Münevver’in yüzü eskimişti artık. Medyamıza tepe tepe kullanacağı  Bir de derler ki bizim kültürümüzde ölünün arkasından konuşulmaz.
 Lafügüzah…
 Öyle de bir konuşulur, öyle de bir atıp tutulur ki. Bunun en uç ve vahşi örneğini de medya sergiler. Nasılsa ölüler cevap veremez, kendini koruyamaz, tekzip gönderemez…
 Katiller bir, medya bin defa öldürür.
 Üstelik katil bir kişiyi öldürürken medya toplu katliam yapar. Medyanın doymak bilmez karnına bir kişinin hayatının sönmesi yetmez çünkü. İşkembe geniştir ne de olsa. Eş, dost, çoluk çocuk, akraba kim varsa geride kalan hepsinin canına okunmalı ki tam olsun.
 Söz konusu Teşvikiye cinayetinde de aynı şey oldu. Münevver’in ölü bedenini yeterince s
 Geride kalanlar hiç düşünülmedi. Maktulün yirmi yaşında bir kızı, on dört yaşında bir oğlu varmış; bu çocukların da bir hayatı varmış; yapılan sorumsuz yayıncılık sonrası insan içine çıkamaz haline gelebilirlermiş; annelerinin ölümüne mi yansınlar yoksa gazetelerde çıkan haberlere mi bilemezlermiş ne gam…
İnsan hayatının ne önemi vardır ki medyanın reyting kaygılarının yanında?!...Â
Â
Her katilin, paçayı ufak bir ceza ile kurtarmak için yalan söyleyebileceğini, kurbanına iftira atabileceğini de akıllarına bile getirmezler nedense.
Hele hele ortada seksi manşetler atabilecekleri cümleler varsa bu ihtimali düşünmek bile istemezler.
Â
Teşvikiye cinayetinin manşetleri bu durumun çarpıcı bir örneğini sunuyor bize.
 Medyaya, katilin maktulün söylediğini iddia ettiği  "Birlikte olduğum erkekler içinde en iyisi sensin" sözü yetmedi.
 Başlık daha çarpıcı, daha iç gıcıklayıcı olmalıydı yoksa müşteri tatmin olmazdı.
Ve o ifadeyi evirip çevirip ‘’Seviştiğim erkekler içinde en iyisisin,’’ şeklinde manşet yaptılar… Hem de maktulenin en seksi, en şuh fotoğrafları eşliğinde…  Vicdansızlar!
 Bu konuyu daha fazla uzatmayı içim kaldırmıyor...
Â
Bu tür haberleri yapmaya elleri varan medya mensuplarına bir tek soru sormak istiyorum sadece:
Â
Kendi karınız, anneniz, kardeşiniz ya da kızınız böyle bir cinayete kurban gitseydi haberi aynen böyle mi verirdiniz?
Â
Bu soruya vicdanınız hiç sızlamadan ‘’evet’’ diyebiliyorsanız eğer, sadece ‘’Allah ıslah etsin sizi’’ derim, başka da bir şey demem.








