forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

AH BE YİĞİDİM BEN AHMET ŞIK DEĞİLİM!

Aktif .

salih_tuna_300Yeni Şafak Gazetesi yazarı Salih Tuna'nın bugünkü yazısı birbirinden ince göndermelerle dolu. Nuray Mert'ten Nazlı Ilıcak'a kadar yazarlara ironik göndermeler yapan Tuna, bir Odatv okuru tarafından Ahmet Şık zannedilmesini de kalemine dolayarak nasıl yanlış anlaşıldığını yazmış:

İşte Salih Tuna'nın Yeni Şafak'taki "Ah be yiğidim ben Ahmet Şık değilim!" başlıklı yazısı:

"Attila İlhan, Ahmet Kaya'nın da albümüne adını verdiği şiirinde şöyle der: "an gelir / ömrünün hırsızıdır / her ölen pişman ölür / hep yanlış anlaşılmıştır..."

Hep yanlış anlaşılmak zehirlidir.

İnsanı ölmekten beter eder.

Lakin kimi zaman bulunmaz bir "mükafaattır" yanlış anlaşılmak!

Yanlış anlaşılmaktan zıbarıncaya kadar ekmek yiyen o kadar çok insan var ki, hangi birini anlatayım!

Yanlış anlaşılmış; yönetim kurulu başkanı olmuştur.

Yanlış anlaşılmış; milletvekili seçilmiştir.

Yanlış anlaşılmış; sadra şifa tek bir cümlesi olmadığı halde "kanaat önderi" muamelesi görmüştür.

Benim güzel "Ablacığım" ise baştan sona hep yanlış anlaşılmıştır:

28 Şubat sürecinde "ulusalcı laikler" tarafından yanlış anlaşılmıştır.

AK Parti iktidarının ilk döneminde (Gül'ün cumhurbaşkanı seçildiği güne kadar) "muhafazakarlar" tarafından yanlış anlaşılmıştır.

Şimdi de Kürtler tarafından yanlış anlaşılmak için gayret gösteriyor. (Tuhaftır; PKK da bu gayrete destek veriyor.)

Geçen akşam kanallar arasında dolaşırken, Sedat Ergin tarafından yanlış anlaşılırken rastladım ona.

Gerçi o da Sedat Ergin'i yanlış anlıyordu.

Karşılıklı "yanlış anlaşılmak" için şöyle bir kapıştılar.

Tahmin edeceğiniz gibi "Ablacığım" üstün geldi.

E tabi, Sedat Ergin "yanlış anlaşılma" egzersizlerine yeni başlamıştı. (Nazlı Ilıcak'ın başörtüsü hakkındaki sorusuna verdiği cevap henüz acemi olduğunun ispatıydı.)

Lafın burasında Nazlı Hanım'ın "yeni yüzüne" değinmezsek olmaz.

Yeryüzünün en masum "yanlış anlaşılması" fiziksel olanıdır.

Nazlı Ilıcak da bunu tercih etmiş; yani estetik operasyon geçirmiş.

Bayağı da gençleşmiş!

Mesut Yılmaz'a, "Ben senin yağdanlığın olmak istiyorum" şeklinde "şaka" yaptığı yıllara dönmüş nerdeyse.

Biraz daha estetik yaptırsaymış, Demirel'e Yavuz Donatlık yaptığı günlere kadar uzanacakmış. Neyse...

Bizim gibilere "yanlış anlaşılmanın" hep "mağdur edici" yanı düşer.

Hayır, "talihsizlik" falan değil, işin diyalektiği bu!

Muktedir olmakla "yanlış anlaşılmak" arasında en azından "kovalent" bağ vardır.

Brecht usta "Ben iktidar mıyım ki, yanlış anlaşılmaktan menfaatim olsun..." dememiştir boşuna.

Geçenlerde "Oda TV" adlı internet sitesinde Ahmet Kekeç hakkında saçma sapan bir yazı çıktı.

Daha evvel de söylediğim gibi bu sitedeki yazarlardan çok, okur yorumlarını okuyor; kendimi "güldüren aynalar" karşısındaymış gibi hissediyorum.

Mahut "yazıya" bir okurun yorumu aynen şöyle:

"sayın ahmet kekeç kütahyalıyla programlarına çıkardıkları ahmet şık ın her halde çıkarlarına hizmet eden taraflarını önem vermişler. ama gel gelelim ahmet şık ta bir ergenokon sanığı oluverdi (kim olmadıki)bundan sonra ahmet kekeç ve kütahyalı yeni program yapmasınlar ahmet şık ın olduğu programları yayınlasınlar. çünkü gerçeği belki orda bulabilirler." (Zevkini çıkarın diye Türkçesine dokunmadım – ST)

Cine 5'te Ahmet ve Rasim'le birlikte "Derin Mevzu" adlı bir program yapıyoruz ya, arkadaş galiba beni Ahmet Şık'a benzetmiş. (Başka bir izahı yok çünkü. Hem Ahmet Şık'ı konuk etmiş değiliz, hem de Kekeç'le Kütahyalı'nın birlikte yaptıkları başka bir program yok.)

Ne alakası var demeyin; bu da nihayetinde bir "yanlış anlaşılma" işte!

Elalem yanlış anlaşılınca köşeyi dönüyor; biz "yanlış anlaşılınca" Silivri'den tünel kazıp her hafta Pazar günü saat 22.30'da canlı yayına katılıyor, program bitince de aynı yoldan cezaevine dönüyoruz.

Çekilecek çile mi lan bu!"

Salih Tuna / Yeni Şafak

DKM ARŞİVİ