Yazdır

MEHMET ALİ AĞCA TRT'YE DAHA ÖNCE HİÇ ÇIKMADI MI?

Aktif .

REHA_MUHTARRREHA MUHTAR: Abdi İpekçi‘nin katili Mehmet Ali Ağca‘nın 2010 yılında TRT’ye çıkması “rezil ve ayıp ve gazetecilik etiğine aykırı” da, aynı Mehmet Ali Ağca‘nın 3 Ekim 1988 günü aynı TRT’ye çıkması “ayıp, rezil ve etik dışı” değil mi?.. Üstelik 3 Ekim 1988 günü, Mehmet Ali Ağca‘yla İtalyan cezaevine girip, saatlerce o röportajı yapan gazeteci kimdi?... Mehmet Ali Birand...


REHA MUHTAR'IN VATAN'DA YAYINLANAN YAZISI

MEHMET ALİ AĞCA TRT'YE DAHA ÖNCE ÇIKMADI MI?


Kemalist ve laik arkadaşlardan biri geçenlerde şöyle sordu bana: “Kendin Atatürkçüsün... Laiksin... Demokratsın ama Cumhuriyet’in değerlerine inanan bir demokratsın... Niye hep Avrupa Birliği’ni referans alıyorsun?..”

Ona dedim ki, “Cumhuriyetçi, demokrat, laik, Atatürkçü... Bunlar iyi güzel ilkeler ama önce hayatın bir standartı olmalı...

Bu toplumda herkes her şeyi kendi durumuna ve çıkarına göre yontar... 

Avrupa Birliği dediğin şey, hayata uygar, çağdaş, demokraktik, laik bir standart kazandırır...
Türkiye’de olduğu gibi herkes her kavramı her tarafa yontamaz...”

***

Dün akşam Mehmet Ali Ağca‘nın TRT’ye çıkması “Katili nasıl TRT’ye çıkartırsınız” diye eleştirilmeye başlanınca, o söylediklerimi düşünmeye başladım...

Arkadaş Abdi İpekçi‘nin katili Mehmet Ali Ağca‘nın 2010 yılında TRT’ye çıkması “rezil ve ayıp ve gazetecilik etiğine aykırı” da, aynı Mehmet Ali Ağca‘nın 3 Ekim 1988 günü aynı TRT’ye çıkması “ayıp, rezil ve etik dışı” değil mi?..

Üstelik 3 Ekim 1988 günü, Mehmet Ali Ağca‘yla İtalyan cezaevine girip, saatlerce o röportajı yapan gazeteci kimdi?...

Mehmet Ali Birand...
Nerede yayınladı o röportajı?..
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nda; yani TRT‘de...
Hangi programda?..
32.Gün‘de...

***

Ne söyledi Mehmet Ali Ağca o programda?..
Hiçbir şey...

Bir sürü mimiklerle dolu, acayip cevaplar...
Psikopat mı dahi mi?..

Deli mi akıllı mı sorularını gündeme getirecek bir sürü acayiplik!..

Peki katil Mehmet Ali Ağca‘yı TRT ekranlarına çıkartan gazeteci Mehmet Ali Birand kim?..
Abdi İpekçi‘nin, gazeteciliğe başlattığı, Milliyet gazetesine aldığı, onun yetiştirdiği emek verdiği, Brüksel‘e gönderdiği bir gazeteci...
O TRT‘de onbinlerce dolar aldığı programda Mehmet Ali Ağca’yı çıkartacak, Rıdvan Memi çıkarttığında “Ayıp, rezil ve etik dışı olacak...”

***

Bu ülkede gazeteciler, Abdullah Öcalan‘la televizyon röportajı yapmaya Bekaa Vadisi‘ne gittiler...
Bunlar bitti, şimdi bütün matbuat Mehmet Ali Ağca‘yı çıkartan TRT Haber‘i ve Rıdvan Memi‘yi eleştiriyor...
Dün Cem TV ana haber bülteninde bana sorduklarında onlara şöyle dedim:

“Bana soruyorsanız, ben TRT’de olsam çıkarmazdım...
Ama bu kişisel bir tercih...

Söyleyeceklerinden fazla bir şey çıkmayacağını biliyorum ayrıca çok da rahat hissetmiyeceğim kendimi, onu dinlerken...

Ama bu kişisel bir tercih...
Belki Abdi İpekçi’nin Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı Milliyet’te onun ölümünden hemen sonra 10 yıl süreyle çalışmış olmamdan kaynaklanıyor...
Muhtemelen duygusalım bu konuda...

Ama bir gerçek var...
Bir şeye karşı çıkıyorsanız, onu yapan sevdiğiniz birisi olsa da karşı çıkarsınız...
Kişisel sevgi ve nefret duygularını, gazetecilik normları veya hukuk kuralları belirlemez... 
Karşıysan herkes için karşısın...
Yanındaysan herkes için yanında...

***

Zavallı Rıdvan...
Daha çook yiyeceksin bu saldırıları...
Türkiye’de en kolay şey TRT’ye saldırmaktır...
Onu koruyan bir medya grubu yoktur çünkü...
Herkes kabadayılığı TRT üzerinden yapar...
Nasılsa “sen ne diyorsun arkadaş” diyecek çıkmayacaktır...

*****

TRT GÜNLERİM VE LİNÇ EDİLDİĞİM OLAYLAR...

Bugün bütün televizyonlarda tartışma programları izliyorsunuz ya...

Hani üç pencere açıyorlar...
Ortada bir moderatör, sağında ve solunda zıt görüşleri savunan iki konuk tartışıyorlar kıran kırana...
Bunu Türkiye’ye ilk getirdiğim yıl 1992’ydi...
Amerikan CNN televizyonunda Cross Fire programından esinlenmiş, Ateş Hattı‘nda bu tip zıt görüşlü tartışmaları başlatmıştım...

Gazeteler başladılar bağırmaya...
“Bu adam ne yapmaya çalışıyor böyle?.. 
Doğru düzgün açık oturumlar varken, ne demek zıt görüşlü adamların tartışması...

Ayıp değil mi TRT gibi yerde böyle bir tartışmayı yapmaya?..”

***

Rahmetli bir meslektaşım Sadık Mantık da tersten çakmıştı:
“Yeni ne var ki Reha Muhtar’ın yaptıklarında...
Yıllardır açık oturum yapılıyor...

O da aynısını yapıyor...
Bu adamda yeni bir numara yok...”
Çölaşan-Barlas tartışmasını yaptığımda; “Ayıp değil mi” demişlerdi;
“İki yazarın kişisel kavgasının yeri midir TRT?.. Kamu televizyonunda iki köşe yazarının kişisel kavgaları yayınlanır mı?.. Ayıp değil mi?.. Bu ne ciddiyetsizliktir?..”

Hiç unutmuyorum, SHOW, STAR, ATV, KANAL D hepsi ertesi günü bültenlerinin 45 dakikasını bu tartışmaya ayırmışlardı...
Bir taraftan tartışmayı yayınlıyorlar, diğer yandan da bana ve TRT’ye vuruyorlardı:

“Ayıp değil mi TRT gibi devlet televizyonunda yazarların kişisel kavgası yapılır mı..” 
Daha neler neler?..

O sıralarda yaptığım gazeteciliğin onurunu yanıma katık eder, öksüz öksüz Ankara’da yazı yazdığım Nokta dergisinin misafirhanesinin yolunu tutardım...
O misafirhanenin camından tek başına, Yüksel Caddesi’nin kitapçılarının önündeki kalabalığa bakardım... 
Beni linç etmeye çalışanları gözümün önüne getirir; “Bir gün onlar da anlayacak elbet” derdim...
O gün hiç geldi mi bilmiyorum...

Ama anlayıp anlamadıklarını takip etmeyi çok zaman önce bıraktım...

Umurumun teki değildi onlar ve anladıkları...
Rahmetli kardeşim Ufuk Güldemir bir gün Sabah gazetesinde bir başkasının yaptığı bir televizyon programını anlatmak için şöyle bir manşet attı:

“Bunu Reha yapmış olsaydı, biz onu şimdiye asmıştık!..”
Buruk bir şekilde gülümsemiştim... 
Şimdi çoktan geçti gitti o günler...
Ucuz kahramanlıklar, sahte kabadayılıklar...
Bu coğrafyada ve bu medyada hep varolacaklar...
Neyse...

Gün gelir Rıdvan da onlarla yaşamasını öğrenir...

http://haber.gazetevatan.com/