
AHMET TEZCAN
Sabaha yine bir dizi ev araması ve gözaltılarla uyandık.
Çoğu gazetecilerden oluşan, aralarından eski bir MİT mensubunun da bulunduğu bazı kişiler gözaltına alındı. Bütün haber televizyonları bu aramalara ve gözaltılara odaklanmıştı.
Arama yapılacak eve henüz savcı gelmeden muhabirler gelmiş, arama emri çıkartılmış evin sahibi kişinin avukatına açıklama yaptırıyor idiler. Bu arada ekranda aramalar ve gözaltılar hakkında görüşüne başvurulan gazetecilerin biri gidiyor, diğeri geliyor yahut bir kaçı bir arada kör döğüşü tartışıyordu.
Twiter'da, Facebook'ta ve diğer sosyal ağlarda klavyesi olan yazıp duruyordu. Hükümler veriliyor, yargılar öne sürülüyor, hükümler, yaftalar, suçlamalar birbirini kovalıyordu.
Şu satırları yazdığım dakikalarda da anlattığım durum süregidiyor.
Bu durum gazeteciliğimizin, haberciliğimizin, düşün adamlığımızın, daha doğrusu adamlığımızın geldiği noktanın çok açık bir göstergesi. Öylesine hızlı ki gazeteciliğimiz, bırakın Necdet Şen'in Hızlı Gazetecisi'ni, bizim hızımıza yetişebilecek hiç bir gazeteci hatta varlık yok diyebilirim.
Düşünün...
Bir hukuki soruşturma sürerken, savcıların iddianameyi bile hazırlamakta olduğu konularda gazetecilerimiz, habercilerimiz araştırma kitapları yazıp yayınlıyor hatta yetinmeyip çalışmalarını kitap serisi halinde piyasaya sürebiliyorlar.
Peygambere bile Kur'an ancak 23 yılda vahyedilmişken, bizim gazetecilerimiz 24 saatlik zaman dilimi içinde hem köşe yazılarını yazıyor, hem geceli gündüzlü TV programlarına çıkıyorlar, hem konferanslara, basın toplantılarına, ikili görüşmelere, eylemlere katılıyor, hem de dün yaşanmış hadiseyle ilgili bugüne kitaplar yetiştirebiliyorlar.
Bu nedir? Anlayabilene aşkolsun!
Bu sabah Ankara ve İstanbul'da aramalar yapıldı, gözaltılar gerçekleştirildi.
Yarın piyasada bugünkü gözaltılarla ilgili kitaplar görürseniz hiç şaşırmayın!
Rüya da görmediğinize emin olun ki etinizi çimdiklemeyin!
Sadece Türkiye'de yaşadığınızı bilin, rahat edin!
Follow @dkmedya








