forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BUNLAR KENDİLERİNİ AKILLI HERKESİ APTAL MI SANIYOR!..

Aktif .

fikri_takipBekir Coşkun Hürriyet'ten ayrılıp Habertürk'e geçti, iki yıl önce yaşananlar tekrar etmeye başladı. Üstüne bir de 'Medyada tasfiye' tartışmaları eklenince durum daha da karmaşık bir hal aldı. Her kafadan bir ses çıkıyor.
 
Bekir Coşkun'un Hürriyet'ten ayrıldığını açıklamasından sonra belli başlı köşe başlarında ayrılma nedeni olarak 'Muhalif' yazıları ve 'Tasfiye' söylemi ortaya atıldı... Kendisi baskı nedeniyle ayrılmadığını söylese de gerçek nedeni açıklamıyordu bir türlü... Böyle olunca da her türlü yoruma açık kapı bırakıyordu... Belki de bunu bilinçli olarak yapıyordu... Kim bilir...
 
Oysa Bekir Coşkun aylar öncesinde verdiği bir söyleşide kendisine Ciner'in 'Büyük Paralar' teklif ettiğini açıkça söylemişti... Hatta ayrılma kararı verdiğini, konuyu  Hürriyet yönetimiyle de görüştüğünü anlatmıştı...
 
Peki bütün bunlara rağmen, neden Hürriyet'ten ayrılmasıyla yazılarındaki muhalif içerik arasında bağ kuruluyor?..
 
"TASFİYE HİÇBİR ŞEYDİR, PARA İSE HER ŞEY.."
 
Bekir Coşkun'un 23 Şubat 2009 tarihinde yani 7 ay önce Vatan Gazetesi'nden Sanem Altan'a verdiği mülakatta Ciner Grubu'na transferiyle ilgili planının bütün detayları anlatmıştı aslında....  
 
Coşkun, Ciner'in çok büyük para teklif ettiğini söylüyordu...
 
SORU: Ciner Grubu’nun çıkacak olan yeni gazetesinden size transfer teklifi geldi. Sonra ne oldu?
 
CEVAP: Aslında bunu anlatmam doğru mu bilmiyorum ama herkes bir şey söylüyor, doğrusu bilinsin artık. Ciner Grubu’ndan teklif geldiğinde ben, “Daha gazete çıkmasına çok var, olabilir, görüşebiliriz” dedim. Açık söyleyeyim o sırada bende aslında hâlâ da Emin’in kovulmasından dolayı Hürriyet’e karşı bir güvensizlik, bir kırgınlık vardı. Bir gün aynı şey benim de başıma gelir endişesi. Hürriyet’in genel yapısı içinde, o yazar kim, bu yazar kim, Bekir Coşkun kim? Kenarda köşede unutulmuş insanlarız. Bütün bunlar beni kırdı-ezdi. O yüzden Hürriyet’ten ayrılmayı düşünüyordum. Fatih Altaylı Cunda’ya geldi, sözleşme dosyasını dahi getirmişti. Fatih arkadaşım, onunla çalışabileceğimi de düşünmüştüm ama hiçbir şey konuşmadık, o anlattı ben “Şu an Hürriyet’te çalışıyorum, sana bir şey diyemem, dersem Hürriyet’ten hemen ayrılmam gerekir” dedim. O da “Saygıyla karşılıyorum ama seni aramızda görmek istiyoruz” dedi. Sonra bir kez Ankara’da görüştük. Artık kararımı vermiştim, Ciner Grubu’yla anlaşacaktım. Ertuğrul’a haber vermek için İstanbul’a gittim. Çünkü daha önceden ona sözüm vardı, “Sana kazık atmayacağım” diye. Gittim “Bak Ertuğrul, sizin yapınızda gitme, sana şunu verelim yoktur, ben de bunu istemeye gelmedim zaten, sakın böyle algılama. Sadece sana verdiğim sözü kaldırmaya geldim. Senden izin istiyorum” dedim. Ertuğrul “Olmaz” dedi. Bütün Hürriyet üzerime geldi. Okuyucular da öyle. Sanki biliyorlarmış gibi otelin lobisinde karşılaştıklarım “Sakın Hürriyet’ten ayrılmayın” diyenler. “Bırakırsanız biz de bırakırız” diyenler. Bir de bir gün bir işadamı bana uçakta demişti ki “Servetimin yarısını veririm 10 gün sizin yerinizde Hürriyet’te yazmak için.” Bütün bunlar beni çok etkiledi. Ayrıca ekonomik kriz döneminde Hürriyet’i bırakıp gitseydim sadece para için gitmiş gibi olacaktım. Çok da büyük para vardı gerçi. Kalmaya karar verdim. Gitmek istiyorsam Ertuğrul’u hiç görmemem gerekiyordu, bir mektup yazıp odasına bırakıp kaçmam lazımdı.
 
BASKI GÖRMÜYORMUŞ; HİSSEDİYORMUŞ...
 
Bekir Coşkun Hürriyet'ten ayrılma kararı verdikten sonra geçtiğmiz günlerde Akşam Gazetesi'ne konuşmuştu. Coşkun, kendi istediğiyle ayrıldığnı söylüyor, baskı görmediğini ancak baskıyı hissettiğini söylüyordu...

SORU: Gönderilmeniz söz konusu mu?

Hayır öyle bir şey yok. Aslında hem benim hem de Aydın Doğan'ın canı yanıyor. Çünkü Türkiye'de artık yeni bir sistem kuruluyor. İkimiz de bunun kurbanıyız. Silindir gibi herkesi ezerek gidiyor. Kendinden olanın yaşama hakkı var sadece.

SORU: Baskı mı yapıldı yazılarınızla ilgili?
Hayır ama baskıyı hissediyordum. Muhalif yazılarımın bedelini biri ödeyecekti. Ben, patron... Ama en ağır bedeli okuyucu ödeyecek. Gerekçe sormayın, yorum yapmayacağım.

VE HUZURLARINIZDA EMİN ÇÖLAŞAN...
 
Hürriyet'ten kovulduktan sonra  aylarca 'Beni hükümet attırdı' şeklinde kampanya yürüten hatta üstüne iki de kitap yazan Emin Çölaşan yine sahne almış gözüküyor...
 
Çölaşan bu kez de Akşam gazetisine konuşmuş ve Bekir Coşkun'un Hürriyet'ten ayrılmasıyla ilgili birtakım sözler sarfetmiş...
 
Çölaşan'ın söylediklerine geçmeden önce Bekir Coşkun'la olan ilişkisine dikkat çekmek gerekiyor.  
 
KANKA MESELESİ...
 
Bekir Coşkun Vatan Gazetesi'nde yayınlanan aynı söyleşide Emin Çölaşan'la ilgili bakın neler söylüyor:
 
SORU: Emin Çölaşan’ın kovulmasından sonra da siz zor günler yaşadınız değil mi? Çok mu yakın iki arkadaşsınız siz gerçekten?
 
COŞKUN: Kanka değiliz. Rakibiz bir yerde. Dürüst olmak lazım. Grup çalışması yapamazsın gazetecilikte. Bireyseldir. Yazılarından dolayı kim kovulmuş olsa ben onun için de aynı tepkiyi verirdim Hürriyet’te. Ama beni atsalar Emin’in kılı kıpırdamazdı. Umrunda bile olmazdı. Ne diyeceğini de biliyorum “Bekirciğim geçmiş olsun. Olur böyle şeyler, üzülme, herkesin başına gelir” diyecekti. Bir daha da aramazdı. Yemin ediyorum böyle olurdu. Bu benim gerçek düşüncem..
 
Hürriyet'ten kovulmayı hala içine sindiremediği anlaşılan Emin Çölaşan'ın, Bekir Coşkun'un 'Kankam değil' demesine rağmen hakkında söyledikleri ilginç...
 
SORU: Yakın arkadaşınız Bekir Coşkun da Hürriyet'ten ayrıldı...
 
CEVAP: Bekir, Hürriyet'te herkesin olduğu gibi mutsuzdu. Hürriyet'in pek çok yazarı da, Hürriyet'in muhabirlerinin tamamı da Hürriyet'ten mutsuz. Şunun için mutsuz, gönderilen haberler yer bulmuyor gazetede, çöpe atılıyor. Aman iktidarı kızdırmayalım diye. Köşe yazarları özgür değil, her köşe yazarı yazısını ölçülü olarak yazmak zorunda kalıyor. Çünkü patronun ve Hacı Ertuğrul'un (Özkök) tavrını biliyorlar. AKP iktidarından nasıl korktuklarını biliyorlar. Dolayısıyla herkes mutsuz. Bekir'in kopacağını uzun zamandır bekliyordum. Nitekim oldu, kopuş gerçekleşti. Bekir'in üzerinde de baskı vardı. Bekir'in yazılarını Hacı Ertuğrul makaslamaya başlamıştı. Gitmesi Hürriyet için çok büyük kayıptır.
 
Ben Hürriyet'ten kovulduktan sonra Bekir aynı şeylerin kendisinin de başına geleceğini biliyordu. Ben ona söyledim, Ertuğrul tarafından yazıları sansür edilirken dedim ki, 'Benim içinde yer aldığım filmi ister istemez sen de izliyorsun. Belki daha kötüsü olacak.' Bekir'in kafasında sonuçta hep Hürriyet'ten şu veya bu biçimde kopmak olduğunu tahmin ediyordum. O da gerçekleşti. Bana göre iki sene iyi dayandı. Bütün baskılara rağmen. Benim yaşadığım olayları o da yaşıyordu. Bekir, yazılarının sansür edilmesine tavır koyunca Ertuğrul, onu arayıp torunlarının üzerine yemin billah ediyormuş. Bunları Hürriyet'teki arkadaşlar bana açıkça anlatıyordu. Aynı şeyleri ben binlerce kez yaşamıştım. Size somut bir örnek vereyim. Duyduğuma göre mesela Bülent Arınç hakkında yazı yazma deniliyormuş Bekir'e. Çünkü RTÜK falan Bülent Arınç'a bağlı ya. Adı da Manisalı olarak geçiyormuş. 'Manisalı hakkında yazı yazma' deniliyormuş. Bunların hiçbirini Bekir'den duymadım çünkü o böyle konuları anlatmaktan hoşlanmaz.
 
SORU: Coşkun'un 'Aydın Doğan'a 10 kişilik tasfiye listesi gitti' sözleri...
 
10 kişilik liste varmış. Bu listenin var olduğunu Aydın Doğan da doğrulamak zorunda kalıyor. Ama listeyi Aydın Doğan'a kimin verdiğini bilmiyorum. Tayyip Erdoğan doğrudan doğruya vermez. O uğraşmaz doğrudan bu işle, ama hükümet tarafından verilmiştir. İşin özü şurada: Doğan Grubu'nun yedi tane gazetesi, üç tane de televizyonu var. Bu patronun hükümetle yüzlerce işi var. Ben bire bir yaşadığım için biliyorum bu olayları. Bunlar Erdoğan'dan resmen korkuyorlar. Hacı Ertuğrul'a hep derdim ki, 'Ya arkadaş, elinizde böylesine güç var, siz bunlardan korkacağınıza bunlar sizlerden korksunlar. Her gün Tayyip Erdoğan sizi arayıp 'Benden bir emriniz var mı' diye sorsun. Benim elimde yedi gazete, üç TV kanalı olacak ve bunlardan korkacağım. Siz Türkiye'yi yıkarsınız. Yolsuzlukların üzerine, kepazeliklerin üzerine gidin dedim. Ama hep korktular. (http://www.aksam.com.tr/ )
 
Durum yeterince açık değil mi?
 
Bekir Coşkun Hürriyet'ten ayrılmayı 'Büyük paralar' teklif edildiği için aylar öncesinde kafaya koyuyor... Bunun için uygun zemini yokluyor... Zamanı geldiğinde de harekete geçiyor...  
 
Sonrasında 'Tasfiye listesi' adı altında birtakım efsaneler tedavüle sokuluyor, beyanatlar veriliyor, köşelerde yazılıyor...  
 
Bütün herşey ortadayken, bunlar kendilerini akıllı herkesi aptal sanıyor...
 

DKM ARŞİVİ