forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

'TÜRK BASININDA DIŞ HABERCİLİK' RAPORUNDAN ÇIKAN ÖNEMLİ SONUÇLAR

Aktif .

   DKM- Türk basınının dış politika konusundaki genel yaklaşımını ve bu alanda yaptığı haberciliği ortaya koymayı amaçlayan “Türk Basınında Dış Habercilik” adlı araştırma SETA tarafından yayınlandı. Çarpıcı tespitlerin yer aldığı araştırmayı Mücahit Küçükyılmaz ve Hakan Çopur hazırladı.

Raporu önemi, Türkiye’deki dış habercilikle ilgili, daha önce elimizde olmayan özgün bir çerçeve sunmasının yanı sıra, bizzat alanda çalışan ve dış haberin oluşum sürecine katkıda bulunan kişilerin görüşlerinden hareketle ortaya çıkmış olmasından kaynaklanıyor.

Bu araştırmayı M. Mücahit Küçükyılmaz ve Hakan Çopur, Türk basınında dış politika haberciliği açısından önemli merkezler olan İstanbul, Ankara ve Washington’da, toplam 59 gazeteci, diplomat ve akademisyenle yürüttü.

Dış politika haberciliği alanındaki aktörlerin içinde bulundukları kurumun öncelikleri, diğer medya kurumlarıyla ilişkileri, hangi şekil ve içeriklerle haber yaptıkları, neyi haber olarak görüp neyi görmedikleri ve dış politika haberlerinin ne tür etkiler oluşturduğu gibi konular eleştirel bir çerçevede çözümleniyor.

RAPORUN SONUÇ VE DEĞERLENDİRME BÖLÜMÜ


Türkiye’de dış habercilik ve dış habercileri konu alan böyle bir çalışmadan, salt akademik yaklaşım değil, elde edilen sonuçların değerlendirilmesinin yanı sıra,
rapor formatının gereği olarak araştırma nesnesi olan meslekî alana ilişkin pratik önerilerde de bulunması beklenir. 59 mülakat ve 3 örnek olay incelemesinin
ardından meslekî alana ve aktörlere ilişkin genel çerçevede ortaya çıkan sonuç ve önerileri, 3 ana başlık altında toplamak mümkündür.

1. NITELIKLI ELEMAN KONUSU

Kabul gören genel vasıfları itibariyle iyi derecede yabancı dil anlama, yazma, konuşma becerisine, yurt dışı deneyimine ve dış haberciliği besleyen kültürel-
entelektüel birikime sahip olmayı ifade eden nitelikli eleman, kendisine yatırım yapılan bir ortamda yetişecektir. Bu konuda üniversite eğitim sistemi, medya sermaye sistemi ve mevcut çalışma ortamının nitelikli dış habercileri teşvik edecek bir bilinçle yapılanması şarttır.

• Türk medyasının mülkiyet yapısındaki dönüşümün sadece sermayenin çeşitlenmesi düzeyinde kalmayıp çoğulculuk, çok seslilik ve kamu yararı lehine de şekillenmesi, özel olarak dış habercilik ve dış habercilerin daha nitelikli hale gelmesinde yararlı olacaktır. Dönüşümün sadece mülkiyet yapısıyla sınırlı kalması, meslekî etik bakımından sorunlu olan eski tarz haberciliğin farklı sermaye yapıları altında aynen devam etmesine neden olacaktır.

TÜRK BASININDA DIŞ HABERCİLİK


• Kendisini diğer habercilere kıyasla daha imtiyazlı ve seçkin bir konumda algılayan dış habercinin, görev yaptığı alana ilişkin bir zihinsel farkındalığa da ihtiyacı bulunmaktadır. Burada diğer aktör ve yapılardan bağımsız olarak bireysel bir niyet, inisiyatif ve vizyon da gerekli olmaktadır.

• Dış habercilerin mevcut yabancı dil bilgilerini sürekli olarak geliştirmesi ve ona ilaveten farklı yabancı diller öğrenmesi için basın kuruluşları teşvik edici olmalıdır. Pek çok katılımcının dile getirdiği, yetersiz İngilizce bilme ya da İngilizceden başka dil bilmeme durumu, özellikle Türkiye’ye komşu ülkelerin dili söz konusu olduğunda daha ciddi bir engel halini almaktadır. Çözüm olarak, dil okulları ve yurt dışı eğitim programları düzenleyen kurumlar ile uygun şartlarda anlaşmalar yapılması düşünülebilir. Bu konuda, bir mülakatta dile getirilen, TÖMER’in gazeteciler için başlattığı yabancı dil kursu ve belirli bir süre için yurt dışı imkânı gibi projeler gündeme getirilebilir.

• Muhabire ve muhabirliğe verilen önem arttırılmalı; muhabirlerin özlük hakları ve meslekî standartları editör ve köşe yazarları ile   karşılaştırıldığında zayıf kalmamalıdır.

• Dış habercilerin en yoğun biçimde yetiştiği iletişim fakülteleri ve uluslararası ilişkiler bölümlerinde dış politika haberciliği alanına ilişkin yönlendirme ve branşlaşmalar lisans döneminden itibaren planlanmalıdır.

• Benzer şekilde, dış habercilerin eğitim sürecinde veya daha geç de olsa meslekî pratik sırasında, belirli coğrafyalar üzerinde uzmanlaşması sağlanmalıdır. Örneğin, Orta Doğu uzmanı olan bir dış habercinin İngilizcenin yanında Arapça, Farsça, İbranice ve Kürtçeyi bilmesi; Kafkas uzmanı olanın Rusça, Gürcüce ve bazı etnik dilleri bilmesi, dahası o bölgelerde bulunması mesleğin niteliğine olağanüstü katkı sağlayacaktır.

• Kurum içi eğitim programları, katılımcıların üzerinde ittifak ettiği yararlı etkinliklerden biri olarak göze çarpmaktadır. Bu etkinliklerde meslekte tecrübeli yabancı gazetecilerin konuk edilmesi, çoğu genç olan Türk dış haberciler açısından olumlu modelleme sonuçları doğurabilir.

• Yine kurumlar arası eğitim çerçevesinde, dış habercilerin olumlu etkilendikleri BBC, el-Cezire, CNN gibi başarılı küresel yayın kuruluşları ile karşılıklı eleman değişim programları yapılabilir.

• Dış habercilerin Diplomasi Muhabirleri Derneği gibi platformlarda bir araya gelerek iletişime geçmeleri, meslekî paylaşım gerçekleştirerek kendilerini geliştirmeleri ve meslekî standartlar konusunda kafa yormaları büyük faydalar doğurabilir.

2. NITELIKLI DIŞ HABERCILIK KONUSU

Öznesi nitelikli dış haberci olan nitelikli dış habercilik, işin beşerî unsura varıp dayandığı bir meslekî ortamı işaret etmektedir. Muhatabı büyük ölçüde dış haberciler olan bu konuda öne çıkan değerlendirmeler şunlardır:

• Kaynaklar birinci elden toplanmalı ve özellikle Batılı kaynaklardan yapılan tercümelerin ağırlığı azaltılmalıdır. Masa başında yapılan dış haberciliğin analitik düzeyinin yüksek olması mümkündür; fakat dış haberciliğin kalitesi için dış habercinin alana ilişkin maddi bilgilere sahip olması ve haberi kitleye doğru ve hızlı biçimde iletmesi önceliklidir. Sadece ajanslardan beslenerek yapılan dış habercilik yetersiz kalmaktadır; mümkün olduğunca olay yerinde muhabir olmalı ki gerçekleri hedef kitleye yerinden aktarabilsin.

• Birikimli ve iyi yetişmiş kişileri muhabir, köşe yazarı ve yorumcu olarak dış habercilik alanına kazandırmak meslekteki kalitenin artmasını da beraberinde getirecektir. Burada marifetin iltifata tâbi olduğu kuralı hatırda tutulmalıdır.

• Basın kuruluşunun ve orada çalışan habercinin üzerinde haberin içeriğini ve veriliş tarzını etkileyecek iç veya dış baskıların bulunmaması gerekmektedir. Zira sansür ve psikolojik baskı ihtimalinin olduğu meslekî ortamda nitelikli bir dış habercilik yapılması mümkün değildir.

• Dış haberciliği yerel bakış açısıyla sınırlı kalarak yapmamak, her şeye Türk gözlüğüyle bakmak yerine daha evrensel düşünebilmek ve farklı toplumları anlamak önemli bir faktördür. Türkiye’yi dış dünyaya anlatmak kadar başkalarını anlamakta da başarılı olmak iletişimin sağlığı açısından gereklidir. Bu çerçevede, dış haberin iç haber kurgusuna kurban edilerek verilmesi, onun özgün değerini ve niteliğini zedelemektedir.

• Türk basınında dış haberciliğin hem daha az dışa bağımlı olmak, hem de kaynakları çeşitlendirmek gibi paradoksal görünen bir gelişimi gerçekleştirmeye ihtiyacı vardır. Doğru ve ciddi dış habercilik, angaje olmuş bir gazetecilik anlayışıyla mümkün olmayacaktır.

• Soğuk Savaş sonrası yaşanan değişimi ve bu çerçevede Türk dış politikasında ortaya çıkan yeni tavır ve tutumları, karşıt veya destek olmaktan bağımsız bir biçimde, doğru okumak gerekmektedir. Bu çerçevede, Türk basınının eski tabu, korku ve kalıpları bir kenara koyarak araştırmacı gazeteciliğe dayanan ve nitelikli muhabir olmanın, uzmanlaşmanın ve konuya hâkim olmanın işin merkezinde olduğu bir dış habercilik tarzını benimsemesi zorunlu bir ihtiyaçtır.

• Washington’daki Foreign Press Center (Dış Haber Merkezi) örneğinde olduğu gibi, dış habercilerin ve yabancı gazetecilerin düzenli, hızlı ve doğru biçimde birincil kaynaklardan bilgilendirilmesi için, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir basın merkezine ihtiyaç bulunmaktadır.

• Kaynak ve hedef kitle ile ilişkilerde etik ilkelere azami dikkat edilmesi, dış haberciliğin güvenilirliği ve uluslararası saygınlığı bakımından şart görülmektedir. Aynı şekilde dış haberin magazin boyutunun öne çıkarılması pek çok katılımcı tarafından bir “sorun” olarak kodlanmaktadır. Bununla birlikte, haberin özünü perdelemeyecek ve manipüle etmeyecek kıvamda bir kişileştirme veya özel yaşam efekti dengeli bir üslupla sunulursa, dış haberin etki alanının genişlemesine katkıda bulunabilir.

• Evrensel standartlarda habercilik yapmak için, Türk basınının dış habercilik alanına diğer habercilikten farklı ve ciddiyetle yaklaşması, teknik konular kadar beşerî sermayeye de yatırım yapması gereklidir.

• Basın kuruluşlarındaki seçici editoryal yapının içinde dış habercilerin de bulunması, dış haberin kendi mantığıyla, doğru ve etkili biçimde verilmesi bakımından önemlidir.

• Haberde kullanılan dil ve üslubun daha nitelikli ve anlaşılır kılınabilmesi sadece dış habercilik değil, habercilik alanının tamamı açısından gereklilik arz etmektedir. Türk basınının yabancı dil konusundaki sıkıntıları bir yana Türkçe’nin kullanımı hususunda da daha dikkatli olması beklenmektedir. Habere kaynaklık eden olay veya mekân ile ilgili daha derinlikli bilgilerin analitik ve okunaklı bir üslupla sunulması konusu hâlâ bir sorunsal olarak karşımızda durmaktadır.

• Ayrıca katılımcıların sıkça dile getirdiği hususlar arasında yer alan insan merkezli bir habercilik yaklaşımının Türk basını tarafından benimsenmesi pek çok sorunun çözümünü kolaylaştıracaktır. Öznesi insan/toplum olan bir habercilik anlayışı, hem daha sahici bir dil yakalayabilir, hem de okurla haberin öznesi arasındaki ilişkiyi daha sıcak ve anlamlı hale getirebilir.

• Genel olarak haber programlarının, özelde ise dış haberciliğin ölçümlerden çıkarılması ve haberin bir reyting malzemesi olarak düşünülmemesi, kalitenin artması konusunda temel bir yaklaşım olarak benimsenmelidir.

• Türk basınında derinlikli düşünce üretimi ve analitik bakışın yerleşmesi açısından etkili işlevler görmüş olan dergiciliğin dış haberler alanında güçlü biçimde yapılması bir ihtiyaç olarak değerlendirilmelidir. Foreign Affairs, New Yorker, Times ya da Newsweek gibi dünya standartlarında bir dış politika dergisi çıkarılmaması Türkiye’deki dış haberciliğin eksikliklerinden biridir.

3. KAMU GÜCÜ VE DIĞER AKTÖRLERIN ROLÜ

Kamu gücü devreye girdiğinde basın özgürlüğü ve bağımsızlığıyla ilgili tartışmaların da gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Ancak gerek basının kendi içindeki ve kitle ile ilişkilerinin bir hukuka bağlanması, gerekse halen modernleşme sürecine uyum sağlamaya çalışan toplumlarda medyanın teknik ve etik gelişimini gerçekleştirmesi için kamu erkinin oynayacağı roller bulunmaktadır. Türkiye gibi, görsel-işitsel basının kamu tekeli şeklinde oluşup zamanla özel sektör eliyle çeşitlendiği, yazılı basının ise dolaylı olarak iktidar ile ilişkili olduğu, hatta konjonktüre göre bazen iç içe geçtiği toplumlarda, medya ve devlet dışındaki üçüncü aktörler de süreç içerisinde gittikçe artan bir etkiye sahip olmaktadır. Nitelik ve nicelik itibariyle zaman geçtikçe daha görünür hale gelen örgütlü sivil toplum hareketleri, özdenetim kurulları, meslek birlikleri, reklâm verenler ve özel sektör temsilcileri bu cümleden sayılabilir. Haberciliğin ve özelde dış haberciliğin gelişimine yapıcı katkı sağlaması ve demokratik katılımı arttırması beklenen mezkur üçüncü aktörler, vatandaşların medya aracılığıyla siyasal süreçlerde yer alması ile medyanın faaliyetlerinin sivil denetim ve gözetime açık hale gelmesi bakımından önemlidir.

Türkiye’deki dış habercilik ortamının sorunları ve genel durumu göz önüne alındığında, kamu ve diğer aktörlerin bu ortama sağlayacağı katkılar şu şekilde ortaya çıkmaktadır:

• Her şeyden önce kamu gücü, Türkiye’de gazeteciliğe ve yayıncılığa uluslararası standartlarda bir seviye getirebilir. Dış habercilerin önemli bir kısmının kamunun denetleme ve gözetleme faaliyetine karşı mesafeli oldukları, buna karşılık kamunun geliştirme işlevi konusunda beklentiler taşıdıkları görülmektedir.

• Bununla birlikte kamu gücünün medya kuruluşlarına karşı eşit ve dengeli olması, özellikle eleştirel basının baskı altına alınmaması beklenmektedir. Nitelikli dış habercilik konusunda iyi örnekler teşvik edilmeli, olumsuz örnekler uyarılmalıdır.

• Türkiye’de medya ile devlet arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi amacıyla öncelikle Siyasi Partiler Kanunu, Basın Kanunu ve Seçim Kanunu üzerinde  demokratikleştirici reformlar yapılmalıdır. Hukuk devleti güçlendiği ölçüde Türkiye’de basın da güçlenecek ve o zaman daha iyi dış habercilik yapılabilecektir.

• Dışişleri Bakanlığı’nın düzenli, hızlı ve ayrımsız bir biçimde habercileri bilgilendirmesi, kişisel ilişkilerle yetinmeyip kamu diplomasisi yürütecek kurumsal bir yapı oluşturması gerekmektedir.

• Kamu gücü, medyaya halkın en azından belli bir kesiminin taleplerini temsil eden bir kurum olarak saygıyla yaklaşmalı ve özellikle dış politika alanında verilecek mesajların sağlıklı biçimde yerine ulaşması için toplumsal katılımın ihmal edilmemesi gerektiğini bilmelidir.

• Kamu gücü ve siyasiler çoğu zaman gazeteciler için haber kaynağıdır. Fakat bu tür bir ilişki, özellikle Ankara’da yürütülen dış habercilik tarzında, gazetecinin kaynağın güdümüne girmesi sonucunu doğurmamalıdır. Bu noktada, basın mensuplarına olduğu kadar kamu görevlilerine de vazife
düşmektedir.

• Kamunun imkânlarıyla düzenlenen organizasyonlara ve yurt dışı seyahatleri ne sadece köşe yazarları ve genel yayın yönetmenleri değil, diplomasi muhabirleri de götürülmelidir. Yakın dönemde hızlı ilerlemelerin kaydedildiği bu konuda da hem kamu erkine, hem de medyaya sorumluluk düşmektedir.

• Türkiye’de hızla yaygınlaşan ve dış habercilerin önemli haber kaynakları arasında yer almaya başlayan düşünce kuruluşları ile Dışişleri Bakanlığı ve dış haberciler arasında daha sıkı ve kurumsal ilişkiler düzenlenmelidir.

• Son olarak hedef kitlenin demokratik mecralarda katılımcı olması, RTÜK ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla bireysel ve organize tepkiler ortaya koyması meslekî alanda faaliyet gösteren aktörlerin kendilerini yeniden düzenlemeleri açısından etkili olacaktır.


RAPORUN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN...

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN