forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

YUKARI TÜKÜRSE BIYIK, AŞAĞI TÜKÜRSE SAKAL! 'BÜYÜK YAZAR' YILMAZ ÖZDİL'İN BÜYÜK AÇMAZI...

Aktif .

fikri_takipDR. FİKRİ TAKİP  

Başbakan Erdoğan'a yönelik ağır muhalif yazılarıyla bilinen ve 'Bidon Kafa' sözünün mucidi Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, belki de meslek hayatının en zor günlerini geçiriyor. Neden mi? Deniz Baykal'a yapılan 'Kaset Komplosu'nun hemen ardından, "O koltuğa oturan... Bu komplonun ürünü olacaktır." diye yazan Özdil, Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'O Koltuğa' oturmasından sonra büyük bir çıkmazın içine düştü...

Yazdığı hemen hemen her yazıda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a eleştiriler yönelten, yazıları mailden maile dolaşan Yılmaz Özdil, 11 Mayısta yazdığı ve CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturanı, 'Deniz Baykal'a yapılan komplonun ürünü olmakla' suçlaması başına dert olmuşa benziyor...

Özdil, yazılarından anlaşıldığı kadarıyla zor durumda...

1- CHP'nin yeni Genel Başkanına destek yazıları yazamıyor; çünkü kendini baştan bağlamış. O koltuğa oturanı komplonun parçası olarak ilan etmiş... Böylece Kılıçdaroğlu onun desteğinden mahrum kalmış olacak...

2- Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiremiyor çünkü bu durumda da Başbakan Erdoğan'ın ekmeğine yağ sürmüş olacağını biliyor... Bu durumda ona tek seçenek kalmış oluyor... Her yazısında Başbakan Erdoğan'ı ve ona oy veren kitleyi eleştirip duracak. CHP konusuna pek girmeyecek...

* * *

Durumu daha somut hale getirmek için Yılmaz Özdil'in bugünkü aşağıda yer alan yazısına göz atmanız gerekiyor. Neden böyle yazdığını anlamak için de ise 11 Mayıs'ta kaleme aldığı yazıyı okumalısınız...

Recep açılımı...

 yilmaz_ozdil

http://www.hurriyet.com.tr/
23 Mayıs 2010


“Siyasetin kulisiyle sosis imalatı toplumun önünde yapılmaz, çünkü ikisi de iğrençtir” derler. 

Kılıçdaroğlu, “Önder Sav ve 1200 delege tarafından” aday gösterildi...
Pek çok delegenin, gazetecilerin kulağına hiç utanmadan ve sırıtarak söylediği şuydu: “Sekretere yakın olacağına, genel sekretere yakın ol!”

¡

Kulis, buydu...

¡

Kılıçdaroğlu’nun verdiği ilk mesaj, kravatsız olmasıydı... “Niye?” diye sordular... “Kendimi halka yakın hissettiğim için kravat takmadım” dedi... Geriye kalan herkesin kravatlı olduğunu düşünürsek, o salonda
halka yakın başka CHP yöneticisi
yoktu demek ki!

¡

Adı lazım değil, bir televizyon spikeri, altı saat “Şahane, muhteşem” dedi... Mikrofonun kapalı olduğunu zannettiği sırada “Kepazelik” deyiverdi...
Bu detay, Kılıçdaroğlu’nu alkışlayan goygoycu basınımızın ilk fırsatta ne yapacağının da kanıtıydı adeta.

¡

Başbakan “Brutus” filan diyor ama, Sezar’ın hakkı Sezar’a... Ermeni açılımı Ermeni kapısını, Kürt açılımı DTP’yi kapattı... “Recep Bey açılımı” da,
Recep Bey’i kapatır.

¡

Görünen o ki...

Gandi, indiragandinin hesabını soracak.

¡

Ve, son not...

¡

(Okurlarla aramız bozuk bugünlerde... Ama, yeminimiz var, okurun canını sıksa da, okura yalan söylemek yok.)

¡

O salona asılan afiş yanlış.

¡

Evet, yanlış... Çünkü, İsmet İnönü’nün “Bir ülkede namuslular, en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadırlar” diye bir lafı yok... O lafın doğrusu, “Arkadaşlar, eğer bir memlekette erbabı namus laakal, eşirra kadar sabur olmazsa, o memleket behemehal batar.”

¡

Meali, “Namuslular, fesatçılar kadar sabırlı olmazsa, o memleket batar!”

¡

Üstelik, bu lafı, sanıldığı gibi Demokrat Parti döneminde değil, Atatürk yaşarken, 1931’de söyledi... Her zaman varolan şerefli(!) basın, Mustafa Kemal devrimlerine giydiren yayınlar yapıyordu, İnönü’nün bu gazeteleri kapatması isteniyordu, İnönü de, yukarıdaki lafı söyleyip, ekliyordu, “Basın özgürlüğünün kötüye kullanılmasını önlemek sadece bizim değil, milletin de sorumluluğudur... Milletin görevi, bu meseleyi zihinlere telkin etmektir.”

¡

Yani?

¡

Sabır, cesaretten önemlidir.

¡

“Hobaraa” diye iktidara gelemezsin.

¡

Alkışlayıp, evine gitmek yetmez...

Sen de çalışacaksın.

¡

Ve, olan oldu ama, “benden söylemesi” serisini noktalarken, bir kere daha altını çizmezsek olmaz... Doğru yazıp, doğru anlasaydın, fesatçının fesatına karşı sadece cesur değil, sabırlı olur, iktidar mücadeleni öyle verirdin.

¡

Kral öldü, yaşasın kral.

Aferin de... Katil kim?

Bu soru ortada duruyor.

¡

Bak ne diyor çünkü İnönü?

“Savaşın başında yapacağın hata, sonuna kadar seni takip eder...” ö

 

YILMAZ ÖZDİL'İN 11 MAYIS 2010 TARİHLİ YAZISI

Benden söylemesi...

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/


O koltuğa oturan...

Fırsattan istifa'de edendir.


*

O koltuğa oturan...

Bu komplonun ürünü olacaktır.

*

O koltuğa oturan...

İstediği kadar “istemedim” desin, “istemem yan cebime koy” diyendir.

*

O koltuğa oturan...

Ne kadar hisli ağıt yakarsa yaksın, timsah gözyaşları dökmüş olacaktır.

*

O koltuğa oturan...

Ömrünün sonuna kadar, aynanın karşısına geçip, kendine bile soracağı, “yoksa, tezgâhın tezgâhtarı mıyım acaba” merakının muammasıdır.

*

O koltuğa oturan...

Bileğinin hakkıyla değil.

El kasediyle gerdeğe girendir.

*

O koltuğa oturan...

Liderini ardı arkası kesilmeyen yalanlarla, iftiralarla, sahte belgelerle oradan göndermek isteyenlerin zaferidir.

*

O koltuğa oturan...

Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir hesabı, “durmak yok yola devam” diyendir.

*

O koltuğa oturan...

“İstifa istifa” diye linç çığlıkları atıp, amacına ulaşanların rehinesidir.

Kucağa oturur.

*

O koltuğa oturan...

İktidarın doğrularını bile desteklese, gizli işbirlikçi olmakla suçlanacaktır.

*

O koltuğa oturan...

Haksız kazancının hesabını kendi vicdanına bile veremeyeceği için, başkasına hesap soramaz.

*

O koltuğa oturan...
(Uyarmadın demeyin.)

O koltukta oturamaz.

*

O koltuğa bu şartlarda oturmaya kalkan, mezar soyucusudur... O koltuğu, sahibine, yani Deniz Baykal'a geri vermeyenin, Anıtkabir'e girmesi yasaklanmalıdır!

ftakip@gmail.com

 

DKM ARŞİVİ