forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

KENDİ İMZAMLA YAZAMIYORUM LÜTFEN KIZMAYIN!

Aktif .

ETİKETLER:Umur Talu

umurtalu_150UMUR TALU - GAZETE HABERTÜRK 

Bizim sektörden sessiz bir sesi, sessiz bir isyanı, sesine pek kulak verilmeyenlerin sessizliğinden bir nefesi aktaracağım. Dizinin konusu şöyle: Varlıklı patron, teknolojik alanda, yayıncılıkta belli öncülüklerini pekiştirerek yeni ihaleler kazanır. Milyar dolarlar sahaya çıkar.

Lakin küçük bir şey unutulmaktadır: Çalış(tırıl)anların mütevazı ücretleri.

Tabii ki bizim sektöre mahsus bir şey değil, ama ne kadar “tipik”.

Tabii ki zor duruma düşen şirket diye bir mefhum var ama grup gayet sıhhatli görünürken, çalış(tırıl)anın zor duruma düşmesi neden pek mevzubahis olmaz!

Neden mum dibine ışık vermez?

Neden, gazeteciler kendini, kankasını parlatan, eşe dosta kıyak geçen yazı, haber yapabilecek kabiliyette olur da, zor duruma düşen meslektaşları için kolay kolay bir satır çıkmaz?

Ben aktarayım, dedim. Ama “imzasız” meslektaş, kendi haberini öyle iyi yazmış ki…

Şöyle düşündüm:

Bir müessese, o durum kendisi olsa bile, bir durumu böyle iyi anlatabilen gazetecinin kıymetini neden bilmez, hakkını neden ödemez?

Bir de… üzüldüm tabii:

Nasıl bir düzendir ki, kimileri utanılacak yazılara, haberlere dahi pişkinlikle kocaman imza koyabilirken; bir gazeteci, kendi hallerini anlatan utanç verici durumun hakiki yazısına neden imza atamaz?

Nasıl bir düzendir ki, korku sadece dağları beklemez, eli hep ensende, tokadı hep yüzünde, sillesi hep ruhundadır.

Nasıl bir düzendir ki, insan, en basit hakkı verilmediğinde dahi, sesini, ismini gizlemek zorundadır?

Nasıl bir düzendir ki, mağdur hakkının değil, güçlü keyfinin yanında vaziyet eder?

Yine de, imzasız da olsa, sadece kendini, gazetecileri değil; güvenlikçiyi, temizlikçiyi, şoförü, santralciyi de yazan bir meslektaş başım üstüne!

“Sayın Talu; Ağır Roman’ı hatırlarsınız (Mustafa Altıoklar). Müjde Ar filmde oynamaya    ‘Alem  .. t oldu’ cümlesini okuyunca karar verdiğini söylemişti.

Bizim (ve sizin) âlem de öyle oldu. Terbiyesizlik değil, patlama sayın lütfen.

Patronumuz ihaleler kazanıyor, en zenginlerden sayılıyor ama çalışanlar eziyet çekiyor. Medya grubunda bir avuç kalmış insan bedava çalıştırılıyor.

Başka iş bulamayan, tazminatı elinin tersiyle itme cesareti bulamayan, borca batmış onca insan her gün yol parası denkleştirip işe geliyor.

Bazı internet sitelerinde tek tük yazı dışında basında kalem oynatan yok (Bir Mehmet Barlas yazdı geçen). Herkes kör ve sağır.

Grupta sadece Skytürk, Akşam, Show yok. Güneş var, kapatıldığı için tazminatları 10 taksitte ödenecek Tercümancılar var. Dergiler, matbaa var. Temizlikçiler, güvenlik görevlileri, şoförler, yemekhane- kafeterya personeli, santralciler var.

Bir garsona haftalık 5 TL ödenmiş. Parça parça maaş tamam da 5 lira ne?

İnsanın içerideki kendi parasını istemesinin adı avans!

Orucu bozan, bozmayan durumlar yerine, kul hakkını da konuşacak insan yok mu?

4 yıl zam görmeyen, aylarca üç kuruş maaşı alamayana kandilde simit, Ramazan’da erzak dağıtan nasıl bir zihniyet?

(Sabah’ta yazarken) Sabah önünde grev yapan iki kişiye destek olmuştunuz, hiç unutmuyorum. Meslektaşlarınızın desteğe ihtiyacı var.

Her ay sonu kira, kredi taksiti, çocuğun masrafları olmasa… neler yapardım, diyorum. Olmuyor, yapamıyoruz. Üç, dört ayda bir de olsa yatacak üç kuruşa ihtiyaç olduğu için bir şey yapamıyoruz.

Lütfen bizi cesaretsizlikle suçlamayın.

Kendi mail adresimden yazamıyorum, bana kızmayın!

Ama lütfen destek olun!

Yerini kaybetmemek için ses çıkarmayan yöneticilerin ezdiği çalışanlar adına… Ben.”

Sayın yönetici, lütfen çalışanlara kör ve sağır kalmayınız! Onlar en önce sizin meslektaşınız

DKM ARŞİVİ