HABERİN SOSYOLOJİK BOYUTU: KAMUSAL SÖYLEMİN ÜRETİMİ VE KAMUOYU OLUŞUMU PDF
smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

neclamoraNECLA MORA

Kişilerin eğitim düzeyi, toplumsal, siyasal ve ekonomik olaylara duyarlılık düzeyleri kitle iletişim araçlarını izleme oranları ve diğer enformasyon kaynakları (önceki deneyimleri, ait oldukları cemaat, cemiyet vb. özellikleri) doğrultusunda izleyici tepkisi oluşturdukları varsayılır.

GİRİŞ

Haberin kavram olarak incelenmesi konusunda çalışan sosyal bilimciler, haberi, üretim aşaması, kaynak kullanım aşaması, tüketiciye etkileri aşaması olmak üzere üç aşamalı  olarak ele alırlar.

Walter Lippman, haberin üretim aşaması ile ilgilenmiş ve haberi “bir olayın tarafsız biçimde anlamlandırılması” olarak tanımlamıştır.

Park’a göre ise, “haberler, geçmişte olduğu gibi şimdi de beklenen olaylardan oluşur. Bunlara toplum zaten aşinadır. Onları haber yapan bunların içindeki umut ve korkulardır” demiştir.

Mac Bride Raporu’nun bir bölümünde haber, bireysel, toplumsal, ulusal ve uluslar arası durumları akılcı bir biçimde kavramak ve gerekli kararları alabilmek için zorunlu olan veri, olgu, mesaj, görüş ve yorumların türü olarak tanımlanır. Habercilik ise, tüm bunları oluşturmak için yapılan, toplama, depolama, işleme ve dağıtma işine denir.

Haberi, üretim aşamasında değerlendiren Watson, “haber bir ileti formudur ve toplumla anahtar bağlantılar kurmamamızı sağlar. Bu günün gerçeğini açıklayan söylemi ile olanı aktarmaktan çok gerçeği,  kendi formu içinde yeniden kurarak aktarır” demektedir.

Üretim sürecinde haberin gerçeklik boyutuna Umur Talu, “teorikleşmiş haliyle medya dünyasındaki eşik bekçiliği denilen süzme-eleme-işleme dizisi ham bilgiyi alıp, yoğurup mamul ürün haline getirir ya da öldürür. Habere o haliyle(olan-biten) denebilir mi artık? diye sormaktadır. Talu, kısaca “haber yeniden bir yapımdır, mamuldür, inşa edilendir, siyasi temsildir, montajdır, bir sunuştur.” diye haberin gerçeklik boyutunu özetler. Ona göre haber, ya manipülasyon ya da röprodüksiyondur.

HABER VE DOLAYIMLAMA (MEDYAYA UYGUN HALE GETİRME)

Dolayımlama ile içerik medyaya ve tüketicisine uygun hale getirilir. Medya içeriğini oluşturan türlerden biri olan haber, dolayımlama ile iki kez dönüşüm yaşar. Birinci aşamada dolayımlama, haberin içinde barındırdığı bilginin enformasyona, olayın öyküye, kaynağın aktöre ve  ilginin eğlenceye çevrilmesi ile yapılır.

İkinci aşamada ise, dağıtımı yapacak medya organizasyonunun yapısına, teknoloji kullanımına, yayın kimliği ve yayın politikasına göre gerçekleşir. Böylece yeni bir dil meydana getirilir. Buna medya dili denir.

Haber dili, önce teknik, bir yapıdır. Enformasyonun haber yazım tekniği içine alınıp işlenmesi ile haber kapalı bir yapıttır. Haberi yazan olsa da, kişisel üslup söz konusu değildir. Haberin anonim ve global kabul görmüş üslubu metne hakimdir.

Bir metnin haber olup olmadığı, haber yazım tekniğinden hemen anlaşılır.

Haber kodlaması içinde alınan bu metinlerin dil yapısı, pasif aktarıcı şeklinde kurgulanır.

Roger Fowler’a göre “haber bir tür metinlerarasıdır.” Kaynak-okuyucu arasında kurulan metni bir üçüncü kişinin hazırlaması, haberdeki metinlerarası yapıyı kurar.

Dolayımlama, haberin kavramsal olarak karmaşıklaşmasının ve tanımlama güçlüklerinin alt unsurudur. Dağıtım yapılacak medya organizasyonunun doğasına, teknolojisine uygun hale getirilen haber metni, tüketiciye, tüketim anında yapıyı çözme açısından kolaylık sağlar. Aynı zamanda bir metin olarak anlam katmanlarının artmasına, alımlayana göre okumanın çeşitlenmesine neden olur.

Haberin Kapalı/Açık Yapıt Özellikleri

Medya içeriklerinden bir tür olan haber, yazım tekniğiyle kapalı bir yapıt iken, metin olarak çok katmanlı okumaya/analize tabii tutulduğunda, içerdiği söylemle, açık yapıta dönüşür.

Açık yapıt kavramı Umberto Eco’ya aittir. İlk kez 1958’de sunduğu bildiride bu kavramdan söz eden Eco, 1962’de “Açık Yapıt Sorunu” adlı bildiriyi kuram haline getirdi. Açık yapıt kavramı, her türlü yoruma açık yapıtın oluşumunu anlatır. Tek yönlü klasik kurgu biçimlerini reddeder. Biçim üzerinde daha esnek davranmayı, biçimi bir olanaklar alanı gibi görmeyi amaçlar. Metnin yazarı ile okuyanı işbirliğine çağırır.

Haberi Yazım Tekniği İçine Kapatan Öğeler

Haber girişi ikinci paragrafın kaynak açıklayıcı özelliğinin yanı sıra yazımdaki/biçimdeki anonim üslup aktaranın, anlatanın belirsizliği de Elliot, Murdock ve Schlesinger’in ayrımı ile haberin “dokunmuş bir metne” dönüştürür. “Açık” metin ayrımının yanı sıra Elliot , Murdock ve Schlesinger, haber metni ile ilişkili olarak program formatlarının “gevşek” (loose) ya da “sıkı” (tight) olmasına göre de ayrım yaparlar. Bu ayrıma göre, “sıkı” format, farklı okumalara olanak tanımaz. “Gevşek” format ise farklı  okuma biçimlerine izin verir. Haberin metni hem “kapalı”, hem de format açısından “sıkı”dır.

Haber Söylemi

Söylem, dilin yapısının, işlevlerinin ve kullanılma kalıplarının incelenmesidir. Ferdinand de Saussure’e göre, kullanım halinde dil, bireyselleşmiş ve rastlantısal olduğu için dilbilim açısından bir inceleme nesnesi özelliğini yitirmiş olabilir.

“Bilginin Arkeolojisi”, adlı yapıtında Michel Foucault, “söylemi, kaynağın oldukça uzak varlığına geri göndermek gerekir. Onu var olma direncinin oyunu içinde incelemek gerekir” demektedir. Söylem, dilin farklı şekillerde kullanım biçimleridir. Hartley’e göre, dil kurallarca yönetilen yaratıcılık koşullarında fiil olarak konuşma üretebilmemizi sağlayan genel ve yapısal bir sistemdir. Buna karşılık söylem, üretildiği ve tüketildiği sosyal koşullarla birlikte dilin değerlendirilmesidir.

Haber kullanımında olan dilin, sosyal olarak yapılanan bir ifadesidir. Bir söylem, biçimi olarak haber, toplumlarda var olan diğer kurumlardan ve kültürel söylemlerden ayrı düşünülemez. Haberin raporlanması ya da hikâyelenmesi sırasında kullanılan evrensel kodlama aktarım biçimleri ve klişeler haber metnini oluşturmaktadır.

Bu dil yapısının ve işlevlerinin incelenmesi ile ortaya çıkan haber söylemi; enformasyonun seçimi, işlenmesi ve dolayımlanması aşamalarında kullanılan kodlamalarla oluşturulan aktarım biçiminin, alımlanma süreci dikkate alınarak kurgulanmasıdır. Haber söylemini ilk kez araştıran iletişim bilimcilerden Teun A. Van Dıjk’a göre, süreçler ve yapılar haber söyleminde karşılıklıdır.

Ona göre, üretim süreçleri, kaynak metninin işlevidir. Bu aynı zamanda haber metninin yapısal planına bağlıdır. alımlayıcı açısından bakıldığında; okuma süreci, anlama, inanç oluşumu, okuyucu tarafından haber metnine yüklenmiş yapılara bağlıdır.

Söylem analizi, dilbilimi, edebiyat bilimleri, antropoloji, semiyoloji, sosyoloji, psikoloji v.b. sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinden yararlanarak meydana getirilmiş disiplinler arası bir yöntemdir.

Söylem analizi yönteminde; güç, erişim, etki, anlama, model, bilgi, tutum ve ideoloji en önemli kavramlardır.

Teun A. Van Dıjk, söylem analizini haberlere uygulayarak, Avrupa’da haberlerle üretilen ırkçılık ve etnik önyargı konularını inceler. Van Dıjk, haber söylemlerini ve haber metinlerini, haber metni analizi, metin anlambilimi, yerel ve küresel bütünlük, etkiler, üstyapılar, haber şemaları, üslup ve retorik, sosyal kognisyon ve sosyokültürel bağlamları inceleyerek keşfeder. Van Dıjk, bir metin olarak haberlere uyguladığı söylem analizinin ilkelerini şöyle açıklar:

Metin ve bağlam; metinsel boyutta söylemin çeşitli düzeyleri incelenir. Bağlamsal boyutta ise kognitif süreçler ve temsiller ya da sosyokültürel etmenler gibi bağlamın çeşitli özellikleri arasında ilişki kurulabilmesi sağlanır.

Gramer; metinlerin tanımlama biçimleri genellikle metnin ele alındığı boyutlara ve düzeylere göre farklılık gösterir.

Söz edimi; belirli bir durumdaki bir ifadeden yararlanarak, sözlü ifadelerin yalnızca biçimleri ya da anlamları değil, tam tersine toplumsal eylemde betimlenmektedir. Bu edimlere söz edimi (speech act) denir.

Mikrodan makro yapılara; mikro analizde, sözcük seçimi, cümle yapıları, cümleler arasındaki ilişkilendirmeler ve retorik incelemeleri yapılır. Makro analizde ise, ana başlık, spot başlıklar, haber girişi (flaşı), haberin tematik ve şematik yapısı ile fotoğrafı incelenerek gerçekleşir.

Üslup; konuşmacının çeşitli türdeki söylem biçimleri arasında yaptığı seçimdir. Örneğin, ‘doktor’ yerine ‘hekim’ sözcüğünün kullanılması.

Retorik; Haberde kullanılan retoriksel unsurlar, tekrar etme, karşılaştırma, örnek gösterme, kanıt sunma, tanık kullanma, uzman görüşüne başvurma, metafor kullanımı, ironi yapma, tanımlama, ses uyumundan yararlanma, kafiye ve ritim oluşturma, sürü mantığı yaratma vb. yazılı ve görsel bir haberin ikna gücü ile ilgilidir.

Haber Söyleminde İkna Edici İçerik

1.       Olaylara tam bağlılığı vurgulamak (yakın görgü tanıkları, güvenilir kaynaktan aktarma yapmak)

2.       Olguların yapıları hakkında sağlam bağlar kurmak (öngörüde bulunmak ya da geçmişteki olaylarla ilişkilendirmek, olguları bilinen modellere aktarmak, iyi bilinen senaryolar ve bunlara uygun kavramların kullanılması, olguların iyi bilinen anlatılar içinde düzenlenmesi)

3.       Tutumlarla ilgili ve duygusal boyutu olan enformasyon vermek (doğrudan betimleme ve görgü şahitlerinin ifadeleri; kaynaklar ve aktarımlar).

Haber kaynağı/Haber Aktörü ve Söylem Seçkini/Söylem düşkünü

Haber kaynağı, haber için gerekli olan bilgi, belge vb. ihtiyaçları karşılayan  ve aynı zamanda temsil ettiği ülke, kurum, meslek, aile türü aidiyetleri nedeniyle kendi kapısının tutucusu (eşik bekçisi) dir.  Bu nedenle haber kaynağı haberin tematik çerçevesini çizerek sınırları belirler.  Medya kuruluşu ise şematik çerçeveyi çizer. Dolayısıyla bilgi enformasyona dönüştürülürken iki kez dolayımlanmış olur. Haber aktörü televizyonun ortaya çıkmasına paralel bir gelişme göstermiştir. Televizyonun görsel etkisi ile baş edemeyen yazılı basın, hem ticarileşme hem de görselleşmesi sonucunda habercilik sinemanın kavramlarından yardım almaya başlamıştır. Haber aktörleri, haberin alımlayıcı yönünden kolay tüketilir olmasını sağlayan, haberin pazarlanmasında etken olan haberi görsel olarak pazarlayan, kamusal bellekteki verileri canlandıran bir özellik gösterir. Haber kaynağı ise, haberin tematik çerçevesini çizen ve enformasyon nedeniyle dikkati çekendir.

Haberi söylem olarak ele aldığımızda üretim sürecindeki iki kademeli yapıda; tematik yapının oluşumuna katkıda bulunan haber kaynağı veya haber aktörü söylem seçkinleri ve söylem düşkünleri olarak ikiye ayrılır.

Bu ayrım “iktidar” kavramının haber içerisindeki rolü ile ilgilidir. İktidarın söylem yoluyla toplumsal denetim uygulamasında, söylemin denetimini ve üretimini bizzat kendinin yönetmesi ile mümkün olduğundan bunu haber kaynakları ve haber aktörleri üzerinden gerçekleştirir. Siyasi, askeri, ekonomik seçkinlerle Bourdieu’nun sembolik seçkinler olarak kavramsallaştırdığı yazarlar, çizerler, akademisyenler, sanatçılar haberin söylem seçkinleridir. Diğer kesim sıradan halk ise, söylem düşkünleridir. Söylem düşkünleri suskun, görünmez, tembel, zavallı ve hilekardır. Bu mitler söylem düşkünlerinin ezilmelerini meşrulaştıran bir söylemdir. Kadınlar, çocuklar, mahkumlar, etnik grup üyeleri, ekonomik olarak güçsüz olan herkes bu grubun içindedir. Söylem düşkünleri pasifize edilir, susturulur. Böylece söylem seçkinleri onların adına da konuşur. Söylem düşkünlerinin medyada temsil edilmesi için  mağdur olmaları (öldürülmeleri, dövülmeleri, tecavüze uğramaları) veya bunları gerçekleştiren fail (Suç  seçkinleri ) olmaları  gerekir.

GAZETECİLİK  VE ÜRETİM SÜRECİNDE HABER

Gazetecilik, bilgi ve hizmet üreten bir sektörüdür. Amaç tüketiciyi bilgilendirmek, eğitmek ve eğlendirmektir. Bu yönüyle kamusal bir işlevi vardır. Aynı zamanda gazetecilik bir iş koludur. İş kolu olarak mekana, araç-gerece, çalışanlara ihtiyacı vardır. Bu nedenle gazetecilik faaliyeti yürüten medyanın genel anlamı ile ele alınarak bir bütün olarak bakılması gerekir. Bu bütünün içinde radyo, TV, gazete gibi doğrudan haberle ilgili olan yayın organları olduğu gibi ajanslar ve haber dergileri de bulunur.

Gazete organizasyonu, işlevi gereği aynı zamanda bir medya organizasyonunun temel yapılanmasını gösterir. Medya, mesaj (ileti) yayan araçlar anlamındadır. Medya organizasyonunda, haberin bulunması tanımsal formatına oturtulması ve dağıtım kanallarına alınması  süreci yaşanır. Her mesaj, dağıtılacağı araca,  tüketicide uyandırması gereken etkiye göre şekillendirilir. Tüketicinin doğruluğuna inanması istenilen mesaj haber haline getirilir. Haber haline getirilen mesaj, doğruluk, gerçeklik ve güvenirlik özelliklerine göre kurgulanır. Bir medya organizasyonunun başarılı olabilmesi için haberin kavramsal tanımından taviz vermemesi gerekir.

Medya organizasyonu, insan ve teknoloji açısından nitelikli bir yapıya sahipse iyi üretim yapma şansı yüksektir. Birinin yetersiz olması durumunda diğer tarafta aksar, başarılı olamaz.

Medya organizasyonu, yayın kimliği (kitle gazetesi ya da fikir gazetesi), yayın boyutları (yerel, yaygın) ve sosyal değişimi izlemesi açısından tanımlanabilir.

Medya organizasyonunu ikiye ayırırsak,  bir tarafta işletme kimliği olarak işletmeyi idare eden bölüm, diğer tarafta üretimi yapan bölüm yer alır.

Medya Organizasyonu (İmtiyaz Sahibi ya da Yönetim Kurulu)

1.                   İdari Bölüm: İdare Müdürü (işletme, satış, matbaa, reklam)

2.                   Üretici Bölüm: Genel Yayın Yönetmeni (Editör) Yayın kimliği ve yayın politikasına göre üretimi sağlar. Üretici bölümün başında genel yayın yönetmeni bulunur. Baş editör olarak da adlandırılan genel yayın yönetmeni, yayının, yayın kimliği ve yayın politikasına uygun olarak hazırlanıp sunulmasından sorumludur.

3.                   Medya organizasyonuna yayın periyodu içinde gelen haber, yorum ve görsel malzemenin yayın politikası ve yayın kimliğine göre seçilmesine eşik bekçiliği (gatekeeping) denir. Bu görevi yerine getirenlere de eşik bekçisi (gatekeeper) denir. Bunlar sırası ile haber kaynağı, muhabir, ilgili istihbarat şefi, haber müdürü, yazı işleri sekreteryası, yazı işleri müdürü ve son karar verici olarak genel yayın yönetmenidir. Genel yayın yönetmeni, imtiyaz sahibi ya da yönetim kuruluna karşı sorumludur.

KİTLE İLETİŞİM SÜRECİNDE HABER

İletişim sürecinde kitle iletişim aracından topluma, ülkeye ya da dünyaya yayılan iletişime kitle iletişim denir. Kitle, Gustav Le Bon’a göre, milliyeti, mesleği, cinsiyeti ve diğer özellikleri nedeniyle tamamen rastlantısal olarak bir araya gelmiş yığınlardır. Le Bon’a göre, kitlenin üç özelliği vardır:

1. Belli bir nedenle bir araya geldiklerinde, bireysel duygular, inançlar ve yorumlamalar homojenleşir. Zihniyet tekleşmesi yaşanır.

2. Bu yığınlar, coşkulu ve heyecanlıdır. Akıldan çok duygular ön plandadır.

3. Önyargıları nedeniyle yanlış bilinç hakimdir.

Denis Mc Quail kitleyi iletişim açısından şöyle tanımlar: ortak çıkar etrafında birleşmiş bireylerden oluşmuş bir bütündür. Kitle, örgütlü bir yapıya sahip değildir. Çoğunlukla birbirini tanımaz. Kendilerini bir araya getiren neden sona erdiğinde dağılırlar. Kitle iletişim kavramı açısından kitle, birbirinden yalıtılmış, birbirleri ile duygu, düşünce alışverişi olmayan bütünün bir parçasıdır. Kitle iletişimi, profesyonel iletişimciler tarafından hazırlanıp sunulur. İletiler, mekanik araçlar tarafından hızlı ve sürekli dağıtılır veya yayımlanır. İletiler çok sayıda alımlayıcıya ulaşır. Kitle içinde bireyler iletileri kendi deneyimlerine göre yorumlar. Sonuçta bireyler farklı ölçülerde etkilenirler.

Umberto Eco, kitle iletişim araçlarına yeni yöntemlerle yaklaşılması gerektiğini, alımlayıcılara iletileri eleştirel okumalarını öğretmek gerektiğini belirtir. İktidarca denetlenen merkezi göndericinin gönderdiği iletilerin sanıldığı gibi masum olmadığını söyler.

Alvin Toffler, iletişim çağı ile birlikte ortaya çıkan enformasyon bombardımanı nedeni ile insanların giderek gerçekleri algılamakta zorlandıklarını söylemektir. Toffler’e göre bunun en temel nedenlerinden biri “maskeli kaynak taktiği”dir. Olaylarla ilgili neden-sonuç ilişkisi kurulmadığı için algılamakta zorluk çekilir. Kitle iletişiminde ileti, hedef kitlenin özelliklerine (tüketici profiline) göre hazırlanır. Burada profesyonel ileti tasarımcılarından  yararlanılır. Örneğin başlıklar, fotoğraf, haber içerikleri hedef kitlenin profiline uygun olarak hazırlanır. Kitle iletişim süreçlerindeki amaca göre, temel dört çeşit iletişim tipi vardır. Bunlar: 1. Bilgi verici iletişim. Amaç hedef kitlenin ilgisini iletiye çekebilmektir. Onaylatmaya ve etki yaratmaya yöneliktir. Bu iletişim tipinde alımlayıcı bu iletiyi alımlamaya direnç gösterebilir. 2. Öğretici iletişim. Direnç vardır. Dolaylı verilebilir. 3. Eğlendirici iletişim. Direnç yoktur. Gönüllü kabul edilir. 4. İkna etmeye yönelik İletişim. Bu İletişim tipi eğlenceyle dolayımlandığında  dirençsiz kabul edilir.  Kitle iletişim süreci tek yönlü olarak kabul edilir. Amaç iletişim süreci sonucunda hedef kitlede istenen etkiyi oluşturmaktır.

Gündem Oluşturma

Gündem oluşturma, medyanın haberleri sunumu ile tüketiciyi/hedef kitleyi etkileyerek yönlendirme (maniple etme) yöntemlerinden biridir. Bu yolla halkın düşünceleri bir yönde toplanır, çözüm gerektiren konular üzerinde kamuoyu yaratılır. Amerikalı araştırmacılar Shoemaker ve Reese, “Mediating The Message Theories Of Influences on  Mass media Content” (1991),  adlı çalışmalarında, medyanın gündemini etkileyen beş temel kategori olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bunlar: 1. Medya çalışanlarından kaynaklanan etkiler. 2. Medya tekdüzeliğinden kaynaklanan etkiler. 3. içerik üzerindeki örgütsel etkiler. 4. İçeriğe, medya örgütlerinin dışından gelen etkiler. 5. İdeolojinin yarattığı etkiler.

Medya, gündem yaratma rolü ile halkın dikkatini belli konulara çekebilir ve onları yanıltıp yönlendirebilir. Örneğin, seçim dönemlerinde siyasi partilerin medyada yer alıp almadığı, nasıl yer aldığı, ne kadar yer aldığı ve nasıl temsil edildiği, seçmen davranışını etkileyen çok önemli bir faktördür. “Suskunluk Sarmalı” kuramını ortaya atan Elisabeth Noelle Neumann ‘a göre, insanlar medya gündemini takip ederek çoğunluğun ne düşündüğünü anlamaya çalışırlar. Toplumun dışında kalmamak için kendileri farklı düşünseler bile, medya gündeminde sıklıkla yer alan bir konu ya da kimse olduğunda kendi düşüncelerini gizleyerek medyanın öne sürdüğünü ifade ederler.

Medya, gündem oluşturma rolü ile tüketici/hedef kitleye onaylama rolünü verir. Medya gündemi ile kanıyı kamuya sunar ve kamuoyu oluşturur (İdeal olan medyanın bilgiyi sunarak özgür bir tartışma ortamında ortak bir kanaat oluşmasına katkıda bulunmasıdır).

Gündem Koyma ve Saptama Yaklaşımı

Kitle iletişim araçlarının izleyenler üzerinde güçlü etkilere sahip olduğu görüşü gündem koyma ve saptama yaklaşımı ile tekrar kabul edilmiş ve kitle iletişim araçlarının sınırlı etkilere sahip olduğu inancını ortadan kaldırmıştır. Yine de kitle iletişim araçlarının güçlü etkilere sahip olduğu görüşü bazı değişkenlere bağlıdır. Örneğin izleyicinin sosyo-demografik (yaş, cinsiyet, eğitim, gelir düzeyi vb.) ve psiko-grafik (inanç, ideoloji vb.) özellikleri, ne kadar süre kitle iletişim aracının etkisine maruz kaldığı, bu araçların aktardığı mesajlara duyduğu ilgi, istek kitle iletim araçlarının ne kadar etkili olduğu konusunda belirleyici olmaktadır. Gündem koyma ve saptama yaklaşımı, kitle iletişim araçlarının , medyada yer alacak konuları seçerken ve bunları yayımlarken özellikle bu konuların kamunun gündemini belirlemesi ve bu konuların kamuda tartışılarak, kamuoyu oluşmasını etkilediği görüşüdür. Bu sava göre, kitle iletişim araçlarında en çok ilgiyi gören konu, kamu tarafından en önemli konu olarak algılanacağından, kamuda oluşan algılamalar farklı olacaktır.

İletişim araçlarının içeriğinin, insanların ne düşüneceğine değil, ne hakkında düşüneceğine etkisi olduğu düşünülür. Böylece iletişim aracı içeriği ile kamu bilinci arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılır. Kitle iletişim aracında önemle belirtilen konular, kitle iletişim aracı gündemi (media agenda), ile bu konuların kamu bilincinde kazandığı önem kamu gündemi (public Agenda) arasındaki bağ  incelenir.

Kitle iletişim araçları kamu gündemini oluşturmakta mıdır?

Kişilerin eğitim düzeyi, toplumsal, siyasal ve ekonomik olaylara duyarlılık düzeyleri kitle iletişim araçlarını izleme oranları ve diğer enformasyon kaynakları (önceki deneyimleri, ait oldukları cemaat, cemiyet vb. özellikleri) doğrultusunda izleyici tepkisi oluşturdukları varsayılır. Dolayısıyla kitle    iletişim araçlarının gündem koyma ve saptama yaklaşımı, suskunluk sarmalı yaklaşımı ile ve ayrıca kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı ile de ilişkilendirilir.

GÜNDEM KOYMA- SUSKUNLUK SARMALI- KULLANIMLAR VE DOYUMLAR YAKLAŞIMLARI

Kurt Ve Gladys E. Lang tarafından ortaya atılan gündem koyma ve saptama yaklaşımı, Mc Combs ve Shaw tarafından “Kitle iletişim araçları siyasal kampanyalarla gündem oluşturur ve böylelikle siyasal konularda insanların hangi konulara önem vereceğine ilişkin tutumlarına etkide bulunurlar” şeklinde varsayım oluşturulmuştur. Buna göre, 1968 yılında yapılan başkanlık seçim kampanyası süresince kitle iletişim araçları içeriğini incelemişler ve sonuçta kitle iletişim araçlarının bu gündem koyma ve saptama işlevini doğrulayacak, kitle iletişim araçlarının seçmenler ile siyasal arena arasında iletici görevi olduğunu kanıtlayan veriler elde etmişlerdir. Dolayısıyla kitle iletişim aracının gündemine aldığı ve önemli gördüğünü, seçmenlerde önemli olarak algılamıştır.

Gündem kurma, kolektif ve dairesel bir süreçtir. Kitle iletişim aracını izleme, siyasal elit, siyasal ilgi ve geri besleme, tepkilerle birbirini etkiler. Bu bağlamda kitle iletişim araçlarının rolü önemlidir. Kitle iletişim araçları öncelikle bazı olay, eylem, kişi veya grupları diğerlerine göre ön plana çıkarır. İnsanların ne hakkında konuşacakları, düşünecekleri kitle iletişim araçları tarafından etkilenmiş ve bir anlamda belirlenmiş olur.

Suskunluk Sarmalı Yaklaşımı

Suskunluk Sarmalı  kuramı, gündem koyma ve saptama modelinin olumsuz yansımasıdır. E. Neulle Neumann, gündem koyma ve saptamada işaret edilen psikolojik etkiyi kuramsallaştırmıştır. Bu kitle iletişim araçlarında yer almayan olay, olgu ve fikirlerin kamunun gündeminde yer almayacağıdır.

Suskunluk Sarmalı kuramı iki kavramdan söz eder:

1.                   İnsanlar her ne kadar farklı düşüncelere sahip olsalar da, toplumun çoğunluğunun düşüncesine inanıyorlar. Bunun nedeni toplumun dışına itilme korkusudur.

2.                   Toplumun çoğunluğunun nasıl düşündüğünü medyadan takip ederler. Medyada sık yer alarak içeriğin saptandığı konular, bireylere toplumun çoğunluğunun öyle düşündüğü izlenimini verir.

Kullanımlar Ve Doyumlar Yaklaşımı

Yapılan araştırmalarda, medya izleyicisinin sosyo-demografik özellikleri saptanır. İkinci aşamada medyadan beklediği veya ne almak istediği saptanır. Kimlik bulma, prestij, güven, sanatsal faaliyetler, zevk alma dürtüsü medyadan beklentiler arasındadır. Denis Mc Quail, kitle iletişim araçları ile ilgili çeşitli araştırmalar yapıldığını belirtir. 1959 yılında yayımlanan çalışmasında Elihu  Katz, kitle iletişim araçlarının insanlara ne yaptığı değil, insanların kitle iletişim araçları ile ne yaptığının önemini vurgular. Burada aktif izleyici söz konusudur. Dolayısıyla kitle iletişim araçlarının etkisi, izleyicinin duyduğu ilgi, istek ve ayıracağı  zamanla da ilgilidir.

GÜNDEM- KAMU- KAMUOYU

Gündem koyma kuramına göre medya, kamunun tartışacağı konuları belirler. Dolayısıyla gündem koyma ve saptama kuramında, gazetelerin sayfalarına girecek haberleri seçme görevini üstlenen eşik bekçileri (gatekeeper)  bazı şeyleri geçirip, bazılarını engelleyen kişidir. Bu kişilerin belirlediği gündem kamuya ne hakkında düşünmesi gerektiğini söyler.

Chomsky ve Herman, kurdukları propaganda modelinde, kitle iletişim araçlarının nasıl işlediğine bakarak bazı sonuçlar çıkarmışlardır. Onlara göre medya, ekonomik seçkinlere, devlete ve gücü/ iktidarı elinde bulunduran diğer seçkinlere , özel çıkarları için destek sağlama görevi yapmaktadır.

Chomsky ve Herman’a göre, medyanın yaptığı seçimlere, neyi, nasıl, nerede, ne kadar verdiğine bakarak medya çözümlenebilir. Bunu bir  model üzerinde özetlersek:

 

GÜNDEM

(Manipülasyon, misenformasyon, dezenformasyon)

EŞİK BEKÇİLERİ

(sembolik seçkinler)

KAMU

SEÇKİNLER (siyasi, ekonomik,haber

kaynağı ve güç/iktidar sahibi, reklam/ ilan   veren)

)

KAMUOYU OLUŞUMU

(seçkinlerin çıkarı doğrultusunda)

Eşik bekçileri, medya kurumunun ve seçkinlerin çıkarı doğrultusunda gündemi oluşturur. Böylece kamunun ne hakkında düşünmesi ve ne konuda kamuoyu oluşması konusunda karar verir. Bu konuda mezenformasyon (misinformation), dezenformasyon (disinformation)  ve manipülasyon (manipulation) tekniklerinden yararlanırlar. Ayrıca korku, şiddet ve değerler üzerinden toplumu harekete geçirecek mesajlar üretirler. Böylece toplumu  korkutarak, pasifize etmeye ya da şiddete yönlendirmeye çalışırlar.  Dolayısıyla duyguların ağırlık kazandığı ve aklın geri plana itildiği bir takım toplumsal etkileri ortaya çıkarırlar. Demokratik yönetimlerde ”rıza imalatı” olarak adlandırılan kamuoyu oluşturma faaliyeti için propagandanın önemi büyüktür. Walter Lippmann, “Kamuoyu” (Public Opinion) adlı çalışmasında “ortak çıkarların çoğunlukla kamunun gözünden kaçtığını ve ortak çıkarları dikkate alan yönetimin yalnızca kişisel çıkarları yerellik sınırlarını aşan uzman bir sınıf tarafından yürütülebileceğini savunur.

Dolayısıyla günümüz medyasında, gücü/iktidarı elinde bulunduranlar, kamusal söylemin ilkelerini belirleyerek, halkın neyi seyredip, neyi seyredemeyeceğine karar verebiliyor ve düzenli propaganda faaliyetleriyle kamuyu istediği gibi yönlendirebiliyor ve kamuoyunu oluşturuyor denebilir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Chomsky, N., Herman, E. (1999), medya Halka Nasıl Evet Dedirtir, Çev. B. Akyoldaş vd., Minerva yayınları.

Devran, Y. (2010), Haber Söylem İdeoloji, Başlık Yayınları.

İnal, A. (1995) "Yazılı Basın Haberlerinde Yapısal Yanlılık Sorunu", Toplum ve Bilim, Sayı: 67.

Keane, J. (1992) Medya ve Demokrasi, Çev. H. Şahin, Ayrıntı Yayınları.

Le Bon, G. (2000), Kitleler Psikolojisi, Yay. Haz. Yunus Ender, Hayat Yayınları.

Rigel, N. (2000), Haber, Der Yayınları.

Shoemaker P. ve Stephen D. Reese (1997) "İdeolojinin Medya içeriği Üzerine Etkisi"

Der. Süleyman İrvan, Medya Kültür Siyaset, Ark Yayınları.

-------------------------------------------------------------------------

Doç. Dr., İstanbul Aydın Üniversitesi,
İletişim Fakültesi,
Gazetecilik Bölüm Başkanı

neclamora@aydin.edu.tr





 
Zapkolik

GOOGLE'DA ARA

KISA DEVRE

Uyuşturucu madde kullanan dizi oyuncuları oynadıkları dizileri izleseler madde kullanmalarına gerek kalmaz!

Erdinç Utku  Arşiv...

ESKİ ARŞİV

eurovizyon_banner

E MAİL LİSTESİ

Haberlere abone olun. Yazılar posta kutunuza gelsin:
E Mail Adresinizi kaydedin...