NECEF UĞURLU - KAYDA GEÇSİN
Ülkemizde perde arkasında neler dönüyor ekranlardan sabah akşam bu anlatılıyor, öyle ki biz vatandaşlar perde arkası bombardımanlarını dinlemekten burnumuzun ucunda olanları göremez hale geldik.
Â
Perde arkasında ki kukla oynatıcılarının kimler olduğu teorisyenleri , bilir kişileri diye bir meslek grubu oluştu ekranlarda. ‘ Perde Arkası Bilirkişileri’ ni kayda geçiriyoruz. Çoğunun akademisyen, gazeteci , akıllı insan bildiklerimiz olmasını da hayretlerimizle birlikte ayrıca kayda geçiriyoruz. Perde arkası teorisi üretmekten kendi işlerini yapamaz hale geldikleri akla ziyan bir durum.
‘Ekran Bilir Kişileri’ ne göre artık neredeyse tüm devlet birimleri kuklalardan ibaret, kuklaların arkasındaki oynatıcıların kimler olduğu da ‘ Bilir Kişi’ ye göre değişiyor ama arkada bir oynatıcı olduğu ve her şeyin kukla olduğu algısı iyice yerleşti. Öyle ki , bir sabah kalktığımda kollarım bacaklarımın istemim dışında hareket edebileceğini düşünür hale geldim. Aklımı kaçırmaktan korkuyorum.
Tam bu sırada ‘Akıllı tahta’ projesi çıkmasın mı !
Evet akla ihtiyacımız var ama tahtasına değil.
Bize ‘ akıllı tahta ‘ değil ‘ akıllı insan’ lazım .
Akıllı tahta akıllı insan yetiştirecekse , bu teoriyle Türk’ ler gene dünya tarihine bir başka imza atıyorlar, çünkü ‘ Akıllı Tahta’yı icat eden akıl , akıllı tahta önünde yetişmedi kayda geçirelim.
Bizim bu durumda sorunumuz akıllı tahta değil, akıllarda tahta eksikliği bunu da ayrıca kayda geçirelim.
Ve ekranlarda artık tahammül edilemez hale gelen bir başka olguya geçelim , o da ‘Mağdur’ kavramı . Tarihimiz boyunca mağdur sıkıntımız olmamıştır. Maaşallah kendi yurttaşından şüphelenmek üzerine kurulan bir sistemin şüphe fabrikatörleri hep iş başında olmuş , şüpheliler de istemleri , maksatları dışında hatta bazıları olan bitenden bihaber kurbanlar olmuşlardır.
Ama şimdilerde ekranlarda mağdur olmadan mağdur sıfatı almaya pek hevesli bir grup insanla karşı karşıyayız. Bu durumda hem biz izleyiciler hafızamızın nisyan ile mağdur olduğu varsayımına dayanılarak mağdur ediliyor, (sanki bunların ne halt karıştırdıklarını unuttuk ) hem de gerçek mağdurlar perdelenerek katmerli mağdur hale geliyorlar. Bunu vicdanlarımız şakır şakır kayda geçiriyor.
Bu çakma mağdurların hiç mi vicdanı yok, yüz suratları yok onu zaten biliyorduk . Haksızlığa uğramış, kurban edilmiş, yanlış anlaşılmış , maddi manevi işkence edilmiş, ayrımcılığa tabi tutulmuş, işsiz bırakılmış, işsiz bırakıldığı için aç susuz gezmiş, şiddet görmüş , yarını tehlikede, yasaklanmış insanlara ‘mağdur , mazlum’ denir. Benim ekranlarda izlediğim ‘mağdur’lar işsiz bırakıldıkları dönemlerde bile bir elleri yağda bir elleri balda insanlar. Sadece bazen yandaşı olmaya pek hevesli oldukları her iktidar döneminde yalaka kadrosuna alınmalarında biraz gecikmeden dolayı bekleme mağduriyetleri var. Malum bu işe talep çoktur, eh yalaka kuyruklarını eritmek iktidarlar için zaman alıyor, yalakalar da mağdur oluyorlar beklemekten, buna ‘Yalaka Mağduriyeti’ diyebiliriz.
Artık analı, oğullu, babalı kızlı, aile boyu bu çakma mağdurlardan İllallah geldi. Öyle ki sıradan insanların zaferi olması gereken demokrasinin bu binbir suratların zaferi haline gelmesi bir yana, kendi aralarında paylaşımı durumuna gelmesi ibret verici. Değişimden yana görünen ama değişimin önündeki en önemli engel gene onlar, biz bıktık ama medya bunlardan bıkmadı hala ekranlardalar. Hem kazanan ve her daim mağdurlar ! Bu büyük medya rezaletini kayda geçiriyoruz.
Fenerbahçe Başkanı olmaya ve Fenerbahçe zarar görürse 45 milyon dolar gibi bir rakamı kendi kesesinden vermeye talip Aydınlar’ı da kayda geçirelim. Adam 45 milyon doları gözünü kırpmadan vermeye hazır, içim ezildi, demek zenginlerinde sevgi açlığı var ,bir büyük camiaya ait olma, sevilme isteğiyle kalpleri tutuşuyor ama bütün bunlar para ile satın alınmıyor onu da akılları almıyor olsa gerek ki hala bastırırım parayı mantığıyla konuşuyorlar. Aziz Yıldırım’ın farkını, çubukların maneviyatını anlamayanları da kayda geçirirken , bu sözler bana , özgür toplumların yoksul çoğunluğu, gerçek mağdurları görmediği zaman zenginlerini asla koruyamayacağını hatırlattı. Sayın Aydınlar, içerik, öz yani gerçek anlam fakirleri zengin, içeriksizlik zenginleri fakir yapar. Neyse belki ‘Akıllı Tahta’ lar zenginlerimizin derdine derman olur.
Sevgiyle...
Necefugurlu@gmail.com
Follow @dkmedya






