forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com

OKUR TEMSİLCİSİNİN 'ŞİDDETE ONAY VAR' DEDİĞİ YAZIYI, BASIN KONSEYİ NORMAL BULDU

Aktif .

yilmaz_ozdil_ahmet_turkBasın Konseyi, Yılmaz Özdil’in 14 Nisan 2010 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayımlanan “Yumruğunu 'adaletin tokmağı' yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu..” şeklindeki ifade hakkında yapılan şikayetin yersizliğine karar verdi. Oysa Hürriyet'in Okur Temsilcisi yazıyla ilgili 'Şiddete onay var' değerlendirmesi yapmıştı.


Basın Konseyi incelemeyi Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç ve Adana Barış Meclisi Üyesi Av. Turgay Bek’in Yılmaz Özdil ve Hürriyet hakkında yaptığı başvuru üzerine yaptı.

HÜRRİYET OKUR TEMSİLCİSİ, YAZI HAKKINDA 'ŞİDDETE ONAY VAR' DEMİŞTİ

Hürriyet'in Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, Yılmaz Özdil'in yazdığı ve büyük tepki çeken 'Yumruk' başlıklı yazısını gündemine almıştı. Yazıya gelen eleştirilere ve okur yorumlarına değinen Bildirici Özdil'e Doğan Grubu Yayın İlkelerini hatırlatmıştı...

Yazıya ilişkin okur görüşlerini aktaran Hürriyet Okur Temsilcisi Bildirici, “... Keşke Özdil, bu satırların ardından o yumruğu onaylamadığını belirten ve şiddeti eleştiren bir ifade kullansaydı. Bu şekliyle bir onay havası doğuyor maalesef.” diye yazdımıştı...

Okuyucular haklı olarak sorabilir. Peki, yazarların yazdıkları da okur temsilcisinin ilgi alanına girer mi? Yanıtlayayım, elbette yazarlar düşüncelerini özgürce yazmalıdır. Ancak gazetecilik meslek ilkeleri yazarları da bağlar. Tıpkı haberlerde olduğu gibi yazarlar da hakaret, aşağılama, ayrımcılık ve şiddeti özendirme gibi unsurlara yazılarında yer vermemelidir.

Yılmaz Özdil’in 14 Nisan’da çıkan “Yumruk” başlıklı yazısı bu çerçevede geniş bir tartışma yarattı. Bazı gazetelerde yankı bulan yazıya okurlardan da eleştiriler geldi. Can Yılmaz “kınadığını” ifade ederken, Ahmet Bilge de yazıyı eleştirip, uyardı; “İnsanlarımızı şiddetten uzak tutmak, farklı fikirlerle bir arada yaşama kültürünü beslemek hepimizin görevidir.”

Özdil’in yazısındaki ana fikir, “Açın gazetelerin internet sayfalarını o haberin altına yapılan yorumları okuyun... Yumruğunu ‘adaletin tokmağı’ yerine koyup Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu.” cümlelerinde özetleniyordu. Keşke Özdil, bu satırların ardından o yumruğu onaylamadığını belirten ve şiddeti eleştiren bir ifade kullansaydı. Bu şekliyle bir onay havası doğuyor maalesef.

Hatırlatayım, Doğan Medya Grubu Yayın İlkeleri’nin 17.maddesi, özetle şöyle: “Şiddet ve zorbalığı özendirici veya kışkırtıcı, bireyler, topluluklar ve uluslararasında nefret ve düşmanlığı körükleyici yayın yapmaktan kaçınılır.” Hürriyet / 19 Nisan 2010

BASIN KONSEYİ'NİN TARTIŞILACAK KARARI ŞÖYLE:

İNCELEME KONUSU

Basın Konseyi Genel Sekreterliği Ahmet Kekeç ve Tugay Bek’in, Yılmaz Özdil hakkında,   14 Nisan 2010 tarihli Hürriyet Gazetesinde yayınlanan “Yumruk” başlıklı yazısı sebebiyle medyada yer alan beyanları doğrultusunda ve Basın Konseyi Sözleşmesi’nin 11-E maddesi[1] çerçevesinde, Basın Meslek İlkeleri’nin “Şiddet ve zorbalığı özendirici, insani değerleri incitici yayın yapmaktan kaçınılır” şeklindeki 13. Maddesinin ihlal edilip edilmediğini belirlemek üzere inceleme başlatmıştır. Genel Sekreterliğin inceleme başlatmasının ardından Turgay Bek Basın Konseyi’ne başvurmuş ve Yılmaz Özdil ile Hürriyet Gazetesinin Basın Meslek İlkeleri’nin 13. Maddesini ihlal ettiğini iddia etmiştir.

İnceleme konusu yazı şu şekildedir;

Yumruk

Kimse kimseye vurmasın.

Kimsenin burnu kanamasın.

Afrika’da açlık olmasın.

Yoksul insan kalmasın.

Nükleer silahlar çöpe atılsın.

*
Uzatabiliriz listeyi...

Söylemesi kolaydır çünkü.

*
Suya sabuna dokunmadan,  “sağduyu” çağrısı yapabiliriz mesela... Nasıl olsa, bol keseden yapılan sağduyu çağrıları maaştan kesilmiyor. Veya saldırgan kahveciymiş diye, ne şekerli ne sade bana müsaade deyip, bu mevzunun kenarından kenarından sıyrılabiliriz yılışıkça...

Ya da, entel dantel barlarında kafası karışmış kızlara şirin görünmek için “esefle kınıyorum” da diyebiliriz.

*
Ama...
Bu tür köfte lafların, kafası karışmış kızlar dahil, kimseye faydası olmaz.
*
Soralım dolayısıyla... Bu ülkenin çocuklarına ateş edip öldürmek “demokratik hak” kabul ediliyorsa, parti liderine girişmek niye“ırkçılık” oluyor?
*
Mayın demokrasiyse...

Yumruk niye faşizm?

*
Dün seyrediyorum televizyonu, papyonlu bir arkadaş,  “İzmir-Bursa hattında, Trabzon-Samsun hattında tehlikeli yapılanmalar var, oralara dikkat” diyordu...  

“Hakkâri-Diyarbakır hattı”nda olan ne peki? Oraya dikkat çekmeye gerek yok mu, Allah’ın papyonu?

*
Bir tanesi de “İlk kez bir parti liderine saldırılıyor” diyordu..

Mesut Yılmaz’ın burnunu kırmadılar mı?

Demirel’e yumruk atılmadı mı?

Özal’a ateş edilmedi mi?

Ecevit’e İzmir’de kurşun sıkılmadı mı?

*

Normaldir demiyorum...

Niye “ilk” deniyor?
*
Başbakan geçmiş olsun diye aramış Ahmet Türk’ü, ki aramalı... Peki, Deniz Baykal’a niye geçmiş olsun yok? Taş atmak, yumurta fırlatmak şiddete girmiyor mu? Light linç olur mu?

*
Samsun’da polisler açığa alındı, ki derhal alınmalı... Van’dakiler niye yerinde duruyor hâlâ? Kandil’den gelenlerle otobüsün üstüne çıkıp şehir turu atmadığı için mi suçludur Baykal?

*
Bu kadar soru yeter...

Cevaba gelelim.

*
Açın gazetelerin internet sayfalarını, bu haberin altına yapılan yorumları okuyun... Yumruğunu “adaletin tokmağı” yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu... Çünkü, teröristi meşru hale getiren “açılım” saçmalığı, sadece bir tarafta değil, öbür tarafta da “eşkıyayı kahraman” yapmaya başladı.

*
Hukuku guguk haline getirirsen...

“Ona göre başka, buna göre başka” işletirsen, olacağı budur.”


ŞİKAYET EDİLENLERİN YANITI:

Gazeteci Yılmaz Özdil Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi’ye bir mektup göndermiş ve Ertuğrul Özkök’ün 15 Nisan 2010 tarihli Geçmiş Olsun Sayın Baykal” başlıklı yazısını, Rahmi Turan’ın 15 Nisan 2010 tarihli ve “Hak aramak böyle olmaz” başlıklı yazısını, Bekir Coşkun’un 21 Nisan 2010 tarihli “Burun farkıyla” başlıklı yazısı ile Uğur Dündar’ın çeşitli programlardaki görüşlerinin kendi görüşleri olduğunu belirtmiştir.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:

Basın Konseyi Yüksek Kurulu 2 Haziran 2010 tarihli toplantısında dosyayı ele alarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır.

İnceleme konusu yazı, Gazeteci Yılmaz Özdil’in somut vakıaları yorumlayarak kaleme aldığı ve siyasi iktidarın politikalarına yönelik eleştirisini dile getirdiği bir fikir yazısıdır. Yılmaz Özdil yazısında siyasi bir figüre yönelik fiili saldırıyı değerlendirmiş ve daha önce yaşanan benzer olayları da kamuoyunun gündemine getirerek değerlendirmelerde bulunmuştur.

Somut vakıada ifade edilen görüşler bir şiddet olayına ilişkindir ve yazar bu konuyu ele alarak çeşitli düşüncelerini ileri sürmüştür. İlke olarak ifade özgürlüğü olabildiğince geniş yorumlanması gerekse de, yazı bir şiddet eylemine ilişkin olduğundan, bu özgürlüğü sınırlarının dikkatli bir biçimde belirlenmesi ve özellikle de şiddeti meşru gösterebilecek ifadelerin bu kapsamın dışında bırakılması gerekecektir.

Yılmaz Özdil yazısının başında Ahmet Türk’e yapılan saldırı sonrasında yapılacak sağduyu çağrılarının ve bu saldırının kınanmasının bir işe yaramayacağını belirtmiştir. Yazıda ayrıca “Mayın demokrasiyse…Yumruk niye faşizm” gibi ifadelere de yer vermiştir. Bunların yanında yazar, Ahmet Türk’e yönelik saldırı için “Normaldir demiyorum… Niye ‘ilk’ deniyor” ifadelerine de yer vermiştir. Ayrıca Başbakan’ın Ahmet Türk’ü aramasını ve olayın meydana geldiği Samsun ili Emniyet Müdürü’nün açığa alınmasını onayladığını belirtmiştir. Buna karşılık Van’da Deniz Baykal’a yönelik saldırıda aynı hassasiyetlerin gösterilmediğini ve bunun da toplumu rahatsız ettiği ifade etmiştir.  “Açın gazetelerin internet sayfalarını, bu haberin altına yapılan yorumları okuyun... Yumruğunu “adaletin tokmağı” yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu... Çünkü teröristi meşru hale getiren “açılım” saçmalığı, sadece bir tarafta değil, öbür tarafta da “eşkıyayı kahraman” yapmaya başladı.” şeklindeki en somut eleştiride de yazar, toplumun Ahmet Türk’e yönelik saldırıyı gerçekleştiren kişiyi tasvip eder hale geldiği belirtilmiş ve farklı muamelenin her iki tarafta da “eşkıyayı kahraman” yaptığı belirtilmiştir. Yazının genelinden eşkıya ifadesinin Ahmet Türk’e yönelik saldırıyı gerçekleştiren kişi için de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yazının sonunda da hukukun faklı işlemesi halinde “olacağı budur” ifadesine yer verilmiştir.

Şiddetin kınanmasının sonuç doğurmadığı ve bir taraf şiddet kullanırken diğer tarafın da bu yola başvurmasının normal olduğu izlenimi veren bölümler, yazının bütünlüğü dışında ele alındığında ifade özgürlüğü sınırlarını aşar gibi görünmektedir. Bununla birlikte yazının mantık dizini içinde farklı muamelenin şiddeti arttırdığı ve “eşkıyayı kahraman” yaptığı belirtilerek şiddet eşkiyalık olarak gösterilmiştir. Yazının bütünü ele alındığında bu ifadelerin şiddeti yüceltme amacı gütmediği anlaşılmaktadır ve iletişim (basın) özgürlüğü sınırları içinde değerlendirilmeleri gerekir. Bu sebeple Basın Meslek İlkeleri’nin 13. Maddesi ihlal edilmemiştir.

Yukarıda açıklanan Yılmaz Özdil ve Hürriyet Gazetesi hakkındaki şikayetin “yersizliğine” oybirliğiyle karar verilmiştir.

DKM ARŞİVİ