Ana Sayfa

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

.


    Gündem
    Medyascope
    Medyajans
    MedYaram
    Röportaj/ Sohbet
    Medya Dosyası
    Yerel Medya
    Gazete Tirajları


    Medya Kitaplığı
    Araştırmalar/Tezler
    Media Studies
    Media Net Link
    Köşelerde Medya
    Meslek İlkeleri


    Tezcan'lık
    Karikatür
    MedyaRazzi
    Meslek İlkelleri


    Medya-Forum
    Eleştiriler-Öneriler
    Tartışma Platformu
    Tekzip-Açıklama


    TGC
    TGS
    ÇGD
    Basın Konseyi
    Örgütlerden


    Künye
    Reklam
    Ahmet Tezcan
    Ertuğrul Acar


Bir-Net



             AHMET TEZCAN
             DİLEK YARAŞ
             ESRA D. ARSAN
             FERZENDE KAYA
             FUAT UĞUR
             HASAN ÖZSAN
             KORAY DÜZGÖREN
             MURAT SEKMEN
             NECEF UĞURLU
             RAGIP DURAN
             ÜMİT OTAN
             YAVUZ BAYDAR
             ZAFER ÖZCAN

Dördüncü Kuvvet Medya, herkesin görüşlerini rahat bir şekilde ifade edebileceği bir tartışma ortamı oluşturdu. Burada görüşlerinizi aktarabilir, düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

DKM FORUM SAYFALARI

ALTAYLI ÖZÜR DİLEYEBİLİR

Bu gece Kanal D'deki Teke Tek programını sakın kaçırmayın. Sektöre gireli beri birbirinden düzgün (!), kurallara uygun (!), dürüst (!) ve kişisel haklara saygılı (!) haberler vermesiyle ve yorumlarıyla tanınan, bu çizgisinden milim bile sapmayan (!) "değerli gazeteci" Fatih Altaylı, "özel hayatların kutsallığı" gibi, çok iyi bildiği bir konuyu işleyecek.

Bu izleyiciler için olduğu kadar, Altaylı'nın kendisi için de büyük fırsat. En belirgin örneğini hatırlatalım: Bir iki yıl kadar evvel, gazeteci Andrew Finkel'in Sabah gazetesinde Kürtlerle ilgili yaptığı bazı yorumları beğenmediği anlaşılan Altaylı, Hürriyet'teki köşesinde, Andrew'in eşi, tarihçi Caroline Finkel'e açıkça iftira atmış, onu "arşivden belge çalmakla", yani hırsızlıkla suçlamıştı. Caroline Finkel, Altaylı'ya açtığı tüm davaları, çok sayıda Türk arşiv görevlisinin de kendisinden yana yaptığı tanıklıklarla kazandı. Hemen gazeteden bir tekzip ve özür talep etti. Ama asla bir yanıt alamadı. Tek bir satır bile yazılmadı. İtibarı asla iade edilmedi. Atılan çamur, bir yazarın ve gazetenin yanına kar kaldı. Bu, ötekilerle birlikte, Türk basın tarihine bir "yüz karası" olarak geçti.

Günün sorusu: Acaba Altaylı bu geceki programına bu yediği haltın özeleştirisiyle başlama cesaretini gösterebilecek mi? Bu insanın ve başkalarının özel hayatlarıyla ilgili yerli yersiz dedikodulara yer vermenin bir utanç vesilesi olduğunu teslim edebilecek mi? Göreceğiz.

İzleyin ve bekleyin. Dilerseniz, programa katılabilirsiniz. Açın telefonu ve "Finkel olayında attığın iftiranın özeleştirisini ne zaman yapacaksın?" diye sorun.

Beklenen olmazsa, soranlara, "Türkiye'de gazeteciliğin geldiği nokta budur. Ahlak bekçiliği de şu aşamada" diyerek bu programı son örnek olarak gösterebilirsiniz.

İmza: Mahfuz


    UĞRAŞIN SADECE DÜŞENE VURMAK MI?

Sevgili Tezcan,
SABAH ile ilgili başlattığın yazı dizisini şimdilik kaydıyla durdurmanı anlayabiliyorum. Ancak gerekçen tutarlı mı?
"Bazı gazeteciler borçlu diye" öyle mi?
Dalga mı geçiyorsun, yoksa başka bir gerekçe mi var, ertelemende?
Her şeyden önce 100 yıl, gazetecilikten başka bir uğraşı olmayan bir ailenin son ferdi, nasıl olmuş da bankacılığa kadar pek çok alana yönelmiş?
Gazete ve televizyonları yönetenlerin, yönlendirmeleri olmamış gibi nasıl davranırsın?
Kendi sitende, bir manken kardeşimize gazetecilik yaptırıldığını yazıyorsun. Dinç Bilgin mi bu kararı veren?
Sahi, sen de kendine gelen yanıtları(söylediğin halde) niye değerlendirmiyorsun?
Seni severim ve saygı da duyarım. Uğraşın gazeteciliği doğru zemine çekme uğraşı mıdır, yoksa "kol kırılır yen içinde kalır" anlayışı ile sadece düşenlere vurmak mıdır?
Gerçek düşenin; gazeteci sorumluluğundan fersah fersah uzakta, eğitim ve öğretimleri de başka alanlarda olan işgalciler olduğunu görmüyor musun?
Burada benim de senin de sorman gereken sorular, şunlar olmamalı mı?
"Ey Dinç Bilgin. Seni asırlık gazete sahipliği geleneğinden uzaklaştıran sadece sen misin? Sektörü, gelenekten yoksun patronlarla, meslek eğitim ve öğretimini almamış işgalcilere bırakırken, verdiğin payeler ve akıl almaz paralar için, bir değerlendirme yapmayacak mısın? Yoksa her şey, geleneği terkedip, tatlı sularda yüzmek için yazılmış bir senaryo mudur?"
Saygılar sevgiler.

Adil Korkut


    TAM ÖZGÜR DEĞİLSİNİZ

Selam,
Çok güzel bir düşünce 4.Kuvvet Medya,ama sizin de tam özgür olmadığınız anlaşılıyor SABAH olayının anlatımındabn vazgeçmekle...sizce 1 milyon dolarlik evlerde oturmak için ne kadar ürettiler o yazarlar da şimdi korunmayı hak ediyorlar? Bu ülkede zaten haksızca maduru koruma iç güdüsü var,eger zamanında hak etmediklerini almasalar şimdi korunma gereği olmazdı...ama özgürüm diye ortaya çıkanlarda dahi bir limitin olmasını anlamak ilginç bir elde ediş bence...
Sizin için üzgünüm, haksızsam lütfen söyleyin.

Kadir Öztürk


    HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIM

Sayın Tezcan,
Web sitenizin devamlı bir okuyucusu olarak Sabah Gazetesiyle ilgili yayınınızı merakla izliyordum. Ancak bu yayına ara verdiğinizi açıkladığınızda doğrusu bu ülke hakındaki endişelerim iyice arttı. Haber alma özgürlüğümüzü sizin gibi birkaç değerli yayın karşılama çabasındaydı. Zira basında yazılabilenlerin gerçeklerin ancak küçük bir yüzdesi olduğunu tahmin edebiliyorum. Her ne olursa olsun bu yayınınızın devam etmesini beklerdim. Bilmenizi isterim ki sitenizin başlığındaki özgür gazeteciler platformu sloganınıza ters düşen bu uygulamanız bende hayal kırıklığı yarattı.
Saygılarımla.

M.G.Demiray