DİLEK YARAŞ  Taha Kıvanç dünkü köşesinde ‘’ Hayret ki, ne hayret’’  baÅŸlığıyla,New York Times, Guardian, Le Monde gibi gazetelerde ve dünyanın öndegelen haber ajanslarında Türkiye’nin yönünü DoÄŸu’ya çevirdiÄŸine dair tek tip haberler çıktığını belirterek dünya medyasındaki lobi faaliyetlerine deÄŸinmiÅŸ. Â
Bu, sokaktaki vatandaşın da gazetecilerin de -özellikle ‘’genç’’ gazetecilerin- çok iyi anlaması gereken bir konu.
Â
EÄŸer lobiciliÄŸin anlam ve önemini kavrarsak dünyada olup biteni ve olayları algılayışımız üzerindeki medya kontrolünü de net bir ÅŸekilde görürüz.  Â
En önemlisi de en ‘’prestijli’’ gazetelerin bile ne kadar güvenilmez olabileceÄŸini farkederek, kendi özgür düşüncelerimizi oluÅŸturmak ve ilgilendiÄŸimiz konularda gerçeÄŸe en yakın bilgiye ulaÅŸmak için mutlaka ama mutlaka çapraz okumalar yapmamız gerektiÄŸini bir kere daha anlamış oluruz.  Â
Lobicilik demek –bir anlamda- çetecilik demektir. Â
Lobi faaliyetleri, çete faaliyetlerinin daha şık, daha makul, rafine ve profesyonelce yapılmış ÅŸeklidir sadece. Bu ikisi arasındaki en büyük fark da ‘’para’’ dır tabii ki. Yeterli bütçeye sahip olmadan, gönüllü birliktelik ve ortak çıkarlarla yola çıkan çeteler palazlanınca, yani yeterince maddi gücü elde edince prestjili lobiciler olurlar.  Â
Lobicilik çeteciliÄŸin frak giymiÅŸ, diplomatik halidir de diyebiliriz aslında... Â
Lobi sistemi, makro-mikro boyutta öyle bir iÅŸliyor ki hiç kimse dışında kalamıyor.  Â
Kısa zamanda bir yere gelmek ya da sesinizi duyurmak istiyorsanız lobi ya da çetelerin desteÄŸini almalı, oyunu onların kurallarına göre oynamalısınız.  Â
Genç yaşta, hiç ya da çok az bir deneyim ve yetenekle ‘’göz kamaştıran’’ doruklara ulaşmış, ünlü ‘’yapılmış’’ gazetecileri düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
Bu sistemi reddediyorsanız, tam bağımsız ve özgür düşünen bir gazeteci olmak, her daim sadece kendi merkezinizde kalmak ve ahlaklı bir iÅŸ yapmak istiyorsanız çok uzun, zorlu ve yenilgilerle dolu bir mücadeleyi göze alacaksınız demektir.  Â
UmutsuzluÄŸa kapılmanın hiç alemi yok ama... Yenile yenile daha iyi yenilmeyi öğrenirsiniz; hem de asıl yenenin siz olduÄŸunuzun farkında olarak. Bence bu, trilyonluk servete deÄŸiÅŸilmeyecek bir kazanımdır.  Â
Ayrıca bir gün mutlaka, orada veya burada siz ve sizin gibiler kazanacaktır. Yani dürüst, ahlaklı, iyi niyetli, hakikatin peÅŸinde olan, insanlığa ‘’gerçekten’’ hizmet etmek isteyen gazeteciler… Â
Â
Yeter ki pes etmeyin. Yeter ki doÄŸruluk ekseninden vazgeçmeyin… Â
Her neyse, bu konuda çok dolu, hatta biraz da öfkeliyim; saatlerce anlatabilirim, sayfalarca yazabilirim.  Â
(Öfke derken, saÄŸlıklı bir öfkeden bahsediyorum elbette. İnsana güç veren, her türlü namussuzluÄŸa karşı direnç kazandıran sistem karşıtı, mutlaka olması gereken bir öfkeden…) Â
Sizleri, lobi sistemini çok daha iyi kavramanız için 2001 yılında Dördüncü Kuvvet Medya’da yayınlanan araÅŸtırmamla baÅŸbaÅŸa bırakıyorum. Okumadıysanız okuyun, unuttuysanız hatırlayın diye… Â
***
İSVEÇ BASINI VE KAMUOYU LOBİCİLERE TESLİM! Â
60'lı ve 70'li yıllar İsveç basınının militan gazetecilik dönemiydi. Bu dönemde o güne kadar gizli kalmış pek çok olay gün yüzüne çıkmış, güç odakları gazetecilerden illâllah demiÅŸti. Bu süreçte epey sarsılan büyük kurum ve kuruluÅŸlar 80'li yıllarda kendilerini gazetecilerden korumak ve kamu oyunu etkin bir biçimde yönlendirmek amacıyla bilgi ve iletiÅŸim uzmanları yetiÅŸtirmeye baÅŸladılar. Böylece İsveç, 80'li yıllardan itibaren lobi faaliyetlerinin açık ve resmen yapıldığı hatta kurumlaÅŸtığı bir ülke haline geldi.Â
Â
En etkin ve köklü lobi gruplarının arasında 2 milyon üyesiyle işçi sendikasını, öğretmenler birliÄŸini, emlakçılar birliÄŸini, kiracılar derneÄŸini ve 1900'lü yılların büyük bir bölümünde ülkenin genel alkol politikasını etkileyen YeÅŸilaycıları sayabiliriz.Â
Günümüzde eskinin dev organizasyonlarının, bağımsız sivil toplum örgütlerinin yerini profesyonel bilgi iletiÅŸim ÅŸirketleri almaya baÅŸladı. Bir çok kurum ve kuruluÅŸ, hatta parlâmentodaki partiler lobi faaliyetlerini bu profesyonel ÅŸirketlere sipariÅŸ eder oldu.Â
Â
Büyük paraların döndüğü ve profesyonel çalışma yöntemleriyle yapılan bu yeni lobicilik türü, kamu oyu oluÅŸturma ve politikayı etkileme gücünün büyük sermayelerin eline geçmesine yol açtı. Â
Â
Lobicilerin çalışma yöntemleri Â
Güçlerini bilginin öncelikli, ayrıntılı ve ustalıklı kullanımından alan lobi gruplarının hedefi medya aracılığıyla kamuoyunu ve politikacıları yönlendirmek.Â
Â
Usta bir lobici fikir ve yoruma yok denecek kadar az yer verir. Bilgi daÄŸarcığının içindeki hangi bilgilerin kamuoyunu kendi doÄŸrultusunda etkileyeceÄŸini çok iyi bilir. Bu bilgilerini araÅŸtırma ÅŸirketlerine ısmarladığı istatistiklerle pekiÅŸtirmeyi de ihmal etmez. Â
Â
Lobiciler, gazetecilerin yoÄŸun çalışma temposu içinde haber kaynağına yeterince ve derinlemesine ulaÅŸamamasını kendi amaçları doÄŸrultusunda çok bilinçli ve usta bir biçimde kullanırlar.Â
Â
Sonuçta gazetelerdeki haber ve yorumlar, ele alınan konunun incelenmesi araÅŸtırılaması ve her yönüyle açığa kavuÅŸturulmasından çok lobi gruplarının ürettiÄŸi fikirlerin yansımasından ibaret kalıyor.Â
Â
Birbirine karşıt lobi gruplarının savaşında ise, elde ettiÄŸi bilgiyi kendi hedefleri doÄŸrultusunda ilk ve en etkili biçimde kamu oyuna ulaÅŸtıran grup galip geliyor. Â
Â
İsveç'teki lobi gruplarının çalışma yöntemlerinde hile, yalan, iftira gibi yöntemler yok. OlabildiÄŸince dürüst ve açık olabilmek en azından görünüşte temel ilkeleri. İşin sırrı bilginin ustalıklı ve yönlendirici olarak kullanılmasında.Â
Â
Â
Koridor politikacıları  Â
Lobi sözcüğünün İngilizce ''koridor'' dan gelmesi nedeniyle koridor politikacıları da denen lobiciler kamu oyu oluÅŸturma çalışmalarında politikacıları yakın takibe alıyorlar. Onlara da aynı gazetecilere olduÄŸu gibi kampanyasını yürüttükleri konuyla ilgili hazır bilgiler sunuyorlar. Politikacılar da bu bilgileri kendi araÅŸtırmaları ve düşünceleriymiÅŸ gibi kullanıyorlar.Â
Â
Bu iÅŸte çok usta olan lobiciler, politikacıların basın açıklamalarını yazacak kadar ileri gidebiliyorlar. Geçenlerde Dagens Nyheter gazetesine bu konuda açıklama yapan ödüllü bir lobicinin, ''Politikacıların önlerine gelen her konu üzerinde fazla düşünecek ve araÅŸtırma yapacak vakitleri yok. Bizim onlara hazır olarak sunduÄŸumuz bilgileri minnetle kabul ediyorlar. Benim hazırladığım ve politikacılara verdiÄŸim metinler çoÄŸu zaman hiç deÄŸiÅŸtirilmeden yayınlandı gazetelerde; hem de bakanların imzalarıyla.'' sözleri olayın boyutlarını daha iyi açıklıyor sanıyorum.Â
Â
Yazının başında da belirttiÄŸimiz gibi lobi faaliyetlerinin politik alandaki etkileri çok ÅŸaşırtıcı deÄŸil İsveç toplumu için. Tam tersine yılın en baÅŸarılı lobicisine ödül verecek kadar legal kabul edilerek hoÅŸ görüyle karşılanıyor lobicilik. Bu hoÅŸgörünün temeli politik kararların etkilenmesi hakkının demokrasinin ÅŸartlarından biri olduÄŸu görüşüne dayanıyor.Â
Â
Ayrıca basın kamu oyunu ilgilendiren konularda fikri sorulan kurum ve kuruluÅŸların görüşlerini ve bu görüşlerin politik kararları nasıl etkilediÄŸini gösteren araÅŸtırma ve belgeleri her an okuyabilme olanağına da sahip.Â
Â
Bu legallik ve resmi hoÅŸgörü bütün lobi faaliyetlerinin ortalıkta ve gayet ÅŸeffaf bir biçimde yapıldığı anlamına gelmiyor elbette. Lobi faaliyetini ısmarlayan da, uygulayan da olayın gizli kalması, en azından kamu oyu tarafından hissedilmemesi için elinden geleni yapıyor. Â
Â
Kamu oyu oluÅŸturulan bir konuda lobicilerin parmağının olup olmadığını, olduysa ne dereceye kadar, ne ÅŸekilde olduÄŸunu bulmak ise gazetecilere kalıyor. Sıradan vatandaşın lobi faaliyetlerinin nerede baÅŸlayıp, nerede bittiÄŸini kestirmesi oldukça güç. ÇoÄŸu lobi faaliyeti de gazetecilerin bile dikkatinden kaçarak kamu oyunun gündemine oturuyor ve gazeteciler olayın farkına varana kadar atı alan Üsküdar'ı geçmiÅŸ oluyor. Aynı aÅŸağıdaki örnekte olduÄŸu gibi:Â
Â
1992 yılında E4 kara yolunun Skone bölgesinden geçirilmesi düşünülmekteydi. Fakat Helsinborg belediyesi yolun kendi sınırlarından geçmesini istiyordu. Belediye bu yolun Helsinborg'ye çok uzak olan Skone bölgesinden geçmesini engellemek için profesyonel bir lobi ÅŸirketi olan JKL'ye baÅŸvurdu. JKL'nin çıkardığı bütçeye göre bu kampanyanın maliyeti 400 bin kron olacaktı. Â
Â
Kampanyanın ana hedefi parlâmentoda bir kanun teklifi hazırlanmasına ön ayak olmaktı. Bu teklif Skone bölgesinin geleceÄŸini ve bölgedeki doÄŸal dengenin korunmasını içerecek ve E4 kara yolunun bu bölgenin doÄŸal dengesine vereceÄŸi zararlar anlatılacaktı. Â
Â
JKL'nin meclisteki trafik komisyonu üyleriyle yaptığı düzenli ve sık görüşmeler meyvelerini gerek saÄŸ, gerekse sol partilerin E4'ün Skone yerine Helsinborg bölgesine yakın bir yerden geçmesini hararetle önerdikleri kanun tasarıları olarak vedi. Bu kanun tasarılarının onaylanması içinse kamu oyunun ve basının desteÄŸine gereksinme vardı elbette.Â
Â
JKL kamu oyu oluÅŸturma aÅŸamasında iÅŸe iliÅŸki kurulacak gazetecilerin listesini yaparak baÅŸladı. Dokuz büyük gazetede çalışan muhabir ve makale yazarları listenin baÅŸ sıralarındaydı. Â
Â
JKL'nin planlarının içinde konunun uzmanlarının (bazılarının maaÅŸlı olarak) medyada boy göstermesi de vardı. ÖrneÄŸin; trafik planlaması konusunda uzman olan Bo Björkman o zamanlar sık sık konuyla ilgili konferanslar düzenliyor, gazetelere konuyla ilgili makaleler yazıyor, basın toplantılarında uzmanların raporlarını kamuoyunun ilgisine sunuyor ve bütün bunları yaparken de üstüne basa basa ''ben bunları toplum için yapıyorum, belediyelerin yerel sorunları beni ilgilendirmiyor'' diyordu. Â
Â
Ama JKL'nin Helsinborg belediyesine gönderdiÄŸi ayrıntılı faturalarda Björkman'ın basında çıkan yazılarına ödenen para da vardı. Hatta bir paragrafta, Björkman ile 50 bin kron karşılığında bir sözleÅŸme yapılacağı ama bu sözleÅŸmenin kesinlikle gizli tutulacağı çünkü, olay duyulursa yaptıkları çalışmanın etkisinin ve inandırıcılığının azalması riskinin bulunduÄŸu belirtiliyordu.Â
Â
Bu olaylar, parlâmentodan JKL'nin çalışmaları doÄŸrultusunda karar çıkmasından birkaç ay sonra, 1993 yılında Helsinborg Dagblad gazetesi tarafından yayınlandı. Â
Â
Bu müthiÅŸÂ lobi faaliyeti gazetede yayınlanana kadar hiç kimsenin dikkatini çekmemiÅŸti. JKL olayı gizli tutmak için elinden gelen herÅŸeyi yapmıştı. İşin iç yüzünün farkına varan uyanık bir gazetecinin olayın üstüne gitmesine kadar toplum olayın normal bir çevre koruma hareketinden ibaret olduÄŸunu sanıyordu.Â
Â
Â
AB ve İsveç lobisi  Â
Avrupa BirliÄŸinin Brüksel'deki koridorları İsveçli lobi grupları ile kaynıyor. Hepsinin konusunda birer uzman olduÄŸu bu profesyonel lobicilerin hedefi politikacıları ve bürokratları istekleri doÄŸrultusunda etkileyerek yönlendirmek ve AB'den müşterilerinin isteklerine uygun kararlar çıkmasını saÄŸlamak. Â
Â
Brüksel'de lobi faaliyetleri yürüten firmalardan biri olan Kreab'da grevli Anne Flonneau; "Politikacılar ve bürokratlar her zaman her ÅŸeyi bilemezler, onları bilgilendirmek, ayrıntılardan haberdar etmek bizim görevimiz.'' diyor yerel gazetelerden birine yaptığı açıklamalarda.Â
Â
Bu konuda bir örnek de veriyor Flonneau: Kuzey ülkelerindeki ve İngilteredeki bira üreticileri bira üretimine konulan vergileri çok yüksek bularak Kreab'tan yardım isterler. Bunun üzerine Flonneau, AB parlementerlerine bir mektup yazarak bira vergisi konusunda bilgiye ihtiyaçları olup olmadığını sorar. 626 parlementerden 60'ı olumlu cevap verir. Önce bu 60 kiÅŸiyle bire bir görüşmeler yapılır. Sonra da AB komisyon üyeleri ve bira üreticileri parlâmentoda düzenlenen seminer ve toplantılarda bir araya getirilerek AB komisyonunun bira üreticilerinin durumu hakkında derinlemesine bilgilenmesi saÄŸlanır.Â
Â
Flonneau, bu toplantılarda kendilerinin hiç bir ÅŸekilde görüş ve yorum bildirmediklerini, sadece organizatör konumunda kaldıklarını özellikle vurgulayarak, ''Biz müşterimize toplantıdan önce konuyu nasıl sunacağına dair yol yordam öğretiriz. Toplantı sırasındaki diyalog doÄŸrudan parlâmenterlerle müşterimiz arasında gerçekleÅŸir. Kreab orada sadece toplantıyı düzenleyen firma olarak bulunur.'' diyor. Â
Â
''Bir konu gazetecilerin ilgisini çekip de hakkında yazı yazıldığı zaman, AB'deki bürokratlar diyorlar ve hemen o konuda harekete geçiyorlar'' diyen Flonneau, bu üç yıllık kampanya süresince, her ay AB'nin vergi konularına bakan komisyon üyeleriyle buluÅŸur ve onlara yeni bilgiler sunar. İki ayda bir de iÅŸvereni, yani bira üreticileri temsilcisiyle buluÅŸarak hem rapor verir hem de temsilciyle beraber hangi gazetelerin yazı kurullarına -öncelik her zaman Brüksel medyasında olmak üzere- ne gibi basın açıklamaları hazırlayacakları, kimlerle röportajlar ayarlayacakları gibi konularda yeni stratejiler belirler. Â
Â
Â
AB'de ''lobicilik'' nasıl yapılır? Â
Lobi uzmanlarına göre, ''adalet isteme'' ya da ''acındırma'' gibi yöntemlerin iÅŸe yaramadığı, genellikle AB'nin bütünlüğünü güçlendirmeye yönelik tekliflerin deÄŸerlendirilmeye alındığıAvrupa parlementosu, 1997 yılından itibaren Brüksel'de aktif olarak çalışan bütün lobicileri kayda geçirmeye baÅŸladı. Böylece parlementoda yapılan lobi faaliyetlerine resmiyet, açıklık ve düzen getirilerek kontrol saÄŸlandı.Â
Â
AB'nin kayıtlarna giren lobiciler iÅŸini takip ettikleri kurum ya da kuruluÅŸun adının da yazıldığı periyodluk bir ''serbest giriÅŸ kartı'' alıyorlar. Süresi dolan giriÅŸ kartının yenilenmesini isteyen lobicilerin, dönem içinde yaptıkları çalışmaları parlementoya rapor etmeleri gerekiyor. Â
Â
Kurallar:Â Â
AB komisyonunun lobi gruplarından/firmalarından gelen bilgileri kabul etmesi ve değerlendirmesi için belli kurallar var. Bu kurallara uymayan lobicilerin serbest giriş kartı iptal ediliyor.
- Kendisine görev veren kurum ya da kuruluÅŸu açıkça bildirmek,Â
- Hazırladığı raporlarda kafa karıştırıcı, yanıltıcı, konuyu çarpıtan kavram ve bilgilere yer vermemek,Â
- Komisyonda kendi adamlarına iÅŸ ayarlamamak,Â
- Yanlış anlaşılabilecek bilgileri yaymamak,Â
- Komisyon belgelerinin ticaretini yapmamak,Â
- Yalan söylememek Â
Â
Kültür etkinlikleri ve lobicilik Â
Lobicilik sadece politikayla sınırlı kalmayıp hayatın her alanına sızmış durumda. Kültür ve sanat etkinliklerinde de -özellikle uluslararası olanlarında- lobi faaliyetlerinin ayrı bir önemi var. Â
Â
1998 yılında Nobel ödülü alan Portekizli yazar dkme Saramagos'un ödülünün arkasında - Nobel komisyonu her ne kadar inkar etse de- çok baÅŸarılı bir lobi çalışması olduÄŸu biliniyor: Â
Â
Portekiz truzim bürosu, Saramago'nun kamuoyuna tanıtılması için İsveç'teki bir halkla iliÅŸkiler firmasıyla anlaşır. Firmanın sahibi Jerry Bergström Dagens Nyheter gazetesine yaptığı bir açıklamada '' Portekiz o güne kadar hiç nobel ödülü almamıştı. Bizim görevimiz bu durumu deÄŸiÅŸtirmekti.'' diyor. Â
Â
Bergström'ün girişimleriyle Stockholm'ün tanınmış kitapçılarından birinde Saramago'nun da hazır bulunduğu büyük bir seminer düzenlenir. Bu arada gazete ve dergilerde, radyo-televizyon kanallarında röportajlar ayarlanır.
Sonuç olarak bütün bu çabalar meyvesini verir ve Saramago Nobel ödülünü alır.Â
Â
Türk lobisi  Â
İsveç'te yayınlanan Türkçe dergi ''Prizma'' için Stockholm'de yaÅŸayan yazarımız Demir Özlü ile yaptığım bir röportajda Özlü; ''İsveç'te Türk lobisi var mı?'' sorusuna ÅŸu yanıtı vermiÅŸti:Â
Â
''Hiç sanmıyorum. Çok iyi mevkilere gelmiÅŸ Türklerin olması lazım. Bir yanda da Türk hükümetinin yaptığı uygulamalar var. Aynı fikirde olamıyoruz ki onu savunalım. Bir ÅŸeyi savunmaya kalkıyoruz, arkadan savunamayacağımız ayıp denebilecek bir uygulama geliyor. Türkler bir kulüp bile kuramadılar burada. Bir kültür kulübü mesela; kadınlı erkekli, arada sürtüşmeler kavgalar, çekememezlikler olmadan kültürel toplantıların yapıldığı. Bir aralar ben, burada edebiyatla ilgilenen birkaç kiÅŸiyi bir kahvede Pazar günleri toplamaya çalıştım. En sonunda hepsi birbiriyle kavga etti ve gitti.''Â
Â
BaÅŸka söze gerek var mı?Â
Â
Â
Stockholm'de lobi faaliyetleri yürüten önemli PR-bürolarından bazıları: Â
KreabÂ
Personel: 54 Gelir: 96,3 milyon kronÂ
Lobi oranı: % 5 Â
JKLÂ
Personel: 37Â
Gelir: 50 milyon kronÂ
Lobi oranı: %15 - 20 Â
Burston-MarstellerÂ
Personel: 24Â
Gelir: 33,7 milyon kronÂ
Lobi oranı: % 30 - 40 Â
Andréasson PR
Personel: 22Â
Gelir: 19,1 milyon kronÂ
Lobi oranı: %15 Â
Hill & Knowlton ABÂ
Personel: 17Â
Gelir: 15,3 milyon kronÂ
Lobi oranı: %10 Â
Gullers GruppÂ
Personel: 12Â
Gelir: 12,8 milyon kronÂ
Lobi oranı: 25 proc Â
IdétorgetÂ
Personel: 13Â
Gelir: 12,5 milyon kronÂ
Lobi oranı: %50 Â
Lobi faaliyetleri konusunda daha geniş bilgi edinmek için:
Follow @dkmedya
Sigurd Allern, NÃ¥r kildene byr opp til dans, Pax Forlag, Oslo, 1997.Â
Gunnar Falkemark, Politik, lobbyism och manipulation. Svensk trafikpolitik i verkligheten, Nya Doxa, 1999. Anders Johnson, Rätt att lobba. Om politisk påverkan efter korporatismens fall, Timbro, 1999.Demokratiutredningen, skrift nr 18, Lobbning. (SOU 1998:146)








