forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

VİCDANIN YARISI NEHRE Mİ DÜŞTÜ?

Aktif .

ertugrul_ozkokNehrin kenarına oturdu oturalı empati yeteneği ve duyarlılık katsayısı hayli kabaran Ertuğrul Özkök bir arkadaşının torununa verilen “Kendinizi Bastille zindanında yatan birinin yerine koyun.” konulu ev ödevinden hayli etkileniyor. “Kendinizi bir an için Silivri’de yatanların yerine koyun.” deyip başlıyor sıralamaya.


ERSİN TOKGÖZ'ÜN RADİKAL'DEKİ YAZISI

Vicdanın yarısı nehre mi düştü?

Nehrin kenarına oturdu oturalı empati yeteneği ve duyarlılık katsayısı hayli kabaran Ertuğrul Özkök bir arkadaşının torununa verilen “Kendinizi Bastille zindanında yatan birinin yerine koyun.” konulu ev ödevinden hayli etkileniyor. “Kendinizi bir an için Silivri’de yatanların yerine koyun.” deyip başlıyor sıralamaya. Haberal’in, Balbay’ın, Özkan’ın, Kuddusi Okkır’ın ailesinin yerine geçiyor ve nehrin sularını kabartacak bir şiddette haykırıyor: “Adalet buysa yuh olsun bize!”

Onların çektiklerini anlamak için zorlasanız da kendinizi, ne Okkır’ın ailesinin hislerine yaklaşabilirsiniz, ne Özkan’ı ve Balbay’ı duyumsayabilirsiniz tam anlamıyla. Bu çaba en fazla vicdanınızın üstündeki örtüyü kaldırabilir... Daha bir insan yapar sizi mutlaka. Ama...

“Adalet buysa yuh olsun bize” haykırışınız bir tek Ergenekon tutuklamalarıyla ilgili acılara karşı bu kadar üst perdeden çıkıyorken bir Diyarbakır cezaevi dehşetini kare tamamlansın hesabına şöyle bir geçiştiriyorsanız... İşte o zaman açığa düşer ve yakalanırsınız.

Eğer tam bir vicdan geliştirilecekse; hançereyi yırtan ‘yuh’, yapay nehri aşıp sahicilik sularına ulaşacaksa, az biraz daha çabalamak lazım.

Mesela Hrant Dink’in de yerine koymalısınız kendinizi. Dink yaşarken, şu an üstlerine merhamet yağmurları boşaltıp “salın artık onları” dediklerinizin ideolojik ikizleri tarafından tükürükle boğulmaya çalışılmasının ne anlama geldiğini de duyumsamanız lazım. Ve Arat’ın, Rakel’in yerine de koymalı insan kendini.

Tetikçilerin herkesin gözünün içine baka baka, yaptıkları alçaklıkla övünmelerine şahit olmanın nasıl bir acı olduğunu, devletin olayı tetikçilerde kilitlemesini eli kolu bağlı izlemenin nasıl bir çaresizliğin kabulü olduğunu anlamak için...

Ahmet Kaya’nın yerine koymalı aynı zamanda. Fotomontaj manşetlerle şoven öfkenin hedefi haline getirilip ülkenizi terk etmek zorunda kaldığınızı ve o hasretle öldüğünüzü düşünmelisiniz. Ya da Gülten Kaya’nın acısını hissetmeye çalışmalısınız. Eşinizi yalanlarla linç edenlerin gün be gün yükseldiklerini, herkese ahlak sattıklarını, doğruluk timsali kesilmelerini izlediğinizi... Bir özürcük beklerken, özür ne kelime, bugün bile aynı sayfalardan “Ama zaten çok yiyordu, öleceği belliydi” diye yazılabildiğini görebilmelisiniz.

Tek tek örnekler yetmez ‘yuh’un içini doldurmaya... Kuyulardan kemikleri çıkan sayısız faili meçhulden birinin yakını olarak da hissetmelisiniz kendinizi.

Diyarbakır cezaevinde yediğiniz dışkının tadı hala tüm ruhunuzu sarmış olarak yaşadığınızı farz etmelisiniz. 17 bin faili meçhul cinayetin oluşturduğu acı bütününü, ‘Türkiye Türklerindir’ cakasını satarken Türkiye’de yaşayan Kürtlerin de ne düşündüğünü bilmeli, asker kurşunuyla sırtından vurulan 14 yaşındaki Mehmet Nuri’nin yerinde olmalı, 12 yaşındaki Ceylan Önkol’un bedeninin parçalarından birini yanınıza almalısınız.

Ve hepsini duyumsadıktan sonra şöyle bir geriye dönüp “...ama asker yıpranmasın” propagandasının, “...ama ülkenin geçtiği bu kritik dönemde” karartmasının, “...ama sistem devam etsin” hevesinin, “...ama statükoya bir şey olmasın” çürütücülüğünün tüm bu acılarla ilgisini ve sizin o sistem içinde oynadığınız rolü düşünmelisiniz.

Bakın bakalım o zaman ‘yuh’ çığlığı çıkınca istikamet neresi oluyor!

http://www.radikal.com.tr/

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN