forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır

KÖŞE YAZARI VE EGOSU...

Aktif .

ismet_berkanİSMET BERKAN

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu haftaki Meclis grup konuşmasında yine bizlere meşgale oluşturacak malzemeler verdi; bence köşe yazarı esnafı, ona kızıyor bile olsalar kendilerine bu lakırdı malzemelerini verdiği için Başbakan’a teşekkür de etmeli.

 

Saymadım, saymaya üşendim ama Başbakan’ın köşe yazarlarının daha az yazmasını söylemesi üzerine epey bir yazı çıktı, herkes kendi meşrebine göre bu boş ama hoş konuyu yazı gündemine aldı. Eh ben de eksik kalmak istemedim, ne de olsa her gün doldurmam gereken bir köşe var.
Meseleye Başbakan’ın haklı olup olmadığı açısından bakmak da mümkün, gazetelerimizin genel bir sorununun tartışılıyor olmasına sevinip konuya direkt oradan girmek de... Veya her iki bakış açısını aynı yazıda ele almak da...
Tartışmanın Milliyet’te Mehmet Tezkan’ın, ‘Şu siyasetçiler daha az konuşsa, memlekette gerilim azalır’ mealindeki görüşünün sebep olduğu, Başbakan’ın ona cevap verdiği anlaşılıyor.
Öncelikle Mehmet Tezkan çok haklı değil, onu söylemem lazım. Dünyanın her yerinde siyasetçiler olur olmaz her konuda konuşuyorlar. Buna Barack Obama da dahil, Angela Merkel de, Sarkozy de, başkaları da.
Önemli olan, o ülkelerde, onların bu olur olmaz konuşmalarını süzen, rakiplerine olur olmaz saldırılarını veya laf geçirmelerini bize iletmeyen ana medyaların bulunduğu gerçeğini hatırlamak.
Yoksa siyasetçi her yerde siyasetçi ve siyasetin yapılma biçimlerinden biri de, olur olmaz her konuda ve yerde konuşmak. Ama medyanın ehem ile mühimi ayırt eden kuvvetli süzgeçleri var Batı’da, bizde ise maalesef yok.
Bu süzgeçlerimiz olmadığı gibi olur olmaz her konuda yazı yazan, her konuda TV’lere çıkıp veya anında telefonla bağlanıp görüş serdetmekten hiç ama hiç çekinmeyen kalabalık bir köşe yazarları ordumuz da var.
Köşe yazarlığı, giderek gazetecilikten bağımsızlaşan, hatta daha da ileri gideyim, gazeteciliğin genel ve evrensel prensiplerini kendine yük olarak görmeye başlayan bir dala da dönüştü yakın zamanda.
Öyle olunca, her bir köşe yazarımız kendi başına bir siyasi partinin lideriymiş gibi davranabiliyor, kendi ‘kitlesi’ne hitaben konuşmalar yapan birer siyasetçi adasına dönüşebiliyor.
Bu yol da esasen çift taraflı işliyor maalesef: Gazeteler de köşe yazarlarını onların kendi başlarına birer siyasi parti gibi hallerinden hareketle seçmeye, onları sayfalarına böyle yerleştirmeye başlıyorlar.
Bu durumun doğal sonuçlarından biri şu: Köşe yazarı, kendini sadece gazetecilik ilkelerinden bağımsız hissetmiyor bir de yazdığı gazeteden de bağımsızlaştığını düşünmeye başlıyor.
İşte Ertuğrul Özkök’ün dünkü güzel yazısındaki şişkin ego meselesi tam da. Kendisini gazetesinin üzerinde gören, kendini kendi başına bir müessese sanan yazarlarımız var.
Başbakan haklı mı haksız mı bilmiyorum, çok da önemsemiyorum açıkçası. Ama köşe yazarlığı kurumu, bana soracak olursanız, memleketimizin en şişkin balonlarından biri ve bu balonun ilelebet böyle şişkin kalması bana pek mümkün gözükmüyor.

http://www.radikal.com.tr/ 

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN