medyajans
YUNUS NADİ'NİN TORUNUNDAN CUMHURİYET GAZETESİ KİTABI... PDF
smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

emine_usakligilEmine Uşaklıgil, Aşk-ı Memnu'nun yazarı Halid Ziya Uşaklıgil'in ve Cumhuriyet'in kurucusu Yunus Nadi'nin torunu. 18 yıla yakın Cumhuriyet gazetesinde çalıştı, yöneticilik yaptı. 1991'de yaşanan kriz sonrası Hasan Cemal ve ekibiyle birlikte o da gazeteden bir daha dönmemek üzere ayrıldı.

 

Hasan Cemal, o tarihlerde olan biteni 2005'te yayımlanan "Cumhuriyet'i Çok Sevmiştim" kitabında anlattı. Emine Uşaklıgil de "Benim Cumhuriyet'im"de kendi penceresinden yaşananları aktarıyor.

"Cumhuriyet gazetesinin başkahraman olduğu bir kitabı kaleme almam, aslında yalın bir nedene dayanıyor. Bugünün Türkiye'sinde Cumhuriyet'in önemli bir işlevi olabilirdi. Oysa, ne yazık ki 1991-1992'de yaşananlar yüzünden Cumhuriyet gazetesi böyle bir işlevi üstlenmekten uzak kalmıştır."

Emine Uşaklıgil, "Benim Cumhuriyet'im"i niçin yazdığını bu cümlelerle anlatıyor.

Emine Uşaklıgil Zaman Gazetesi'nin Pazar ekine yeni çıkan kitabıyla ilgili konuşmuş...


Cumhuriyet'te 18 yıl çalıştıktan sonra 1992 yılında ayrıldınız. O günden bugüne neredeyse 20 yıl geçti. Kendi ifadenizle siz Cumhuriyet defterini bir türlü kapatamadınız. O defter aradan geçen onca yıla rağmen neden kapanmadı?

Cumhuriyet, etkin bir gazete. Geçmişte çeşitli dönemlerde önemli işlevler üstlenmiş. Bugünün Türkiye'sinde benim hayal ettiğim Cumhuriyet gazetesinin önemli bir işlevi olabilirdi. Ama 1992-92 yıllarında yaşananlar yüzünden Cumhuriyet böyle bir işlevi üstlenmekten uzak kaldı. Gazeteciliğin temel ilkelerini unuttu. Ben olsaydım, düşlediğim Cumhuriyet iyi gazetecilik yapmayı denerdi.

Artık Cumhuriyet defteri bu kitapla sizin için kapandı mı?

Benim için Cumhuriyet gazetesinin hangi süreçlerden geçerek bugüne geldiğini anlatmak önemliydi. Ve bu kitabı yazdım. Kitap, Cumhuriyet gazetesini anlayabilmek için geçmişe doğru bir yolculuk. Sonuçta, Cumhuriyet gazetesinin, Yunus Nadi'nin, ailesinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin iç içe geçmiş, birçok kahramanı olan bir öykü meydana çıktı.

Bu yolculukta siz başrolde değilsiniz...

Evet. Benimle ilgili dönem, kitabın ancak üçte biridir. Kitabın kahramanı Cumhuriyet gazetesi. Gazetenin kurucusu Yunus Nadi, hangi ortamda hangi etkilerin altında ortaya çıktı? Bunu ortaya koymaya çalıştım. Haliyle Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine gittim. Olabildiğince o günün koşullarını kavrayarak baktım tarihe. Nadir Nadi, Berin Nadi, İlhan Selçuk, Hasan Cemal... Aslında kitabın çok kahramanı var.

Kitabı yazmak için niye bu kadar beklediniz? Hasan Cemal'in kitabı sizi bu konuda tetikledi mi?

Hasan Cemal'in kitabı bir neden değil. Annem Leyla Uşaklıgil'in vefatından sonra kitap fikri doğdu. Böyle bir kitap için hazır değildim ilk başta. Gazetenin tümüyle aileden çıkma süreci yaşandı. Zor günlerdi. Annemle bile görüşmedim. Yakın aile içinde kırılmalar oldu. Ben başka başka işler yaptım. Gün geldi ki artık bu kitabı yazmak gündeme geldi

Kitabı yazdıktan sonra Cumhuriyet'ten görüştüğünüz insanlar oldu mu?

Gazeteden ayrıldıktan sonra uzun süre kimseyle görüşmedim. Sonra yavaş yavaş kitabın yazım aşamasında görüştüğüm insanlar oldu. Hikmet Çetinkaya ve kısa da olsa Şükran Soner'le temasa geçtim.

Size Cumhuriyet ve Hasan Cemal cephesinden bir tepki geldi mi?

Kitap piyasaya çıkalı bir hafta oldu. Hemen okunabilecek hacimde bir kitap da değil. Haliyle bir tepki almadım. Fakat Cumhuriyet gazetesinde yönetimde olmayan birkaç kişi kitabı beğendiklerini söylediler.

İlhan Selçuk'la görüşebilmiş miydiniz?

Kitabı yazmaya karar verdiğimde onun sağlığı iyi değildi. Görüşemedim kendisiyle. Kabul eder miydi bilmem ama sanırım konuşacağımız çok şey olurdu.

1992'de yaşananlar iktidar kavgası mı?

Çok boyutları olan bir mücadele. Evet bir iktidar mücadelesi ama aynı zamanda bir vizyon çatışması. Bir kuşak çatışması...

1970'lerde gazetede işe başladığınızda Cumhuriyet nasıl bir gazeteydi?

Sol ve demokrasi anlayışı kendine özgü, askeri darbeleri hoş gören hatta destekleyen bir ekip iş başındaydı. Herkes İlhan Selçuk'un iktidarına teslim olmuştu. Ayırımcı ve elitist bir yaklaşım hissediliyordu gazetede. Dinamik olmayan bir yaklaşım vardı. Atatürkçülüğe tekelci bir yaklaşım bile demek mümkün.

Sizin ve Hasan Cemal'in katkısıyla gazete bir ivme kazanıyor...

1980'de Hasan Cemal'in Ankara temsilciliğine geldiği tarihten itibaren bir gençleşme yaşandı. Bir ekip kuruldu. Köşeler daha az oldu. Hasan Cemal, Okay Gönensin ve Emine Uşaklıgil üçlüsü daha dinamik bir gazete yaptı. Attığımız adımların çoğu başarılı oldu. Bu arada çeşitli krizler yaşandı. 1992'de İlhan Selçuk ve ekibi gazeteden ayrıldı. Okura boykot çağrısı etkili oldu. Gazete okur kaybetti. Daha sonra ayrılan ekip yeniden döndü. Gelin görün ki ayrılan okur bir daha gelmedi. Ben 8 Nisan 1992'de geri dönmemek üzere gazeteden ayrıldım.

Sizin için yengilgi miydi?

Yenilgi demeyelim de başarılı olamadım. Zafer, İlhan Selçuk'undu. "Küçük olsun benim olsun"cular galip gelmiş, gazeteyi sadece gazete olarak görenler ise mağlup olmuştu. Atatürkçülüğü tekelinde görenler Cumhuriyet'e el koymuştu. Ama bu iç savaşta kimse kazanmadı. Asıl kaybeden Cumhuriyet oldu.

Bu yenilgide Hasan Cemal'in büyük payı olduğunu düşünüyorsunuz. Oysa Hasan Cemal kitabında farklı anlatıyor ...

Hasan'ın ailem ve benim hakkımda düşüncelerini okuduktan sonra şaşırmıştım. Fakat kitapta anlattıklarının bir kısmını ben farklı hatırlıyorum. Hasan, yöneticilikte epey zayıf kaldı. Krizi engellemek için fazla çaba sarf edemedi. Hem yazı yazmayı hem gazetenin iç savaşını yönetmeyi beceremedi.

İlhan Selçuk'la ilk karşılaşmanızda bir şok yaşıyorsunuz. İlhan Selçuk size: "Damarlarında akan Halid Ziya Uşaklıgil'in kanı, neyse ki Yunus Nadi'nin kanıyla dengelenmiş." diyor. Kastettiği nedir İlhan Selçuk'un?

Herhalde Yunus Nadi'yi ilerici, Halid Ziya'yı gerici görüyor. Bir de o dönemde Hanzade Sultan'ın oğlu Ahmed'le evliydim. "Nereden çıktı bu kız başımıza?" diye düşünüyordu herhalde. Ama ilginç bir refleks.


Cumhuriyet'in geldiği noktaya hep üzüldüm

Gazeteleri okumaya Cumhuriyet'le mi başlarsınız?

Bütün gazeteleri okumaya çalışırım. Cumhuriyet'in ayrı bir yeri yok.

Bugünkü çizgisini nasıl buluyorsunuz Cumhuriyet'in?

Cumhuriyet'in bu geldiği noktaya hep üzüldüm. Gazete umarım İlhan Selçuk'tan sonra gençleşir. İlhan Selçuk'lar gazeteden ayrılınca Cumhuriyet'i okumama çağrısı yapmışlardı. Okur da buna katılmıştı. İlhan Selçuk gazeteyi ele geçirdi ama asla okuyucuyu geri kazanamadı. Şu anki gazete okura bir şeyler veremiyor olmalı ki okur gelmiyor.

28 Şubat sürecinde de son Ergenekon sürecinde de Cumhuriyet askere yakın duran bir gazete oldu.

Darbelere baktığımızda desteklemeyen basın yok gibi. 28 Şubat'ta bütün gazeteler kötü sınav verdi yalnız Cumhuriyet değil. Cumhuriyet karşı çıkabilirdi o ayrı mesele. Ona keşke diyeceğim. Ama Hikmet Çetinkaya, İlhan Selçuk hastanede yatarken görüşmüş, bir dizi röportaj yayınlamıştı. Orada İlhan Selçuk, "Artık askeri darbeler dönemi kapandı. Ben bunu yazılarımda da belirtmiştim. Türkiye 'darbe olacak mı, olmayacak mı' tartışmalarını yapmamalı. O dönem kapandı. Türkiye'nin demokrasiyi ve özgürlükleri geliştirmesi gerekir." diyordu.

http://www.zaman.com.tr/ 




İLGİLİ HABER VE YAZILAR
Emine Uşaklıgil, Aşk-ı Memnu'nun yazarı Halid Ziya Uşaklıgil'in ve Cumhuriyet'in ku
2011-03-20
 

Yorum ekle







GOOGLE'DA ARA

Medyajans.com

ESKİ ARŞİV

Reklam

Türkiye'nin En Hızlı ve En Güvenilir e-Ticaret Sitesi Acil Kitap
Sinan Yağmurun Kaleminden Aşkın Gözyaşları Resmi Web Sitesi
Kur'an-ı Kerim,İlahi,Sesli Soru ve Cevaplar İlahi Dinle
LYS-YGS Konu Anlatımı ve Test Soruları LYS-YGS
Yeni Çıkan Romanlar İlk BuradaYeni Romanlar
eurovizyon_banner

E MAİL LİSTESİ

Haberlere abone olun. Yazılar posta kutunuza gelsin:
E Mail Adresinizi kaydedin...