HASAN ÖZSAN
Bolu'da rahatsızlanınca hastaneye götürülen 11 yaşında bir kız çocuğunun 8 aylık hamile olduğu ortaya çıktı. Kocası hastanede kalmasına razı olmamış, alıp evine götürmüş.
Daha önce de, Adana'da, 47 yaşındaki İngilizce öğretmeni, aşık olduğu 15 yaşındaki kız öğrencisini kaçırdığı haberini okumuştuk.
Gün geçmiyor ki benzer haber gelmesin…
Çocuk gelinler denilince aklıma “Ağ elime mor kınalar yaktılar” türküsü gelir.
Kına gecelerinde söylendiğinde yaşları kaç olursa olsun gelinleri, anneleri, ellerine kına yakanları ağlatır…12 yaşında gelin olan çocuk gelinin bu feryadı dinleyenin içini yakar, kavurur.
Ağ elime mor kınalar yaktılar
Gaderim yok gurbet ele sattılar
On iki yaşımda gelin ettiler
Ağlar ağlar göz yaşımı silerim of of
Merdivenden indim indim yıkıldım
Mevlam izin verdi gene dikildim
Her çiçekten aldım aldım takındım
Gırmızı gül sende kaldı tamahdım of of
Yüce dağ başında asmalı pınar
Asması yıkılmış suları harlar
Galındı gal gal süpürgü çaldığım evler
Başım alıp gurbet ele giderim of of
-Denizli/Acıpayam-Süleyman Uğur-Nida Tüfekçi-
Kimdi bu çocuk gelin,ismi neydi, nereye gelin ettiler, başına neler geldi, bu acıyı yaşamı boyunca nasıl çekti bilmiyoruz…
Ama bu türküden anlaşılıyor ki Anadolu’da eskiden beri sürüp gelen bir acı, bir utanç bu…
Sadece bizim ülkede değil, geniş bir coğrafyanın içinde pek çok çocuk gelin var… Kimse duyarsız kalamıyor aslında, ama dile getiren az.
Bazı aydın, gazeteci, sanatçı, bilimadamı, sivil toplum örgüt üyeleri bu konuyu gündeme getirmeye çalışıyor, çabalıyor.
Sezen Aksu “ Ünzile” adlı parçasında bu konuyu dile getirir.
1973 doğumlu Amerikalı kadın fotoğraf sanatçısı Stephanie Sinclair bu insanlık dramını ve utancını belgelediği fotoğraf dizisiyle FreeLens ödülünü aldı. ( Mutlaka bknz ve açıklamaları okuyunuz: http://www.stephaniesinclair.com/childbrides/ )
İşin daha acı yanı İslam coğrafyasının, özellikle kırsalında yaşlı erkekler dini gerekçelere dayanarak kendilerine çocuk gelin alabiliyorlar.
Hatırlayacaksınız, Yetmişsekiz yaşındaki bir gazeteci, ondört yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıkınca, “Bana nikah düşer, onunla evlenirim” diyerek kendini aklamaya kalkışmıştı. Olmayacak kötü bir geleneği dini gerekçe göstererek sürdürme çabalarıdır bunlar.
Diğer yandan, bazı türkü ve şarkılarımızda onüç- ondört yaşındaki kız çocuklarına hiç de çocuk gözüyle bakılmadığı görülür. Örneğin, Karacaoğlan “On beş yaşında kırk beş belikli / Bir kız bana emmi dedi neyleyim” diye hayıflanır. Başka şiirlerinde de onüç-ondört yaşındaki kız çocuklarına aşk güzellemeleri yapmıştır. Ali Ulvi Baradan’ın nihavend şarkısı hâlâ popülerdir ve içkili muhabbet meclislerinde hep bir ağızdan mutlaka söylenir:
“Henüz girmiş onüç-ondört yaşına
Edâlı, işveli köylü güzeli
Gel seni, köylü kız, alıp kaçayım
Telli duvağına altın saçayım”
Peki, çocukların cinsel istismarına teşvik değil mi bu tür şarkı ve türküler? Toplumun bilinç altına, gayet hoş ezgi ve sözlerle kız çocuklarına cinsel yaklaşımın doğal olduğu yerleştirilmiş olmuyor mu? Böylesi şarkı ve türkülerin üzerine gidilmesi gerekmez mi? Yoksa yasakçı bir zihniyet mi benimkisi?...
hasanozsan@gmail.com
Follow @dkmedya






