forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

SİNEMA VE MEDYANIN ACI GERÇEKLERİ

Aktif .

dilek_yarasDİLEK YARAŞ

Meğer neler çekmiş "İslâmî kesim" in sinemacıları. İçim sızladı. Utandım. Utandım; çünkü sinemaya on yılını vermiş biri olarak şimdi duyduklarımın hiçbirinden haberim yoktu. Meğer biz bir dönemin ‘’porno’’ filmlerini eleştirir, yeni dönemde onurlu/temiz işler yapmaya çalışırken, birileri de başka bir yerlerde seyirciye alternatif ve temiz bir sinema sunmak için canı burnunda boğuşurmuş…

Bunlar, Yeni Şafak gazetesinden Ali Murat Güven’in yazısının uyandırdığı düşünceler.

Gerçi son yıllarda bu gerçeğin farkına biraz olsun varmıştım ama durumun o kadar vahim olduğunu düşünememiştim doğrusu. Çünkü, sistemin "İslâmî kesim" e her zaman sahip çıktığını sanıyordum.

Ve yine sanıyordum ki dışlananlar, ezilenler, -sadece- onurlu bir şekilde, ona buna yaranmaya çalışmadan, sistem karşıtı duran ve ‘’kendi’’ inandıklarından başka söz söylemeyen ‘’sol kesim’’ sinemacıları.

Ama öyle değilmiş işte. Güven’in yazısı, çoğumuzun bilmediği –ve bazılarının bilip de görmezden geldiği-, yalnızca ‘’o’’ çevrenin bildiği acı bir gerçeğin altını çizmiş.

Açıkça görünen şu ki ötekileştirme operasyonu hayatın her alanında başarıyla uygulanmış. Öteki sinemacılar, beriki medyacılar vesaire vesaire…

Olan bu ülkenin televizyon dizileriyle, gizli-açık reklamlarla hipnoz edilmiş ve oradan oraya zıplayan tüketim çılgını zombiler haline getirilmiş halkına olmuş. Hâl böyle olunca, insanların kitlesel organizasyonlar ile oradan oraya çekiştirilmesi, her türlü amaca uygun olarak koyun gibi güdülmesi de zor olmasa gerek.

Sinema ve medya, toplumun her kesimi için kurgulanan ‘’öteki-beriki’’ illüzyonunun zararlarının en derin ve yaygın biçimde görüldüğü iki ‘’geçişken’’ alan. İkisi de toplumsal bilinçaltımızı yönlendiriyor çünkü.

İşte tam da bu yüzden ve ‘’iyi’’nin ‘’kötü’’ye galip gelmesi açısından, onur, erdem, vicdan gibi ortak değerlerde birleşen insanların bir araya gelerek, sağcı/solcu/dinli/dinsiz ayrımı yapmadan, ortak bir duruş sergilemeleri gerekiyor.

Mücadelemiz, o görüşe bu görüşe karşı değil, her alanda olan ama sinema ve medyada daha da belirgin ve yoğun bir şekilde yaşanarak habis bir ur gibi yayılan ‘’çeteleşmeye’’ karşı olmalıdır.

Amaç; kendi alternatif çetelerimizi yaratmak değil de az önce sıraladığım onur, erdem, vicdan gibi yüksek değerlerde birleşmek ve birbirini destekleyerek tüm ezenlere karşı ortak bir duruş sergilemek olursa ortak bir doğruda buluşabiliriz gibi geliyor bana.

Bizim, -sesi gürül gürül çıkan- bir ‘’erdemliler’’ topluluğuna ihtiyacımız var artık. Özellikle de sinema ve medya sahasında… Ve acilen, ve hemen… daha fazla gecikmeden.

,,,


Not: Medyadaki hiçbir sendikal hakkı olmadan köle gibi çalıştırılan emekçiler sorununun aynısının (hatta daha beterinin) sinema ve -özellikle- televizyon dizisi sektöründe de mevcut olduğu ise her an hatırda bulundurmamız gereken başka bir ‘’acı’’ gerçek.

dilekyaras@gmail.com

DKM ARŞİVİNİ GOOGLE'DA ARAYIN

DKM'NİN 1998-2001 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2001-2003 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN

DKM'NİN 2003-2009 ARASINDAKİ ARŞİVİ İÇİN TIKLAYIN