forkredit.com | Îôîğìëåíèå ó÷àñòêà | vivaspb.com | finntalk.com
Hata
  • XML Parsing Error at 1:456. Error 9: Invalid character
  • XML Parsing Error at 1:446. Error 9: Invalid character
Yazdır

Aktif .

kukla_medyaBu süreçte "medya"n?n ne kadar önemli, ne kadar hayatî bir role sâhip oldu?unu görmemek mümkün mü? Tek-parti otoriterli?inin "çok partili demokrasi" görüntüsü alt?nda devam eden, özde vesâyetçi kontrolünü peki?tirici bir ideolojik ayg?t gibi çal??an "eski medya" yerine ?imdi "yeni medya"dan söz etmek de bunun için anlaml?.



LEVENT KÖKER'?N ZAMAN'IN YORUM SAYFASINDA YAYINLANAN YAZISI

Yeni Türkiye için yeni medya: Aman 'eski'ye benzemesin!

Geçti?imiz cumartesi ak?am?, Strasbourg Türk Frans?z ??adamlar? Derne?i'nin (MEDIF) düzenledi?i "Yeni Türkiye, Yeni Medya" konulu bir panele kat?ld?m.

Cumartesi ak?am? olmas?na ra?men gayet canl? bir kat?l?mc? grubunun sorular?yla da renk katt??? panelde, öncelikle "Yeni Türkiye"nin var olup olmad??? üzerinde durmak gerekiyordu. Sorunun cevab? ise, mant?ken "yeni"den kastedilenin belirlenmesiyle mümkün olabilecekti. "Yeni"nin belirlenmesi de, zorunlu olarak "eski"ye dair bir anlat?y? içermeliydi. K?sacas?, "Yeni Türkiye"den söz etmek, asl?nda, geçmi?in de?erlendirmesini de içine alan bir târih anlat?s?n? ortaya koymay? zorunlu k?l?yordu.

Türkiye, tek-parti döneminden itibâren, uzunca bir süre, âit olmay? hedefledi?i ça?da? demokratik dünyan?n normlar?na ters dü?en bir biçimde, otoriter ve görece kapal? bir toplumdu. Tek-parti otoriterli?inden çok partili hayata geçildi?inde bile, Türkiye'de demokrasi, Avrupa ve Amerika standartlar?n?n çok gerisinde, göstermelik bir adland?rmayd?. Yak?n târihimizin en önemli ara?t?rmac?lar?ndan olan Cemil Koçak'?n çok büyük bir vukufla tesbit etti?i üzere, Demokrat Parti, "ikinci parti" olarak dü?ünülmü?tü. Bunun anlam?, Türkiye'de demokrasinin, tek-parti döneminde biçimlenip yerle?mi? olan kurulu? ideolojisine ba?l? bir "resmî" muhalefetten daha ötesine izin vermeyece?idir. Türkiye demokrasisini sürekli olarak kesintiye veya akamete u?ratan askerî ve sivil bürokratik vesâyetçi darbe ve müdahaleler, tek-parti zihniyetinin varolu? mücadeleleri olarak da okunabilir.

"Yeni Türkiye", ku?kusuz bu "eski Türkiye"nin geride b?rak?lmas?n?, farkl? bir Türkiye'nin olu?tu?unu ifâde etmektedir. ?imdi kritik soru ?udur: Yeni Türkiye'yi eskisinden farkl? k?lan nedir? Demografik ve sosyal yap?daki de?i?im, kentle?me, okur-yazarl???n art???, sanayinin ama daha çok hizmetler sektörünün geli?mesi, Türkiye'nin dünyan?n 17. büyük ekonomisi olmas?, eskiden dü?ünülmesi dahi ütopik say?labilecek olan bir ulusal ve küresel ileti?im a??na dâhil olmak... Bunlar?n hepsi "yeni Türkiye"de gözlenen geli?meler. Bütün bu geli?melerin, olumlu bir de?er yarg?s? yükleyerek kulland???m?z anlam?yla "gerçekten yeni" bir Türkiye ortaya ç?karabilmesi için, eskiye özgü tek-parti zihniyetinin ay?kland???, ba?ta Avrupa ve Kuzey Amerika olmak üzere, Avustralya gibi uzak diyarlarda da gördü?ümüz türden, en ileri düzeyde özgürlükçü ve ço?ulcu bir demokrasinin her düzeyde sa?lamla?mas? gerekiyor. Bunun olabilmesi ise, ba?ta tümüyle yeni bir anayasa olmak üzere hukukî ve siyasî bir dizi reformun yap?lmas?na ba?l?.

Uzun lâf?n k?sas?, bugünün dünyas?nda, yak?ndan bildi?imiz en ileri standartlarda özgürlükçü ve ço?ulcu demokrasinin kurulmas?na yönelik ciddî geli?meler olmad?kça, gerçekten "yeni Türkiye"nin varl???ndan söz etmek de mümkün görünmüyor. Bir di?er deyi?le, bugünkü Türkiye, tek-parti otoriterli?inin dar kal?plar?ndan ç?km?? bir Türkiye. Günümüz Türkiye'si, bu aç?dan, "eski Türkiye"den farkl?, ama henüz "yeni" de?il. Türkiye'deki de?i?im sürecinin, hukukî ve siyasî kurum ve ideolojileriyle bir bütün olarak demokratikle?mesi hâlinde eri?ilebilecek olan "Yeni Türkiye"ye var?p varmayaca?? ise, belli de?il. Daha do?rusu de?i?im sürecinin dünyan?n en ileri standartlar?nda özgürlükçü ve ço?ulcu bir demokrasiye varabilmesi, Türkiye yurtta?lar?n?n çabalar?na, taleplerine ve eylemlerine ba?l?.

Bu süreçte "medya"n?n ne kadar önemli, ne kadar hayatî bir role sâhip oldu?unu görmemek mümkün mü? Tek-parti otoriterli?inin "çok partili demokrasi" görüntüsü alt?nda devam eden, özde vesâyetçi kontrolünü peki?tirici bir ideolojik ayg?t gibi çal??an "eski medya" yerine ?imdi "yeni medya"dan söz etmek de bunun için anlaml?. Evet, ba?l??? de?i?tirip, "Yeni Türkiye için Yeni Medya" diye meram?m?z? ifâde edebiliriz. Böylece de soru Yeni Medya üzerine odaklan?r. "Eski Medya", bugün için de?i?ime kar?? statükoyu ve hattâ daha ileri gidip tek-parti dönemine duyulan romantik özlemlerin(!) dile getirilmesi ba?lam?nda, vesâyetçi ideolojinin ta??y?c?l???n? yapagelen medya. Bu ba?lamda, "411 El Kaosa Kalkt?" man?etini, Temmuz 2007 seçimlerinden sonraki bir kö?e yaz?s?nda "Bidon kafal?lar" diye ifâde bulan sözümona "elitizm"ini hat?rlayal?m. Türkiye'nin 27 Nisan e-muht?ras?nda ve izleyen parti kapatma giri?imleri ve Anayasa Mahkemesi kararlar?nda örneklenen, "eski Türkiye"ye has giri?imlerin önlenmesi bak?m?ndan, "yeni medya"n?n önemli bir i?lev gördü?ü aç?k de?il midir?

Ancak, t?pk? Yeni Türkiye'nin henüz olu?um hâlinde olmas? gibi, yeni medya da olu?um sürecinde; üstelik bu olu?um süreçlerin eskinin devam? niteli?indeki kurumlar, yap?lar ve aktörlerle birlikte, onlarla çat??arak gerçekle?iyor. Hâl böyleyken, son günlerin baz? tart??malar?, "yeni"nin de "eski"ye çok benzeyebilece?ini gösteriyor.

Bu ba?lamda, geçti?imiz günlerde bir televizyon kanal?nda yay?na giren "Muhte?em Yüzy?l" dizisine, bu diziyle neredeyse e?zamanl? olarak vizyona giren "Hür Adam: Bediüzzaman Said-i Nursi" ve biraz geriye gidip hat?rlayacak olursak, "Mustafa" filmine yöneltilen tepkiler aras?ndaki benzerlikler iyi birer örnek. Sondan ba?layal?m. Can Dündar imzal? "Mustafa" filmi, Atatürk üzerine olup Atatürk'ün "küçük ad?yla" isimlendirilmi? olmas?ndan tutun da "tarihî gerçekler"i çarp?tt???, Atatürk'ü küçülttü?ü gibi gerekçelerle yerden yere vurulmu? hattâ yasaklanmas? istenmi?ti. Benzer bir ak?l yürütme, "Hür Adam: Bediüzzaman Said-i Nursi" filmi için de yap?lmakta. Akl?n? "?l?ml? ?slâm" ve "Büyük Ortado?u Projesi"nin Cumhuriyet'e nas?l bir tehdit olu?turdu?unu kan?tlamaya takm?? olanlar?n ba??n? çekti?i, gayet ciddî bir kamuoyu kesimi bu filmin, Bediüzzaman'? yüceltip Atatürk'ü küçültmek için çekilmi? oldu?una inanmakta ve filmi tel'in etmektedirler. Unutmadan, bir noktaya dikkat çekelim: Her iki film için de, söz konusu tepkiler filmler vizyona girmeden, izlenmeden yap?lm??, vizyona girdikten sonra da devam etmi? ve etmektedir. Çarp?c? olan husus, ayn? durumun "Muhte?em Yüzy?l" için de söz konusu olmas?d?r, yaln?z bu kez küçük dü?ürüldü?ü ileri sürülen târihî ?ahsiyet, Kanunî'dir. Bu tepkiler aras?nda, "eski Türkiye"yi t?pat?p yans?tan biri çok dikkat çekicidir: "Bu tür giri?imlerin bizim gibi tarih ?uuru olu?mam?? ülkelerde zarar?n?n fazla oldu?unu dü?ünüyorum." Yazar?n bu de?erlendirmesinin, "bizim gibi demokrasi ?uuru olu?mam?? ülkelerde halka kendisini yönetecek insanlar? seçme imkân? verirsek, Meclis'e a?a, ?eyh, mütegallibe dolar" meâlindeki tek-parti vesâyetçili?inden ve bunun ça?da? tezâhürü olan "bidon kafal?/göbe?ini ka??yan seçmen" yakla??m?ndan farkl? olmad???n? maatteessüf tesbit etmeliyiz.

San'at, insan ve sun'i sözcükleriyle olan kök akrabal???n?n da gösterdi?i üzere, insan?n özgürce yapt??? bir faaliyettir. Bu faaliyet ve ürünleri san'at ele?tirisinin konusu olabilir, yasaklamalar?n de?il. Yukar?da de?indi?im tüm örneklerde ise ele?tiri de?il, yasakç?/sansürcü tepkiler galebe çalmaktad?r. Bu tepkilerin, tepkileri ortaya koyanlar?n ba?l? bulunduklar? "kutsall?k" anlay??lar?ndan kaynaklanmas?, kutsall?klar üzerinden kamusal ele?tiri ve müzakere yap?lamayaca?? için, i?i daha da vahim hâle getirmektedir.

DKM AR??V?N? GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'N?N 1998-2001 ARASINDAK? AR??V? ?Ç?N TIKLAYIN

DKM'N?N 2001-2003 ARASINDAK? AR??V? ?Ç?N TIKLAYIN

DKM'N?N 2003-2009 ARASINDAK? AR??V? ?Ç?N TIKLAYIN

Untranslated Strings Designer

Hiçbiri