Ana Sayfa

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

.


    Gündem
    Medyascope
    Medyajans
    MedYaram
    Röportaj/ Sohbet
    Medya Dosyası
    Yerel Medya
    Gazete Tirajları


    Medya Kitaplığı
    Araştırmalar/Tezler
    Media Studies
    Media Net Link
    Köşelerde Medya
    Meslek İlkeleri


    Tezcan'lık
    Karikatür
    MedyaRazzi
    Meslek İlkelleri


    Medya-Forum
    Eleştiriler-Öneriler
    Tartışma Platformu
    Tekzip-Açıklama


    TGC
    TGS
    ÇGD
    Basın Konseyi
    Örgütlerden


    Künye
    Reklam
    Ahmet Tezcan
    Ertuğrul Acar


Bir-Net



             AHMET TEZCAN
             DİLEK YARAŞ
             ESRA D. ARSAN
             FERZENDE KAYA
             FUAT UĞUR
             HASAN ÖZSAN
             KORAY DÜZGÖREN
             MURAT SEKMEN
             NECEF UĞURLU
             RAGIP DURAN
             ÜMİT OTAN
             YAVUZ BAYDAR
             ZAFER ÖZCAN

Dördüncü Kuvvet Medya, herkesin görüşlerini rahat bir şekilde ifade edebileceği bir tartışma ortamı oluşturdu. Burada görüşlerinizi aktarabilir, düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

DKM FORUM SAYFALARI

    HOŞÇAKALIN!...

Bundan böyle internet yazılarıma devam edemeyeceğim. Yeni bir dil öğrenme çabasındayım. İkinci dilimi öğrendiğim 11 yaşındaki kadar diri değil hafızam, bu yüzden öğrenmem çok vakit alıyor. Yoğunlaşmak için zihnimi temizlemem, başka düşüncelerden arınmam gerekiyor. Okuma hızım yavaşladığından bu iş için de daha fazla vakit ayırmam gerekiyor. Oğluma olan görevlerim, Ahmet, kitaplarım, yeni bir dil öğrenme çabam ve bir yandan yıllardır yazıp bir türlü kendime beğendiremediğim öykülerim, denemelerim, senaryolarım... Artık, benim dünyam bunlarla sınırlı olmalı, diye düşünüyorum.

Bu köşelerde yazılanların; yazanlar için cesaret isteyen, yurttaş sorumluluğu içinde hiçbir karşılık beklemeden, tam tersi riskler alınması gereken yazılar olduğunu biliyor, yazılarıma yer vererek beni onurlandıran Kadir Çelik ve Ahmet Tezcan’a şükran duyuyorum. Bir gün yaşadığımız günlerin antolojisi hazırlanırsa, bana da belge bırakma fırsatı verdiler. Objektif Haber ve Dördüncü Kuvvet Medya, ülkemin bu acı günlerinin ileride araştırmacılara ışık tutacak bir çok belgesini saklı tutuyor.

Türkiye’yi yöneten meşru hükümetlerin dışında ‘kayıt dışı’ yönetenler olduğunu da artık biliyoruz. Televizyon ekranlarında çeşitli kılıklarda ‘kayıt dışı bakan’, ‘Kayıt dışı siyasetçi’den geçilmiyor.

Ne ben, ne de benim gibi düşünenler, taşları yerine oturtacak güce sahip! Taşları oturtmak isteyen kim? Onu da bilmiyorum. Bu karmaşık yapının yediği ömürlerden biriyim. Kalanını, doğru, verimli geçirerek kurtarmak istiyorum.

Artık yazı yazmıyor olmam, beni okuyup beğenenleri değil, tam aksi, yazılarımı bire bin katıp, çeşitli anlamlar yükleyip, okuma özürlülere anlatıp, hakkımda bin bir çeşit dedikodu yayanları üzecek biliyorum. Bu kardeşleri işsiz bıraktığım için üzgünüm. Başkalarını kötüleyerek var olmak yerine, üreterek var olma yolunu denemek belki akıllarına gelecek; ya da bir başkasını bulacaklar var olmak için yok etmeye çalışacakları.

Yazdıklarımın arkasındayım, ama ne bir kelime eksiği, ne de bir kelime fazlasının... Ve artık yazmayacağım, hepsi bu!

Doğruları, ahlaksızlıkları dile getirme uğruna kırdığım kalpleri onarma fırsatım olacak mı bilmem, ama böyle bir fırsatım olursa tereddüt etmem.

Çünkü, yaşamın; hırsız, arsız, yeteneksiz, taş kafalılar dahil, hiç kimsenin kalbini kırmaya, hırsları ile alay etmeye değmeyecek kadar kısa olduğunu düşünüyorum. Herkes kendi sınavını bu kısa sürede veriyor.

Kazanmak ve güç uğruna doğru yoldan ayrılanların çektikleri çok acılar olduğunu da düşünüyorum.

Roma’da Tritone Caddesi’nde yanında benim oğlum yaşlarında oğlu ile yürüyen bir hanım bana yaklaşıp öyle sevgi dolu sözler söyledi ki, şaşırdım kaldım. Daha sonra kendisini tanıttığında, bu hanımefendinin bana mesleki açıdan pek çok yasaklar getiren, dost görünüp beni aslanlara yem etmekten kaçınmayan, yalan yanlış yakıştırmalar yapmaktan çekinmeyen bir bürokratın eşi olduğunu öğrendim. Bana bakışlarında, bana çektirilen acıların bin beterini gördüm.

Bir başka sefer de ünlü bir siyasi yalakanın eşi, beni gördüğü bir tiyatro galasında ayağa kalkıp boynuma sarıldı, bir yandan da elimi tutup, dönüp eşine seslendi. Adam bizi sarmaş dolaş gördüğünde eşi hanımefendiye kızgın bir bakış fırlatıp oyunu tek başına ayrı bir koltukta oturup izleyerek eşini aklınca cezalandırdı. Kadın, hiç ama hiç aldırmadı. Kendisine benim oturduğum koltuğun iki sıra önünde bir yer buldu oturdu. Oyun Boyunca; o, benim yüzümden ayrı oturmaya cezalandırıldığı koltuğunda, ben iki sıra arkasında bakışıp durduk. Bu iki kadın bana peşine düştüğüm anlamın, doğrunun, dövüştüğüm değil, ummadığım yerde olduğunu gösterdiler. Onlara çok şey borçluyum...

Ben ve kalemim, sanki iki ayrı kişilikler olduk. Biri incitmekten çekinen, öbürü acımasız... Bu iş bölümünde kalem kılıç olup gırtlağa dayandığında hep öbürü devreye girip bağışladı. Geride gururu kırılmış çok yaralı geyik kaldı.

Kalemden öç almak yerine, beni yok etmek gibi inceliksiz, ilk akla gelen ve basit yolu seçtiler. Çevremden intikam aldılar. Ki, bu en kaba olanıydı.
Değer miydi?
Benim çektiklerim değerdi, kimseyi öldürmedim.

Merhamet,
Bedeli sahibi tarafından ödenen, ağır bir iş. Cömertlik kadar huzur verici. Şimdi anlıyorum ki, merhamet; dilenenin, kendisini ezen güçlüye verdiği son şanstır. Güçlü olan ya bunu kullanır, ya da her gün hafızasının derinliklerinden bir başka vicdan azabı, kapısını çalar. Merhamet dilenen ise, gurur ve minnet arasında sınavını verir.

Kadir ve Ahmet’ten ricam, beni bu limanda bırakmaları.
Öğreneceğim yeni kelimelere, hiç bilmediğim tatlara ve bana ait olanları özleyeceğim ama incinmeyeceğim yerlere yolculuğum.

Benden bu kadar, Allahaısmarladık.

necef@inwind.it



19 Ekim 2001