forkredit.com | | vivaspb.com | finntalk.com
Yazdır
PDF

BULDUNUZ GARİBAN ÇİNGENEYİ...

Aktif .

ETİKETLER:Dilek Yaraş

 DİLEK YARAŞ /

Söze Selendi’deki olayları etnik temelden gören ve göstermeye çalışan yayın organlarını kınayarak başlayalım.  Çünkü:  Bu yaklaşım, en hafif deyimiyle kışkırtıcılıktır.

Şimdi gelelim asıl meseleye:  

5 yaşındaki küçük bir çocuk... adı Bedrettin, İstanbul sokaklarında dilenirken mendilci çocuklar tarafından öldüresiye dövülüyor...   

Bedrettin kanlar içinde… Bedrettin’in boğazı çamaşır ipiyle bağlanmış…

Failler Bedrettin ile ‘’aynı’’ sosyal statüye sahip. Ondan sadece birkaç yaş büyük çocuklar...   

Olay yeterince vahim…  

Gazeteci arkadaşlarımız da olanca ‘’araştırmacı gazetecilik’’ refleksleriyle bu vahim ve vahşi durumun üzerine gidiyorlar. Olayın arka planını araştırıyorlar ve insanın kanını donduracak ayrıntılara ulaşıyorlar.   

Bu olay vesilesiyle toplumun kanayan yarası ‘’dilenci çocuklar’’ gerçeğiyle yüzyüze geliveriyoruz aniden ve fakat yeniden .   

Esasen, ne devlet ne de sokaktaki vatandaş habersiz bu gerçekten.   

Her zaman gözümüzün  önünde olan ama pek de fazla umursamadığımız ‘’ah vah’’ ile ‘’tüh tüh’’ ile geçiştirdiğimiz, bize dokunana kadar yok saydığımız ‘’ağır’’ bir gerçeklik bu.   

(Yıllardır bu sorunla mücadele eden Çocuk Esirgeme Kurumu, Umut Çocukları Vakfı gibi kuruluşları  saygıyla anmalıyız bu arada.)

Ve yine bu olay sayesinde, Adana’nın Kozanlı ilçesine bağlı bir köyün ‘’dilenci köyü’’ diye anıldığı ve o köyün ahalisinin dilencilikten servet sahibi olduğu bilgisine ulaşıyoruz.  

Hangi kanalı açarsak açalım, Kozan’daki ‘’dilenci köyü’’nün ve İstanbul’da zabıtalar tarafından derdest edilen dilencilerin haberlerini görüyoruz.   

Olay şudur ki:  

Küçük Bedrettin ölümün kıyısına gelmeseydi ne yıllardır var olan Kozanlı’daki ‘’dilenci köy’’ gerçeğinden haberimiz olacaktı, ne de İstanbul sokaklarında yaşayan dilencilerin zabıta tarafından yakalanmasını izleyecektik!?... Dilencilikten han hamam sahibi olan Çingeneleri de hatırlamayacaktık...

Peki, ‘’durum’’ hakikaten de bundan mı ibarettir?...  

Bu tabloda sizi rahatsız eden bir şeyler yok mu hiç?!...  

Selendi’de yaşanan olayları düşünün önce…

Ardından, Türkiye’den etnik ve ırkçı manzaralar sunan medyayı  düşünün.

Sonra da bu olayları!.....

Bu kadar büyük bir ‘’rastlantı’’ olabilir mi?!....   

Olursa eğer…  

Bu nasıl bir ‘’tevafuk’’tur?!...

Ve nasıl bir ‘’Türk’ün ateşle imtihanı’’dır?!...

…  

Dilenci çocukların birbirini dövmeleri, acımasız ‘’sokak’’ psikolojisi içinde küçük ve zayıf olana merhamet etmeyi unutmuş olmaları  hayatın acı ve sıradan bir gerçekliği olabilir.   

Lakin, olay tamamen bir rastlantıdan da ibaret olsa medyanın ‘’dilenci’’ meselesinin üzerine bu kadar abartılı bir şekilde gitmesi tesadüften öte bir şey gibi geliyor bana.   

En iyimser ihtimalle, arkadaşlarımız habercilik şehvetine tutuldular ve Selendi’de yaşananları  unutarak ‘’araştırmacı gazetecilik’’ yaptıklarını sanarak ‘’sorumsuz ve duyarsız gazetecilik’’ yaptılar.  

Doğrusunu isterseniz, toplumun nabzını tutması gereken gazetecilerin nasıl olup da bu kadar ‘’kör’’ olabileceğini anlamakta zorlanıyorum.   

Arkadaşlar!

Tehlikenin farkında değil misiniz?

Türkiye korkunç  bir provokasyondan daha yeni çıktı.

Roman vatandaşlarımız Selendi’de ölümden döndüler.

Bu olayla ilgili tartışmaların ateşi henüz sönmedi…

Siz nasıl olur da böyle gergin bir ortamda yangına körükle gider ve dilenciler üzerine sürek avı başlatırsınız.   

(Aynı  soruyu zabıta ekiplerine de sormak lazım.)

Sıradan vatandaşın algı dünyasında, ‘’dilenci’’ denince akla ilk gelen ‘’Romanlar’’dır!  

Bilmez misiniz?....  

Kozan’daki dilencilikle zengin olan insanların haberi, halkın bilinçaltında Selendi’den kaçırtılan Romanların suçlu olduğu algısına yol açacaktır!   

Düşünmez misiniz?...   

Yangına körükle gidiyorsunuz. Bu haberler dolayısıyla kendi halindeki masum Romanların her birinin mal ve can güvenliğinin tehlikeye girmesine; topluca yaşadıkları bölgelerde (yerleşik ahali tarafından) taciz edilmelerine; mallarının mülklerinin rantçılar tarafından talan edilmesine zemin hazırlıyorsunuz.   

Görmez misiniz?...  

Bedrettin olayı  tabii ki araştırılmalı; kamuoyu sorunun kaynağı ile ilgili olarak bilgilendirilmeli elbette. Ama bu şekilde değil.     

Bu yapılan haberciliğe değil bir… bir sürek avına benziyor ne yazık ki….  

…  

Farkındaysanız herhangi bir yayın organının ismini vermedim. Çünkü, merkezinden kenarına, dinlisinden dinsizine -neredeyse- bütün kanalların elbirliğiyle işlediği bir günah bu.

İnsana, ‘’Buldunuz gariban Çingeneyi, Allah yarattı demeden vuruyorsunuz,’’ dedirten cinsinden bir günah hem de…


***   

Tüm medya mensupları, bu sese kulak verin!


‘’Çingeneyiz’’ sitesinin editörü Ali Mezarcıoğlu ''sizlere'' sesleniyor. Dinleyin onu:  

‘’…Birinci olarak bizler, komşularına, 35 yıldır birlikte yaşadıkları bu insanlara, çoluk çocuk demeden kıymaya kalkanların hiçbir biçimde Selendi halkını temsil ettiğine inanmıyoruz. Hele hele bu zihniyetteki insanların Türkiye genelinde yurttaşların arasında çoğunluğu teşkil ettiğine kimse bizi inandıramaz…..Velhasıl kelam kimse bu olaydan hareketle bu ülkenin yurttaşlarına ırkçı damgası vurmaya kalkmasın. Halkımızın çoğunluğu ırkçılığa, ayrımcılığa ve ayrılıkçılığa karşıdır…

…Başka yerlerdeki kötü örneklere özenip Türkiye'ye ırkçı terör ithal etmeye çalışanlar halkımızın dini, milli ve kültürel değerlerini kullanarak kendilerini kamufle edebildiklerini zannediyorlar. Oysaki bu millet ırkçıların yüzündeki maskeyi düşürmüştür. Altından da Hitler'in habis suratı çıkmıştır. Hadi bakalım! Başka kapıya. İthal malı ırkçılıkla ne Türkiye'nin dindarlarını ne de gerçek milliyetçilerini aldatabilirsiniz…

Buradan herkese çağrı yapıyoruz. Yaşanan acı olayların sorumlularını adaletin en ağır bir şekilde cezalandıracağına inanalım. İnanıyoruz ki yetkililer olaya en kısa sürede müdahale edeceklerdir. Bundan sonra yurttaşlara düşen sabırla, adaletin yerine gelmesini beklemek ve ırkçılığı, ayrımcılığı lanetlemektir. İthal malı ırkçıların provakasyonuna gelmemek, hiçbir biçimde birliğimize zarar verecek hareketlerde bulunmamak lazımdır. Adalet en kısa zamanda olayda provoke edilen bilinçsiz kalabalıklarla gerçek sorumluları birbirinden ayıracak; bu provokasyonun sorumlularını cezalandıracaktır. Adalet er ya da geç yerine gelecektir!... ( www.cingeneyiz.org )

dilekyaras@gmail.com Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir <!-- document.write( '</' ); document.write( 'span>' ); //--> Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir <!-- document.write( '</' ); document.write( 'span>' ); //-->

NOT: Bu yazı www.gazeteciler.com dan alınmıştır.

DKM ARŞİVİ