Ana Sayfa

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

.


    Gündem
    Medyascope
    Medyajans
    MedYaram
    Röportaj/ Sohbet
    Medya Dosyası
    Yerel Medya
    Gazete Tirajları


    Medya Kitaplığı
    Araştırmalar/Tezler
    Media Studies
    Media Net Link
    Köşelerde Medya
    Meslek İlkeleri


    Tezcan'lık
    Karikatür
    MedyaRazzi
    Meslek İlkelleri


    Medya-Forum
    Eleştiriler-Öneriler
    Tartışma Platformu
    Tekzip-Açıklama


    TGC
    TGS
    ÇGD
    Basın Konseyi
    Örgütlerden


    Künye
    Reklam
    Ahmet Tezcan
    Ertuğrul Acar


Bir-Net



             AHMET TEZCAN
             DİLEK YARAŞ
             ESRA DOĞRU
             FUAT UĞUR
             HASAN ÖZSAN
             KEMAL BELGİN
             NECEF UĞURLU
             RAGIP DURAN
             YAVUZ BAYDAR
             ZAFER ÖZCAN


Medya konusundaki tartışmalara katılabilmek, medya eleştirilerinizi Dördüncü Kuvvet Medya'da yayınlatabilmek ve sayfalarımızdaki değişiklikleri size bildirmemiz için lütfen listemize üye olun.

Gelen Mesajların Listesi


Türk kanalları Avustralya’da da ruh sağlığını etkiliyor!

    Süleyman Ünal

Süleyman Ünal - GazeteciSYDNEY- Türkiye’de yayınlanan televizyonlar kendilerinin dahi tahmin edemedikleri iyi ve kötü yönde “hizmetlerini” yurtdışında da veriyorlar. Söylediklerimizi açmak, neden ve neticelerini daha anlaşılabilir hale getirmek için şu anda yaşadığımız Avustralya’dan örnek vermek istiyorum.

Avustralya’nın dünya medyasına haber kaynağı olarak sağladığı ayrıcalık çok büyük. Türkiye gibi ülkeler arasında dokuz veya daha yukarı saat farkıyla günü daha önce yaşaması sebebiyle ajanslar Avustralya’dan sürekli haber pompalıyorlar. Özellikle magazin ağırlıklı haberlerin Türkiye’nin de aralarından bulunduğu dünya medyasındaki kullanılma oranı diğer ülkelerde meydana gelen olayların kullanılmalarından daha yüksek. Sabahleyin yayın toplantısına gelen ve üzerinde değerlendirilme imkanı bulunan bir haber, daha sonra gelen ama aceleye gelebilecek haberin kullanılmasından daha şanslı..

Asıl anlatmak istediğimiz Avustralya değil, Avustralya gibi ülkelerde yaşayan Türk toplumlarının Türkiye’deki gazete ve televizyonları izlemeleri...

1968’lerden sonra binlerce kilometre uzaktaki Avustralya’ya çalışmak için gelen Türkler, Almanya’da olduğu gibi artık “kalıcı” durumdalar. Büyük çoğunluğu Avustralya vatandaşı olan bu insanların dönüşü yok. Çocukları, torunları ve gelin, damat ve onların akrabaları sebebiyle artık Avustralya’ya Türkiye’den daha çok bağlılar.

1970’lerde Türkiye ile haftalarca süren mektuplarla haberleşebilen toplum, 1980’lerde haftada bir gelen gazeteleri takip ederek “yurttan haber” alabilmiş. Bu arada Avustralya hükümetinin yayına sunduğu Türkçe radyo ile haber akışında en büyük bağlantısı olmuş ama kendi arzu ettiği haberleri bulamamış. Avustralya’da yayınlanan Türkçe gazeteler de Türkiye haberlerini Türkiye’den gelen gazetelerden veya çeşitli yolardan temin etmeye çalışmışlar. Daha sonra “videoculuk” yaygınlaşmış. TRT ve daha sonrasında özel kanalların haber ve diğer proğramlarını videoculardan kiraladıkları kasetlerle Türkiye’yi izleme imkanı bulurken, 2000 Sydney Olimpiyatları öncesinde önce TRT-INT’nin gelmesi, daha sonra özel kanların bazılarının yayınlanması artık Türkiye ile Avustralya arasındaki binlerce kilometreyi aradan kaldırdı. Şimdi, Avustralya’daki insanlarımız da Ali Kırca’nın hangi kanala geçtiğini ve politikacılarımızı, televoleleri vs. izleme imkanını buldu!.

Bu gelişmelerle birlikte Avustralya’daki Türk insanına da Türkiye’de meydana gelen gündem yoğunluğu meşgul etmeye başladı. Evinde izlediği Türk televizyonlarını bırakıp sokağa çıktıktan sonra Avustralya’nın sakin gündemiyle yüzyüze gelen Türk toplumu zaman zaman iki cami arasındaki insan durumuna düşüyor. İlk zamanlarda daha çok etkileyen Türkiye gündemi şimdilerde biraz daha sakinleşmiş durumda. Binlerce kilometre ötede Türkiye’yi “kurtaramayacağını” anlayanlar, morallerini bozacak yayınlar yerine yararlanabilecekleri veya çocuklarına, torunlarına Türkiye’nin güzelliklerini gösterebilecekleri proğramları izletiyorlar.

Buna yakından tanıdığım birisinin durumunu aktararak vereyim. TRT-INT geldiğinde hemen uydu anteni balkonuna taktıran bu şahıs daha sonra özel kanallara da ilk abone olanlardandı. TRT-INT zamanlarından Türkiye’den izlediği haberleri sıcağı sıcağına bana aktarıyor ve hemen yorumlarını da yapıyordu. Yani, Türkiye’nin nasıl kurtarılacağını anlatıyordu. Gazeteci olarak da benim görüşlerimi sormayı ihmal etmiyordu. Söylediklerimiz işine gelirse hoşlanıyor, işine gelmezse “Filan kanalda falanca şunu söyledi ama” diyerek izlediği kanalarda olup bitenleri aktarıyordu. Şimdilerde aynı şahıs artık eskisi gibi her proğramı izlemiyor. Çünkü, zamanla izlediği proğramlardan ruh sağlığının bozulduğunun ve Avustralya’dan Türkiye’yi kurtarmasının mümkün olmadığını biraz olsun anladı. Bu arada işini de aksattığını gördüğü için televizyon karşısında geçirdiği zamanların boşuna olduğunu idrak etmeye başladı.

Avustralya’da İngilizceyi iyi konuşamayanlar, yani genellikle Türkiye’den belli yaşın üzerindeyken gelmiş olanlar Türk kanallarını izleyip yorum yapıyorlar.

Gençler ise Türk kanallarını izleme yerine Avustralya kanallarını izlemeyi tercih ediyorlar. Kuşaklar arasındaki bu çatışma ayrı bir yazı konusu olacak durumda.

İtiraf etmek gerekirse Türk kanalları dünyada bir çok ülkeye nasip olmayacak derecede izlenme imkanına sahip. Dünyanın hemen her yerine yayılmış durumdaki Türkler’in arzusu sebebiyle Orta Asya başta olmak üzere, Avrupa, Amerika ve Avustralya vs. gibi bir çok ülkede izlenme arzusuyla evlere giren dünyada kaç televizyon kanalı var? Türkler, televizyonları izleme arzusu kadar gazeteleri takip etmeye meraklı değiller. Gazeteleri daha ziyade internetten izliyorlar. Gazeteleri izleyenlerin eğitim düzeyleri yüksek. Eğer sınıflandırmak gerekirse yurtdışındaki Türkler’den üniversite mezunu olanlar ve okuma-yazmaya meraklı olanlar internetten gazete ve haberleri izlemeyi tercih ederken, eğitim düzeyi daha düşük olanlar da televizyonları izlemeyi tercih ediyorlar. Elbette eğitim düzeyi yüksek olanlar da televizyon izliyorlar fakat onlar daha ziyade belli proğramları izlemekle yetiniyorlar.

Yurtdışındaki Türkler’in interneti izlerken nasıl hareket ettikleri ve bazı gazetelerin internetten izlenme oranlarının Türkiye’deki satışlarıyla doğru orantılı olmadığını ifade etmekte yarar var. Onları da bir başka yazıda geniş şekilde aktarılabilir. Fakat, Türkiye’deki televizyon kanallarının yurtdışında izlendikçe olumlu ve olumsuz etkileri artarak devam ediyor. Olumlu etkileri Türkçeyi özellikle yeni nesillere aktarmaları. (Kullandıkları Türkçe tartışılabilir.) Olumsuz etkileri ise bulunduğu ülke ile Türkiye televziyon kanallarını kıyaslayan vatandaşlarımızın olur olmaz saatte çocukları ile izlenmeyecek yayınları gördükçe yabancı kanalların daha muhafazakar olduğunu kabul etmeleri.

Yurtdışından Türk internet medyasının nasıl göründüğü ise ayrı bir yazı konusu...

------------------------------------------------------------
E-MAİL: suleymanunal40@hotmail.com

30 Aralık 2001 Pazar