forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

TÜRKİYE'DE İNTERNET GAZETECİLİĞİ

Aktif .

kamil_eryazarKAMİL ERYAZAR 

Eski gazeteci ağabeylerimizin anılarından biliyoruz. Ankara ve diğer Anadolu kentlerindeki gazete büroları postanenin yakınında olurmuş.

 

Postanenin yanında da gazetecilerin takıldıkları koltuk meyhaneleri. Haberini geçmek için postaneye ‘yıldırım’ telefon yazdırır, çıkmasını beklerken de bu meyhanelerde ayaküstü demlenirlermiş.

Bugünkü HD video ve fotoğraf çekip, 3G bağlantısıyla anında gönderebilen aklı cep telefonlarını düşündüğümüzde, rahatlıkla “nereden nereye” nostaljisi yapabiliriz.

Önceki yıllardaki Anadolu Ajansı’nın ‘flaş haber’ geçtiğinde zil çalarak uyaran telekslerinin yerini, flash, gif animasyon uygulamaları eşliğinde sunulan “son dakika”lar aldılar.

Gazetecilikte Dijital Devrim

Geleneksel medyanın dünyaca ünlü ‘medyatik’ patronu Rupert Murdoch yavaş yavaş iflas ettiklerini şöyle itiraf ediyordu: “Gazeteler, yayın hayatına başladıkları günden beri okurun istediği haberleri verdikleri için geliştiler. Bugünkü çöküşün nedenini yalnızca teknolojiye yüklemeyelim. Müşterisinin istemediği yemekleri yapan bir restaurant gibi biz de çöküyoruz!”

İnternet ve sosyal medya, yazı ile matbaadan sonra insanın kültürel evrimindeki en önemli gelişmedir. Ancak internet ve birlikteliğinde gelen kitlesel iletişim olanakları, başta reklamcılık olmak üzere, diğer birçok sektörde olduğu gibi önceleri geleneksel basılı medyada da anlaşılamamış ve ne yazık ki ciddiye alınmamıştır.

‘Haber’ ile Dijital Teknolojinin Buluşması

Bir süre gelişmeleri uzaktan izleyerek kayıtsız kalan geleneksel basın, sonradan bu teknolojik devrime duyarsız kalamayacağını anlamış ve bu değişim/gelişim sürecine katılmıştır.

Nüfus, okuma-yazma oranı, milli gelir, kentleşme oranı artarken, iletişim ve ulaşım teknolojileri gelişirken, kağıda basılı gazete ve dergilerin tirajlarının trajik biçimde artmamasının, üstelik düşmesinin en önemli nedenlerinden biri de kuşkusuz dijital medya ve internet gazeteciliğidir. Bu arada, iyi ki gazeteler için getirilmiş olan “kültürel promosyon” sınırlaması var. Yoksa gazeteler okuyucu kapma yarışında çoktan birer ‘alışveriş marketi’ne dönüşmüşlerdi.

Dijital Gazeteciliği üç döneme ayırabiliriz:

- 1993 – 2000 Geleneksel basılı medyadaki içeriğin dijital dokümanlara dönüştürülerek internet ortamına aktarılıp, yayıldığı dönem.

- 2000 – 2010 Profesyonel haber portallarının kurulduğu, Facebook, Twitter, FriendFeed gibi paylaşım siteleri, bloglarla birlikte sosyal medyanın oluştuğu, profesyonel ve amatör ama kullanıcı kaynaklı özel haber/içerik üretilip yayınlanan/paylaşılan dönem.

- 2010 - …….. Tablet Yayıncılığı Dönemi.

Basılı gazeteler ilk kez 1995 yılında internette web sitesi açıp yayın yapmaya başladılar. Amerika’da The Washington Times, New York Times gibi gazeteler bu işin öncüleri oldular. Aynı yıl Avrupa’da da International Herald Tribune ve Daily Mirror gibi gazeteler ‘sanal habercilik’ kervanına katıldılar.

Türkiye’de ise, internette sitesini oluşturan ilk basılı yayın, 19 Temmuz 1995 tarihinde Aktüel Dergisi oldu. Onu aynı yılın Ekim ayında Leman Dergisi izledi. İnternetten yayına geçen ilk gazete ise 2 Aralık 1995 tarihinde Zaman’dı. Milliyet Kasım 1996’da, Hürriyet ve Sabah ise 1 Ocak 1997’de online yayına başladılar.

Enflasyonist maliyet artışları karşısında, promosyona rağmen okuyucu sayısının bir türlü arttırılamayışı sonucu zora giren geleneksel medya, yaşanılan ekonomik krizlerde ilk iş olarak ‘tensikat’a (işten çıkarma) başvurmuştur. İşte internet haber portalları ve dijital gazetecilik, yüzlerce işsiz gazeteci için bir anlamda umut kapısı olmuştur.

“Rüzgarda Uçmaz, Teknede Okunur…”

Türkiye’de ilk nitelikli internet haber portalı olan Habertürk.com 1999 yılının Kasım ayında Rahmetli Gazeteci Ufuk Güldemir ve bir avuç idealist arkadaşı tarafından kurulmuştur. Habertürk.com Türkiye’deki dijital gazeteciliğin öncüsü sayılır.

Türkiye’de internet haber sitesinde ilk kez ‘künye’ kullanan, kriz haberciliğindeki hızı, ani gelişmelerdeki “Son Dakika” refleksiyle bir anda medya sektöründe yıldızı parlayan Habertürk.com’un bu yükselişini basılı medya şaşkınlıkla izlemiştir.

“Rüzgarda uçmaz, teknede okunur…” esprili sloganı ile yola çıkan ve kısa sürede habercilikte markalaşan Habertürk.com, arkasında basılı medya desteği olmadan, internet haber portalı olarak o kadar başarılı bir fenomene ulaşmıştır ki, bilindiği gibi sonradan radyo, televizyon ve gazete türleri de çıkmıştır.

Basılı medyanın, dijital medya versiyonlarını da çıkardığı bir dönemde, Habertürk.com’un kendi olanaklarıyla radyo ve televizyonunu da kurması, Ciner Grubu satın aldıktan sonra da, bu deneyimle günlük gazete yayınlamaya başlaması, Türk Basın Tarihi’ne geçecek bir başarıdır.

“Gemileri Yaktık!”

Ufuk Güldemir’e göre, Habertürk.com’un bu başarısının sırrı, “fethetmek üzere yola çıktıkları yeni ülkeden geriye dönüşlerini sağlayacak ‘gemileri yakmaktı’. “

Ufuk Güldemir, Habertürk.com Yönetim Kurulu Başkanı iken yaptığı yazılı bir açıklamada, bir evin bodrum katında üç bilgisayarla başlayıp, Ciner Grubu’na 35 milyon dolara satılabilecek, Türkiye’nin önemli medya markalarından birisi haline getiren ‘habercilikteki başarılarını’ söyle özetlemiştir:

“Kariyer gazetecilik üç önemli daldan oluşur: Ajans haberciliği, günlük gazete ve TV haberciliği, haftalık dergi haberciliği. Bu üç temel gazetecilik dalı içinde haberi hızla algılama, çok kısa sürede trete etme ve okura yetiştirme konusunda ajans muhabirleri, gazete ve dergi muhabirlerinden daha hızlı olmak zorundadır. Ajans muhabirleri zamanla en fazla yarışanlardır. İşte Habertürk.com’un ilk yıllarında, “el konulan Etibank’ın patronu Dinç Bilgin şu anda Sabah’tan çıktı otomobiline bindi ve MC Donalds’ın önünde durdu’’ gibi unutulmaz satırların, “Devlet bakanı Ali Babacan’ın türbanlı eşi şu anda Papermoon’da mürekkep balığı soslu linguinisini yiyor” gibi yankı yaratan yayınlarımızın tadı, Türk Haberler Ajansı Ankara yıllarımıza dayanır. Habertürk.com, bu yayınlarıyla muazzam bir milat getirmiştir internet haberciliğine…” 

Ancak bugün ne yazık ki, boynuz kulağı geçmiş, Fatih Altaylı yönetiminde başarıyı yakalayan gazete ve televizyon ön plana çıkmış, Habertürk.com sitesi, internet haber portalı olarak eski etkisini yitirmiş durumdadır.

‘Seluloz’ Basın, ‘Silikon’ Basına Karşı!

Geleneksel basılı medyanın, dijital gazetecilik ve internet haberciliğini ilk başlarda nasıl anlayamadığı, üstelik yanlış anladığına ilişkin somut bir örneği, Akşam Gazetesi yazarı Yurtsan Atakan’ın 20 Nisan 2011 tarihinde anılarını aktardığı yazısında görebiliriz:

“İnternet'in ilk yıllarında da, internet yayıncılığını kağıda basılı gazetenin yansıması sananlar çoğunluktaydı. Gazetelerin internet siteleri, birebir gazetedeki haberlerin internet'e aktarılmasından oluşurdu. Hatta hiç unutmam, Star gazetesi ilk çıktığı gün Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge yanına çağırıp, gazeteyle aynı gün yayına soktuğumuz stargazete.com'u gazeteden farklı olduğu için eleştirmiş, 'Neden gazetenin birebir görüntüsünü yayınlamıyorsunuz' demişti.

Aradan yıllar geçti. Çağın gerisinde kalmaya başlayan hurriyet.com.tr'ye çeki düzen vermek için yapılan arama toplantısında hurriyet.com.tr'nin eksiğinin karaktersiz olması olduğunu, basılı gazeteden ayrışması gerektiğini söylediğimde, Ertuğrul Özkök şiddetle karşı çıkmış, gazetenin karakteri neyse internet sitesinin karakterinin de o olması gerektiğini savunmuştu. Vuslat Doğan, Özkök'ü dinlemeyip, hurriyet.com.tr'nin ona karakterini verecek güçlü bir yayın yönetmenine ihtiyacı olduğu tezime hak verince de, kaderin tecellisine bakın ki hurriyet.com.tr'ye karakter kazandırma görevine beş yıl önce ‘internet sitesi tıpkı gazete gibi olmalı’ diyen Fatih Çekirge getirilmişti.”

Geleneksel-endüstriyel medyanın yılların birikim ve deneyimi ile oluşturulan altyapı olanakları, dijital medyaya göre çok daha fazladır. Ancak bu konudaki üstünlük avantajını çok iyi değerlendirebildiği de söylenemez.

Gazetecilerin Birinci Haber Kaynağı: Sosyal Medya

Bu yıl dördüncüsü yayımlanan ve 15 farklı ülkeden 478 gazeteciyle görüşülerek hazırlanan Dijital Gazetecilik Araştırması'na göre, gazetecilerin birinci haber kaynağının Sosyal Medya olduğu belirlendi.

Araştırmaya göre, sosyal medya haber merkezleri için önemli kaynaklardan biri haline geldi. Gazetecilerin yüzde 47’si Twitter’ı, yüzde 35’i de Facebook’u haber kaynağı olarak kullanıyor.

Geçen yıl yapılan araştırmada gazetecilerin Twitter'ı yüzde 33, Facebook'u ise yüzde 25 oranında kullandığı belirlenmişti. Gazeteciler, haberi doğrulatmak için de Twitter'a üçüncü sırada, Facebook'a ise dördüncü sırada başvuruyor.

Gazetecilerin yüzde 30'u da daha önce ziyaret ettiği blogları haber kaynağı olarak görüyor. Bir haber araştırması yaparken ilk olarak Twitter, Facebook ve bloglara giren gazetecilerin oranı yüzde 4 iken, gazetecilerin yüzde 20'si yüz yüze görüştükleri haber kaynaklarına, yüzde 21'i basın açıklamalarına ulaşıyor.

Araştırmaya göre, sosyal medyaya gittikçe artan güvene rağmen, halkla ilişkiler (PR) temsilcileri halen haberlerin temel kaynağı olmaya devam ediyor. Gazetecilerin yüzde 62'si haberlerini PR faaliyetlerine dayandırırken, yüzde 59'u yüz yüze görüştükleri kaynakları da temel dayanak olarak görüyor.

Haberi Yayımlarken de Sosyal Medya

Bu yılın araştırması, gazetecilerin haberlerini yayımlarken online medyayı sıklıkla kullandığına da işaret ediyor. Araştırmaya göre, haberlerini bloglarından ya da videoyla yayımlayan gazeteci ve yazarların sayısının yanı sıra Twitter'dan yayımlayan gazetecilerin sayısı da artıyor.

Araştırma gazetecilerin, medyanın mali yapısı üzerindeki öngörülerini de ortaya koyuyor. Buna göre gazeteciler, son yıllarda basın sektöründeki reklam gelirlerinde yaşanan düşüşün yavaşladığı görüşünü paylaşıyor. Araştırmaya katılan gazetecilerin yüzde 20'si, yayınlarının gelirinin düşeceği görüşünde iken, geçen yıl yapılan araştırmada bu oran yüzde 62 olmuştu.

Araştırmada, bu düşüşün medyada bir canlanma olduğunu söylemek için erken olacağı belirtilirken, dijital ortamın yayılmasının bu sonuca ulaşılmasında önemli rol oynadığı kaydedildi.

Araştırmaya katılanların çoğu, online medyanın yavaş yavaş dijital olmayan yayınları geride bıraktığı görüşünü paylaşıyor. (Kaynak: ntvmsnbc.com)

Geçen yıl yapılan araştırmada gazetecilerin Twitter'ı yüzde 33, Facebook'u ise yüzde 25 oranında kullandığı belirlenmişti. Gazeteciler haberi doğrulatmak için de Twitter'a üçüncü sırada, Facebook'a ise dördüncü sırada başvuruyor.

Gazetecilerin yüzde 30'u da daha önce ziyaret ettiği blogları haber kaynağı olarak görüyor. Bir haber araştırması yaparken ilk olarak Twitter, Facebook ve bloglara giren gazetecilerin oranı yüzde 4 iken, gazetecilerin yüzde 20'si yüz yüze görüştükleri haber kaynaklarına, yüzde 21'i basın açıklamalarına ulaşıyor.

Araştırmaya göre, sosyal medyaya gittikçe artan güvene rağmen halkla ilişkiler (PR) temsilcileri halen haberlerin temel kaynağı olmaya devam ediyor. Gazetecilerin yüzde 62'si haberlerini PR faaliyetlerine dayandırırken, yüzde 59'u yüz yüze görüştükleri kaynakları da temel dayanak olarak görüyor. gazetecilerin yüzde 47'si Twitter'ı, yüzde 35'i Facebook'u haber kaynağı olarak kullanıyor.sosyal medya, haber merkezleri için önemli kaynaklardan biri haline geldi. Araştırmaya göre, gazetecilerin yüzde 47'si Twitter'ı, yüzde 35'i Facebook'u haber kaynağı olarak kullanıyorsosyal medya, haber merkezleri için önemli kaynaklardan biri haline geldi. Araştırmaya göre, gazetecilerin yüzde 47'si Twitter'ı, yüzde 35'i Facebook'u haber kaynağı olarak kullanıyor.sosyal medya, haber merkezleri için önemli kaynaklardan biri haline geldi. Araştırmaya göre, gazetecilerin yüzde 47'si Twitter'ı, yüzde 35'i Facebook'u haber kaynağı olarak kullanıyor.sosyal medya, haber merkezleri için önemli kaynaklardan biri haline geldi. Araştırmaya göre, gazetecilerin yüzde 47'si Twitter'ı, yüzde 35'i Facebook'u haber kaynağı olarak kullanıyor.sosyal medya, haber merkezleri için önemli kaynaklardan biri haline geldi. Araştırmaya göre, gazetecilerin yüzde 47'si Twitter'ı, yüzde 35'i Facebook'u haber kaynağı olarak kullanıyor.sosyal medya, haber merkezleri için önemli kaynaklardan biri haline geldi. Araştırmaya göre, gazetecilerin yüzde 47'si Twitter'ı, yüzde 35'i Facebook'u haber kaynağı olarak kullanıyor.sosyal medya, haber merkezleri için önemli kaynaklardan biri haline geldi. Araştırmaya göre, gazetecilerin yüzde 47'si Twitter'ı, yüzde 35'i Facebook'u haber kaynağı olarak kullanıyor.“Pijamalı Gazetecilik!” 

Bugün internet üzerinde yüzlerce haber sitesi var. Bunları genel olarak üç grupta sınıflandırabiliriz:

- Gazetelerin ve televizyon haber kanallarının siteleri.

- Özgün içerik/haber/yorum üreten, kendisini kanıtlamış internet haber siteleri.

- Kopyala/yapıştır yöntemiyle çalışan diğer siteler.

Online haber sitelerinin çoğu ajanslar, gazeteler, haber televizyonu kanallarının internet sitelerindeki haber, fotoğraf ve videolarını kopyala/yapıştır, kayıt yöntemleriyle takipçilerine ulaştırmakta, üstelik yine çoğu ‘kaynak’ bile göstermemektedir. Bu uygunsuz durum, telif hakları ve gazetecilik etiği açısından, dijital medyanın en büyük sorunlarından biridir.

İnternet tarayıcınızda bildiğiniz haber sitelerini yan yana açın. Büyük çoğunlukla aynı haberlerin olduğunu, üstelik aynı metinlerin, aynı fotoğrafların olduğunu göreceksiniz. Çünkü hepsi aynı kaynaklardan beslenmekte, aynı yöntemlerle içerik oluşturmaktadırlar. Farklı bir içerikle karşımıza çıkanlar varsa, işte bunlar özel/özgün haber yapan portallardır.

Heyecanlı Ama Ne Kadar Güvenilir?

Dolayısıyla, kendi muhabirleri olmayan, bir-iki editör ve bilgisayar operatörü ile işi kotarmaya çalışan haber sitelerinin sunduğu içerik “derleme”den öteye gidememektedir. Üstelik zamana karşı bilinçsizce yapılan bu ‘derleme’, genelde editoryal bir süzgeçten de geçirilmediği için kimi zaman ‘komik’ olaylarda yaşanmaktadır. Basılı medyada ‘asparagas’ denilen türden ‘internet efsaneleri’ oluşmaktadır. Bu gerçek, doğal olarak dijital gazetecilik ve internet haberciliğine olan güveni sarsmaktadır.

Televizyonlardaki ‘reyting’ kaygısına benzer bir kolaycılık, bugün dijital medyada da yaşanmaktadır. Doğrulanmamış, editoryal bir kalite süzgecinden geçirilmemiş, niteliksiz, spekülatif, sansasyonel içerik/haberle ‘tıklanma’ sayısı arttırılmaya çalışılmaktadır. Bu ‘ucuz’ yöntem, ziyaretçi sayısını arttırmak için ne yazık ki bir formül olarak kullanılmaktadır.

Ana sayfadaki tüm haber başlıkları, reklam yazarlarının “teaser” sloganları ile yarışırcasına, dikkat çekip, merak uyandırmak üzerine oluşturulmaktadır. Tüm haber sitelerinde bu uygulama neredeyse bir ‘kural’ haline gelmiştir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Seks Kaseti!

Ana sayfada haber başlığı: “Memurlara yüzde 20 zam yapıldı”. Tıklayarak gittiğimiz haberin detayı sayfasındaki başlık ise: “Venezuella hükümeti, memurlarına yüzde 20 zam yaptı”.

Ana sayfada haber başlığı: “Kılıçdaroğlu’ndan Ak Parti’ye sürpriz ziyaret!”. Haber sayfasında olayın ayrıntısı: “Bayrampaşa'daki mitinginin ardından Esenler'e doğru ilerlerken, AK Parti Bayrampaşa İlçe Başkanlığı önünde durarak, partililerle el sıkıştı”.

Ana sayfada haber başlığı: “Facebook’un kurucusu evlendi”. Kimmiş bu şanslı kız diye merakla başlığın sayfasına gittiğimizde, Mark Zuckerberg’in 7 milyon dolara California’daki Palo Alto’da bir ev aldığını öğreniyoruz! 

Ana sayfada haber başlığı: “Facebook artık kullanıcılarına para ödeyecek”. Haberin ayrıntısı: “Facebook, Amerika’da reklamları tıklayan üyelerine, tıklama başına 10 cent ödeme yapacak. Üstelik bu ödeme nakit değil, Facebook Credits ya da sitenin yeni Groupon hizmeti olan Offers üzerinden, Facebook'un sunduğu hizmetler içerisinden satın alma olarak gerçekleşecek.” Yani bilinen basit bir ‘adsense’ ve ‘affilliate’ uygulaması, ama ana sayfadaki başlıkta, sanki Facebook tüm kullanıcılarına para verecekmiş gibi duyuruluyor.

Ana sayfada haber başlığı: “Kılıçdaroğlu’nun da seks kaseti mi var?” Sayfasında haberin devamı: “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Avcılar Belediye Başkanı ile yaptığı telefon görüşmesi kayıtlarının internete düşebileceği söyleniyor.”

“Seksi Güzeller” Foto Galeri İçin Tıklayınız!

Geleneksel basılı medya, “magazin” anlayışını, hatta hastalığını bile diyebiliriz, dijital medyaya da taşımıştır. Bu tür içeriğe, tüm haber portallarında rastlanmakla birlikte, özellikle büyük gazetelerin web sayfalarında daha bir belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dijital medyanın görsel sunum olanaklarından sonuna kadar yararlanan editörler, standart özel bölümlerin dışında, sayfada boş kalan yerlere de hemen “seksi güzelleri” yerleştirmektedirler.

Ünlülerin “çocuklukları, gençlikleri”, “eskiden nasıllardı”, “makyajsız halleri”, “frikikleri”, “photoshop’un marifetleri” gibi başlıklarla ‘galeriler’ oluşturulmaktadır. Üstelik aynı konulu foto galeriler, sanırım kullanıcının hafızasının zayıf olduğu düşüncesiyle, iki de bir de ısıtılıp ısıtılıp tekrar servis edilmektedir. Nedense “arşivden” gibi minik bir dipnota bile gerek görülmemektedir.

Bir de ‘her eve lazım’ diye düşünülen “komik videolar”, “komik fotoğraflar” furyası var ki, evlere şenlik! Tribünlere oynayan haber portallarının olmazsa olmaz standart içeriği durumuna gelmiştir. Hangi siteyi açsanız karşınıza çıkan bu video ve fotoğrafların kendilerinden ziyade, kolay ucuzcu uygulama kurnazlığı traji-komik bir hal almıştır.

Yasal Durum

Türkiye’de internet gazeteciliği başlayalı tam 15 yıl olmasına karşın, henüz bu konuda yasal bir düzenleme yoktur.

Geleneksel basılı medya ile ilgili düzenlemeler 5187 sayılı Basın Yasası ile yapılmıştır. Buna bağlı olarak gazetecilerin çalışma koşulları da 212 sayılı Basın İş Kanunu ile düzenlenmiştir.

Radyo ve televizyonlar ise Basın Yasası kapsamına alınmamış, bunlarla ilgili özel yasal düzenleme de 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun ile yapılmıştır. Dolayısıyla radyo ve televizyon muhabirleri Basın İş Kanunu’ndan da yararlanamamaktadırlar.

Basın Kartları Yönetmeliği’ne göre, sadece basılı medya çalışanları “gazeteci” sayılmaktadır! Radyo ve televizyonların sadece yönetim kurulu başkanlarına sarı basın kartı verilmektedir.

Televizyon habercilerinin bile henüz ‘gazeteci’ sayılmadığı bir ülkede, dijital gazetecilerin ‘resmi’ olarak tanınmasını beklemek, sanırım biraz iyimserlik olsa gerek! Böyle olunca da, internet gazetecilerinin hiçbir “hakkı ve hukuku” bulunmamakta; ‘fiilen’ gazetecilik yapmalarına karşın, ‘hukuken’ gazeteci sayılmamaktadırlar.

Ancak diğer bir yandan, sosyal medyada etkin olarak yer alan blog yazarları da, artık basın toplantısı, vb. etkinliklere davet edilmekte, basın bültenleri ile bilgilendirilmektedirler.

“İnternet Gazeteciliği” değil ama ‘internet’ konusundaki tek yasal düzenleme, 4 Mayıs 2007 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”dur. Adından da anlaşılabileceği gibi bu yasa, internet gazeteciliğini düzenlemek için değil, internete sınırlamalar getirmek için çıkartılmış bir yasadır. Uygulaması da BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) ve buna bağlı TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) nın insaf ve keyfiyetine bırakılmıştır.

Kullandığı browser’ının (internet tarayıcısı) pop-up ve reklam engelleyicisi ayarlarından bile haberi olmayan aynı kurum başkanının, “Yanımda biri varken internete girmeye korkuyorum. Bir anda porno! Hele sunumlarda ‘ya porno çıkarsa’ diye ödüm patlıyor!” açıklamasından sonra, söyleyebilecek pek bir şey de kalmıyor! İşte tam da ‘sözün bittiği yer’!

kamileryazar@gmail.com

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN