ANA SAYFA
AKTÜEL
  Medyascope
  Medyajans
   Yazarlar
  Röportaj/Sohbet
  Tirajedi Raporu
AKADEMEDYA
  Araştırmalar
  Media Studies
  Medya Kitaplığı
  Media Net Link
  Köşelerde Medya
  Meslek İlkeleri
KO'MEDYA'
  Tezcanlık
  Karikatür
  Meslek İlkelleri
  MedyaRazzi
FORUM
  Sizden Gelenler
  MedyaKritik
  Chat/Sohbet
  Tekzip-Açıklama
MESLEK ÖRGÜTLERİ
  TGC
  TGS
  Basın Konseyi
  Örgütlerden
İLETİŞİM
  E-Mail Adresimiz
atezcan@bir.net.tr
ICQ:25171964


Ev Sahibimiz
Bir-Net
TEŞEKKÜRLER

Özgür Gazeteciler Platformu

 

Arkasından ağıtlar düzüldü, yeminler edildi ama...
KIŞLALI CİNAYETİ ÇABUK UNUTULDU!



Gazeteci Ahmet Taner Kışlalı, bomba ile parçalanarak öldürüldükten sonra meydanları dolduranlar, öldürüldüğü alanı, bayrağa sarılı tabutunu, defnedildiği toprağı karanfillere boğanlar, onun katilinin yahut katillerinin izini sürmeyi bıraktılar. Kışlalı cinayeti, Borsa endeksine dönen gündem savurganlığı içinde çabuk unutuldu. İlk günlerde acele davranıp kimi grupları katil ilan eden araştırmacı gazetecilerin suskunluğu ise manidar görünüyor. Derin Devlet kavramını çok iyi bilen bu gazetecilerin Kışlalı cinayetinin peşini bırakması bıkkınlığın ötesinde anlamlar taşıyor olmalı.

Bu arada çalışanlarını göstermelik sendikalı haline dönüştürmeye çalışan ve toplu sözleşmeden kurtulma operasyonları yapan Cumhuriyet Gazetesi'nin, Uğur Mumcu'da olduğu kadar Kışlalı Cinayeti'nde "hassas süreklilik" içinde olmadığı gözden kaçmıyor.

Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürülmesinden sonra özellikle Hıncal Uluç'un "Katiller Kışlalı'yı öldürmeyi planlamamışlardı. Ölümü onlar için de sürpriz oldu." sözleri çevresinde beliren ve her geçen gün biraz daha belirginleşen "derin kuşku"lar, cinayetin peşinin bu kadar çabuk bırakılması dolayısıyla kimi zihinler de kanaate dönüşmeye başladı.

Gazeteci-Yazar Cezmi Ersöz, L-Manyak dergisindeki yazısına eklediği notlar arasında, Kışlalı'nın "derin suikaste" kurban gittiği yolundaki iddialara her gün biraz daha inanır olduğunu yazdı. Gazeteciler arasında kuşkusu kanaat durağına varmış olanların sayısı hiç de azımsanacak kadar değil.

Gazeteciler, kendi aralarında konuşurken, Kışlalı cinayetinden hemen sonra Akit Gazetesi'ne yapılan baskın, Genel Yayın Müdürü'nün gözaltına alınıp serbest bırakılması, ardında 208 yıla mahkum bir çetecinin iddialarına dayanarak Akit Yazı İşleri Müdürü ve yazarı olan Hasan Karakaya'nın, Akit'e düşman gazetecileri bile isyana sevkedecek bir komedi halinde "derdest" edilmesi gibi olayların, Kışlalı Cinayeti'ni kamuoyu hafızasından silmeye yönelik girişimler olabileceğini söylüyorlar.

Hatta durup dururken yıllardır yaptıkları bilindiği, nefes alışına kadar izlendiği halde Adnan Oktar'ın birden yakalanıp hapse atılmasının da bu çerçeve de değerlendirilebileceği konuşuluyor.

Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi Fazilet Milletvekili M.Bedri İncetahtacı'nın esrarengiz bir trafik kazasına kurban gitmesini de örtme çabasıyla ilişkilendirme eğilimi mevcut.

Ancak, hemen hiç bir konunun net olamadığı ülkemizde, bu saydıklarımızın hepsi de kesinlikten uzak birer varsayım yahut komplo teorisi olmanın ötesine geçemiyor. Net olan bir tek şey var:

Kışlalı'nın bomba ile paramparça edildiği ve katillerinin yakalanması yolunda henüz yarım arpa boyu kadar bile yol alınamadığı.

Gerisi... karanlık...

Bir parça aydınlığa bile tahammülü olmayan bir karanlık.