forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

ÖZKÖK SONRASI MEDYA LAİKLİK AÇILIMI YAPSIN. DİN İLE KÖŞE İŞLERİ AYRILSIN

Aktif .

ETİKETLER:Hilmi İsili

HİLMİ İSİLİ

Hocanın yarım olanı bile insanın dini rotasında sapmalara sebep oluyorsa, gazetecinin işkembe pazarından sipariş ettikleri bilgilerle yaptıkları dine dair yorumlarının sonuçlarını kestirmek bir hayli zor olsa gerek.



Arman-Özkök güzellemelerine alışmıştık ama bu kadarı biraz fazla geldi. Büyünce büyük gazeteci olmak, böyle bir şeymiş demek ki. Hiç büyümesek mi yoksa büyüyünce küçük gazeteci mi olsak bilemedim diyeceğim ama konu belli ki büyümekle alakalı değil. Siz ister kabak tadı deyin ister temcit pilavı, sonuç olarak ortadaki absürt durum yine de tehlikeli.

Mini etekle namaz kılma, başörtüsüyle içki içme gibi -hayalden öte- fanteziye kaçan düşüncelerin bu topraklarda böyle bir ortamda (hoş ortam hep böyle ya) dillendiriliyor olmasının sakıncalarının farkında olamayacak kadar büyümemiş olabilir mi Özkök?

Bir zamanlar kendi köşe kapmacasında "Dini semboller kaşındıkça, onun kullananların işi kolaylaşıyor." diye yazarken bugün söylediği sözlerin nasıl bir etki yapacağının farkında olamayacak kadar fevrileşti mi?

'Patavatsızlık' kelimesi tam da bu noktada "olumlu bir anlam" verilemeyecek kadar tehlikeli olabiliyormuş demek ki. Biz büyüyecek olan gazeteciler olarak not defterimizin bir köşesine ‘patavatsız olmayacağım’ diye yazsak hiç de fena olmayacak.

"Cenazemi kiliseden işlemeli kakmalı ceviz ağacından yapılmış tabutlarda siyah giymiş adamlar kaldırsın, duamı imam yapsın, diğerleri sadece "Amen" desin "Patavatsızdı ama hoş bir adamdı. Mekanı Cehennette rezidans olsun" desin istiyorum, çünkü ben dini büsbütün hatta topyekun bir Müslümanım." gibi vasiyetleri elbette kendini bağlar. Sorun şu ki, bu vasiyetlemelerini gözümüze sokmaya kalkışmış olması, bunu yaparken dini değerlere olan hassasiyetsizliği ve daha önemlisi kendinden sonra gelecek gazetecilere örnek olması gereken biri tarafından bunların dillendiriliyor olması. Özkök sadece kendisiyle değil kendisinin yolunda olanlarla ve en vahimi bu ülkede bir şekilde kendi inançlarını yaşayan insanlarla da dalga geçmeye kalkıyor.

Röportajın tümünü görmesek de elimizdeki kadarı Özkök’ün ruh hali hakkında da ipuçları veriyor aslında. Kararsız; ne söylese ikilem, ne sorulsa o mu olsun yoksa bu mu durumu var. Normal bir insan olmak süper egoya ters. Şeytan mı melek mi karar verememiş, en başında Ayşe Arman’a bırakmış kararı. Arman konuyu değiştirmese yüzde hesaplarından başlayıp havuz problemlerine kadar gidebilirdi. Şükredelim ki coğrafyaya ilgisi matematik merakı kadar değil, “Akdeniz iklimi gibi, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olmak istiyorum” da diyebilirdi maazallah.

Özkök sadece kendinden bahsetse bizim için eğlenceli bir yazı olabilirdi. Ben şu "Sağ omzundaki melek sevabı, soldaki neyse, işte, o da günahı yazar." Cümlesinde çok eğlendim mesela. Özkök o sırada ne almış, söylesin biz de deneyelim. Bir insanın cehalet derecesinde bilgisiz olduğu bir alanda “Mini etekle beş vakit namaz kılınacağını, başörtüsüyle içki içilebileceğini düşünen ve buna cüret eden kadınların ülkesini düşlüyorum.” gibi iddialı(!) sözler sarf etmesi neyle açıklanabilir başka? Şu bir türlü nasıl bir şey olduğuna karar veremediği omurgasının harcına vicdan ve adaletten başka neler karılmış da bu ikisi kaybolup gitmiş?

Bir süper egonun evirile evirile ne hale geldiğini, değiştirdiği boyutu da konusunda uzman akademisyenlere bırakmak lazım. Zira Özkök’ün söyledikleri hangi amacın yollunda giden bir metrobüstür kestirmek mümkün görünmüyor şimdilik. Belki genel yayın yönetmenliği yaptığı dönemlerdeki parlak günlerine dönmek istemiştir. Kim bilir.

talwek@hotmail.com

DKM ARŞİVİ