forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

Yavuz Baydar Türk Medyası'nı Amerikalılar'a değerlendirdi

Aktif .

yavuz-baydarSabah gazetesi okur temsilcisi Yavuz Baydar, Amerika'nın bağımsız internet gazetesi Huffington Post'ta Türk medyasını yazdı...

Kaleme aldığı yazısında Baydar, "Patronların medya dışında ekonomik çıkarları oldukça ve gözleri kamu ihalelerini kazanmaya odaklanmış bir şekilde siyasi iktidarlara diz çöktükçe ana akımda editoryal bağımsızlık, dolayısıyla özgürlük olmayacak" yorumu yaptı.

Yazısında, Milliyet gazetesinde Hasan Cemal’in yazılarına son verilmesiyle sonuçlanan krizi değerlendiren Baydar, “gazetenin patronu Erdoğan Demirören’in süreçte Cemal’in kovulmasını Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak’tan talep ettiğini” belirtti. 

Baydar’ın www.huffingtonpost.com’da yayımlanan yazısının bazı bölümler... 

- Medyanın kendine zarar veren rolü, Doğu Avrupa ve Balkanlardaki birkaç yarı demokrasi haricinde, hiçbir yerde Türkiye’de olduğu kadar akıldışı, agresif ve görünür değil.

- Açgözlü medya patronlarının, - bazıları iktidardaki AKP'ye ideolojik olarak yakın, bazıları değil - medya sektörü dışındaki iş kollarında da büyük ekonomik çıkarları var. Ve bu patronlar, çıkarları için bağlı oldukları hükümete ve bürokrasiye sundukları “hizmet”lerin yanı sıra siyasi yöneticiler için, medya yayınlarını, etkilerini artırmak için istismar ediyorlar.

- Medya patronları ve hükümet arasındaki bu “kutsal olmayan işbirliği” ile birlikte basın özgürlüğüne yöneltilen yasal kısıtlamalar, Türkiye’deki gibi çeşitlilik arz eden bir medya ikliminin nasıl “açık hava editoryal hapishanesi”ne dönüşebileceğini dair dünyaya bir örnek olarak gösteriyor.

- Medya sahipleri, çoğu zaman dışarıdan bir baskı olmadığı halde hükümet politikaları ile ilgili konularda otosansür uygulayarak, araştırmacı gazeteciliğin önünü kesiliyor. Başbakan’la ilişkilerinin kötüye gitmemesi ya da ekonomik çıkarlarının yara almaması adına, yolsuzluk haberleri yapılmıyor ve hükümete eleştiri içeren haber ve yorumlar karartılıyor.

- Bundan ötürü Türkiye medyasının durumu, karmaşıklıklarıyla eşsiz.

- Küresel olarak basın sağlığı ile ilgili kullanılan üç kriter var: Özgürlük, bağımsızlık, çoğulluk/çeşitlilik.

- Sonuncusu ile ilgili bir sorun yok: 40 ulusal günlük, 2500 yerel gazete ile 250 özel televizyon kanalı, 1300 radyo istasyonu ve 150 haber sitesi ve portalla Türkiye büyük ve rekabetçi bir sektöre sahip.

- Kürt muhalefeti yasal cezalandırmaya maruz bırakılır, küçük Türk partizan basını ve birkaç bağımsız gazete yasa tarafından rahat bırakılırken, büyük medyanın nüfuzlu isimleri basın özgürlüğünü boğarak, büyük grupların editoryal bağımsızlığını kısıtlıyor.

-  “İmralı Zabıtları” başlıklı haberin gazetede yayımlanmasının ardından Cemal’in konuya ilişkin bir yazısının yayımı ardından köşesinin boş bırakıldı. Köşe yazası Milliyet’in sahibi Demirören ailesinin direkt talimatlarıyla sansürlendi.

-Erdoğan, kararlarını medyaya dayatmıyor olabilir, ama her sözünün sonuçları oluyor. 

- Yine de, günün sonunda ayağa kalmak ve medya özgürlüğünü savunmak gazeteciler kadar patronlara kalıyor. Editoryal bağımsızlığı çalışanlarına garantilemek de öyle.

- Patronların medya dışında ekonomik çıkarları oldukça ve gözleri kamu ihalelerini kazanmaya odaklanmış bir şekilde siyasi iktidarlara diz çöktükçe anaakımda editoryal bağımsızlık, dolayısıyla özgürlük olmayacak.

Yavuz Baydar'ın yazısının İngilizce Orjinali için tıklayın...

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN