forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

Su kaba konursa ateş onu kaynatır

Aktif .

HASAN ÖZSAN

Piyanist ve besteci Fazıl Say twitter hesabında, "Irmaklarindan saraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? Her muminine 2 huri verecegim diyosun, cenneti ala kerhane midir? (Hayyam)

Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi Allahçı, bu bir paradoks mu?"  sözlerini edince, ihbar sonucu, ''halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı'' iddiasıyla sanık durumuna düştü ve yargılandı.

Mahkeme;   suçun işleniş şekli, sanığın kastı, suç işlemesindeki ısrarı, suçun işlendiği zaman ve yeri, sanığın güttüğü amaç ve saiki göz önüne alarak önce 8 ay hapis cezasına çarptırmış;  eylemin yayın yoluyla işlenmiş olması nedeniyle bu cezayı yarı oranında arttırarak 12 aya çıkarmış, sonra da sanığın duruşmalardaki tavır ve davranışlarına bakılarak 1/6 oranında indirim uygulayarak 10 ay hapis cezasına düşürmüş, sabıkasız oluşunu dikkate alarak, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakmış.

Mahkeme dosyasını incelemedim, gerekçeli kararını bilmiyorum, temyizi mümkün mü onu da bilmiyorum.

Ama bu kararın toplumun bir kesimini mutlu ve tatmin ettiğini; diğer kesimini ise hem üzdüğünü, hem de kaygılandırdığını biliyorum…

Ben de bu üzülen ve kaygılanan kesimdenim…

Önce Hayyam’ın dizelerinden yola çıkalım.

Evet, bence cenneti ırmaklarından şırıl şırıl şaraplar akan, cenneti hak edenlere huriler verilen bir yer olarak  görmek aslında dini değerleri aşağılamaktır.

Bakın, aşağıya cennetle ilgili olarak bazı kaynaklardan alıntılar yaptım. Bunların birer  hadis olduğu belirtilmiş (?)

“(Cennet) gümüş tuğladan ve altın tuğladan inşa edilmiş! Harcı da kokulu misk. Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferan..”

"Cennette, mü'min için, içi boş tek bir inciden bir çadır vardır. -Bir rivayette- Genişliği altmış mildir. Her köşesinde bir refikası bulunur, hiçbiri diğerini görmez, mü'min bunların her birini dolaşır." 

 "Cennette hurilerin toplanma yerleri vardır.”

 “Nefsimi elinde tutan Allah Teala'ya yemin olsun ki, hem de sık sık ve tüm arzu ve istekle (sevişip cinsel ilişkide bulunulacak); üstelik sevişmenin hemen sonrasında eşler bakirelikleriyle ve temiz halleriyle size tekrar dönecekler".

 

 “Allah'a yemin olsun cennet ehlinden bir kişi (kısacık) bir kuşluk vakti içerisinde yüz bakireyle cinsel ilişkide bulunacaktır."

 

 “Cennet çarşısında sadece erkek ve kadın sûretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o sûrete girer."

 

 "Allah'ın cennete soktuğu hiç kimse yoktur ki, onu yetmişiki zevce ile evlendirmiş olmasın. Bunlardan ikisi hüru'l-ayn, yetmiş tanesi cehennemliklerden kendine düşen mirasıdır. Bu kadınlardan herbiri şehvet çekicidir ve cennetlik her erkeğin şehvet gücü dâimidir."

 

“"Mü'mine cennette şu şu kadar (kadınla) cima gücü verilir!" buyurmuşlardı. Kendisine: "Ey Allah'ın Resûlü! Buna tâkat getirilebilir mi?" diye soruldu. "Yüz (kişinin) gücü verilir buyurdular." 

Bu örnekler çoğaltılabilir. (Bu arada iyice pornografiye kaçan, kişilerin insan zafiyetindeki cinsel fantezilere dayanan cennet tanımlarını es geçtiğimi belirtmeliyim.)

 Peki bu tanımların, yakıştırmaların Kur’an’da yeri var mı?

Evet, ayetlerde cennet “altından ırmaklar akan bir yer”  olarak tanımlanmış dense bile burada kastedilen  ırmağın Fırat, Dicle gibi olduğunu hiç sanmıyorum.
Bir Allahın kulunun da bunu anlayabileceğini ve anlatabileceğini de sanmıyorum.
Cenneti insani zafiyetlerimizin ve saklı heveslerimizin tatmin edileceği bir yer gibi algılamak, cinsel içerikli hayalini kurmak resmen  cenneti dünyevileştirmek ve haliyle dini basitleştirmek değil de nedir?...

İşte Hayyam da bu dizelerini cenneti böylesine basite indiren, dünyevileştiren kişilere itiraz için kaleme almış.
Bu gerçek ne diye atlanıyor anlamıyorum.
 Fazıl Say’ın Hayyam’ın dizelerini hatırlattıktan sonra, “nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi Allahçı, bu bir paradoks mu?" demesi neden dini değerleri aşağılamak olsun onu da anlamış değilim. “Ne kadar dindar varsa hepsi magazinci,hırsız, şaklaban…” dememiş… Tam tersine  magazinci, şaklaban, hırsız takımının dini kullanarak pis işlerini yürüttüklerini kastederek bu iki yüzlülüğe, sahtekarlığa isyan etmiş…

Aslında bunların hepsi bahane…
Fazıl Say’ın sırf dünya görüşünden dolayı kimlerin rahatsız olduğu ve kimlerin diş bilediği herkesçe malum… Fırsat kolluyorlardı, muratlarına erdiler. Bu zihniyette olanlar Hallac-ı Mansur, Nesimi, İbn-i Rüşt için de fırsat kolluyorlardı…
 Ellerine ne geçti bilmiyorum…  

Bu kişilere mesela Mevlana’nın, “Su, şiddetle saldırıp ateşe galip gelebilir, lakin su kaba konursa ateş onu kaynatır.” sözünü hatırlatarak tasavvufdaki “zıtların birliği” felsefesini anımsatmak da bir işe yaramayacaktır. Çünkü onlara göre Tasavvuf düşüncesi de yoldan çıkmaktır… İyi de bu kişiler yüzünden inançların sığlaşmasına, basitleşmesine, daraltılmasına  göz mü yumacağız?..  Kendimiz gibi olmayanı susturmak, sindirmek, harcamak için bahaneler peşinde mi olacağız? Sevgi uğruna cennetten vazgeçen Yunusları, zıtları kucaklayan Mevlanaları yok mu sayacağız?

hasanozsan@gmail.com

 

DKM ARŞİVİ