Yazdır

Aktif .

necla moraNECLA MORA / MAKALE
 

Türkiye’nin Avrupa Birli?i’ne kat?lma sürecinde kar??s?na ç?kar?lan engellerden biri, Türkiye ve Türklerle ilgili olumsuz imajlard?r.

 

Bat?’da Türk dü?manl???n?n kökenleri ve bunun günümüze yans?t?lmas?n?n nedenlerinden biri Avrupa H?r?stiyan  halk?n?n yüzy?llard?r Katolik kilisenin Türklerle ilgili olumsuz propagandas?na maruz kalmas?ndand?r. Bu konuda Halil ?nalc?k ?öyle demektedir;
 
“Avrupa’da H?ristiyan halk, Turkey, Turkish Empire aleyhinde yüzy?llarca yo?un bir olumsuz propagandan?n etkisi alt?nda kalm??t?r. Bat? halk?, hala Ottoman Empire ile modern demokratik Türkiye aras?nda fark? göremiyor, ço?u kez görmek de istemiyor. Avrupa kamuoyunu iki “ideoloji” belirler; biri ?udur: bin y?ld?r Kutsal Papa, Avrupa halk?n? Türklere kar?? ayakland?r?p Haçl? seferleri vaaz etmi?, endüljanslar da??tm??t?r…. Yak?nda Papa 16. Benediktus Türkiye’ye neden geldi? ?ark kilisesi Patrikli?inin var olmayan ökomenik (cihan?umül) kilise iddias?n? desteklemek ve bin y?ll?k kiliseler aras? ?izma’ya son verip H?r?stiyanl??a ortak bir cephe kazand?rmak.”

Dolay?s?yla Papa’n?n Katolik dünyas?na, Türkiye’nin Avrupa H?ristiyan Birli?i’ne al?nmamas?n? ilân etti?ini vurgulamaktad?r (Kumrular, 2008:20-21). Bu konuda di?er Türk yazarlara ait kaynaklarda benzer iddialar ortaya at?lmaktad?r. Güngör Onal, tarihsel süreç içinde, Türklerle Almanlar?n ilk kar??la?mas?n? bundan yakla??k bin y?l önce Haçl? Seferleri ile oldu?unu ve Papal?k’?n, biryandan katolik kilisesinin bölünmesini engellemeyi amaçlarken di?er yandan ise, ekonomik amaçlarla Haçl? Seferlerini haz?rlarken, tutucu bir yap? içinde bulunan y???nlar? harekete geçirmek ve kamuoyu yaratmak için Müslümanl??? antitez olarak kulland?n? belirtmektedir (1997: 3). Onur Bilge Kula, 11. yüzy?lda Avrupa ülkelerinde kilisenin kulland??? ortak dilin Latince olmas? ve halk?n bu dili bilmemesi nedeniyle Haçl? Seferleri s?ras?nda yaz?lan mektuplara konu olan olay ve geli?meleri kilise arac?l???yla ö?rendi?ini, dolay?s?yla bir anlamda Katolik kilisesinin, mektuplarda öne sürülen iddialar?n yay?lmas?n? sa?lad???n?, ço?u Avrupa halklar? gibi, Almanlar?n da Do?u'dan gelen tehlike olarak tan?mlanan Türklere ili?kin ilk bilgi ve izlenimleri kilise üzerinden edindi?ini belirtmektedir (1992: 34-35). Bu ba?lamda, H?ristiyan halk? Türkler aleyhine k??k?rtmak isteyen Katolik kilisesi, dü?ünce ve duygulara seslenen önyarg?lar? yeniden üreterek, maddi ve manevi ç?kar kaynaklar? gösteren çal??malar yapm??t?r.Türkleri, dinsiz, ho?görüsüz, kaba, hoyrat, y?k?c?, vicdans?z, ac?mas?z, ahlaks?z, i?renç eylemler gerçekle?tiren korkunç günahkârlar olarak kolayca önyarg? olu?turacak ?ekilde olumsuz kli?elerle tasvir ederek, H?ristiyan halk?, Türklere kar?? k??k?rtan kilise,  günümüzde etkisini hala sürdüren önyarg?lar?n olu?mas?n? sa?lam??t?r. Yüzy?llarca halk?, “Türk tehlikesi” ile  korkutan kilise, Türklere kar?? dü?manca duygular?n toplumsal belle?e i?lenmesi için çal??malar?n? sürdürmü?tür. Kula, ikinci kitab?nda, Ortaça?’da Almanlar?n d???nda, Alman kültüründe ?slam ve Türk imgesinin belirginle?mesi sürecine en kal?c? etkiyi yapanlar?n ba??nda ?talyan rahip Ricoldo de Monte Croce oldu?unu belirtmi?tir. Ricoldo de Monte Croce'nin yap?tlar?nda sergiledi?i ?slâm imgesi özellikle Luther'i etkilemi?tir. Luther, Ricoldo'nun ?slâm ve Müslümanlar konusunda yazd?klar?n? Türklere uyarlam??t?r. Türkleri, Avrupal?n?n ac?mas?z dü?man? olarak gösteren Luther, yüzy?llardan beri kilise taraf?ndan toplumsal belle?e i?lenen önyarg?lar? da ekleyerek,  kilisenin Türklere kar?? yürüttü?ü olumsuz çal??malara kat?lm??t?r (1993: 17). Margret Spohn, Türklerin 1453 y?l?nda ?stanbul’u ald?ktan sonra Avrupa’ya do?ru ilerlemeleri üzerine Katolik Kilisesi’nin, Haçl? Seferlerinde oldu?u gibi H?ristiyanlar? bir amaç do?rultusunda birle?tirmek için Türklere kar?? yo?un propaganda çal??malar?na ba?lad???n? ve bu nedenle uydurulmu? mektuplar yaz?ld???n?, Türkler aleyhine vaazlar verildi?ini ve çanlar çal?narak halk?n korkutuldu?unu yazmaktad?r (1996: 28-29). 1453'te Türklerin ?stanbul’u almas? ile ba?layan "Türk Korkusu", 1683'te Türklerin II. Viyana Ku?atma's?nda yenilmesiyle yerini “Türkleri küçümseme” duygusuna b?rakm??t?r. Fakat bu tarihe kadar Katolik Kilisesinin Türkler aleyhinde yapt??? propaganda çal??malar?, toplumsal belle?e olumsuz Türk imgesinin yerle?mesine neden olmu?tur (Spohn, 1996: 54, 83). Nuri Yurdusev, bütün kimliklerde görülen, d?? dü?mana kar?? birlik ve bütünlük olu?turma sürecinin modern Avrupa’da  “Türk tehlikesi” olgusu etraf?nda olu?turuldu?unu ileri sürmü?tür (1997: 63). Böylece Türklerin ?stanbul'u almas? ile ba?layan “Türk Korkusu” birçok bilgin ve din adam?n? bu dönemde Türklerin kökenini ara?t?rmaya yöneltmi?tir. Önemli her ?eyin ?ncil'de kaydedilmi? olmas? gerekti?ini savunan baz? din adamlar? Türklerin örf ve adetlerinin Yahudilere benzedi?ini kan?t göstererek, ?srail kavminden geldiklerini ileri sürmü?lerdir.  Etimolojik ara?t?rma yapan bilim adamlar? “Türk” sözcü?ünden yola ç?karak halk?n kökenini ara?t?rm??lard?r. Etimolojik yönden “Türk” ad? “vah?i-kaba” gibi özelliklerle ba?da?t?r?lm??t?r. Tarihsel-mitolojik yönden ise, Türklerin, Avrupa’da zalim bir halk olarak tan?nan ?skitlerden türedi?i ileri sürülmü?tür. Tüm bu ara?t?rmalar sonuçta “Türk” sözcü?ünün “Askeri güç ve zulüm” ile ilgili özelliklerle ba?da?t?r?ld???n? ortaya ç?karmaktad?r (Spohn, 1996: 19-22). Dolay?s?yla Katolik kilisesi ve bilim adamlar?n?n toplumsal bellekte olu?turduklar? bu olumsuz önyarg?lar, sanata ve literatüre de yans?d???ndan etkisi günümüzde hala devam etmektedir. Marc Galle, Avrupa dillerinde, Türk kimli?iyle ilgili olumsuz imaj olu?turacak birçok sözcük ve deyim bulundu?unu, ?spanyolca ve Frans?zca’da yap?lan kabahatin kolayca üstüne at?laca??, el alt?nda bulunan suçlu anlam?na gelen “Türk Kafas?”, Almanca’da sahtekârl?k anlam?na gelen “Türken”, ?ngilizce’de vah?i, gaddar, yönetilmesi zor insan anlam?na gelen “Türk” sözcüklerini örnek olarak vermektedir (1995: 11). Spohn ise, Türkler hakk?nda yaz?lan ?ark?larda, “Türk” ad?n?n zulüm ve ac?mas?zl?kla e? anlama getirildi?ini ve  “Türk gibi zalim”, “Türkler gibi konaklamak” söz kal?plar?n?n halâ sabit deyimler halinde kullan?ld???n? belirtmektedir (1996: 144). Dolay?s?yla Türk toplumunu bir yandan ötekile?tirmeye devam ederken, di?er yandan entegre olmamakla suçlamak adalete uygun bir argüman olarak kabul edilemez. 

Türk ??gücünün Almanya’ya Gitmesi Döneminde Türk-Alman ?li?kileri

1960’l?  y?llarda Federal Almanya’ya i?çi olarak giden Türkler farkl?  dinden ve kültürden gelmelerinden kaynaklanan sorunlar?n d???nda, yüzy?llard?r Almanlar?n toplumsal belle?inde yer alan önyarg?larla da mücadele etmek zorunda kalm??lard?r. Ço?unlu?u k?rsal kesimden olan Türk i?çileri, Federal Almanya’da bir süre çal???p, ekonomik durumlar?n? düzelttikten sonra geri dönmek amac?ndayd?lar. Almanlar?n istekleri de bu do?rultuda oldu?undan 70’li y?llara kadar önemli bir sorun ya?anmam??t?r. Ancak,   1961 y?l?nda Almanya’da Türk i?çi say?s?n?n 2500’den 1970’li y?llar?n ba??nda 2 milyona yakla?mas? üzerine ve 1969 petrol ambargosunun ard?ndan petrol fiyatlar?ndaki art???n getirdi?i enflasyonist bask? sonucu yüksek faiz politikas?na geçilmesi ve i?sizli?in artmas?yla gözler Türklerin üzerine çevrilmi?tir (Çulcu 1993: 17- 18).  Ayr?ca, 1970'li y?llar?n ikinci yar?s?nda ve 1980’lerin ba??nda teknolojik devrimle birlikte sanayide kalifiye olmayan i?gücüne gereksinimi azalan Almanya, 1973 y?l?ndan itibaren Avrupa Toplulu?u ülkeleri d???ndan i?çi al?m?n? yasaklam??t?r (Ta?, 1999: 15).  Bununla birlikte daha önce gelen i?çilerin e?leri ve çocuklar?n? yanlar?na almalar?na izin verilmesiyle birlikte artan Türk nüfusu Türk dü?manl???n?n ba?lamas?na neden olmu?tur  (Do?an, 1994: 33). Türklere yönelik sald?r?lar daha sonra yeni baz? sosyal ve siyasal sorunlarla, bunlar?n ortaya ç?kard??? ekonomik sorunlar nedeniyle devam etmi?tir. Örne?in, Berlin Duvar?’n?n y?k?l??? ve 3 Ekim 1990 tarihinde, Do?u ve Bat? Almanya’n?n birle?mesiyle ortaya ç?kan yeni sorunlar ve kan ba??na dayanan Alman ulusal kimlik anlay???n? yeniden gündeme getirmi?tir. Baz? a??r? milliyetçi ?rkç? gazetelerin politikac?larla dayan??ma içine girerek yabanc?lar hakk?nda olumsuz imaj olu?turmaya yönelik yay?nlar yapmalar? a??r? sa?dan gelen sald?r?lar?n artmas?na zemin haz?rlam??t?r. Türklerin, ailelerin birle?tirilmesi ve do?um kontrolüne s?cak bakmamalar? nedeniyle di?er uluslara nazaran say?lar?n?n h?zla art?? göstermesi, ulusal kültürlerinin saf kalmas?n? isteyen baz? Avrupal?lar taraf?ndan tepki ile kar??lanmas?na ve yeniden hedef haline getirilmesine neden olmu?tur (Ta?, 1999: 19, 21). Tüm bunlar?n yan?nda, Almanya’da olumsuz Türk imaj?n?n olu?up peki?mesinde,  hiçbir ön e?itim ve bilgilendirme yap?lmadan Almanya’ya gönderilen i?çilerin ya?am?? oldu?u “kültür ?oku” ve “dil engeli” de çok etkili olmu?tur. Dolay?s?yla Almanlar?n toplumsal belleklerine yerle?mi? tarihsel önyarg? ve korkular?n d???nda Türk i?çi göçü ile olu?mu? önyarg?lar?nda olumsuz Türk imaj?nda rol oynad??? söylenebilir. Bu konuda Alman diline yerle?en “Kümmeltürke” (laf anlamaz, kaba saba) sözcü?ü bugün bile laftan anlamaz, kaba saba insanlara Alman kökenli dahi olsa “Kümmeltürke” denilmesi yukar?da ifade etti?imiz dil engeli ve kültür ?okunun yaratt??? duruma örnek verilebilir. Bu nedenlerle, Almanya’da ?rkç? sald?r?lara en fazla Türklerin hedef olmalar?nda, Almanlar?n toplumsal belleklerine yerle?mi? önyarg? ve korkular?n d???nda Türk i?çi göçü ile olu?mu? önyarg?lar?nda rol oynad??? söylenebilir. Bununla birlikte, günümüzde Almanlar?n, konut eksikli?inden, kad?na bask?, kentlerde suç i?leme e?ilimi, ?iddet, i?sizlik, a??r? uçlara e?ilim, e?itimsizlik benzeri her türlü olumsuzlukla Türkleri ili?kilendirerek kendi kimliklerini tan?mlamak için Türkleri ötekile?tirdikleri ileri sürülebilir (Y?ld?z 2006: 39). Bu konuda tarihsel süreç içinde Alman diline yerle?en Türklerle ilgili kabahatin kolayca üstüne at?laca??, el alt?nda bulunan suçlu anlam?na gelen “Türk Kafas?” deyimi hat?rlanmal?d?r. Medya, tarihten gelen ve günlük ya?amda kültürel farkl?l?k nedeniyle olu?an önyarg?lar? yeniden üreten bir i?lev görmektedir. Örne?in, 15.07.2009 tarihli Welt Online’da, “Türk Musa için iki y?l hapis” ba?l??? ile verilen haberde kullan?lan “Türk” sözcü?ü “sahtekâr” anlam?nda kullan?lm??t?r. Haberin içeri?ine bak?ld???nda bu do?rulanmaktad?r. 29.05.2009 tarihli Süddeutsche Zeitung’da, “Türkle?mek- Türkle?me- Türkle?mi?/ sahtekârl?k- sahtekârla?ma- sahtekârla?m?? (Türken, türkte, getürkt), ba?l?kl? yaz? bugün hala kullan?lan ve Alman diline yerle?mi? olan bu olumsuz ön yarg?ya bir gönderme yapmaktad?r.

Alman Medyas?nda “Türkiye ve Türkler”in Temsili ve Türkiye’nin Avrupa Birli?i’ne Giri? Sürecine Etkileri

Türkiye'nin 1963 y?l?nda Avrupa Ekonomik Toplulu?uyla ortakl?k anla?mas? imzalamas?yla ba?layan Türkiye Avrupa Birli?i ili?kileri Türkiye'nin 14 Nisan 1987 y?l?nda tam üyeli?e ba?vurmas?yla ivme kazanm??t?r. 1999 y?l?nda AB üyeleri taraf?ndan aday olarak kabul edilen Türkiye, 2005 y?l?nda tam üyelik müzakerelerine ba?lam??t?r. Avrupa Birli?i'yle bütünle?menin ilk a?amas? olarak Türkiye 1 Ocak 1996 tarihinde Avrupa Birli?i'yle Gümrük Birli?i'ne girmi?tir. 2000'li y?llarda Türkiye'nin Avrupa Birli?i'ne kat?lma sürecinde bir h?zlanma gözlenmi?tir. 17 Aral?k 2004 tarihinde Avrupa Birli?i ülkeleri Türkiye'nin kat?lma müzakerelerinin 3 Ekim 2005 tarihinde ba?lamas?na karar vermi?lerdir. Türkiye'nin 2000'li y?llarda ba?ard??? büyüme h?z? Avrupa Birli?i ortalamas?n?n çok üstünde olmas?na ra?men, bütçe aç???, d?? borç ve i?sizlik oranlar? aç?s?ndan Türkiye hala AB ortalamas?n?n çok alt?nda kalm??t?r. Baz? AB üyeleri bu yüzden Türkiye'nin henüz AB'ye kat?lmaya haz?r olmad??? görü?ündedir. Ayr?ca Türkiye'deki yüksek nüfus art??? da baz? AB ülkeleri taraf?ndan sorun olarak görülmektedir. Bu büyüme h?z?yla AB'ye kat?ld??? takdirde Türkiye 2020 y?l?nda Almanya'y? geçerek Avrupa Birli?i'nin en büyük üyesi olaca?? ve Avrupa Parlamentosu'nda en fazla üyeye sahip olaca?? endi?esi yatmaktad?r. Türkiye'nin baz? kom?u ülkeleriyle aras?ndaki ili?kiler Avrupa Birli?i'yle olan ili?kilerinde gündeme gelmektedir. Bu ili?kilerin ba??nda K?br?s Sorunu, Türkiye-Yunanistan ili?kileri ve Türkiye-Ermenistan ili?kileri gelmektedir (Vikipedi, özgür ansiklopedi, 27.09.2009). Mehmet Ali Birand, 1 Kas?m 1991’de Maastricht Anla?mas?n?n yürürlü?e girmesiyle üye ülkeler aras?nda gümrük ve ticaret engellerinin ortadan kalkmas?n? ve Türkiye’nin 1996’da Gümrük Birli?ine girmesini olumlu bir ad?m olarak ileri sürmü?tür (1996:  32-33). Ancak Sovyetler Birli?i’nin da??lmas? ile birlikte So?uk Sava?’?n biti?i, dünya siyasetinde yeni bir dönemin ba?lamas?na neden olmu?tur. Huntington, baz? ayd?nlar?n tarihin sonu, küreselle?me benzeri argümanlarla bu gerçe?in sadece baz? yönlerini yakalad?klar?n?, ancak yenidünya düzeninde gerçek mücadelenin esas kayna??n?n ideolojik ve ekonomik olmaktan önce kültürel olaca??n? ileri sürmü?tür. Ona göre, medeniyet kimli?i gelecekte çok önem kazanacak ve dünya Bat?, Konfüçyus, Japon, ?slam, Hint, Slav-Ortodoks, Latin Amerika ve Afrika olmak üzere yedi sekiz medeniyete bölünecektir. Bunun nedeni medeniyetlerin birbirinden dil, tarih, kültür, gelenek ve din yoluyla farkl?lar?n?n, tanr?-insan ili?kisinden, bireysel ve sosyal ili?kilere kadar tüm ili?kilere yans?mas?d?r. Dünyan?n giderek küçülmesi nedeniyle medeniyetler birbirleri ile daha fazla etkile?ime girece?inden bu farkl?l?klar daha belirgin hale gelecektir. Huntington’a göre, ekonomik i?birli?i örgütlenmelerinin temelini kültür ve din olu?turdu?undan,  Avrupa toplulu?u, Avrupa kültürü ve Bat? H?ristiyanl???’n?n payla?t??? temele dayanmaktad?r (Huntington, 2000: 22, 25, 27) . Huntington’un bu konudaki varsay?m? baz? Avrupal? H?ristiyan Demokrat partilerin gösterdikleri tutumla do?rulanmaktad?r. Avrupa kimli?ini sabit ve de?i?mez bir unsur olarak alg?layan baz? a??r? sa? görü?lü politikac?lar, Müslüman-Türklerin Avrupa Birli?i’ne al?nmas? halinde bu kimli?in bozulaca??n? ileri sürmektedirler. Bunun yan?nda AB üyeleri, Türkiye'nin kültürel ve tarihsel kimli?inin ve co?rafi konumunun Avrupa Birli?i'ne uygun dü?medi?ini ve Avrupa Birli?i'nin ?u andaki yirmi yedi üyesinin nüfuslar?n?n mutlak ço?unlu?u H?ristiyan oldu?unu dolay?s?yla Türkiye’nin AB'ye kat?lmas? halinde nüfusu ço?unluk bak?m?ndan Müslüman olan ilk AB üyesi olaca??n? söylemektedirler. AB'de buna kar?? olarak ileri sürülen görü? ise, AB'nin bir H?ristiyan kulübü olarak ortaya ç?kmas?n?n yanl?? oldu?udur. Türkiye'nin co?rafi konum olarak Avrupa'da bulunmad??? görü?ü de zaman zaman ortaya at?lmaktad?r. Gerçekten de Türkiye'nin yüzölçümünün ço?unlu?u Asya k?tas?nda yer almaktad?r. Baz? AB üyeleri Türkiye'nin AB'ye kat?lmas? halinde Fas gibi Avrupa'n?n uç kö?elerinde yer alan baz? ülkelerin de AB'ye kat?lmak isteyebilece?ini ileri sürmektedir. Ancak Türkiye'nin tart??mas?z bir biçimde Avrupa k?tas?nda yer alan bölümü, birçok AB üyesi ülkenin toplam yüzölçümlerinden daha büyük olmas?, Türkiye'nin Avrupa'yla yüzy?llard?r süregelen tarihsel ili?kilerinin bulunmas?, bu görü?lere kar?? ileri sürülmektedir. Ba?ka bir görü?e göre ise, Avrupa kültürü çok fazla sekülerle?ti?inden Müslümanlarla i?birli?i yap?lmas?n?n Avrupa kültürüne olumlu etkisinin olaca??d?r. 

Türkiye’nin Avrupa Birli?ine al?nmas? konusunda mevcut federal koalisyon hükümetinde bulunan H?ristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) üyeleri, haz?rlad?klar? raporlarda, Türkiye’nin Avrupa Birli?i’ne tam üye olarak al?nmas? yerine imtiyazl? ortak olarak al?nmas? ile ilgili gerekçeler ileri sürmektedir. Bu raporlar özetle, Türkiye’nin 1923 y?l?nda Mustafa Kemal Atatürk’ün ?slam co?rafyas? içinde ça?da? ve laik bir devlet kurmas?na ra?men, nüfusunun % 90’? Müslümanlardan olu?an ülkede, laikli?in ordunun gücü ve mücadelesi ile korundu?u ve 2002 y?l?ndan itibaren Türkiye’nin yeni bir dönemece girdi?i vurgulanmaktad?r. AB ile ABD aras?nda gidip gelen Türkiye’nin, insan haklar?, az?nl?k haklar?, ifade özgürlü?ü, inanç özgürlü?ü, mevcut demokrasinin eksik uygulanmas?ndan kaynaklanan sorunlar, K?br?s sorunu, Ermenilere kar?? tarihsel sorumluluklar?n?n yan?nda, Almanya’da ya?ayan yakla??k 3 milyon Türk kökenliden çok az?n?n Alman toplumuna entegre olmas?n?n, 70 milyonluk Türkiye’nin, Avrupa toplumuna entegre olamayaca?? konusunda bir örnek te?kil etti?i ileri sürülmektedir. Türkiye, Nato’nun ikinci güçlü ordusu ile uluslar aras? terör konusunda Avrupa’da önemli bir müttefik olarak görülmesine ra?men, ya?ad??? derin ekonomik kriz ve devlet borcu nedeniyle Avrupa Birli?i’ne tam üye olarak al?nmas? halinde Avrupa ekonomisine büyük külfet getirece?i belirtilmektedir. Avrupa Birli?i’nin yeni al?nan Romanya ve Bulgaristan ile birlikte co?rafi, ekonomik, kültürel, yap?sal, finansal ve politik s?n?rlar?n? zorlad???, dolay?s?yla Birli?in bundan sonra bugünkü s?n?rlar?n?n do?usunda ve güneyinde kalan yak?n kom?u ülkelerle yeni ve farkl? bir çal??ma modeline ihtiyac? oldu?u ileri sürülmektedir. Ancak, Avrupa Birli?i’nin, insan onuru, özgürlük, demokrasi, e?itlik, sosyal hukuk devleti, insan haklar?, az?nl?klar?n ki?ilik haklar?na sayg? benzeri birli?in kurulu?uyla ilgili de?erlere sahip olan tüm Avrupa ülkelerine aç?k oldu?unu, Türkiye’nin bu özelliklere sahip olmad??? için kendi kültürel kimli?ini de?i?tirmek zorunda kalmayaca?? tam üyelik yerine, imtiyazl? ortak olmas?n?n Türkiye aç?s?ndan daha do?ru olaca?? vurgulanmaktad?r (Schriften zur Europaeischen Integrasyon 01/08,  www.cducsu.eu,  April 2008). Burada a??rl?kl? olarak Huntington’un “medeniyetler çat??mas?” kuram?na gönderme yap?ld??? ortaya ç?kmaktad?r. Huntington, Yeni Dünya düzeninde, ülkelerin ait olduklar? medeniyetlere göre kendilerini ayr??t?rd?kça Sovyetler Birli?i ve Yugoslavya gibi farkl? medeniyete mensup çok say?da ülkenin bölünece?ini kuram?nda öngörmü?tür. Di?er bir k?s?m ülkelerin ise, vasat kültürel seviyede geli?meye sahip olmalar?na ra?men toplumlar? hangi medeniyete sahip olduklar? konusunda bölünmü? olduklar?n? ileri sürmü?tür. Baz? ülkelerin liderlerinin, tipik bir kervana kat?lma stratejisi izlemeyi ve ülkelerini Bat?l? yapmay? istemesine ra?men, ülkelerinin tarih, kültür ve gelenekleri Bat?l? olmad???ndan bölünük ülkeler oldu?unu söylemi?tir. Ona göre, bu ülkelere Türkiye tipik örnek te?kil etmektedir. Türkiye’nin liderleri, Atatürk’ün gelene?ini takip ederek modern seküler ve ulusal bir devlet olarak varl???n? sürdürmesi ve Nato’da, Körfez Sava??nda, Bat? ile ittifaka girmesi ve Avrupa Toplulu?u’na ba?vurmas?na ra?men, Türk toplumundaki baz? unsurlar?n, Türkiye’nin ayn? zamanda Müslüman bir Ortado?u ülkesi oldu?unu gösterdi?ini belirtmi?tir. Bunun yan?nda Türkiye’nin seçkinlerinin Türkiye’yi Bat?l? olarak tan?mlarken, Bat?’n?n seçkinlerinin Türkiye’yi Bat?l? olarak kabul etmedikleri ileri sürmü?tür (Huntington (2000: 41-42). Huntington’un bu görü?lerine kar??l?k Tortsten Jaeger ve Susan Stewart (April 2004), Türkiye-Avrupa Birli?i ili?kileri ile ilgili haz?rlad?klar? raporda genel olarak H?ristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) raporlar?na benzer argümanlar ileri sürerek, özetle Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri ile ilgili ödevlerini iyi yapmad???n? ve bu arada son üye ülkelerle birlikte belirli geni?leme gösteren Avrupa Birli?i’nin art?k sadece Avrupal?l?k bilinciyle de?il, H?ristiyanl?k ve Ayd?nlanma miras?ndan köklerini alan ortak kültür ve tarihten kaynaklanan bir kimlik belirlemesinin zaman?n geldi?i belirterek, Müslüman bir ülke olarak Türkiye’nin, tarihten gelen ve hem Müslümanlara hem de H?ristiyanlara derin ac?lar ya?atan olumsuz ili?kilerin yan?nda, Avrupa’n?n köklerini, Antikça?, Ortaça?, Rönesans, Hümanizm ve Ayd?nlanma’dan alan geleneklerinin eksik olmas?n?n Avrupa Birli?i ile Türkiye’nin bir yol ayr?m?na gelmesinde etken oldu?unu belirtmi?lerdir. Bunun yan?nda, Türkiye’nin politik kültüründe, Birinci Dünya Sava??’ndan kalan tarihsel miras? Ermeni katliam?n?n çözümlenmemi? bir sorun olarak durmakta oldu?unu ifade etmi?lerdir. Türkiye’nin bugünkü topraklar?nda eski H?ristiyan yerle?iminin bulundu?unu ve Kudüs’e giden yolun Anadolu topraklar?ndan geçti?ini, ?spanya’n?n ?slam miras?n? Avrupa Birli?i’ne ta??mas? gibi Türkiye’nin de H?ristiyan miras?n? Avrupa Birli?i’ne ta??mas? gerekti?ini vurgulam??lard?r. Bununla birlikte, Türkiye’nin Avrupa Birli?i’ne al?nma haz?rl?klar? sürecinde, Avrupa de?erler birli?inin temsilcileri taraf?ndan ?slamla ilgili tehlikeli mitlerin temizlemesinin ve Huntington’un “medeniyetler çat??mas?” tezinin çürütülmesinin dünya bar??? aç?s?ndan tarihi bir ?ans oldu?unu belirtmi?lerdir. Ayr?ca Jaeger ve Stewart, Angela Merkel’in ?ubat 2004’te Türkiye ziyaretinin, Türkiye için “imtiyazl? ortakl?k” gibi ikinci s?n?f bir Avrupa Birli?i ortakl???n?n söz konusu olamayaca??n? gösterdi?ini belirterek, Kopenhag Kriterlerini yerine getirmesi halinde, Avrupa Birli?i’nin, Türkiye’yi tam üye olarak almamas?, içinde Müslümanlara yer olmayan H?ristiyan klubu oldu?unu ortaya koyaca??n? ileri sürmü?lerdir. Bu konuda Sylvia Yvonne Kaufmann, Avrupa Birli?i, Eylül 2005 tarihinde, Türkiye’ye, tam üyelik için demokrasi, hukuk devleti olma, insan haklar?na ve az?nl?k haklar?na sayg? ve K?br?s probleminin çözümü benzeri Kopenhag Kriterlerini yerine getirmesi durumunda Birli?e al?naca?? konusunda teminat verdi?ini, dolay?s?yla Türkiye Kopenhag Kriterlerini yerine getirdi?i takdirde Avrupa Birli?i’nin Türkiye’yi Birli?e almak zorunda oldu?unu söylemi?tir (http://www.linkspartei.pds-europa.de/ 26.04.2009). Bununla birlikte di?er sol görü?lü Avrupa Parlamenterleri, Türkiye’nin Kopenhag Kriterlerini yerine getirmesi durumunda Avrupa Birli?i’ne al?nmas? konusunda hemfikirdir. Ancak Almanya’da 31 A?ustos’taki eyalet seçimleri ve 27 Eylül’deki genel seçim sonuçlar? sa? a??rl?kl? koalisyon hükümetinin iktidardaki etkisinin daha da artmas?n? sa?layabilir. Bir yandan Türkiye’nin Avrupa Birli?i’ne girmesine kar?? ç?kan ve seçim propagandalar?n? Türkiye kar??tl??? üzerine kuran H?ristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU), Türkiye’nin Avrupa Birli?ine tam üyelik yerine imtiyazl? ortak olmas?n?n Avrupa’n?n ve Türkiye’nin kültürel kimli?i aç?s?ndan daha do?ru olaca??n? ileri sürmektedir. Di?er yandan ise, Avrupal? H?ristiyan Demokrat partiler, Avrupa kimli?ini sabit ve de?i?mez bir unsur olarak alg?lad?klar?ndan Türklerin Avrupa Birli?i’ne al?nmas?yla bu kimli?in bozulaca??ndan endi?e etmektedir. Dolay?s?yla Türkiye ile ilgili kararlarda Avrupa kültürü, Avrupa kimli?i ve her ne kadar dile getirilmese de Avrupa Birli?i’nin H?ristiyanl?k çat?s? alt?nda kuruldu?u dü?üncesinin hâkim oldu?u söylenebilir.

  Kaynakça

Birand, Mehmet Ali (1996), Türkiye'nin Gümrük Birli?i Maceras? 1959-1996, (9.b), ?stanbul:  Milliyet Yay?nlar?.

Çulcu, Murat (1993), Neonazizmin Suçüstü Tutanaklar?, ?stanbul: Eti Yay?nlar?.

Der Spiegel, http://www.spiegel.de/ 

Do?an, Ahmet Atilla (1994), “Almanya'ya Türk Göçü ve Türkçe Yay?n Yapan Radyo Televizyonlar”, ?stanbul: ?stanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yay?nlanmam?? Doktora Tezi. 

Huntington, P. Samuel (2000), “Medeniyetler Çat??mas? m??”, Mustafa Çal?k (Çev.), Medeniyetler Çat??mas?, Murat Y?lmaz (Der.), Ankara: Vadi Yay?nlar?, s. 22, 25, 27.

Galle, Marc (1995), Sevilmeyen Ülke Türkiye, Kaya Türkmen (Çev.), Ankara: Bilgi Yay?nlar?.

Güleç, Cengiz (1992), Türkiye’de kültürel Kimlik Krizi, Ankara: Verso Yay?nc?l?k.

Jaeger,  Tortsten ve Stewart, Susan (April 2004), “Gehört die Türkei in die Europaeischen Union?”, Eine kommentierende Dokumentation, Darmstadt/Frankfurt am Main: Interkultureller Rat in Deutschland und Förderverein Pro Asyl e.V. 

Kula, Onur Bilge (1992), Alman Kültüründe Türk ?mgesi I, Ankara: Gündo?an Yay?nlar?.  

Kula, Onur Bilge (1993), Alman Kültüründe Türk ?mgesi II, Ankara: Gündo?an Yay?nlar?.

Kumrular, Özlem (2008), Türk Korkusu, ?stanbul: Do?an Yay?nc?l?k.

Onal, Güngör (1997), Halkla ?li?kiler, ?stanbul: Türkmen Kitabevi.  

Öztürk,  Ali Osman (2000), Alman Oryantalizmi, Ankara: Vadi Yay?nlar?. 

Schriften zur Europaeischen Integration 01/08, Europa und die Türkei, www.cducsu.eu,  April 2008 (27.08.2009).

Spohn, Margret (1996), Her?ey Türk ??i, Leyla Serdaro?lu (Çev.), ?stanbul:Yap? Kredi Yay?nlar?.

Vikipedi, Özgür Ansiklopedi, tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye-Avrupa Birli?i ili?kileri, (27.09.2009).

Welt Online, http://www.welt.de/  

Yvonne Kaufmann, Sylvia, “Hohe Hürden für die EU-Mitgliedschaft der Türkei”, La gauche 1, Türkei und EU-Partnerschaft mit Hindernissen, Delegation der Linkspartei.PDS in derKonföderalen Fraktion der Vereinten Europäischen Linken/ Nordische Grüne Linke (GUE/ NG), Die linke im Europaparlament, s.14,

http://www.linkspartei.pds-europa.de (26.04.2009).

Y?ld?z, Süleyman (2006), “Türk ve Alman Toplumlar?nda Kültürel ?li?kiler, ?mgeler ve Medya”, Milli Folklor, 2006, Y?l 18, Say? 72, s. 39, http://www.milli folklor.com.

Yurdusev, Nuri, “Avrupa Kimli?inin Olu?umu ve Türk Kimli?i”,  Türkiye ve Avrupa (1997), Eralp, Atila (Der.), Ankara: ?mge Yay?nlar?,  s.63.

Untranslated Strings Designer

Hiçbiri