Yazdır

YARATIŞÇILAR: 1 EVRİMCİLER: 0

Aktif .

dilek_yarasAdnan Oktar'lı Sansürsüz programının tamamını izleyip üstüne bir de Mine G. Kırıkkanat’ın yazısını  okuyunca bu yazıyı yazmak farz oldu.
 

Ama durun, önce Kırıkkanat’ın yazısında uyguladığı yöntemi bir uygulayalım bakalım nasıl olacak... Biliyorsunuz herhalde, yazarımız bu kadar isyan ettiği programı eleştirme yöntemi olarak köşesinin neredeyse tamamını okuyucu(!) mesajlarına bırakmayı seçmiş.

Ben de şöyle bir yöntemle nazire yapayım diyorum: Bana bu konuyla ilgili olarak gelen okuyucu mesajlarını değil de (zaten gelmediler ki) gazeteciler.com’daki okuyucu yorumlarını alıntılayayım buraya.

 
Bakın neler demişler
gazeteciler.com okurları:

Geçti o günler mine hanım 
Mine Kırıkkanat yazısının altına yerleştirdiği mesajlarla beni kahkahaya boğdu. Gören de zannedecek ki Türkiye’de insanlar evrime inanıyor. Evrim teorisine karşı çıkan insanların sayısı bir elin parmakları kadardır. Geçti o günler mine hanım geçti. Türkiye’de evrim konusu bitti. Size gelen binlerce eleştiri mesajından 3-5 tane kendi fikirlerinize uyanını yazınızın altına yapıştırmakla olmuyor bu işler.
Bekirak

Neden katılmamış? 
Yiğit Bulut, Mine Hanımı programa davet etti, hatta ‘’kapınıza araba yollıyayım,’’ dedi. Ama Mine Hanım programa katılmadı. Çünkü Mine Hanım da biliyor ki evrim diye birşey yoktur. Sitesinde birkaç e-mail yayınlayarak ilkel yöntemlerle demogoji yapmak o yaşta bir gazeteciye hiç yakışmıyor. Ayrıca 300 kitap yazmış olan Sayın Adnan Oktar'ı ve iki doktoru evrim konusunu konuşmak için yeterli görmüyorsa kendisi nasıl bu konuda konuşuyor? Kendisi antropoloji veya mikrobiyoloji veya paleontoloji uzmanı mı?
Yegorabramkin

Mine'nin bilim dediği... 
"Herşey hiçbir şeydir o zaman hiçbir şey her şeydir" açıklaması mı?Yapmasın ya, bi de kolejli takılıyor. Madem bu kadar emin, delil getirsin o zaman. Romantik duygusal kadın tripleri atacağına evrimi kanıtlayacak tek bir fosil getirsin koysun masaya.. Kravat bağlama şekline vs takacağına bilime taksın kafayı bence. Zaten Mine Hanımı dinleyince Adnan Oktar ve arkadaşlarına (ve Yiğit Bulut'a) saygım sevgim daha da arttı.Bu anlamda sağolsun Mine hanım iyi ki telefonla da olsa katıldı Sansürsüz programına!
ebru candan

Mine Hanım çok komik 
Mine Hanımın ''hiçbir şey her şeydir her şey hiçbir şeydir'' şeklindeki tarihi açıklaması, kendisinin bilime olan mesafesini göstermiştir. Bu konuyu biraz detaylı açsa da neşemiz artsa. Çok komikti gerçekten. 
yegorabramkin

Mine Hanım kanıt değil hezeyan sundu millete 
Programı izledim, orada fikirleri eleştireceğine doktor arkadaşların kravat iğnelerine taktı kafayı. Tek bir tane bilimsel kanıt sunamadı. Sadece bağırdı çağırdı. Ateist ol, sana kimse bişey demez, ama ateistliğini dayandırmak için evrim teorisini malzeme yapma. Evrim teorisi bilimsel filan değil, düpedüz bir aldatmaca. Evrime delil olması beklenen tek bir arageçiş formu, yani yarı balık yarı sürüngen gibi ucube canlılar yok, tam tersine mükemmel ve eksiksiz canlı fosilleri var. YANİ ALLAH VAR.
karşıyakalı

 
Mine G. Kırıkkanat, okuyucularımızın da vurguladığı gibi, son derece ‘’seviyesiz’’ bir üslup kullandı bence de.  Adnan Hoca gurubu ise efendilik ve tartışma adabı açısından gerek Kırıkkanat gerekse Prof. Celal Şengör’e ders verir gibiydiler.  

Doğrusu, Şengör’ün de Kırıkkanat’tan pek aşağı kalır yanı yoktu... Adının başında Prof. ünvanı olan bu şahıs, bilim adamına hiç yakışmayan bir üslupla bilimi bilimlikten çıkarıp dogma savunuculuğu nasıl yapılır onu gösterdi izleyenlere.

Düşünsenize, her cümleye kendisinin bir bilim adamı olduğunu, sadece bilime önem verdiğini söyleyerek başlıyor ve ‘’Hadi tartışalım, sen de kendi görüşünü söyle,’’ dendiğinde ise ‘’Tartışmam, bu görüş bilime aykırı,’’ diyerek minderden kaçıyor.

Nesini ciddiye alacağız ki böyle bir şahsın?

Herkes bilir ki fikri olan anlatır, tartışır. Fikri olmayan da bağırır çağırır ve cazgırlıkla, asarak keserek susturmaya çalışır karşısındakini. Programa telefonla katılan bu muhteşem ikilinin sergilediği tutum tam da buydu işte…

...

Yahu, bilimin çıkış noktası şüphecilik, tartışılabilirlik değil midir?...

Çağlar boyu şüphe ede ede, sorgulaya sorgulaya ve farklı görüşler, yeni teoriler ileri sürülerek gelişmemiş midir bilim dediğimiz şey?...

Peki bu kendini ‘’bilim adamı’’, ‘’çağdaş yazar’’ olarak tanımlayan şahısların sergiledikleri tanımlanamaz bağnazlık nedir?

Ve bu ne yaman bir çelişkidir ki fikirlerine Kur'an'ı dayanak gösterenleri ilkel ve dogmatik görürlerken asıl kendilerinin bir bilim adamının teorisini Tanrı buyruğu yerine koyduklarının ve putlaştırdıklarının farkında bile değiller.

Birkaç kelime de Yiğit Bulut’a söylemek lazım:

Öncelikle, kendisini (ve konuklarını), Kırıkkanat’ın hakarete varan ifadelerini sabırla dinlediği ve soğukkanlılığını koruduğu için tebrik etmeliyiz.

Amma, Kırıkkanat’ın da dediği gibi, bir programın ‘’tartışma programı’’ olarak nitelendirilebilmesi için farklı görüşlerin -eşit oranda- kendilerini  ifade olanağı bulması gerekir.

Bulut, izleyici sorularıyla kapatmaya çalıştı açığı ama ne yalan söyleyeyim pek fazla işe yaramadı  bu yöntem. Program, karşıt görüşlerin spontan tartışmasından doğan dinamizmden mahrum kaldı.

Üstelik, moderatörün neredeyse her soruda ve adeta özür diler gibi ‘’Bunu ben sormuyorum, okuyucular soruyor,’’ demesi de iticiydi epey. İzleyici sorularına olabildiğince fazla yer vermek güzel tabii ki lakin onları moderatörün önüne geçirmenin de alemi yok.

Ayrıca,  program sadece ‘’evrim teorisi’’ üzerine olmadığı, Adnan Oktar hakkındaki her türlü sorunun cevaplanacağı iddiasını da taşıdığı için, çocuklarının kendilerinden Adnan Hocacılar tarafından koparıldığını iddia eden anne babalardan da hiç olmazsa bir-iki kişi davet edilebilir ve Adnan Oktar ile yüzyüze tartıştırılabilirdi.

Bu arada, programın birinci bölümünü  kapatırken ‘’Sansürsüz, burada bitti. Biraz sonra yeni bir programla karşınızda olacağız.’’ diye anons etmek; ardından da aynı konuklar, aynı dekor ve aynı konuyla ‘’Sansürsüz Final’’ bölümüyle izleyici karşısına çıkarak sanki iki ayrı program varmış havası atmak ise komik ötesi bir durumdu.

(Benzer bir uygulama Kanal 7’deki İskele Sancak’ta da var. Ama onlar hiç olmazsa izleyiciyle dalga geçercesine ‘’Yeni bir programla karşınızda olacağız,’’ demiyorlar.)

Her neyse, sonuç olarak her şeye rağmen Adnan Hoca ve gurubu hakkında fikir edinmek açısından oldukça tatmin edici bir program oldu. Prof. Dr. Celal Şengör ve gazeteci-yazar Mine G. Kırıkkanat hakkında edindiğimiz fikirler de işin bonusuydu.   

Yazı konusu haber: Mine Kırrıkkanat Yiğit Bulut'u protesto ediyor!

 
 
Programın özetini ve konuyla ilgili yorumları okumak için:
Evrim tartışıldı kıyametler koptu  

 
Mine G. Kırıkkanat’ın yazısı:
Sansürsüz cehalet promosyonu 


dilek@dorduncukuvvetmedya.com

 
Not: Dilek Yaraş'ın bu yazısı www.gazeteciler.com dan alınmıştır.