DÖRDÜNCÜ KUVVET MEDYA-Özgür Gazeteciler Platformu

Ana Sayfa

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

Dördüncü Kuvvet MEDYA- Özgür Gazeteciler Platformu

.


    Gündem
    Medyascope
    Medyajans
    MedYaram
    Röportaj/ Sohbet
    Medya Dosyası
    Yerel Medya
    Gazete Tirajları


    Medya Kitaplığı
    Araştırmalar/Tezler
    Media Studies
    Media Net Link
    Köşelerde Medya
    Meslek İlkeleri


    Tezcan'lık
    Karikatür
    MedyaRazzi
    Meslek İlkelleri


    Medya-Forum
    Eleştiriler-Öneriler
    Tartışma Platformu
    Tekzip-Açıklama


    TGC
    TGS
    ÇGD
    Basın Konseyi
    Örgütlerden


    Künye
    Reklam
    Ahmet Tezcan
    Ertuğrul Acar


Bir-Net



             AHMET TEZCAN
             DİLEK YARAŞ
             ESRA D. ARSAN
             FERZENDE KAYA
             FUAT UĞUR
             HASAN ÖZSAN
             KORAY DÜZGÖREN
             MURAT SEKMEN
             NECEF UĞURLU
             RAGIP DURAN
             ÜMİT OTAN
             YAVUZ BAYDAR
             ZAFER ÖZCAN

Dördüncü Kuvvet Medya, herkesin görüşlerini rahat bir şekilde ifade edebileceği bir tartışma ortamı oluşturdu. Burada görüşlerinizi aktarabilir, düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

DKM FORUM SAYFALARI

    AHMET TEZCAN'A KATKI

    Prof. Dr. Veysel Batmaz

Ben akademik ünvan kullandığım zaman bir akademisyen-biliminsanı olarak yazı yazıyorum. Tanıyanlar bilir akademik ünvan meftunu da değilim… Ama son dört aydır tüm Internet yazılarımda kullandım. Kullanmamın, Ahmet Tezcan'ın Reha Muhtar ile ilgili bir notumdan yola çıkarak yazdığı yazıda söyledikleri ile yakından ilişkisi var. (Lütfen Tıklayın) Şöyle ki: Biliminsanı olguların nedenleri ve sonuçları üzerinde durur. Bu ikilinin ilişkisini (illiyet rabıtasını) bulmaya çalışır. Bu nedenle de nesnel olmakla yükümlüdür. Meslek insanı ise olguların neden-sonuç ilişkisi arasında kalan işlemsel (operasyonel) yönü ile ilgilidir; bu aradaki süreçte üretir; çalışır. İster taraf olur; ister nesnel. Benim Reha Muhtar'ın Rüşvet Show'u ile ilgim, bir biliminsanı olarak, bu Show'un haber değeri taşımadığı (neden), bu nedenle de gazetecilik olarak sunulmaması (sonuç) düşüncesini kamuoyuna yansıtmaktır. Ahmet Tezcan ise çok haklıdır; işin bir de arada kalan kısmı ve kısmın yapılış serüveni ve ilkeleri var; orada da gazetecilik meslek ilkeleri, becerisi, yaklaşımı irdelenmelidir. Söylediğim şey kısaca şu: bırakın etik mi değil mi, bu rüşvet şovu, haber bile değildir… Mesela, diyorum ki, medya entellektüel bir sektördür; bu sektörde beceriksiz (neden) yöneticiler patronlarına para kaybettirirler (sonuç), o nedenle kovulmalıdırlar… Bunu söyledikten sonra, artık adamın gazeteciliğin ne kadar etik olduğu tartışması, tabii ki bir izleyici olarak ilgi alanım içinde ama bir biliminsanı olarak değil. Ben ünvan kullanarak, kendimi meslek insanlarından ayırt ediyorum. Yoksa, hava atmak için değil. Havam zaten var. Ortak noktamız şu: benim de meslek insanlarının da analiz birimi ve düzeyi medya ve medyada çalışanların yarattıkları etkiler… Ama yukarıda söylediğim farklılığımız var.

Ben biliminsanı olarak bugüne kadar hep etki'lerle uğraştım. Medya'nın Etkisi. Bu konuda da Türkiye'de 1-2 kişiden biriyim. Bu nedenle meslek insanı yaklaşımını da yer yer ve zaman zaman benimsediysem, bu neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde oldu. Bir de medya sektörünün içinde tam 17 yıl profesyonel araştırmacı ve reklamcı olarak çalıştım; 20 yıldır da her yıl, her sömestir, 2-6 adet ders veriyorum.

Üslûbuma gelince… Bu üslûbu özellikle kullanıyorum. Hedef kitleme olan etkisi'ni hesap ederek. Etki ile uğraşıyorum, dedim ya… Medya'nın, Reha Muhtar'ın, diğerlerinin kullandığı birebir üslûp. Bir biliminsanına yakışır mı yakışmaz mı, yakışmadığına pek emin değilim. Bal gibi yakışıyor. Biliminsanı olarak hayatın içinde olan herkes gibiyim ve olmaya da devam edeceğim.

Reha Muhtar'a yaklaşımımı da özetleyeyim. O bir çocuk…(Yetişkinlikte çocukluğun psikolojik ve sosyolojik boyutları için Bkz: Barlas Tolan, Galip İsen, Veysel Batmaz, "Ben ve Toplum, Sosyal Psikoloji'ye Giriş," Teori Yayınları, Ankara, 1985-3. Baskısı yakında çıkacak.) Evet, O bir çocuk…İyi şeyler de yapıyor; kötü şeyler de… Çocuğu nasıl hem seversiniz, hem döversiniz; yaklaşımım bu. Yani, Ahmet Tezcan'ın yaklaşımı da doğru; benimki de. Bu durumda ikimiz de dövüyoruz. Tezcan kulaklarını çekiyor, ben tokat atıyorum. O'nu yeren de doğru, öven de…Reha Muhtar, meslek olarak değil ama "etki" olarak örnek-olaylardan biri…Bu da, konu ile ilişkin tüm biliminsanları tarafından biliniyor. Etki açısından, henüz ölçmedim sadece bir varsayım olarak söylüyorum, ama "iyi yapmıyor." Son yaptığı ve bizim de konumuz olan, habercilik olmayan show'unun bir de işin hukuki ve sosyal psikolojik yönü var. Hukukçular tartışıyor. Bana göre ise iş düpedüz suça teşvik.


İlgili Linkler:

Ahmet Tezcan: "Canlı yayında rüşvet olayı"
Ümit Otan:"Reha Muhtar planladım dedi, duymadınız mı?"

09 Aralık 2001 Pazar


    İşsiz gazeteci meslektaşlarıma öneriler

    İhsan Ekici / Avusturya

İhsan Ekici Ankara"da TURKIYE GAZETESI"nin spor sefligini yaparken 14 muhabirimle birlikte kovulan bir arkadasinizim. Ankara Spor basininda eski olan arkadaslar ihsan Ekici ismini hatirlayacaklardir.Diger arkadaslarimin basina gelenleri tabi ki ben ve arkadaslarim derin derin yasadik.

Bunlari anlatmama gerek yok, zaten hepiniz biliyorsunuz klasik gazeteci kaderini!.. Entrikalar, ayak kaydirma oyunlari, sosyal adaletsizlik, parasizlik, haksizlik ve diger malum maddelerden dolayi kendimi

Avusturya"ya attim.
Kendi kendime söz verdim(!)
Bu illet meslege(!) bir daha bulasmayacaktim.
Bir kac firmada calismayi denedim. Ama olmadi. Biliyorsunuz bu illet(!) bi bulastimi kurtulus yok Alimallah!. Avrupadaki gazeteciligi arastirdim ve karsima bizimkiyle bambaska bir görüntü cikti karsima. Burada bizim aglastigimiz problemleri gazeteciler kendileri halletmislerdi.

Mesela sigortasiz calismaktan bahsediyoruz. Avusturya"da gazetecilerin Yüzde 85"i kendi kendilerini sigortalamislar. Burada Freijournalist (Serbest Gazeteci) olgusu cok iyi yerlesmis. Gidiyorsunuz Avusturya Sosyal Sigortalar Kurumuna kendinizi sigortaliyorsunuz. Sigorta primlerinizi aylik, 3 aylik,6 aylik ya da yillik olarak kendi isteginize göre ödüyorsunuz. Tabi ki gelir vergilerinizi de tikir tikir ödüyorsunuz.
Neyle?

Hangi parayla ödüyecegim? diye soru sormak isteyenler olabilir. Bu parayi alin terinizle, calisarak, kadrolu meslektaslarinizi atlatarak habercilik yaparak kazaniyorsunuz tabii.

Simdi soruyorum size; Türkiye"de serbest gazetecilik yapan bir meslektasimiz gites (Bu bir örnektir) Basbakan Bülent Ecevit"in idrarini tutamayip altina kacirdigini ve buna bagli olarak altbezi kullandigini faturalar, sahitler ve fotograflarla haberlestirse, bu serbest gazeteci arkadasimiz ac kalir mi? Ha! bu haberi hic bir medya kurulusu satin almaz diyebilirsiniz. Ben de ozaman " Böyle ve buna benzer haberler yapabilirsem bu haberi Paraguay "in sesi Gazetesine bile satarim" derim...

Avusturyali bir meslektasim Cumhurbaskani Thomas Klestil"in sekreteriyle olan kacak askini haberlestirdi. Avusturya medyasi bu haberi satin almak veya yayinlamak icin düsünürken , dostum haberini Alman FOCUS dergisinde patlatti. Alternatifsiz hic bir sey olamaz....(Dipnot: Cumhurbaskani Klestil bu haberden sonra karisini bosayip, sekreteriyle evlendi) Serbest gazetecilik, gercek gazetecilerin yapabilecegi bir istir. Simdi gelelim issiz gazeteci meslektaslarima önerilere: İssiz gazeteci meslektaşlarıma öneriler:

  • issiz kalan arkadaslarimiz eğer gercekten , "Ben bu isin üstesinden geliyorum. Ben gercek bir gazeteciyim" diyebiliyorsa, bu piyasaya serbest gazeteci olarak cikmak zorundadir. Bu olgunun, yöneticilerin ya da patronlarin kölesi olmaktan ziyade onlarin gözlerinin senin eline avcuna bakmasina hatta zaman zaman evine telefon edip " Arap, bomba yok mu bomba!.." diye yalvarmasina sebep olmayacaginin aksini kim iddia edebilir?...
  • Ücretsiz gazete cikartip bölge yayinciligi yapmanizi kim engelleyebilir?.. Bu ise baslamak icin milyarlarinizin olmasi sartini hic kimse önüme koyamaz. 5000 issiz arkadastan sözediyorsunuz. Biliyorum bizim kadar özverili calisabilecek ikinci bir meslek yok gibi. Bulundugunuz yerin nüfusuna göre cikartacaginiz bir zipkin gibi gazete iyi organize edilen bir dagitim sistemiyle o bölgenin " Washington Post" u olacagina kim itiraz edebilir?
  • Türk esnafina (Bölge gazetesi oldugu icin kücük esnaflara demek istiyorum) reklam kültürünü asilamamiz sarttir. iki, en fazla ücüncü sayidan sonra bölgedeki herkezin okudugu bir gazetenin finans sikintisi cekmesi olanak disidir. Belki bu iki önerime karsilik;

    " Kardesim sen Avrupayla Türkiye yi karistiriyorsun harhalde!" diyenleriniz cikan olabilir. Ben de derim ki;" Kendisini hic sevmem ama su sözünü cok tutarim Josef Veselinovic Stalin"in.... - Bu gezegen de olmaz diye bir sey yoktur" ZORDUR. AMA OLUR"!..." Hepinize Allah kolaylik versin!

    20 Kasım 2001


      İhsan Ekici'nin önerisi yerinde bir öneri

      Mehmet

    İhsan Ekici'nin önerisi yerinde ve doğru bir öneri.Ancak Türkiye'de uygulanmaz diye bir şart yok. Burada tek sorun insanların maaşla çalışmaya alışık olmaları.Kişisel cesaretleri ne derece vardır yoktur bilemiyorum ama böyle birşeye başlangıç yapabilmeleri için önce kendilerine güven duyacaklar.Zaten yapmakta oldukları bir işi kendi adlarına yapacaklar,hepsi bu.Ben medyadan biri değilim ama sayın Ekici'nin önerdiğini 3 yıldır uygulayan biriyim.Maaşlı işimden ayrıldıktan sonra aynı işi kendi başıma yapıyorum ve şu ana kadar da bir zararını görmedim.Çevreme baktığımda da benim gibi iş yapan birçok insan görünce moralim daha da düzeldi.

    23 Kasım 2001


      İhsan beyin söyledikleri Viyana'da yapabilirler; üzülerek söylüyorum İstanbul'da asla!

      Tuncay

    İhsan arkadaşım siz sanırım "fazlasıyla " avusturya'da kaldınız ve sanırım hafiften "batılaştınız".. Özgüven konusunda size sonuna kadar güvenirim; ancak o özgüven ancak batıya özgü bir değerdir.özgüven "Pusunun" gelenek olmadığı insanların "emek,çaba" konusunda samimi olduğu yerlerde geçerli bir kavramdır. Gazeteciler gerçekten bir "değer" olup toplumla bütünleşecek "alternatif" yaratabilirler mi? viyana'da yapabilirler; üzülerek söylüyorum istanbul'da asla!

    Viyana'dan , washington'dan bakınca o kadar "umut" var ki;oysa işin göbeğinden bakınca o "umutlar" o kadar "umutsuzluğa" dönüşüveriyor ki..

    Sizin Avusturya'daki deneyiminizi biliyorum. İnsan neden o deney istanbul'da da olmasın diyor; aradaki fark çok ama çok uzun geleneklere dayanıyor.alışkanlıklar değişmiyor.farklı sesler hemen tüketiliyor.emek,çaba,para vs..bu denklem bir türlü çözülemiyor.haberin üreticisiyle tüketicisi, gerçek kamusal ilgi çarpanında buluşamadığı için, hep birlikte birbirimizi tüketiyoruz..çanlar çok uzun zamandır çalıyor!kimimiz bunu yeni farketti, kimimiz çok önce farketmişti; ne farkeder ki sonuçta çalıyor ve bizi sağır ediyor..

    23 Kasım 2001


      İhsan Ekici'nin önerisi anlamlı öneride bulananlara güç katıyor

      Prof. Dr. Veysel Batmaz

    İhsan Ekici Bey'in önerileri, bu forum sayfasında, medya konusunda anlamlı önerilerde bulunan kişilere güç katıyor; bu tür yapıcı önerilere, bu sayfalarda yazı yazma nezaketini ve heyecanını (nezaketsiz de olsalar) bulan gazeteci arkadaşlar bence İhsan Ekici arkadaşımızın önerilerini İstanbul'da da geröekleştirebilirler. O zaman, patronlar da, gazete yöneticileri de, gazeteciliğin ne olduğunu öğrenirler. Teşekkürler İhsan Bey...

    23 Kasım 2001


      Ben ilk adımımı attım Teşekkürler İhsan Ekici bey

      M.K

    Yaklaşık 350 Bin Nüfuslu bir ilde yaşamaktayım. Büyük bir gazetenin muhabiriydim. Aslında İhsan Ekici beyin önerdiği serbest gazeteciliği yapıyor gibitdim (Telifle çelışarak) Ama o gazeteye her yazdığım haber girdiği için hantallaşıp sırtımı sağlam duvara dayamanın tembelliği içindeydim. Şu aralar bana para falan ödeyemedikleri için bende kendimi işsiz gibi ortada hissediyordum. Aslında fotoğrafçı dükkanım var nafakamı buradan azda olsa çıkartıyorum.

    Çoktandır araştırdığım bir haberi bıraktığım yerden tekrar kovaladım ve olgunlaştırdıktan sonra Yerle bir gazete patronuna satmaya karar verdim. Gazeteyi çıkartan beyefendide krizden etkilnmesine rağmen bu haberime ilgi gösterdi ve satın alabileceğini söyledi.

    Hesapladım. Haberimi ortaya çıkartmak için Toplam masrafım 45 Milyon lira civarında. Doğrudu haberi, 25-30 milyona satmayı bile başarı olarak sayacaktım ama 65 milyon liraya anlaştık. Paramı peşin aldım ve manşetden imzamla girdi. doğaldirki haberin devamını kendi imkanlarıyla - bana para ödememek için - sürdüreceklerdir. ancak bende onların ulaşamayacağı devamını içeren doneler mevcut. inşallah bunlarıda satabileceğim.

    Bendeniz serbest gazetecilik kavramında ilk adımımı atmış bulunuyorum. Şuanda manşet olmanın ve para kazanmanın zevkini yaşıyorum.

    İnanın sevincimden iftarda yemek bile yiyemedim.
    Doğrudur. Zor oluyor ama oluyormuş.
    Teşkekürler İhsan Ekici Bey...

    24 Kasım 2001


      Çok kızıyorum çoook

      İhsan Ekici / Avusturya

    SEVGiLi MESLEKTASLARIM SIZE COK KIZIYORUM COOK... NEDiR ABi BU ZIRLASMA YAAA.. KARDESiM SEN GAZETECiLiK YAPMAK iSTiYOSUN DEGiLMi?... YAP GAZETECiLiGiNi ELiNDEN ALAN MI VAR?.... PATLAT BOMBALARINI . ALLAH ALLAH!...

    COK KOLAY ÖYLE KENDiNi MAASA BAGLAYIP YAN GELİP YATMAK!... KENDiNE GEL GEL BE KARDESiM..... RiNGE CIKMIS Bi BOKSÖR NA"PAR? SORUYURM iSTE NA"PAR.... DÖGÜSÜR DEGiL Mi?.. DÖGÜS KARDESiM!... YUMRUK AT... DARBE VUR... GÖSTER ENERJiNi... LÜTFEN OTURTTURUN SU SERBEST GAZETECiLiK OLGUSUNU... OTURTTURMAZSANIZ SiZE iSTE BÖÖLE OTURTTURURLAR. ..KUSURA BAKMAYIN DOST ACI SÖYLER... HEPiNIZi SEViYORUM...

    25 Kasım 2001


      Ben de çok kızıyorum

      Prof. Dr. Veysel Batmaz

    İhsan Ekici Bey, kızmakta haklasınız. Ben de çok kızıyorum ama bu gazeteci denilen kişiler plaza konforuna; tatlı paraya alıştılar, işsiz kalınca akıllarına başka şey yapmak gelmiyor da o konforu geri getirmeye çalışıyorlar. Onları işten atma noktasına getiren gazete televizyon yöneticilerinin de istediği bu zaten; geriye dönme umutları olsun ki, şu anda çalışanlara ibret olsunlar. Önerilerinizi, bence DKM ön sayfalara taşımalı ve herkese daha iyi duturmalıdır. Merak etmeyin, M.K arkadaşımızda olduğu gibi, önerileriniz doğrultusunda başka girişimlerde oluyor; olacak...

    26 Kasım 2001


      Bu sektör bitti mi? (Ama bu soru, gerçekten bu sektörün kahrını çekenlere!)

      Gazeteci

    Arkadaşlar bu forum sayfasına kimlerin yazdığına ilişkin bir fikrim yok, iyi ki de yok, başka türlü kimsenin özgür biçimde yazamayacağını biliyorum. Ama sonuçta ortada bir sorun var: Binlerce işsiz gazeteci...Bu forumda değiller, başka sitelerde de değiller, nerede olduklarını bilmiyorum, öğrenmekten korkuyorum.. Serbest gazetecilik falan.. Bunlar palavra.. Acı gerçek şu: Ekonomik kriz, her sektörü eşit oranda etkilemedi; bazı sektörler krizin tokadını değil, yumruğunu yedi ve nakavt oldu. Basın o sektörlerden biri. Ayağa kalkabileceğimizi sanmıyorum kısa sürede.. Yani şöyle: Bilişimin, otomotivin, inşaatın 4-5 senede toparlanacağına eminim ama bu sektör, hiç bir zaman o eski, şaşaalı günlerine geri dönemeyecek. Bu da, bu binlerce işsiz gazetecinin ve yarın işsiz kalacak gazetecilerin, bu sektörü artık unutmaları gerektiği anlamına geliyor. Ne yapabiliriz? Bilmiyorum.. Ama eldeki bütün verilerin, bizim için bu sektörün bittiğini, bu sektörde kalanların da, (eğer köşe yazarı olacak kadar alçalmayı göze almıyorlarsa) emekliliklerine kadar düşük gelirli olarak hayatlarını sürdürmelerini gerektiğini gösterdiğini söylüyorum.

    "Fazla karamsar oldu" diye yazacaksanız, baştan söyleyeyim, eğer gazeteci değil de, fildişi kulelerinizden bu sektör için atıp tutanlardansanız, sizi ciddiye bile almayacağım; diğer gazetecilerinin de ciddiye alacağını sanmıyorum..

    Ama siz gazeteciler.. Sizin söylediklerinizi dinlemeye hazırım..

    28 Kasım 2001


      Sizi Kınıyorum

      Ertan şentürk /Ankara

    "Gazeteci" Rumuzlu arkadaşımı yazdığı yporumu şu cümlesinden " Ne yapabiliriz? Bilmiyorum.. Ama eldeki bütün verilerin, bizim için bu sektörün bittiğini, bu sektörde kalanların da, (eğer köşe yazarı olacak kadar alçalmayı göze almıyorlarsa) emekliliklerine kadar düşük gelirli olarak hayatlarını sürdürmelerini gerektiğini gösterdiğini söylüyorum." Dolayı Kınıyorum.

    Bu cümleye bakıldığında heeeem nee yapacağınızı bilmiyorsunuz, hem de ne yapmanız gerktiği konusunda fikir üreteen meslektaşlarınızı " Bunlar palavra" diye tutarsızca eleştiriyorsunuz.

    Ben gazeteci değilim ama sizin " alçaklık" diye nitelediğiniz köşe yazarları - Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı - Çetin Emeç, Abdi İpekçi ve burada sayamayacağım yüzlerce meslek şehidi yazarları ve şu anda sayıları azda olsa mevcut yazarlarını rencide ettiğiniz için sizi kınıyorum.

    Yani şunumu demek istiyorsunuz gazeteci bey ;" Buraya yazanlar gazeteci değillerse bu insanların görüşlerini kaale almam..."

    Ben gazeteci filan değilim ve görüşümü buraya özgürce yazdığım için kendimi şanslı hissediyorum. Siz ister kaale alın isterseniz almayın. ama fakat bu meslektenseniz eğer rahmetli olmuş ağabeylerinize bari hakaret etmeyiniz. teşekkür ederim.

    29 Kasım 2001


      Alternatif oluşama kim karşı koyabilir?

      Tuncay

    Alternatif oluşuma kim karşı koyabilir?Kanımca kimse..Bu heyecanı hangi gazeteci paylaşmaz,elbette hepimiz paylaşırız..Gazete ufukta görülen bir oluşum..Günümüzde gazetenin işlevini gören başka oluşumlar da var..Bana başlanacaksa oradan başlanacak gibi geliyor..İnternet bugün gazetecilerin önünü olağanüstü açmış gibi görünüyor..

    Habertürk deneyimi çok ama çok ilginç bir deneydir..İnternetten yola çıkanlar abone ağırlıklı bir gazete oluştururken son anda önlerine çıkan tv fırsatını değerlendirdiler..ufuk güldemir'i seversiniz sevmezsiniz ancak Türkiye'de yaptığını görmemezlikten gelemezsiniz..Önemli olan bu işi yapabilecek insanların bir arada olabilmesidir..

    bugün etkili ve güçlü bir bağımsız haber portalı, oluşturacağı "alternatif düşünce" ile gelecekte yapılabilecek çok önemli oluşumların çekirdeğini oluşturabilir..peki bunu yapabilecek "start kapital" niteliğinde birikimimiz var mı?birbirimizi destekleyecek, tutacak, gazeteciliğin bağımsız ve özgür iklimini oluşturacak nitelikli bir kitle miyiz?

    sadece soruyorum..asla nezaketsizlik etmek istemiyorum..asla insanların hevesini kırmak istemiyorum..sadece bu işin içerden bakıldığında çok ama çok zor olduğunu görüyorum.. düşüncelerimi aktarıyorum..

    29 Kasım 2001


      Ödenemeyen kiralar&devlet maaşıyla etik dersi veren abi'ler..

      Gazeteci

    Tuncay'ın hayaline katılıyorum, bu, pek çok gazetecinin olduğu gibi benim de hayalim. Ama devir, kitaplarda okuduğumuz Jön Türkler'in Paris'te gazete çıkarma devri değil, gazetecilerin, işsiz gazetecilerin, kiralarını ödeyebilmek için paraya ihtiyacı var; paraysa reklamdan geliyor, reklam almak için geniş kitlelere ulaşacak bir yayına ihtiyacınız var, geniş kitlelere ulaşacak bir yayın için ise reklama ve dağıtıma. Geldik aynı yere; çünkü bunlar da para işi!

    Ha, bir partiye gidip sığınırsınız, ya da bir ideolojiye, onların aracılığıyla para bulursunuz, ama bunun Hürriyet'te, Akşam'da, Sabah'ta çalışmaktan ne farkı var, sorarım size? Bence hiç bir farkı yok. Acı gerçekler..

    Yine de, bağımsız medya hayalini korumak istiyorum ve bu işin bütün dünyada olduğunu biliyorum.. Belki bir gün..

    İyi de, şu anda binlerce işsiz ve yüzlerce düpedüz aç gazeteci var, konumuz da onlar, yanılıyor muyum? Fildişi kuleler derken de onları, kirasını ödeyemeyen insanlara etik dersi verenleri kast etmiştim..

    29 Kasım 2001


      Dersimiz Etik: Önce insan olan gazetecinin kimliği...

      Yetkin İŞCEN

    Sevgili isimsiz ve kimliksiz arkadaşlar!!!
    Gazetecinin başlıca tutkusunun kendi imzasını yazısının ya da resminin yanında görmek olduğunu bilir, bundan asla vazgeçmeyeceğini; hatta bunu onur meselesi yapacağını düşünürdüm...

    Ne zaman vazgeçtiniz bu tutkudan? Yazınızın altına ad ve soyadınızı koymaya ne zamandır utanır oldunuz? Kovulduktan beri mi, yoksa kovulma korkusu duymaya başladığınızdan beri mi? Fikrinin altına ismini koyamayan kişi, söyleminde ne derece haklı olursa olsun dikkate alınmaz ve sözüne değer verilmez. Hele bu kişi "gazeteci" olursa, iki misli değersizleşir okuyanın gözünde...

    Önce kişiliğinizi, kendinize güveninizi ayağa kaldırın; sonra gelin, adımızla sanımızla, cesaretle çıkalım ortaya... Meydan burada...

    29 Kasım 2001


      Sondan başlamak gerekiyor..

      Tuncay Öz

    Meslekte kıdemi ve birikimiyle ustamız olan Yetkin Usta'dan fırça yedik..İşin "öz"ünü kavrayıp hemen gereğini yapmak için klavyemize sarıldık..Aslında korkmamıştım..İşin doğrusu Yetkin Usta yazana dek, doğrusunu söylemek gerekirse aklıma da, gelmemişti..Kendi adıma Yetkin bey'e uyarısı için teşekkür ederim..

    30 Kasım 2001


    Bir önceki tartışma için tıklayın >>

    Diğer tartışmalar için tıklayın >>