel Yayın Yönetmeniyken söylesem tuhaf kaçardı ama İsmet, benim neslimden bir gazetecinin (Babıâli’nin mektep mezunu ilk muhabirlerinden arkadaşım Necla’nın) oğludur: Bizim loncanın has evlatlarından biri. Birbirimizden iyi anlarız. Mesela geçen 15 yıl boyu aynı havuzda yüzerken, aramızda üç kere bile Necla adı geçmemiştir.
Radikal’de yazmaktan da vazgeçtiğini zannediyorum, ki daha çok buna üzülürüm. Bu gazeteye yakışan köşekadılarının önde geleniydi. Genel Yayın Yönetmenliğinden kurtuluşuna, yadırgasanız da doğru bildiğimi söyleyeceğim: onun adına memnun oldum. O görev, makam olarak hemen hepimizin gözdesidir de, yapan bilir ki Allahın belası da bir iştir.
İsmet tarzında okuryazar, evine ve çocuklarına düşkün biri için, (Nüfusu artan ailenin bütün efradına sağlık, mutluluk dilekleri ve sevgiler!) insana nefes alacak zaman ve yaşama vakti bırakmayan, gazete genel yayın müdürlüğü «dostlar başına» denebilecek bir iş değildir. Vaktiyle o şartlarda yıllar geçirmiş bir kıdemli olarak bütün samimiyetimle söylüyorum bunu. Yükün altındaki arkadaşlara içtenlikle Tanrıdan sabır ve metanet dilerim.
*
Ben bu yükü sırtımdan 1979’da (otuz küsur yıl önce ve tam 50 yaşımdayken indirdim.) Daha çok radyo ve sonra Fısıltı Gazetesi yazılarımla iyi kötü tanınmış biriydim. Çatalca’da kurduğumuz çiftliğe sığınırken, basın-yayın tantanasını arar ve özler miyim, diye bir tereddüt geçirmedim değil. İsmet canım, hayatımın en mutlu on yılını, şehre inmeden, elime kalem almadan (gazete okumadan desem sen de inanmazsın zaten) orada yaşadım. Sonradan, kürkçü dükkânına dönenin acınacak bir tilkiye dönüşeceğini yaşayarak öğrenmek de varmış kaderimde.
Gazetem olarak Radikal’i çok sevdim ben. Bunda çalışan bütün arkadaşlarımın olduğu kadar ve hepsinden çok da gazetenin başında senin gibi en halisinden bir gazetecinin bulunması başlıca etkendi, derim. Diyebilirim. (Bilirsin ki bunu diyen munis, geçim ehli biri de değildir. Üstelik yaşlandıkça insanoğlu malum daha da buruklaşır.)
Ben veda etmiyorum sana. Hatta bundan böyle ailece (bende aile diye ne kaldıysa) daha sık görüşebileceğimizi bile umuyorum.
Gönlüm yazılarını Radikal’de okumaya devam etmek ister. Ne olursa olsun, sen benim gözümde hem değerli bir dost, hem de yıllar yılı başında bulunduğu gazetenin bütün çalışanları tarafından, samimî teessür ve içten sevgilerle uğurlanan müstesna bir gazetecisin.
Asıl biz sana teşekkür borçluyuz, sevgili İsmet. Kıymetini bileceklere emanet ol!



HALUK ŞAHİN'İN YAZISI

Veda mevsimi

Yazıişleri Müdürü Erdal Güven az önce telefon edince konu değiştirmek zorunda kaldım. (‘Partizan gazeteciliğin geri dönüşü’ başlıklı bir yazıya başlamıştım.)
Erdal, dün veda eden Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan’ın yerini alan Eyüp Can’ın yeni gazetede yazar kadrosunda bazı değişikliklere gittiğini, bu kapsamda benim de Radikal’le yolları ayrılan yazarlar içinde bulunduğumu söyledi. Eyüp Can’ın canı sağolsun!
Babıali’deki geçmişi 35 yılı bulan bir ‘duayen’ olarak, yeni yönetimlerin takdir haklarına saygım sonsuzdur. Elbette kendi istedikleri gibi bir gazete yapacaklar, kendi kafalarına uygun yazarlarla çalışacaklar. Eyüp Can’a başarılar dilerim.
Daha önce birçok gazetede (Politika, Hürgün, Gazete, Güneş, Hürriyet, Cumhuriyet) köşe yazısı yazmış bir emektar olarak bu ayrılığı dramatize edecek değilim. Oluyor böyle şeyler.
Ben, tiryaki okurumun son yıllarda Radikal’den uzaklaştığını ve ayrılık gününün yaklaşmakta olduğunu hissediyordum. Kısmet Eylül ayının ilk gününe imiş!
Gazetenin kurucu editörü Mehmet Yılmaz’ın daveti üzerine, ilk gününden beri Radikal’deydim. Yıllar ne çabuk geçmiş, 15 yıla yaklaşmış. Burada zevkle çalıştım, çalışanlarından hep saygı ve sevgi gördüm.
Satışı fazla olmasa da, ‘bu gazete’nin ülkemizde önemli bir entelektüel işlev sahibi olduğunu düşündüm. Siyaset ve medya dünyası üzerinde satış rakamının çok ötesinde etkisi olduğunu hep hissettim.
Bu duygunun oluşmasında, umarım, benim de bir nebze katkım olmuştur.
Değerli okurlarım bir ‘düşünür’ olarak temel kaygımın, bağımsız kalmak ve ‘kendi düşüncelerimi yazmak’ olduğunu biliyorlar. Türkiye’ye ve dünyaya ideolojik çetelerin ve kampların gözlüğüyle bakmamaya, olup bitenleri şablonların ve çıkar çevrelerinin reçetelerinin dışından irdelemeye ve hep ‘ötekileri’ ön plana çıkartmaya çalıştım.
Cumhuriyet Türkiye’sinin zorunlu değişim sürecinde ‘banyodaki kirli suyla birlikte yıkanan bebeğin de dışarı atılmasına’ karşı çıktım.
Mizacım gereği, sesimi fazla yükseltmedim, bir-iki kez dışında sert polemiklere girmedim. Bunlar beni gazetenin ya da Babıali’nin en çok okunan yazarı haline getirmedi ama zaten öyle bir amacım yoktu.
‘Mahallenin akıllısı’ rolünün, hele şu zamanda, popüler bir rol olmadığını baştan beri biliyordum. Kendi seçimimdi, şikâyetçi değilim.
Radikal çalışanlarına, yazılarımı herkesten önce gören dizgi servisinden Cevdet’e ve sevgili okurlarıma veda ederken, bunaltıcı bir yazdan sonra, limonata gibi bir Eylül diliyorum.

DKM ARŞİVİ