DİLEK YARAŞ
Mavi Marmara gemisinde can verenlerin Diyarbakır, Siirt, İskenderun, Adana, Kayseri, İzmir ve İstanbul’daki aileleri, uzak ve yakın çevreleriyle (ve de sağ kurtulan aktivistlerle) görüşerek uzun söyleşiler yaptım. Cevabını aradığım, iç yüzünü anlamaya çalıştığım sorulardan biri de şehitlik ve buna bağlı olarak cihad meselesiydi.
Fethullah Gülen’in ‘’şöhretli’’ gazetecilerle yaptığı kahvaltı sohbeti vesilesiyle yeniden alevlenen ‘’onlar o gemiye ölmek için binmişlerdi’’ iddiaları üzerine bu yazıyı yazarak şahitlik yapmak boynumun borcu oldu.
Boynumun borcu diyorum çünkü -bildiğim kadarıyla- olaydan sonra konunun bu kadar peşine düşen ve kapsamlı bir saha çalışması yapan benden başka gazeteci yok. Aylardır da Mavi Marmara’dan başka hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. Gecemi gündüzüme katarak, elde ettiğim bilgileri, izlenimlerimi ve tanıklıklarımı kapsamlı bir kitap haline getirme çabası içindeyim.
İsrail’in karasularına 73 mil mesafede, yani uluslararası sularda, hunharca katledilen o yiğit insanların aileleriyle olaydan tam iki ay sonra, yani acılar demlenip iyice koyulaştığında görüştüm.
Hiç istisnasız hepsi, hakikati aramak uğruna sorduğum -bir Mossad ajanının dahi cesaret edemeyeceği- sorularıma cayır cayır yanan, sızım sızım kanayan yüreklerinin olanca açlıklığıyla cevap verdiler. Onların bu açık yüreklilikleri sayesinde, Ali Haydar Bengi’yi, İbrahim Bilgen’i, Fahri Yaldız’ı, Cengiz Akyüz’ü, Çetin Topçuoğlu’nu, Cengiz Songür’ü, Cevdet Kılıçlar’ı, Necdet Yıldırım’ı ve Furkan Doğan’ı tüm yönleriyle tanıma şansına eriştim.
Ve şimdi ben:
Edindiğim bütün bilgi ve izlenimler ışığında tüm kutsal değerlerim adına
yemin ederek şahitlik ederim ki o insanlar oraya ölmeye gitmediler.
Bir yola ölümü göze alarak çıkmakla, ölmeye gitmek arasında çok büyük fark vardır. Biri yiğitlik ve cesaret, diğeri ise intihar eylemidir.
Gazze yoluna çıkan ‘’Müslümanlar’’, iman ettikleri Kur’an’ın Nisa Suresi’nin 75.ayetinden aldıkları güç ve sorumluluk duygusuyla hareket etmişlerdi: ‘’Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: ‘Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zâlim olan memleketten çıkar, tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder’ diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz? ‘’.
Bir öcüymüş gibi saldırılan, cahil ve fesat bazı gazetecilerin -katillere hak ve onay verircesine; arkasında boynu bükük yetimler ve gözü yaşlı eşler, analar, babalar bırakan Mavi Marmara ‘’şehitlerini’’ suçlu ilan edercesine- yorumlar yaptığı ‘’cihad’’ kavramının anlamı buydu onlar için. Amaçları; savaş görüntüsü verilmeye çalışılan emperyalist devlet terörüne ‘’DUR’’ diyerek zulüm altında inleyen, çocuklarını bebeklerini kaybeden insanlara bu dünyada yalnız olmadıklarını, terk edilmediklerini göstermekti.
Geride bıraktıkları kederli yakınları ise onların şehit oldukları umuduyla teselli oluyorlar ve şehitlik ifadeleriyle süslenen konuşmalarının sonunu ‘’Allah şehadetini kabul etsin!’’ cümlesiyle taçlandırıyolar.
Sonuç olarak: Mavi Marmara ‘’şehitlerine’’ ve onların acılı ailelerine büyük bir iftira atılıyor. Vicdanı olan ve gerçeği görebilen her insanın isyan edeceği bir iftira.
dilekyaras@gmail.com
Follow @dkmedya









Yorumlar
Kaldıki fethullah Gülen in delil getirmeye çalıştığı Muhammedi öğretinin neresinde zalimin zulmünü otorite saymak vardır ?Nebinin sünnetinin neresinde vardır? Hakkı hakikati konuşmak gerekli Yanlış yaptığına inanılmayan her söylediği doğrudur denilen totem haline getirilmiş birinin yanlışlarını söylemek bu ülkede bayabi zordur hele hele yanlışlarını kabul ettirmek. Uğruna ölündüğünde başkalarının yadırgamalarına izin vermiyeceğimiz kutsallarımız vardır hepimizin. İster fethullah olsun ister Kıbrisi Kim olursa olsun önce kendilerindeki şaibeleri kaldırsınlar.
Ashab-ı Kiram'dan Amr Bin Cemûh (r.a), Uhud'a, "Allâh'ım! Bana şehidlik nasîb et! Beni mahrum ve me'yûs olarak ev halkımın yanına döndürme!" diye dua ederek gitmemiş miydi? Efendimiz (s.a.v), Uhud'da katledilen bu zâtı "cennette gördüğüne" yemin etmemiş miydi?
Şehadeti hangi Müslüman istemez ki?
Ferhat Boratav: Evet, en azından WSJ röportajında yaptığı ve Türkiye’de de çok yankı uyandıran ‘’bu işin yanlış olduğu’’ açıklamasının, bir değerlendirme hatası olmadığı ve hala aynı düşünceyi muhafaza ettiği ortaya çıktı. Orada söylediklerinin bir dül sürçmesi değil, bilerek düşünülerek söylenmiş bir söz olduğu bellidir.
Cüneyt Özdemir: Evet.
Bejan Matur: Şehadetle ilgili olarak; siz kurup ‘’ben şehit olmaya gidiyorum’’ diyemezsiniz, dedi ve oradaki kurguda bir yanlışlık olduğunu ve buna eleştirel baktığını ifade ettiler.
Cüneyt Özdemir'in konuşmaları karıştırdığı iddiasına gelince:
Yalnızca Cüneyt Özdemir değil programdaki diğer gazeteciler de üzerine basa basa Gülen’in Mavi Marmara olayında İHH’yı kusurlu bulduğunu söylediler.
Kelimesi kelimesine şu cümlelerle:
Cüneyt Özdemir aklında kalanları Pensilvanya dan gelirken arabada not ediyor ve bir sürü şeyi karıştırıyor.Erkam Tufan Aytav C.Özdemir i teksiz eden yazısını okursanız Hocaefendinin sözlerini yanlış aktardığını gayet iyi anlarsınız.Hocaefendi o sözleri teröristler için söylemişken Cüneyt Özdemir mevzuyu Mavi Marmaraya bağlamıştır.inşaAllah mesajımı okur ve cevap yazarsınız.ve Hakan Albayrak ın özür yazısını da okursunuz
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için