forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

YEREL GAZETE OLMAK!

Aktif .

  HİLMİ İSİLİ
Yerel gazete çıkarmak ve bunu hakkıyla yapmak hem de bundan para kazanmak zor. Zor mu dedim? Düzeltiyorum; çok zor.

Öncelikle elinize geçen her haberi -kaynağınız sağlam olsa dahi- yayınlayamıyorsunuz.  Zira ucu ya bir tanıdık ya bir akraba ya da eş dosta değiyor. Olmadı o olumsuz haberin içinde geçen insanlar belli makam, mevki ya da köşe başında ikamet ettiği için elinizdeki haber yayınladığınız anda sizin için bir tehdit ve korku unsuruna dönüşebiliyor.

Dahası bu haberi yapmadan önce reklâm pastasından alacağınız payı bir daha düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Zira haberini yaptığınız kişilerin sizin reklam hedef kitlenize yakın kişiler olması pekala mümkün. Şehir ne kadar küçükse hareket alanınızız o kadar kısıtlanıyor.

Zaten eldeki reklâm pastası çok büyük değil ve arkanızı döndüğünüz anda bir başka gazete dilimin birini “hart” diye götürmüş olabiliyor. O yüzden kimseye sırt çeviremiyorsunuz. 
 

Hayır, iyi olmanız, iyi haber yapmanız falan yetmiyor. İnsanlar kaliteli habere her zaman destek vermiyorlar. Hatta hiçbir zaman destek vermiyorlar. Daha da netleştirelim; haberden bir çıkarı yoksa destek vermiyorlar. Kuru kuru takdir de kimsenin “karnını doyurmuyor”. 
 

Toparlarsak; haftalık yerel bir gazete çıkarmak için ihtiyacınız olan birinci şart reklam. Zira günlük gazeteler gibi resmi ilanlarla geçinme şansınız yok. Zira resmi ilanlar sadece günlük gazetelere veriliyor. (İlan alan gazetelerin ilan aldığı kurumların olumsuz haberlerini yapamaması o gazeteye “resmi gazete” kıvamı veriyor, ki bu ayrı bir yazı konusu)

Reklam yetmedi diyelim -ki çoğu zaman yetmiyor-: O zaman ikinci şart; bir güç merkezine sırtınız dayamak, Bu, genelde siyasi bir kanal oluyor ve o zaman da tarafsızlığınızı kaybediyorsunuz.

Dediniz ki; “Kardeşim ben hem iyi haber yapacağım hem de birilerinin “borusunu öttürmeden” tarafsız kimliğimle cesur bir gazeteci olacağım. O zaman işiniz bir hayli zor.

Elinizde kala kala tek bir dayanak kalıyor. Aboneleriniz.

Abone yapmak çok kolay değil. Hani eş, dost, tanıdık vs olursa bir yere kadar ama bazen öyle durumlarla karşılaşıyorsunuz ki “Size abone olun dediğim için Allah beni kahretsin” diyesiniz geliyor.

Mesela her hafta kendisine bedava gelen gazetenizi sabırsızlıkla bekleyen bir esnafa: “Sizi de abone yapalım mı?” diye sorduğunuzda, yüz ifadesi birden –haciz memuruna bakan icralık esnaf suretine- dönüşüyor. Neye uğradığınız şaşırıyorsunuz, kötü bir söz mü çıktı ağzımdan diye kurduğunuz cümleyi içinizden tekrar ediyorsunuz. “Sizi – de - abone - yapalım -mı?”. Acaba, “abone yapalım mı?’ yı” “canınızı alalım mı?” olarak mı anlıyorlar, bilemiyorum. Aylık 2 TL abonelik ücreti olduğunu söylediğim bir esnaftan aldığım şu cevaba ne dersiniz: “Ortağımla bir konuşayım, bakarız”.

Doğru, ben İMF’den geliyorum stand-by anlaşması yapacağız sizle ve siz bu konuyu gerekirse şirketin yönetim kuruluna kadar götürün.

Gel de “amatör ruhla gazetecilik, yerel basın da yaşamalı” lakırtısına inan. 

Hilmi İsili

28 Mart Gazetesi
Osmaniye-Düziçi

DKM ARŞİVİ