medyajans
HAFIZAMIZI TAZELEYELİM: "HEPİMİZ ZAFER MUTLU KADAR TEMİZİZ" PDF
smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

ahmet_tezcan280AHMET TEZCAN
10 yıl önce Dördüncü Kuvvet medya'da yazdıklarımız ile bugün yazdıklarımız arasındaki "ilinti" konusunda şüpheye düşeceklere, 10 yıl öncesini bilmeyenlere ufak bir hatırlatma yapmakta yarar var. 2001 yılında Etibank'a el konulduktan sonra yazdıklarımız, bugünü aznlamak isteyenler içindir.

İşte o yazı:


İşten atılıncaya kadar yaptıklarına hiç ses çıkarmadığımız Zafer Mutlu'nun hortumcu olduğunu şimdi anladıysak, suç en az Zafer Mutlu kadar bizde demektir. Takke düştü ve hepimizin keli göründü. O halde şapkayı önümüze koyup düşünmek ve itiraf etmek gerek:


HEPİMİZ ZAFER MUTLUKADAR TEMİZİZ!

O, bir sembol aslında. Abdi İpekçi gibi. Ama tersinden. Abdi İpekçi, nasıl gazeteci olunması gerektiğinin sembolü olarak algılanıyorsa, Zafer Mutlu da Etibank Skandalı'ndan sonra, nasıl gazeteci olunmaması gerekiyor'un sembolü haline geldi. Adı "batık banker"e, "hortumcu"ya çıktı. Ama ona medya gücünü kullanarak gazetecilik ilkelerine ve etiğine aykırı eylemleri dolayısıyla bu adı takan bizler, bütün gazeteciler, en az onun kadar temiziz ve onun suç ortağıyız.

Çünkü yıllarca emrinde çalışırken yahut karşı kuruluşlarda iken yaptıklarının hiç birine sesimizi çıkarmadık. Yaz dediği haberleri yazdık, sus dediği yerde sustuk, söylememizi istediği şeyleri söyledik, görmemizi istediğini gördük. Ne zaman ki Etibank battı ve hapse girme korkusuyla bizi kolumuzdan tuttuğu gibi kapı dışarı etti, işte o zaman aydık ve ona "Hortumcu" dedik!
Yok aslında birbirimizden farkımız.
Hepimiz en az Zafer Mutlu kadar temiziz.
.
En az, çünkü O, hiç değilse "Ahlak nizam palavra, Sabah para kazanmak için vardır" diyecek kadar dürüsttü .
Biz bu kadar bile dürüst olamadık!

KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM

Sadece bir örnek bu. En acı, en çarpıcı, tokat gibi, buz gibi hakikat!
Tepeden tırnağa leş kokarken, temizliği başkasından beklemek, boş ve nahoş bir emel. Yapmamız gereken ilk şey, bu gerçeği kabullenmek

"Ama O koskoca bir banka batırdı, yatlar, katlar aldı, aç gezerken TÜSİAD üyesi oldu, bak, şimdi de beldelerin yetki alanlarını değiştirtip kızı için kurduğu vakfa kamu arazisini devrettiriyor, kimse kolundan tutup hapse bile atamıyor. Onun yaptığı yanında benimki nedir? Sadece susmuşum, göz yummuşum, kulak tıkamışım. İkisi nasıl bir olabilir?"

Kimse bu zavallı züğürt tesellisiyle gönül avutmasın. Çünkü, ne denli aptal olduğumuzu da kabullenmemiz gerekecek.

Bunca yıldır çalıştığımız kurumlarda yaşanan ilkelere ve etiğe aykırı her olayda suskunluk ve korkaklığımızla suç ortaklığı belgesini imzaladık. Hiç değilse bu imzaya sahip çıkma cesaretini gösterelim, kendimize karşı.

Sendikanın yok edilişinde, açıktan para alıp bordromuzun düşük gösterilişinde, kaleme aldığımız asparagaslarda, takla attırılmış, özü -yani gerçeği- çıkarılmış posa haber ve yazılarımızda, Andıç'larda, sansürlerde hep başımızı kuma gömerek kurtulduğumuzu sandık. Deve Kuşu'nun bile tiksineceği bu sefaleti görmezden gelerek, sarı basın kartımızla imtiyazlar dilendik, gereksiz yerde ilgisiz kişi ve kurumlara karşı dikeldik, hor görülürken hor görmenin yüzsüz kibrini yaşadık yıllarca.

Şimden geri, gramerlere bile sığmayan bu erzel sefaleti kabullenip, özgürlüğün ancak bedeli ödenirse alınabilecek bir değer olduğunu bilerek, faturasını ne pahasına olursa olsun ödemeye hazır bir şekilde yemin edebilmeden; yapacağımız "hak, emek, namus" bağrışmalarının kuru gürültüden ibaret kalacağı gün gibi aşikardır.

Önümüzde iki yol var:

Ya uluslararası gazetecilik prensiplerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, kimseye boyun eğmeyeceğimiz, sermayesinden, yönetimine, yayınından dağıtımına kadar her şeyini okurlarla birlikte sahiplenebileceğimiz bağımsız, temiz ve dürüst bir medya kurumu oluşturmak için elimizi taşın altına koyacağız...

Yahut başımız kumda, kıçımız havada "Basın Özgürlüğü" adına Nevizade sarhoşluğuyla sahte sloganlar atmaya devam edeceğiz...

Kimse, ama hiç kimse kendinde keramet vehmetmesin!

Hepimiz, Zafer Mutlu kadar temiziz!

.....

Üzgünüm Leyla...

11 Mart 2001 Pazar




İLGİLİ HABER VE YAZILAR
Köşe yazarlığında üslup pespayeliği yeni değildir.
2012-04-24
AHMET TEZCAN Radikal Gazetesi'nde Cengiz Çandar 12 Eylül Darbecilerinin yargılanması
2012-04-07
Taraf Gazetesi muhabir ve yazarı Mehmet Baransu, "Türkiye’nin en büyük gazeteleri be
2012-04-02
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz; Pusula Gazetesi'ne yaptığı açıklamada bölge gazete
2012-03-13
Habertürk TV'de yayınlanan Akşam Raporu programına konuk olan Umur Talu 'şantaj' iddi
2012-03-02
 

Yorum ekle







DKM YAZARLARI

AHMET TEZCAN / TEZCANLIK

 Yazarın toplam 50 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (50)

GOOGLE'DA ARA

Medyajans.com

ESKİ ARŞİV

Reklam

Türkiye'nin En Hızlı ve En Güvenilir e-Ticaret Sitesi Acil Kitap
Sinan Yağmurun Kaleminden Aşkın Gözyaşları Resmi Web Sitesi
Kur'an-ı Kerim,İlahi,Sesli Soru ve Cevaplar İlahi Dinle
LYS-YGS Konu Anlatımı ve Test Soruları LYS-YGS
Yeni Çıkan Romanlar İlk BuradaYeni Romanlar
eurovizyon_banner

E MAİL LİSTESİ

Haberlere abone olun. Yazılar posta kutunuza gelsin:
E Mail Adresinizi kaydedin...