Gazeteciler.com’da eÄŸlenceli bir haber yapmış arkadaÅŸlar. Genelkurmay'ın 30 AÄŸustos resepsiyonunda davetiyelerde belirtilmesine raÄŸmen smokin giymeyen gazetecileri dolamışlar dillerine. Â
Â
Bu haber aklıma bu tür davetlerin o kadar da eğlenceli olmayan, ayıplı ve çözümsüz ‘’türban’’ sorununu getirdi.
Â
Ortalık Kürt açılımları, Umre ziyaretleri ile kaynarken sen hala oralada mısın, diye soracak olursanız, hiç tereddütsüz ‘’evet, hala oralardayım,’’derim. Â
Â
Herkes, hatta ayrımcılığa uğrayanların kendileri bile artık kanıksamış olabilirler bu durumu. Ama kadınlara -sırf başlarının örtüsü yüzünden- yapılan bu ayrımcılık beni hala ve aynı şiddette incitiyor. Bu mesele çözülmeden de içim rahatlamayacak.
Â
Bir düşünsenize, 30 AÄŸustos Zafer Bayramı nedeniyle resmi bir davet veriliyor ve o davete ülkenin CumhurbaÅŸkanı’nın ve BaÅŸbakanı’nın eÅŸleri türbanlı diye katılamıyorlar ama adı türlü ÅŸaibelere karışmış bir Ferda Paksüt katılabiliyor.Â
Â
İdeolojik ve vicdansız bir gövde gösterisi karşısındayız sanki.Â
Â
(Yanlış anlaşılmasın. Ferda Paksüt katılmasın demiyorum. Katılsın bana ne. Ama birazıcık olsun adalet varsa eÄŸer, Genelkurmay BaÅŸkanı’nın EÅŸi ile aynı fotoÄŸraf karesinde olması gereken Hayrünissa Gül ve Emine ErdoÄŸan da katılsın, diyorum.)Â
Â
Gelelim gazeteciler cenahına… Â
Â
Genelkurmay açıldıkça açılıyor. Ne güzel. Baksanıza gazeteciler kontenjanına internet medyası mensuplarını bile katıyor artık. (Ayrıca, bu bir lütuf değil, çoktan olması gereken bir şeydir.) E, ‘’dinci’’ medya mensuplarına da çoktan açıldı kapılar. Ama tabii ki sadece erkeklerine. Kadınlara ise -istenen kalıplara şeklen uymuyorlarsa eğer- tüm kapılar hala kapalı.
Â
Bu tür davetlerde, Hayrünissa Gül’ün, Emine Erdoğan’ın davet edilmemesi ne kadar ayıplıysa Nihal Bengisu Karaca’nın, Elif Çakır’ın, Özlem Albayrak’ın bulunmaması o kadar utanılacak bir durumdur. (Gidip gitmemeleri önemli değil tabii ki. Sadece gitme haklarının olması gerekir.)
Her neyse, fazla dolandırmayalım da -bu büyük ayıbı ve haksızlığı- bir nebze olsun hafifletecek bir çözüm sunalım Genelkurmay’a…Â
Â
Hani, davetiyelerde davetlilerin ne tür giyinmeleri gerektiÄŸini yazan bölüm var ya; iÅŸte oraya kadın davetlilerin saç durumları ile de ilgili bir not düşülsün, diyorum ben. Â
Â
Mesela, ‘’Saçlar hiçbir ÅŸekilde kapatılmayacaktır!’’ densin ya da gecenin anlamına uygun bir saç ÅŸekliyle gelmeleri önerilsin. (Hani orta öğretimde kızlara ‘’saçlar uzunsa örülecek ya da at kuyruÄŸu yapılacak’’ denirdi ya onun gibi.)Â
Â
Davetiyede bu kadar açık ve net olunursa, çağırılacak eÅŸlerin başı açık mı kapalı mı diye kırk dereden su getirmeye gerek kalmaz. Davetiyeyi alan kadın davetli, biçimsel şartlara uyuyorsa –ya da uyabilirse- gider, uymuyorsa gitmez. Ama sonuçta seçim kendisinin -olmuÅŸ gibi- olur; en azından külliyen dışlandığı duygusunu yaÅŸamaz (belki). Â
Â
Davet sahibi de insanları ayırdığını, incittiÄŸi söyleyen vicdanının sesini bastırmış olur (belki). Â
‘’İyi de, davetiyeye böyle bir not düşülürse, davet sahibinin yasakçı ve ayrımcı zihniyeti alenen ilan edilmiÅŸ olur,’’ diyorsunuzdur ÅŸimdi siz… Â
Â
Ama olacak artık o kadar… HoÅŸlansak da hoÅŸlanmasak da her ÅŸeyin bir bedeli var bu hayatta.  Â
Â
Esin kaynağı yazı: Resepsiyonda gazetecilerden 'smokin açılımı'
dilek@dorduncukuvvetmedya.com
NOT: Bu yazı gazeteciler.com'dan alınmıştır.









Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için