forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

KOMPLOCU YAZARLARI TANIMA KLAVUZU OKTAY EKŞİ HAKKINDA NE DİYOR?

Aktif .

fkorubiyiksizFehmi Koru Taha Kıvanç köşesinde Oktay Ekşi'nin 'Komplo Teorileri' içeren yazılarını ele almış. Şöyle yazmış Koru: Hürriyet yazarları son zamanlarda bir hoş oldular da, Oktay Ekşi'nin komploculukla başının hoşluğu hayli eski.
 
FEHMİ KORU'NUN TAHA KIVANÇ KÖŞESİNDEKİ YAZISI
 
Her yerde komplo var

Bir işadamı, uzaktan, “Artık komplo yazıları yazmıyorsunuz?” siteminde bulundu, gülümseyerek... Herkese söylediğimi ona da tekrarladım: “Ben komplo yazıları değil komploları ortaya çıkaran yazılar yazarım; komplo yazıları için başta Oktay Ekşi olmak üzere Hürriyet yazarlarını okumalısınız...”

Arkamdan bakakaldığını sırtımdaki sıcaklıktan hissettim...

İnanmayan Oktay Ekşi'nin dünkü “Sorular...” başlıklı yazısını okuyabilir...

Önce 'komplocu yazarları tanıma kılavuzu'ndan şu bölümü birlikte okuyalım: “Bir yazıyı/yazarı 'komplocu' tanımı içerisine sokan şey, en başlarda bir yerlere yerleştireceği 'Ben Komplo teorilerinden hoşlanmam; komplo teorisi sayılacak yazılardan nefret ederim' gibi bir inkârı 'Ama' veya 'Fakat' türü bir karşı cümlenin izlemesidir. Aslında yazarın, o girişle, 'Bu okuyacağınız düpedüz bir komplo yazısıdır' demek istediğini bilmelisiniz”

Bakalım Oktay Bey yazısına nasıl girmiş: “Komplo teorilerinden de, teorisyenlerinden de hiç hazzetmediğimizi okuyucularımızın bildiğini sanıyoruz. Ama şu hemen hepimizin 'Galiba gerçek ortaya çıktı' dediğimiz 'ıslak imzalı belge' hikâyesi, giderek zihnimizi daha çok bulandırıyor. O nedenle hiç değilse orada burada tartışılan soruları sizlerle paylaşmak istiyoruz.”

 

Ardından 'ıslak imzalı belge' ortaya çıktığından beri feleğini şaşırmışların internet ortamında üretip durdukları çoğu saçmalığın sınırında dolaşan soruları Hürriyet okurlarıyla paylaşıyor Oktay Bey. “Neden bu zamanda?” diye soruyor meselâ. Niteliği bilinmeyen bir plan ve bunu hazırlayan bir merkez varmış... Olay kimlerin işine geliyormuş... Parantez açıp “Bu konuda bizim tahminimiz var” da diyor Hürriyet başyazarı...

İhbarcı subayın böylesine kıymetli bir belgeyi 'posta ile' göndermesine de takmış; “Siz olsaydınız, kaybolacağını, yanlışlıkla yırtılacağını hesap etmez miydiniz?” sorusunu, “Yoksa” ile başlayan 'komplocu' sorular izliyor...

Hürriyet yazarları son zamanlarda bir hoş oldular da, Oktay Ekşi'nin komploculukla başının hoşluğu hayli eski.

Henüz 'domuz gribi' ile ilgili görüşlerini bizlerle paylaşmadı, ancak bundan üç yıl önce başgösteren 'kuş gribi' salgınının 'komplo' olduğuna inandığını yazmıştı. Herhalde 'domuz gribi' için de benzeri 'tahminleri' vardır.

Oktay Bey'in 'kuş gribi salgını bir komplodur' tezini işlediği 'Kafası karışık olmak' başlıklı yazısı nasıl başlıyordu dersiniz? Evet aynen öyle, “Komplo teorilerinden nefret ederiz” diye...

Kafası karışık Oktay Bey, nasıl şimdi internette dolaşan 'ıslak belge' üzerine çeşitlenmelerden etkilenmiş ise, 19 Ocak 2006 tarihli yazısında da, aynı türden hoş mu hoş iddiaları okurlarıyla paylaşmaktan çekinmemişti. Tabii şimdi yaptığı gibi 'sorular' eşliğinde...

Soruları okuyalım mı:

“Kuş gribi eğer göçmen kuşlar tarafından getirildiyse neden öteki ülkelere de bu virüsü taşımadılar? Bu kuşlar sıcak iklimlere ulaşmak için sadece Türkiye üzerinden mi geçiyorlar? Örneğin, Avrupa ülkelerinden geçen yok mu? Oralara neden bu virüsü taşımadılar? / Hadi o sürülerin enfekte olmadığını düşünelim, o zaman bize komşu ülkelerde örneğin Kafkasya'daki komşularımızda hastalık neden görülmedi?"

 

Ne güzel sorular, değil mi?

Hürriyet'in tıp eğitimi almış, salgın hastalıklar konusunda uzman okurları bu sorulardan hareketle varılmak istenen “Kuş gribi Türkiye'nin başına örülmüş bir komplodur” tezine ne demişlerdir acaba?

Neyse, konumuz 2006 yılında başgöstermiş 'kuş gribi salgını' değil; Hürriyet başyazarı 'domuz gribi salgını' üzerine değerli düşüncelerini ise henüz köşesine taşımadı. Bu durumda dün çıkan yazısıyla ilgilenmekle yetinmeliyiz.

Oktay Bey iki soruya çok önem vermiş ki, onları yazısının ekseni yapmış... Almanya'da görülmekte olan bir mahkemede 'kanıt' olarak kullanılan belgelerde 'tarih' tahrifatı yapılıp yapılmadığı araştırılmış ve 'mürekkebin yaşı' üzerinden sonuca varılabilmiş... “Albay Dursun Çiçek'e ait olduğu söylenen imzanın yaşı araştırılsın” talebinde bulunuyor.

Doğruya ulaşılacağından yine de kuşkulu... Kim araştıracak bunu? Adli Tıp Kurumu... Ya araştırma Adli Tıp Kurumu'ndaki 'özel ekibe' havale edilirse? Çünkü şu kuşkusunu apaçık açık etmiş Oktay Bey: “Öteki kuşku konularını, örneğin Adli Tıp Kurumu'nda yapılan incelemenin 'özel bir ekip'e havale edilip edilmediği sorusunu ilgililer yanıtlar diye düşünelim.”

Önem verdiği bir kişi de, “Genelkurmay'ın ilgili dairesinin kullandığı kâğıtla belgenin kâğıdı aynı mı?” diye sormuş, bu sorunun da dikkate alınmasını istiyor Hürriyet başyazarı...

Bir ara “Sedat Ergin Hürriyet'e başyazar oluyor” denilmişti de, “Oktay Ekşi emekliye ayrılırsa okurlarının hali nice olur?” diye karalar bağlayacak noktaya gelmiştim.

Türkiye için 60 yıllık bir alışkanlık Oktay Ekşi...

http://yenisafak.com.tr/

 

DKM ARŞİVİ