''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Odatv'de yapılan aramalara ilişkin Hanefi Avcı ile Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın'ın da aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 14 şüpheli hakkında düzenlenen iddianame, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Â
Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız'ın hazırladığı 134 sayfalık iddianamenin Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayında yeni açılan özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince incelenmesi tamamlandı.
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Odatv'de yapılan aramalara ilişkin hazırlanan İddianamede, ''Ergenekon silahlı terör örgütü''nün bir medya yapılanmasının olduğu, bu medya yapılanması vasıtasıyla kamuoyunu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştığının, kaos ve düzensizlik ortamı oluşturma maksatlı provokatif eylemlerinin toplumda sansasyonel etki oluşturabilmesini sağlamak amacıyla medya yapılanması alanında çalışmalar yaptığının tespit edildiği kaydedildi
Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız'ın hazırladığı ve özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 134 sayfalık iddianamede, ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''ne yönelik bugüne kadar yapılan soruşturmalarda ele geçirilen örgütsel içerikli dokümanlar ve elde edilen tüm deliller çerçevesinde örgütün nihai amacının sürekli kaos ve kargaşa içerisinde, ekonomik kriz, iç etnik çatışmalar ve terör ile uğraşan zayıf bir devlet oluşturarak ülkeyi yönetilemez hale getirmek olduğu belirtildi.
İddianamede, örgütün devlet otoritesini içte ve dışta zafiyete uğratmak, böylece örgütün daha rahat etki edip yönlendirebileceği siyasal iktidarlar oluşturmak, örgütün belirlediği gizli amaç ve prensiplerin dışına çıkan tüm siyasal iktidarları değişik yöntemlerle kontrol altına almak, bu başarılamadığı taktirde yasama ve yürütme organlarını devirip kendi ideolojik amaçları doğrultusunda devlet yönetimini ele geçirmek olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.
İddianamede, ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün bu amaçlarına ulaşabilmek için gerçekleştirdiği faaliyetlerine yönelik yürütülen soruşturmalar neticesinde, silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek, halkı yürütme organına karşı silahlı isyana tahrik etmek, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek, terör örgütüne ait silahları depolamak, genel güvenliği kasten tehlikeye sokacak şekilde patlayıcı madde bulundurmak ve kullanmak, nitelikli kasten öldürmeye azmettirmek, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri çalmak, temin etmek, yasaklanan bilgileri temin etmek, açıklamak, kişisel verileri kaydetmek gibi suçlardan birçok şüpheli hakkında farklı tarihlerde iddianameler düzenlendiği belirtildi.
ÖRGÜTÜN MEDYA YAPILANMASI
Örgütün yöneticileri, üyeleri ve faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar sonucunda, ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün bir medya yapılanmasının olduğu, bu medya yapılanması vasıtasıyla kamuoyunu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştığı belirtilen iddianamede, kaos ve düzensizlik ortamı oluşturma maksadı amaçlayan provokatif eylemlerinin toplumda sansasyonel etki oluşturabilmesini sağlamak amacıyla medya yapılanması alanında çalışmalar yaptığının tespit edildiği kaydedildi.
İddianamede, ''ERGENEKON-Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Strateji Geliştirme Projesi'' isimli temel örgütsel dokümanda da, medyanın işlevi ve toplum üzerindeki etkilerinden bahsedilerek, örgütün kendi medya kuruluşlarını oluşturması ve mevcut medya kuruluşlarını da kontrol altına alması gerektiğinin bir strateji olarak benimsendiğinin anlaşıldığına yer verilen iddianamede, bugüne kadar örgütün medya yapılanmasına yönelik yapılan çalışmalarda, örgütün Ulusal Kanal, Avrasya Tv, Aydınlık dergisi, Cumhuriyet gazetesi, Strateji dergisi, Kanal B, Vatanseverinfo ve Acikistihbarat isimli web siteleri gibi medya organlarının bir kısmını kurdurduğunun, bir kısmını da kontrol altına alarak yönlendirdiğinin anlaşıldığı ve daha önceki iddianamelerde bu medya organları aracılığıyla yürütülen faaliyetlerin ayrıntılı olarak anlatıldığı belirtildi.
''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü'' yöneticisi Yalçın Küçük'e yönelik çalışmalar devam ettiği esnada, Yalçın Küçük'ün ''Odatv'' isimli internet sitesinin imtiyaz sahibi Soner Yalçın ve Odatv çalışanları ile örgütsel irtibatının bulunduğunun anlaşıldığı ifade edilen iddianamede, Soner Yalçın'ın da ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında haklarında işlem yapılan şüphelilerden birçoğu ile irtibatlı olduğunun belirlendiği bildirildi.
İddianamede, bu tespitler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan 2010/857 sayılı soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda, Yalçın Küçük'ün talimatı ile örgütün internet medyasını oluşturan Odatv'de örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda yönlendirme amaçlı yayın yapıldığı ve bu doğrultuda kamuoyunun şekillendirilmeye çalışıldığının belirlendiğine yer verildi.
''ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARIN İSİMLERİ KISALTILARAK VERİLDİ''
İddianamede, mümkün mertebe özel hayatın gizliliğine dikkat edilerek, şüpheliler ve soruşturma konusu suçla irtibatı olmayan üçüncü şahısların isimlerinin sadece baş harfleri yazılmak suretiyle kısaltıldığı vurgulandı. Mahkeme kararları doğrultusunda tespiti yapılan telefon görüşmelerinde delil mahiyetinde olmayan özel görüşmelerin iddianame içerisine alınmadığı vurgulandı.
''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün güncel medya stratejisini ortaya koyan ''Ulusal Medya 2010'' isimli dokümana bakıldığında, daha önce ele geçirilen ''Ulusal Medya 2001'' isimli dokümanla benzerlik gösterdiğinin görüldüğü anlatılan iddianamede, ancak ilk defa Odatv'den ele geçirilen ''Ulusal Medya 2010'' dokümanında, örgütün medya yapılanmasını yeniden şekillendirmek ve özellikle ''Ergenekon'' davasının görüldüğü süreçte medya organlarının ne tür stratejiler uygulayacağını belirlemek amacıyla yakın zamanda hazırlanan örgütsel bir doküman olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.
Söz konusu belgenin hazırlanış formatı itibariyle de daha önceden hazırlanan örgütsel dokümanlarla aynı formatta olduğunun tespit edildiği ifade edilen iddianamede, ''Ulusal Medya 2010'' isimli dokümanın yapılan incelemesinde, Odatv, Halk Tv, Ulusal Tv, Avrasya Tv, Kanal B ve Sözcü gibi yayın organları tarafından, Ergenekon ve benzeri davaların aleyhine yayın yapılması, kamuoyunun ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün çıkarları doğrultusunda yönlendirme amaçlı haberlerle şekillendirilmesi, davayı yürüten kurumların yıpratılmasının bir yayın politikası olarak benimsenmesinin gerekliliğinin vurgulandığının görüldüğü belirtildi.
İddianamede, ''Ulusal Medya 2010'' isimli dokümanın ''AMAÇ'' başlıklı bölümünde, ulusal medya oluşturulmasından ve bunun amaçlarından bahsedilerek bu kapsamda ''cumhuriyet içerisinde yuvalanmış şeyh, tarikat, cemaat ve genel olarak tüm irtica odaklarının ifşa edilmesi, dirençlerinin kırılması ve oluşan anti-Kemalist havanın dağıtılarak, vatanseverler eliyle tekrar özlenen Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin canlandırılmasında ulusal medyanın üzerine düşen görevlerin irdelenmesi ve kısa vadede uygulanması gereken çözüm yollarının tespit edilmesi zorunluluktur'' ifadelerine yer verildiği kaydedildi.
Söz konusu belgede, ''Bu amaçlar doğrultusunda 'Ergenekon' ve benzeri siyasal komplo/ihanet davaları sonucu tutuklananların serbest kalmaları ve şerefli Türk ordusuna, devrimci aydınlarına, ulusalcı kalemlerine ve siyasetçilerine, başta cemaat ve AKP yandaşları olmak üzere, komplo kuranların cezalandırılmaları için çıkarılacak Hıyanet-i Vataniye Kanunu kapsamında yargılanmalarının sağlanması amacıyla ulusal medya üzerine düşen görevlerin belirlenmesi gerekmektedir'' ibarelerinin bulunduğu kaydedilen iddianamede, ''Gülen ve Medya'' başlığı altında Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen medya kuruluşlarının etkinliğinden bahsedildiği anlatıldı.
''HOCADAN NOTLAR'' DOKÜMANI
İddianamede, Oda TV'den ele geçirilen hard disk içerisinde silinmiş bölgede bulunan ''Hocadan Notlar'' başlıklı bir belgede, Yalçın Küçük'ün talimatlarını içeren örgütsel notlar olduğu görüldüğü kaydedildi.
Belgenin içeriğine bakıldığında ''Örgütün Öcalan'ın kontrolünde olduğunu sürekli vurgula. Örgütü zayıf gösterecek yayınlardan uzak dur. PKK'yla ilgili sıkıntı çıkaracak haber yapılmaması konusu... Örgütü tek bir yapı olarak lanse etmeli. Örgüt Kürt hareketinin tek temsilcisi. Pehlivan'a söyleyelim şehit cenazelerini öne çekelim, hükümete karşı kullanalım. İmralı'dan gelenleri çarpıcı bir şekilde vurgula. PKK özdeştir Kürtler, Kürtlerin tek sözcüsü... Kürtlerle konuşulacaksa PKK ile konuşulacak... Satır aralarında vurgulayalım. Tek muhatap Öcalan. Öcalan'ın söylemlerini sürekli gündemde kalsın. Hükümet ile anlaşma yönünde gündemi sıcak kalsın. Bu konuda propaganda çok önemli, örgütün eylemleri bu noktada kullanılabilir...'' şeklinde ifadelerin bulunduğu kaydedilen iddianamede, ''Cemaat PKK ile anlaştı, yakınlaşıyor konusu işlensin, bir şeyler bulun. Medya önünde bir temas şekli yaratılamaz mı? Örgüte destek veren iş adamlarının çocuklarından bu okullarda okuyan yok mu? AKP ve Cemaat kamuoyunda kısa vade en etkili şekilde PKK üzerinden vurulabilir. Her türlü fırsat değerlendirilmeli'' ifadelerine rastlandığı belirtildi.
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Odatv'de yapılan aramalara ilişkin hazırlanan iddianamede, şüphelilerin ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü'' içerisinde gerçekleştirdikleri eylem ve faaliyetler arasında ülkede yaşayan halkın bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik etme amaçlı çalışmalar bulunduğunun tespit edildiği kaydedildi.
Özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız'ın hazırladığı ve özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 134 sayfalık iddianamede, Odatv'de yapılan aramalarda elde edilen delillerin incelemesi sonucunda, örgüt üyelerinin Yalçın Küçük ile gizli toplantılar yaptıklarının ve bu toplantılar sonucunda ''halkın tahrik edilerek ülkede kaos ve kargaşa ortamı oluşturulması'' amacına yönelik örgütsel kararlar alındığının tespit edildiği belirtildi.
İddianamede, Odatv'de ele geçirilen bir bilgisayar hard diski içerisinde yer alan silinmiş bölgede ''Yalçın Hoca ile görüşüldü'' ibaresi ile başlayan bir belge bulunduğu, belgede, Yalçın Küçük'ün talimatlarını içeren örgütsel notlar olduğu, bilirkişilerce yapılan teknik incelemelerde belgenin adının ''prj_60'' olduğunun anlaşıldığı vurgulandı.
Belgede, ''Yalçın Küçük ile yapılan toplantıda, sokakların çok önemli olduğu, gençliğin sokaklara inmesinin gerektiği, bu durumda geç bile kalındığı, birilerinin ayağa kalkması gerektiği'' gibi ifadeler yer aldığı anlatılan iddianemde, manipülasyon olursa AKP'nin çok zorlanacağının, Küçük'ün 1960 öncesinin tekrar incelenmesi gerektiğini söylediğinin belirtildiği ifade edildi.
Toplanan delillerden de bahsedilen iddianamede, örgütsel notların ayrıntılarıyla yer aldığı bir belgeden de şu bölümlere yer verildi:
''Kitleyi yönlendirecek çocuklar iyi belirlenmeli, dernekler öncülük edebilir ama en önde bizzat üniversiteliler olmalı. Devrim şehitlerinin fotoğrafları kullanılmasın. İlk planda kalabalığa gerek yok. İlk dalga çok önemli, fitil ateşlensin yeter. Gençlik hareketleri iktidar karşıtı gösterilere dönüşmelidir. AKP'nin yıpratılmasında çok ciddi bir koz. İslami demokrasi olamayacağının ispatı olacak bu hareket. Tüm ülkeye yayılırsa anlam kazanır. ADD'nin genel bir talimat vermemesi doğru. En güvenilir çocuklar derneklerin politikası değilmiş izlenimi vererek sokağı organize edebilirler. CHP Halkevlerinin bize yakın şubelerini harekete geçirmekte geç bile kaldı. Bunlar neden bu kadar atıl. Onlara da canlılık getirebilir. TGB olaylara katılmasın. Olayları ''Ergenekon'' organize ediyor diyecekler. Bu algı oluşmamalı. Ama irtibatları sağlayabilir.''
İddianamede, Odatv adlı internet sitesinde, bir taraftan PKK terör örgütü elebaşısının bir kısım açıklamalarını halkı sokağa dökmek amaçlı yayınlandığı, diğer taraftan da Türkiye'de sanki bir iç savaş varmış algısı oluşturulmasının hedeflendiği ve şüphelilerin yaptıkları telefon konuşmalarında da ''halkın bir an evvel sokağa dökülmesi yönünde beklentilerinin olduğunun açıkça anlaşıldığı'' vurgulandı.
''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün hedeflerine ulaşabilmek için örgütün medya yapılanması vasıtasıyla propaganda ve psikolojik harekat teknikleri kullanarak yaptığı yayınlardan bahsedilen iddianamede, ele geçirilen belgelerde ''ülkenin her yanının işgal edildiği, vatanın elden gittiği, TSK;ya karşı sistematik bir saldırı ve komplo düzenlendiği, şu dönemde verilecek mücadelenin Kurtuluş Savaşı'nda verilen mücadeleden farksız olduğu, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere toplumun her kesiminin bu gidişata son vermesi gerektiği'' vurgularının yapıldığı, devamlı surette Türk Silahlı Kuvvetlerinin darbe yapmaya teşvik edildiği kaydedildi.
İddianamede, Odatv'den ele geçirilen ''Ulusal Medya 2010'' isimli örgüt dokümanında da, diğer stratejilerin yanı sıra ''Saldırıların bilinçli olarak TSK ve Yüksek Yargı başta olmak üzere Anayasal Kurumlara karşı yürütüldüğü işlenmelidir'' şeklinde bir strateji belirlendiği, bu çerçevede ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''ne yönelik yürütülen soruşturmaların, TSK ve Yüksek Yargı gibi anayasal kurumlara karşı yürütüldüğü izlenimi veren yayınlar yapmasının kararlaştırıldığı, Odatv'nin yayınları incelendiğinde bu stratejinin açıkça uygulandığının görüldüğü belirtildi.
Odatv'den ele geçirilen bir bilgisayar hard diski içerisinde bulunan ''Bilinçlendirme'' isimli belgeye de yer verilen iddianamede, AK Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte irticai unsurların kuvvet kazandığının vurgulandığı aynı hard disk içerisinde bulunan ''teRTEmiz'' isimli belgede de ''TSK'yı tahrik edici yayınların yapılmasıyla ilgili konularda köşe yazarlarına destek verilmesi'' yazılı olduğu aktarıldı.
Elde edilen delillerden ve Odatv'nin yayınlarından bahsedilen iddianamede, Türk Silahlı Kuvvetlerini darbe yapmaya teşvik eden çok sayıda yayın yapıldığı, TSK'yı darbe yapması yönünde tahrik edici ifadelere yer verildiği kaydedildi.
Haber7.com
Follow @dkmedya






