Dördüncü Kuvvet Medya
      · GİRİŞ SAYFASI YAPIN   · SIK KULLANILANLARA EKLEYİN
GÜNEŞ TAMAM DA MAHSUN'U GÖREMEDİM
25.04.2009
Bookmark and Share
SUAT OKTAY ŞENOCAK / BURSA

Mahsun Kırmızıgül’ün ilk çalışması Beyaz Melek’i izlememiştim. ”Güneşi Gördüm’ü de görüp görmemekte kararsızdım. Fakat, Kent Meydanı Avşar Sinemaları Müdürü Kadriye Turbalıoğlu’nın telkinleri beni bu filmi izlemeye iten en önemli etken oldu.

Filme gitmeye karar verdim ve Kent Meydanı’nda Kırmızıgül’ün bu son uzun metraj filmini izledim.

İyi ki de izlemişim. Sinemayla yakından ilgilenen benim gibi birinin her sinema filmine eşit mesafede durması, izleyip değerlendirmesi gerekir zaten. Evet ama maalesef ben de Mahsun Kırmızıgül’e önyargılı yaklaşanlardanım. Bu duruma rağmen filmini objektif değerlendirmeye çalışacağım.

Öncelikle beni ilgilendiren konu, şöyle ya da böyle, hangi alandan, hangi sektörden gelirse gelsin, önemli olan ne yapılmak istendiği ve yapılan işin, ortaya çıkan sonucun SİNEMA olup olmadığıdır.

Hepsi bir yana ‘Güneşi Gördüm’ filmi bir sinema yapıtı. Bu saptamadan sonra filmle ilgili altını çizmek istediklerime geçiyorum:

Yazık olmuş. Güzelim konu, hassas ve çok önemli bir konu güme gitmiş. Mahsun kardeşimiz, ‘çok şeyi anlatayım, her konudan biraz ekeyim’ derken ortaya bayat bir çorba çıkmış. Yani Türkiye’nin, bu güzelim coğrafyanın kanayan yarasının beyaz perdedeki öyküsü arada uf olmuş!

Film gişede iş yapmış yapmamış, önemli belki ancak daha da önemlisi amacına ulaşıp ulaşamaması. O oyuncu kadrosu ne öyle, Kamil Sönmez’den, DJ Bülent’e… Cezmi Baskın, Ali Sürmeli, Erol Günaydın; Hande Subaşı ve daha kimler kimler… Karşımıza çıkan her tanıdık yüz izleyeni biraz daha konudan kopardı.

-Aa, bu da varmış, Sarp Alpak değil mi bu? Hay Allah reklamlardaki özgür çocuk, adı neydi, Yiğit mi? Oo Itır Esen de var, Şerif Sezer, Zafer Ergin, aman aman Nursili İdiz de buradaymış, cıstaka cıstak…

(Duyduk ki Tarık Akan’a da teklif yapılmış ama üstat kabul etmemiş)

Allahtan Mahsun’la tanışmıyoruz, tanısa ben bile oynayacakmışım neredeyse(!)

Amma ve lakin hakkını yememek lazım Altan Erkekli, Demet Evgar ve Cemal Toktaş’ın performansları her şeye rağmen alkışa değer.

Bunca tanıdık sima, iyi oyuncu ve devasa bütçeye rağmen film ne yazık ki vasatı geçememiş. Müziği güzel, kadrajlar iyi, fakat görüntü kalitesi uçuk bütçesiyle örtüşmüyor. Bunca para harcadıktan sonra insan daha çarpıcı sahneler, daha özgün ve vurucu sözler bekliyor. Sahneler öyle didaktik ki… (Başka yorumlara da göz attım arada, Beyaz Melek’te durum daha da vahimmiş)

Hele beş kız çocuğun ardından erkek babası olduğunu öğrenen Ramo’nun (Mahsun Kırmızıgül) yeni doğan bebişini elleriyle göğe kaldırdığı sahne var ki…

O sahne, yaşı 40’ın üzerinde olanlara çok tanıdık gelmiştir.

Yıllar yıllar öncesinden, TRT’nin siyah beyaz olduğu dönemlerde izlediğimiz Alex Haley’in aynı adlı kitabından uyarlanan Kökler dizisinde Kunta Kinte’nin doğduğu anı anımsadım. Kunta Kinte de doğduğunda, aynen Ramo’nun yaptığı gibi babası tarafından havaya kaldırılmış, ulu manituya şükran(!) niyetine sunulmuştu.

İki sahne arasındaki fark, babası Kunte Kinte’yi (yanlış anımsamıyorsam) gece aya, Ramo ise oğlunu sabaha karşı doğan güneşe doğru kaldırıyor.

Anadolu’da böyle bir kültür ve gelenek olduğunu bilmiyorduk, Mahsun Kırmızıgül sayesinde öğrenmiş olduk(!)

Şunu gördüm ki, değerli kardeşimiz Mahsun Kırmızıgül’ün Yılmaz Güney’e erişebilmesi için daha çok fırın film yemesi gerekiyor.

Çabası ve bir şeyler anlatma isteği takdire şayan. Lakin bunları daha küçük bütçelerle, daha sade bir dille, daha özgün anlatımlarla yapabilmek olası… Zira Yılmaz ağabeyimiz böyle yapardı. Çok para harcamakla, en baba aktörleri oynatmakla sinemacı olunamıyor. Olmuyor.

(Valla abartmıyorum ama ben bu bütçeyle on tane uzun metraj film çekerdim:-)

Olmamış. Hem olmamış, hem de yazık olmuş. Ana fikir gitmiş, aradaki birkaç güzel oyunculuk da öyle.

Güneydoğu sorunu ayrı bir yara…

Mültecilik apayrı bir yara…

Akraba evliliği başka, eğitim sorunu bambaşka bir yara…

Arada anlatılan, efemine kardeşin eşcinsel eğilimleri ve transseksüel arkadaşlar edinmesi, konuyla hiç alakası olmayan farklı ve trajik bir kanayan yara.

Yaralardan yara beğenin(!)

Hangi birine parmak bassa diğeri kanayacaktı zaten. Ama hepsi hâlâ kanıyor…

***

Mesela mültecilik konusu çok havada kalmış ve öyle bir tablo ortaya çıkmış ki, Avrupa’ya çıkabilen (kaçabilen) hayatını kurtarıyor, kalanların vay haline!

Oysa gerçek hiç de öyle değil. İskandinavya’yı bilen, mültecilik konusunu bizzat yerinde yaşamış, (İsveç’te) gözlemlemiş, incelemiş, belgesel hazırlayıp, kitabını yazmış biri olarak Mahsun Kırmızıgül’ün Avrupa bölümünde yansıttığı tablonun gerçekçi olamadığını söyleyebilirim. Çünkü ister Norveç olsun, ister Avrupa’nın her hangi başka bir ülkesi fark etmez, yabancılar 3. sınıf insan muamelesi görmekten kurtulamaz. Hele o yabancı Müslümansa, hele Türkiye’den geldiyse, çağdaş köle olmaktan gayri başka hiç şansı yok! Bu gerçek es geçilmiş. Neden, çünkü ana konu o kadar dağılmış ki, göç olayı sırf ‘konmuş olmak için senaryoya yamalanmış’ gibi emanet kalmış.

***

Filmde güneşi ben de gördüm ama (ikinci defa) yönetmenliğe soyunan Mahsun Kırmızıgül’ü göremedim. Kırmızıgül’ün olmayan oyunculuğuna söyleyecek söz bulamıyorum.

Mahsun Kırmızıgül’ün hanesine artı olarak yazılacak tek bir şey kalıyor, o da sinema yapma isteği ve arzusu.

Gerisi, paşa derisi…

Lakin bunca parayı harcadıktan sonra böyle bir iş çıkıyorsa… Düşük bütçeli film yapan ve SİNEMA filmi ortaya çıkaran diğer yönetmenleri ayakta alkışlamak gerek.

Mahsun’a önerim bundan sonraki filmini sıfır bütçeyle çekmesi…

Çekebiliyorsa tabi!

-------------------------------------------
Suat Oktay Şenocak
"İnSanat Derneği"
suatsh@gmail.com



Sayfa BaşıYazıcıya gönderBu yazıyı arkadaşına gönder

 
   İLGİLİ LİNKLER
· Suat Oktay Şenocak Arşivi

Yazıcıya veya
Arkadaşına gönder

Sayfayı yazdır     Arkadaşına Gönder
         0 Yorum var
  
   KİM HANGİ MANŞETİ ATTI?
   KÖŞELERİN GÜNDEMİ!
   MEDYAKARİKATÜR
   MultiMEDYA

CANLI YAYINDA GÜLME KRİZİ


HABER MASASININ ALTINDAN ÇAYCI ÇIKARSA


BİR ZAMANLAR DARBE'Yİ İŞTE BÖYLE ELEŞTİRMİŞTİ!


İYİ BİR SUNUCU OLMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİYOR?


STÜDYODAKİLER ŞAŞTI KALDI BU İŞE


SİNİRLİ SUNUCU


HOOOP KAMERA GİDİYOR... İSMAİL...


Türk Televizyonlarında Yaşanan En Komik Anlar
Diğer Videolar
   SPONSOR
Bir-Net




Dördüncü Kuvvet Medya © 1998-2009 Bütün hakları saklıdır.
Yayınlanan haber ve yazılar kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntılanabilir.
Yazarların yazıları kendi sorumluluğundadır... E mail: ertacar@dorduncukuvvetmedya.com