forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

ELİTLER HALKI NEDEN ANLAYAMIYOR?

Aktif .

referandum_kose_yazarlariEser Karakaş şöyle yazmış: Siyasette “doğru” diye bir şey olsa idi, siyasi süreçlere, demokrasiye pek gerek kalmaz, “akil ve alim adamlara” ülkelerin yönetimleri teslim edilir idi. Aslında, bizim sözde elitlerimizin gönlünde yatan aslanın da bu olduğu malum ama dile getirmeye şimdilik ve bu konjonktürde pek gönüllü değiller ama gönüllerindeki aslan hep bu.



ESER KARAKAŞ'IN STAR'DAKİ YAZISI

Sözde elitler neden kaybediyorlar? 

Bu sorunun herhalde sosyolojik, ekonomik, siyasal, vs. çok cevabı vardır.

Ben kendi adıma bu sorunun nitelikli bir cevabını doğrusu merak ediyor(d)um.

Sözde elitlerin acaba “halkın kandırıldığı, satın alındığı, seçmenin cehaleti” gibi süper sofistike açıklamaları dışında bir arayışları var mı?

Salı günü (14 Eylül) Hürriyet gazetesinde Yalçın Doğan’ın sütununu okurken bu sorunun cevabının bir bölümünü yakaladığımı farkettim; sizlerle de paylaşmak isterim.

Yalçın Doğan’ın “Kilit kavram ‘darbe’ “başlıklı yazısı aynen şöyle noktalanıyor: “Şu ya da bu etkiyle halkın iradesi böyle. Tamam, doğru. Demek ki, doğruları halka daha iyi anlatmak, anlatma yöntemlerini bulmak gerek.”

Bu son cümleyi okuduğumda içimden bir kez daha Arşimed gibi “buldum-evreka” diye bağırmak geldi.

Aslında bu saptama yeni bir saptama değil ama 2010 senesinde hala birilerinin “siyasal doğru” üzerinden tahlil (!) yapmaları doğrusu beni hem şaşırttı, hem de üzdü.

Yalçın Doğan’ın bu paragrafını okuduğumuzda ne görüyoruz?

Siyasette bir “doğru” var, geniş seçmen kitleleri bu doğruyu bulmaktan aciz, sözde elitlerin yapması gereken ama maalesef yapamadıkları bu “doğru”yu halka anlatmak ya da anlatmanın yöntemini bulmak.

Bu anlayışla hareket eden sözde elitlerin siyasi başarı elde edemeyecekleri çok açık zira onlar daha siyasi sürecin özünü kavrayamamışlar.

Siyasette “doğru” diye bir şey yoktur.

Yegane doğru çağın evrensel olarak tanımlanmış temel hak ve özgürlüklerinin korunmasıdır. Temel hak ve özgürlükler alanının dışına çıkan konularda genel bir siyasi doğru yoktur.

Siyasi partilerin ancak “kendi doğruları” vardır, her siyasal hareket bu “kendi doğrusunu” seçmene iletir, seçmen de bu seçenekler arasından birine daha çok oy verir ve bu daha çok oy alan seçenek (o partinin kendi doğrusu) iktidara gelir ve kendi doğrusunu yaşama geçirir.

Dolayısıyla, seçmenin yanlış yapması diye de bir sorunsal mevcut değildir zira seçmen çoğunluğunun yaptığı alternatif meşru öneriler arasından kendisine en hoş geleni seçmekten ibarettir.

Siyasette yegane yanlış çağın evrensel olarak tanımlanmış temel hak ve özgürlükler çerçevesinin ihlalidir, sadece bu ihlaller, mesela 27 Nisan muhtırası gibi kepazelikleri desteklemek, anlamaya çalışmak, türban yasağını desteklemek siyasi meşruiyet dışına taşmaktır, SİYASİ YANLIŞTIR.

Tekrar ediyorum, temel hak ve özgürlükler dışında siyasette, demokrasilerde “doğru” yoktur, olamaz da; eşit meşruiyete sahip alternatifler arasından birini seçmen tercih eder.

Normalleşme dediğimiz de alternatiflerin eşit meşruiyete sahip olmasıdır.

Siyasette “doğru” diye bir şey olsa idi, siyasi süreçlere, demokrasiye pek gerek kalmaz, “akil ve alim adamlara” ülkelerin yönetimleri teslim edilir idi.

Aslında, bizim sözde elitlerimizin gönlünde yatan aslanın da bu olduğu malum ama dile getirmeye şimdilik ve bu konjonktürde pek gönüllü değiller ama gönüllerindeki aslan hep bu .

Yazımı noktalamadan önce neden “sözde elitler” ifadesini kullandığımı da açıklamam lazım.

Siyasette temel hak ve özgürlükler çerçevesi dışında “doğrunun” olmadığı o kadar açık va çağın o kadar bir temel kavramı ki, hala edindikleri eskimiş, kaba bir pozitivizm öğretisi çerçevesinde “doğruları halka daha iyi anlatmak” isteyenlere “sözde elit” demekten öte bir şey elimden gelmiyor.

Elit lafı nereden çıktı derseniz, maalesef bu zihniyetle kendilerine elit diyebildiklerinden.

http://www.stargazete.com/

DKM ARŞİVİ