forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

REHA MUHTAR ÜZERİNDEN BİR CNN TÜRK ANALİZİ

Aktif .


FERDİ GÜNGÖR

Konumuz: Televizyonda Gece Kuşağı... CNN Türk, bir haber kanalı olarak benzerlerinin çok gerisinde kalmışken önemli adımlar attı. Mehmet Ali Birand desteğiyle kabuk değiştiren CNN Türk, "Çok Farklı" adlı programı ve sunucusu Reha Muhtar ile grafiğini her anlamda yükseltiyor.

Fakat... Fakat ciddi teknik sorunlar var... Neler mi?

 

Türkiye'de her alanda olduğu gibi medyada da bir değişim sözkonusu. Geçmişte pek önemsenmeyen gece yayınları, "rating" konusunda yapılan bilimsel çalışmalar ışığında, özellikle son yıllarda televizyon kanalı yöneticileri ve reklâmverenlerin ilgisini çekmeyi başardı.

 

NTV, bir kaç yıl önce bir yılbaşı programında "keşfettiği" Okan'dan (Bayülgen)bu anlamda çokça yararlandı. Özellikle "rating" konusunda -kimbilir belki de kendilerinin bile tahmin edemediği çapta- "Okan" faktörünün de etkisiyle önemli sayılabilecek başarılara imza attı. Neredeyse son yıllarda "gece" demek "Okan" demekti. Birbirinden ilginç, yeni ve güncel konuları, toplumun yabancı kalmayacağı kişiler arasından özenle seçen ekip, Okan'ın akıl dolu yönetimiyle de birleşince haklı bir başarı kazandı.

 

Gece kuşağı ile de sınırlı değil elbet. NTV'nin Kongar-Barlas'lı "Yorum Farkı"; Müjde Ar, Çiğdem Anat, Pınar Kür ve Aysun Kayacı'lı "Haydi Gel Bizimle Ol"; Can Dündar'lı "Canlı Gaste" gibi programları, izlenirlilik oranınının yükselmesine ve reklâm pastasından kocaman dilimler almasına yardımcı oldu. Bur durum NTV açısından kuşkusuz iyiydi. Ancak benzer yayınclık anlayışıyla hareket etmeyi sürdüren CNN Türk için son derece kötüydü. Bir şeyler yapılması gerekiyordu ve yapıldı da: Mehmet Ali Birand "destek olmak için" geldi...

 

CNN Türk yeni bir kimlik arayışına girdi. Yeniliklerini taçlandıracak işler yapma gayretindeydi. Bunun en çarpıcı örneği ise kuşkusuz Reha Muhtar'ın sunduğu "Çok Farklı" programıydı. Program tamamiyle Okan'ın hazırladığı programın bir benzeriydi ancak "farklı" olmak için kararlıydı. Kararlılıktaki ilk adım ise ad vermede yaşandı. Programın adı: "Çok Farklı"ydı...

 

Reha Muhtar ise başlangıçta çok da benimsenemedi. SHOW TV Ana Haber Bültenleri'nden tanınan Muhtar, program için acaba doğru bir karar mı demekti?

 

Elbette doğru ve hatta en doğru karardı. Çünkü Reha Muhtar kesinlikle haber sunarken izlenen kişi değildi. Popüler kültürden etkilenip etkilenmediği sorusu bir kenara, Reha Muhtar her şeyden önce bir gazeteciydi. Hem de yıllarını gazetecilikle, bu işin içinde geçirmişti. Entelektüel bir birikimi vardı. Popüler kültürün etkisinde kaldığını ve bu nedenle ana haber bültenlerindeki kimliği ortaya çıkardığını söylemek bir tez olabilir. Ancak bir gerçek var ki, o da Reha Muhtar'ın şu anki duruşu, hazırladığı programın adı gibi: Çok Farklı...

 

Program sırasında konuklarına söz hakkı verdiğinde kesinlikle onun sözünü kesmemesi; kesmesi gerektiği yerlerde ise izleyeni şaşırtan bir hız ve başarıyla "doğru" soruları sorması ilk göze çarpanlar. Ancak....

 

Ancak bir sorun var ki: Bu kesinlikle teknik bir sorun. Reha Muhtar program sırasında sürekli yönetmene "alt yazılar" konusunda "fikir" veriyor. Üstelik bunu hemen her programında yapıyor. Bu müdehalesi kesinlikle programın lezzetine gölge düşürüyor. Muhtar'ın bunu "bilerek" yapmadığı göz ve mimik hareketlerinden kolayca tespit edilebilir. Aksi halde bu hareketinin "programın bir kurgusu" olduğu da düşünülebilecekti. Oysa bunu söylerkenki Muhtar'ın beynini okumak çok da zor değil. Gerçekten içinden geçenleri o an yüzünde, gözlerinde görmek mümkün...

 

Üstelik sanırım bu "karışmalar" telaşı ve beraberinde de yanlışı da getiriyor. Zira dün gece yayımlanan programda, Deniz Gezmiş ile ilgili hazırlanan programda, bu ikâzların 10 dakika sonrasında bir "yanlışlık" yapıldı. Programa İsviçre'den telefonla katılan Deniz Gezmiş'in arkadaşı Teslim Töre, Deniz Gezmiş ile ilgili olarak düşüncelerini açıklarken, Deniz Gezmiş'in Ergenekoncular diye tabir edilen kesimlerle işi olmadığını ve olmayacağını dile getiriken, alt yazıda şu ifade yer aldı: "Ergenekoncular Deniz'i kullanamaz". Bu asla Töre'nin ifade ettiği bir söz değildi. Töre, Ergenekoncuların Deniz'i kullandığını direkt söylemedi. İma etmiş olsa da bu programın o kısmı tekrar tekrar izlendiğinde ortaya çıkacaktı ki, tartışmalı bir durumdu. Alt yazılar asla "söylem analizine" göre yazılamazdı çünkü. Alt yazılar: GERÇEKTİ. Tartışmasız gerçekti. Bu nedenle içerik analizinin kullanılması çok daha doğru olacaktı.

 

Ancak burada Reha Muhtar'ın etkisi de gözardı edilemez. Yönetmene yazacaklarını söyleyen ancak bunların üst üste binmesinden -belli ki- kendisi de rahatsız olan Muhtar, zaman zaman konuklarına "Efendim yani şöyle mi diyorsunuz" diyerek sorular yöneltmekte. Konuklar ise (gariptir!) genelde Muhtar'ı onaylamaktalar. Böylece alt yazının da hammaddedi ortaya çıkmakta. Ancak yine de yönetmenin bu konudaki düşünceleri Muhtar gibi değil açık ki. Çünkü Muhtar'ın bu "beyinsel yardımına" göz kapayan ya da göremeyen (!) yönetmen, Muhtar'ın "... bu mudur? tarzı soruların yanıtı geldikten sonra, aynı ifadeyi alt yazıya aktarmıyor, aktaramıyor...

 

Öte yandan CNN Türk'ün bu "lat yazı" krizi yalnızca program için de geçerli değildi. Son derece önemli bir maç olan Şampiyonlar Ligi yarı final maçı Chelsea-Barcelona maçının bitiminden dakikalar sonra SPOR kısmında yer aldı. Bu tür sorunlar bir haber kanalı iddiasındaki kanalı "ileriye" götürmeyecektir.

 

Mehmet Ali Birand'ın bu durumlara müdahelesi ise çok uzun sürmeyecektir...

 

Ferdi GÜNGÖR
ferdi.gungor@yahoo.com

DKM ARŞİVİ